- Fikir Turu - https://fikirturu.com -

Bilgisayar oyunları: Zararlı mı yoksa öğrenmenin yeni yolu mu?

İkincisi hatta üçüncü dalgası süren pandemide başvurulan kısıtlamalar nedeniyle pek çok aile evlere kapandı. Okulların kapalı olması çocukları ekranlardan uzak tutmak isteyen anne ve babaları zorluyor. Çocukların hepten ekran, sosyal medya veya video oyunu bağımlısı asosyal tipler haline geleceğini ve onlarda psikolojik rahatsızların gelişeceğinden endişe eden ebeveynler bunda haklı mı? New York Üniversitesi’nde Eğitim İletişimi ve Teknoloji konularında dersler veren Profesör Jan L. Plass Oyunlarla Öğrenme Enstitüsü’nün direktörü, ayrıca İleri Teknolojinin Eğitimde Kullanımının Araştırılması ve Geliştirilmesi Konsorsiyumu CREATE’in de kurucusu. Plass, ebeveynlere süre kısıtlamasına gitmek yerine içerik kontrolü önerisinde bulunurken dijital içeriklerin ergenler için bazı faydaları olduğunu da öne sürüyor [1]:

“Video oyunlarını saplantı haline getirmiş iki gencin babasıyım. Aynı zamanda oyuna dayalı öğrenmeyi inceleyen bir araştırmacıyım. Partnerim, teknolojinin ruh emen bir tehdit olduğunu düşünüyor. Evde yaptığımız ekran süresine dair tartışmaların hararetini tahmin edersiniz.

Bununla birlikte, koronavirüsün yayılmasını yavaşlatmaya yardımcı olmak için kendimizi toplumdan yalıtmaya karar verdiğimizde bir şeyler değişti. Artık okul yok, futbol antrenmanı yok, arkadaşlarla takılmak yok… Doğum günü partileri ve sosyalleşebileceğimiz toplantılar iptal ettik ve artık sinema, bar veya restoranlara gitmiyoruz. Ama kafamızda yeni bir soru uyandı: Böylesi fiziksel yalıtılmışlığın toplumsal yalıtılmışlığa yol açmayacağından nasıl emin olacağız?

Temel kurallar olmalı

“Savaş zamanı” gerçekliğinde yaşarken, ergenlerin ekran başında geçirebileceği zamana ilişkin kuralları yeniden gözden geçirmeliyiz.

Yemeğe telefonla oturulmaması, yatmadan önce ve yatakta ekran başında vakit geçirilmemesi veya çocuğunuza hangi oyun veya uygulamaların uygun olduğunu belirleme gibi bazı temel kurallar elbette devam etmeli. Mayo Clinic’in ekran süresine yaklaşımı [2], özellikle kendi kurallarını oluşturmak isteyenlere yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, özellikle bildiğimiz yaşam tarzları altüst olduğundan, ekran süresine odaklanmanın ters teptiğine inanıyorum. Bunun yerine ekran içeriği sınırlamalarına odaklanmalıyız.

İsteğe bağlı öğrenme şekli teşvik edilmeli

Gençlerimizin “ekranlarda” neyi ne kadar süreyle yapacaklarına karar verirken göz önünde bulundurmamız gereken dijital medyanın bazı faydalarını burada bulabilirsiniz. (…)

Benim gibiyseniz, çocuklarınızın en sevdiği YouTuber’ın başkalarına yaptığı eşek şakalarıyla ilgili uzun hikayeler, ekran süresine neden izin verilmesi gerektiğini sorgulamanıza neden olur. Ama sonra yine, 14 yaşındaki oğlum birkaç gün önce bana, bulduğu ve piyano çalması öğrendiği Khachaturian’ın Waltz’ın Synthesia versiyonunu [3] gösterdi. 16 yaşındaki oğlum ise bir dijital ses işleme istasyonu olan FL Studio’yu kendi rap şarkılarını üretmek için nasıl kullanacağını öğrendi.

Açıkçası, bu ilgi odaklı, isteğe bağlı öğrenme şeklini sınırlamamız değil, aksine teşvik etmemiz gerekiyor.

Oyunlar 21’inci yüzyıl becerileri kazandırabiliyor

New York Üniversitesi’nde başında olduğum CREATE araştırma laboratuvarında yürütülen video oyunları araştırmasında, anne babalarının bodrum katında yaşayan, sosyal olarak izole olmuş ergen video oyun oyuncusu kavramının nasıl modası geçmiş olduğunu defalarca gözlemledik.

Günümüzde ergenler, kendilerini başkalarına bağlayan ve iletişim, takım iş birliği, yaratıcılık ve benzeri 21’inci yüzyıl becerilerini uygulayabilecekleri oyunları oynamayı seviyorlar.

Çocukların sosyal medyayı çok daha küçük yaşlarda kullanmaya başlaması gerektiğine inanan Jordan Shapiro kadar ileri gitmem ama araştırmalar ergenlerin arkadaşlarıyla oyun oynamanın sosyal faydalarını gösteriyor. Ayrıca çocuklarımla oyun oynamak için zaman ayırdığımda, TV gibi diğer medya araçlarının izin vermediği, onlarla ilişki kurmanın yeni yollarını bulduğumu fark ettim.

Öğrenme için duygusal tasarım

Duygular ve öğrenme birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Video oyunları da, oyuncuların duygusal olarak ilgisini çekmek için mükemmelen tasarlanmıştır.

Öğrenmede duygusal tasarım konusunda uzun yıllardır yaptığımız çalışmalar, öğrenme materyallerinin tasarımının neden olduğu olumlu duyguların, fen öğrenimi kadar bilişsel beceri eğitiminin öğrenme sonuçlarını da geliştirdiğini ortaya koydu.

Oyunların ergenlere uygulama imkanı sunduklarını arasında duygusal bir deneyimi etkin bir şekilde yönetme ve buna tepki verme gibi duygu düzenlemeleri de var.

Dijital içeriklerin ruh sağlığına faydaları

Arkadaşlarla görüşmek, sokakta gezinmek veya genel olarak günlük rutinimizi yerine getirebilmek için sınırlı fırsatımız olması alışık olmadığımız şeyler. Ancak bu kısıtlamalardan bazılarına maruz kalmak, bize Suriye gibi savaşın yıkıp geçtiği bölgelerden veya Myanmar’dan kaçan Arakanlılar gibi soykırımlarda mülteci konumuna düşen ve bu tür kısıtlamaları her gün yaşayan binlerce çocuğu hatırlatıyor. Türkiye’deki Suriyeli mülteci çocuklarla yaptığımız araştırmada [4], bir ay süren bir müdahale boyunca Minecraft oynamanın çocukların hayata olumlu bakmasında belirgin iyileşme sağladığını gördük.

Gerçek hayatınız koşullarınız üzerinde çok az kontrol sağladığında, tam kontrole sahip olduğunuz bir dünya tasarlayabilmek, zihinsel sağlığın önemli bir parçası haline geliyor.

Oyunların bilişsel faydaları

Oyunların ayrıca önemli bilişsel faydaları var.

Meslektaşım Daphne Bavelier’in araştırmasında [5] tespit ettiği üzere, en şiddetli video oyunları bile kontrast çözünürlüğü, nesne izleme ve çevresel görüş gibi görsel algılama becerilerimizi geliştirebilir.

Bilişsel becerileri eğitmek için üç oyun geliştirdik ve beyin fonksiyonlarını iyileştirebileceklerini [6] tespit ettik. All You Can ET [7], Gwakkamole [8] ve CrushStations [9] adlarında bu üç oyun, AppStore’da ve Google Play’de ücretsiz olarak mevcut.

Oyunların diğer faydaları arasında daha fazla fiziksel aktivite, artan empati ve azaltılmış stres de yer alıyor (…)

Tüm bunları söyledikten sonra, partnerim bana hayatta uygulamalardan ve oyunlardan çok daha başka şey olduğunu ve dünyamızla ve birbirimizle olan gerçek bağlantının çevrimiçi avantajlardan çok daha ağır bastığını hatırlatıyor. Tamamen katılıyorum. Ancak bir süre evimizde kapalı kaldığımızı sıkışıp kalmış olabileceğimizi düşünürsek, çocuklarım bir kez daha odalarında ve ekranlarının başında olduklarında, aslında onlara fayda sağlayacak ve yaratıcı içimde büyümelerine ve hatta evet, sosyalleşmelerini sağlayacak oyun, uygulama ve dijital medyayı kullandıkları gerçeğiyle kendimi avutuyorum.”

Bu yazı ilk kez 28 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

 

Jan L. Plass’ın (@janplass) “Gedankenspiele” adını verdiği kişisel sitesinde yayınladığı “Toplumsal izolasyon döneminde ekran süresi” başlıklı yazısı Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: http://janplass.com/index.php/2020/03/20/screen-time-in-an-era-of-social-isolation/ [10]