Jeo-Strateji

3 Mart 2022

Yazdır

Putin kazara Almanya’da bir devrim başlattı

Ukrayna’yı işgal etme girişiminde bulunan Rusya, Ukraynalıların direnişinden çok Batı’nın muazzam tepkisinden, en çok da Almanya’nın attığı sert adımlardan şaşkınlık duyuyor olmalı. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri dünyanın neresinde olursa olsun askeri çatışmalara bulaşmamayı tercih eden ve dış politikasında çok ihtiyatlı davranan Berlin, en önemli ticari partnerlerinden biri olan Moskova’ya yaptırım üstüne yaptırım uyguladığı gibi, hızla silahlanacağını ve Ukraynalılara da silah sağlayacağını duyurdu. Üstelik Almanya bu adımları sağ veya muhafazakâr partilerin iktidarda olduğu bir dönemde değil, sosyal demokrat, yeşiller ve liberallerin kurduğu koalisyon hükümeti döneminde atıyor. Peki, Berlin’de ne değişti? John Hopkins Üniversitesi’ne bağlı Amerikan Çağdaş Almanya Çalışmaları Enstitüsü’nün Başkanı Jeff Rathke, Foreign Policy için kaleme aldığı makalede bu soruya yanıt arıyor.

Yazıdan bazı bölümler aktarıyoruz:

“Almanya siyaseti genellik sürekli ihtiyatlı, hassas biçimde dengeli ve değişen koşullara uyumda yavaş olarak tanımlanır. Yine de şaşırtmayı başarıyor. Başbakan Olaf Scholz ve hükümeti geçen hafa Almanya’nın dış politikasında bir devrim gerçekleştirdi: Berlin’e ilişkin modası geçmiş varsayımları birkaç gün içinde bir kenara attı. Kaynakları ve ülkenin silahlı kuvvetlerini modernize ederken Rusya ile karşı karşıya gelme olasılığını önemli ölçüde artıracak bir yol belirledi.

Devrim, tarihi Pazar oturumunda duyuruldu

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte, her gün Almanya’nın siyasi geleneklerinden yeni bir kopuş yaşandı. Alman Parlamentosu’nun 27 Şubat’taki olağanüstü toplantısında (ki bir Pazar günü düzenlenen ilk toplantıydı) Scholz, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını, “Almanya’nın Avrupa’da siyasi ve güvenlik düzeninin korunması için ülke olarak çaba göstermesini gerektiren bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Scholz, Alman ordusu için bu yıl bir defaya mahsus olmak üzere 100 milyar euroluk (113 milyar dolar) fon istedi ve bundan böyle Almanya’nın gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde ikisini savunmaya harcama sözü verdi. Almanya’nın NATO’ya katkılarından bazılarını sıraladı ve Litvanya’da caydırıcı bir güç bulundurmak ve Almanya’nın hava savunma sisteminin Doğu Avrupa’daki NATO üyesi ülkelerin kullanıma açma sözü verdi. Almanya’nın NATO’daki nükleer rolünün altını çizdi ve hükümetin daha önce planlanan F/A Süper Hornet savaş uçaklarının yerine F-35 savaş uçaklarından satın alabileceği söyledi. Almanya Başbakanı, Berlin’in NATO içindeki sorumluluklarını vurguladı ve genel Alman savunma politikasının dışına çıkarak alınacak önlemlerin, “Almanya’nın ulusal güvenliğini sağlamaya” yönelik olduğunu vurguladı. On yıllardır süren Alman tabuları ve hassasiyetleri, ana akım partilerin alkışları ve Berlin’in merkezindeki yarım milyonu aşkın göstericinin Ukrayna yanlısı tezahüratları arasında yerle bir oldu.

Pazar’ın gelişi Cumartesi’den belliydi

Bunlar sadece Pazar günü olanlardı: Bir gün önce hükümet, Rus bankalarını SWIFT finansal mesaj sisteminin dışında bırakılmasına karşı çıkan son NATO üyesi olma konumunu terk etti. Savunma Bakanlığı ise aynı gün, Almanya’nın uzun süredir devam eden kriz bölgelerine silah sağlamaya karşı çıkan siyasetini terk etti ve Ukrayna’ya bin tanksavar sistemi ile 500 Stinger uçaksavar silahı sağlayabileceğini bildirdi. Berlin ayrıca üçüncü ülkelerin Alman menşeli askeri teçhizatı Ukrayna’ya vermesine engel olmayacağını açıkladı.

Yedi gün içinde Almanya en büyük Rus enerji projesini (Kuzey Akımı-2) rafa kaldırdı, Almanya’da önemli ölçüde sıkıntıya neden olabilecek yaptırımlar getirdi; en gelişmiş savaş uçakları, Orta ve Doğu Avrupa’da giderek artan varlığı ile Almanya’yı Avrupa’nın savunmaya en çok para harcayan ülke haline getirecek adımlar attı. Almanya’nın bu adımlarını Amerika’nın da fark edip etmediği merak konusu… Alman siyasetçiler bu kadar uzun süre statüko politikalarını savunurken nasıl bu kadar çabuk değişim yaşandı?

En önemli neden Putin

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki zalim küstahlığı en önemli neden. Scholz ve hükümeti savaşı önlemek için tüm diplomatik çabayı gösterdi. Buna Scholz’un 15 Şubat’ta Minsk Sürecini kurtarmaya çalıştığı Moskova ziyareti dahil. Putin, sadece kendisinin algıladığı düşmanlıklar ve Scholz’un sonradan “komik” diye nitelediği tahrif edilmiş tarihi anlayışını geliştirdi. Ayrılıkçı Donetsk ve Luhansk bölgelerini tanıyarak Minsk Süreci fiili olarak ortadan kaldırıldı. Scholz ve Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, kişisel deneyimlerinden Rusya’nın diplomatik yolları kapadığını biliyorlardı.

Kararlar, koalisyonun değerlerine aykırı değil

Almanya’nın yeni siyaset çizgileri bu devrime yol açtı. Scholz’un Sosyal Demokrat Partisi (SPD) değerlere dayalı Yeşiller ve liberal Özgür Demokratlar ile birlikte iktidarda ve koalisyonun her iki üyesi de Moskova’ya karşı daha sert tavır sergilenmesi gerektiğini savunuyor. 2045’te karbon nötr hedefini benimseyen hükümetin enerji dönüşümü azmi, şimdi ulusal güvenlik boyutuna sahip. Bu durum kısa vadede yeterli doğalgaz tedarikini karmaşık hale getirebilirler, ancak Alman ekonomi ve İklim Bakanı olan Yeşiller’den Robert Habeck, Rusya krizinin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak için yeni bir gerekçe olduğunu düşünüyor. Scholz, Almanya’nın bireysel tedarikçilere olan bağımlılığını aşmak için ulusal bir çabanın parçası olarak iki sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminalini “mümkün olan en kısa sürede” inşa edileceğini söyledi.

Pragmatist Scholz, kendi partisinde, SPD’nin Rusya’ya karşı, karşılıklı ekonomik bağımlılığa ve silah kontrolünün mirasına dayanan modası geçmiş yaklaşımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Putin’in işgali, Scholz’a partinin üzerindeki tozu almak için aradığı fırsatı verdi ve o da hiç zaman kaybetmedi. SPD’nin “diyalog” kanadı, Rus saldırganlığı ile iddialarının yerle bir olduğunu gördü. Rusya yanlısı pozisyonların en görünür savunucusu olan SPD’li eski başbakan Gerhard Schröder, Nord Stream AG, Rosneft ve kısa süre önce Gazprom gibi Rus enerji şirketlerinin yönetim kurullarındaki pozisyonları nedeniyle tüm partilerin liderlerinin eleştiri oklarının hedefi oldu.

ABD’nin katkısı

Son olarak, övgünün bir kısmı da Biden yönetimine gitmeli. ABD Kongresi ve dış politika topluluğunun baskısına rağmen, ABD Başkanı Joe Biden, Almanya’nın yaklaşımını savunarak Rusya politikası konusunda dikkatli bir ortaklık kurdu. Biden, Almanya’nın Rusya politikasındaki bir değişikliğin Washington tarafından dayatılmadan Berlin’den gelmesi gerektiğini fark etmişti. Biden, Kuzey Akım-2’ye yönelik tek taraflı ABD yaptırımları çağrılarına kulak assaydı, Alman hükümetinin tepkisine yol açacaktı, bu da Scholz’un Rusya’ya karşı sert bir duruş sergilemesini imkânsız hale getirecekti.

Merkel zamanında da şaşırtmışlardı

Değişim Alman politikasına önce yavaş yavaş, sonra aniden geldi. Merkel’in 2011’de Fukuşima felaketinden sonra nükleer enerjiden aşamalı olarak çıkışını hızlandırmasında, 2015’te aldığı kararlarla Suriye ve başka yerlerden Almanya’ya 1 milyondan fazla mülteci gelmesinde ve Almanya’nın AB’nin borcunun ihracını ilk kez desteklediği COVID-19 AB ekonomik destek paketinin çıkmasında böyle oldu.

Scholz hükümetinin önündeki yol kolay olmayacak. Almanya’nın Rusya ile olan ekonomik bağlamda iç içeliği, bağımlılığı azaltma açısından maliyetli olacak. Enflasyon riski ve enerji kıtlığının Alman endüstrisi üzerindeki etkisi, (aşırı sağ Almanya İçin Alternatif Partisi dahil olmak üzere) muhalefetin yararlanmaya çalışacağı siyasi bir sorumluluk haline gelebilir. Scholz’un planladığı orduyu kurmak önemli ölçüde zaman alacak. Savunma Bakanlığı son yıllarda büyüyen bütçeleri kullanmakta zorlanmıştı. Alman siyasetindeki Rus etkisinin kökünün kazınmasına itiraz edilecek. Ama Scholz, Alman politikasının NATO ayağını güçlendirdi. Ayrıca Berlin’i, Avrupa’nın daha güçlü bir lideri ve önümüzdeki on yıllar boyunca Rus zorbalığına karşı bir kalkan olarak konumlandırdı.”

Bu yazı ilk kez 3 Mart 2022’de yayımlanmıştır.

 

Jeff Rathke’nin Foreign Policy’de yayınlanan “Putin kazara Almanya’da bir devrim başlattı” yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://foreignpolicy.com/2022/02/27/putin-war-ukraine-germany-scholz-revolution/

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

En Güncel Makaleler

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend