Evren ya da dünyada (doğa da diyebilirsiniz) izdüşümü olmayan kavramları anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Mesela barış. Kurulduğu günden günümüze doğada barış yok; rekabet, yaşamda kalma anlamında savaş var. Yani savaş doğal, barış kültürel yani insan yapımı bir kavramdır. Barışı, savaşı referans almadan derinlemesine kavrayabilme şansımız yoktur. Bayrağında barışın simgesi zeytin dalı bulunan Birleşmiş Milletler’in tüm dünyanın gözü önünde yaşanan ABD-İsrail-İran savaşı karşısında takındığı tutum sizce bu ilişkiyi açıklıkla gözler önüne sermiyor mu?
Sadece savaş değil; dünyada, doğada demokrasi, özgürlük diye bir şey de yoktur. Karşılıklı bağımlılıklar vardır. Özgürlük ve demokrasi de tıpkı barış gibi, kültürel, insan yapımı kavramlardır ve ancak doğada var olan karşılıklı bağımlılıklar, ilişkiler referans alınarak kavranabilirler. Kendini demokrat ve özgürlük savunucusu olarak tanımlayan ülkelerin aynı savaş karşısındaki tutumları da bu çelişkiyi anlaşılır kılmıyor mu?
Batı kültüründe en azından iki tane ünlü savaş tanrısı varken bilinen bir barış tanrısının olmaması da savaşın baskınlığını pekiştiriyor. Ares kaba, saldırgan güce (Füze, uçak, vb.) dayalı savaşın tanrısı iken, Athena strateji ve bilgeliğe dayalı, daha çok savunmacı savaşın tanrıçasıdır. Yaşadığımız savaş sanki Ares (ADB ve İsrail’i temsilen) ile Athena (İran’ı temsilen) arasında geçiyor gibi. Barış tanrıçası İrene (ABD, İsrail, İran dışındaki tüm demokrat ülkeleri temsilsen) henüz ortalıklarda yok. Ne zaman boy göstereceği de bilinmiyor gibi…
Doğada her şey güç üzerine kurulmuştur. Dikkatinizi çekmiştir, herhangi bir hayvana yiyecek bir şeyler vermeye çalıştığınızda en güçlü olan (bir köpek, bir güvercin, vb.) karnını doyurmadan diğerlerinin pay almasına izin vermez. Bencillik doğal, bölüşmek kültürel bir olaydır ve bölüşümün doğada izdüşümü yoktur. ABD Başkanı Trump’ın (Netanyahu ile birlikte) sürdürdüğü savaş karşısında İspanya hariç Avrupa Birliği’ne dahil ülkelerin, olup bitenler karşısında tepkisiz kalmaları arasında da benzerlikler kurabiliyor musunuz?
Tüm bilgi doğada ya da evrendedir. Doğa ya da evrende olmayan hiçbir şeyi bilme imkânımız olamayacağı gibi hayal etmemiz bile mümkün değildir. Ben ve ünlü fizikçi Einstein dahil tüm bilim insanlarının yapmaya çalıştığı tek şey doğada, evrende var olan nesneleri, süreçleri, onların tutmuş oldukları kayıtları tercüme edip anlamak ve anlayabildiklerini yazılı belgelere dökmekten ibarettir. Doğal süreçleri derinlemesine anlamadan fizik, kimya, biyoloji gibi somut bilimleri olduğu kadar politika, ekonomi, hukuk, gibi soyut konuları anlayabilmek de olası değildir.
Savaşa hazırlanırken milli parkları düşünmek
Savaş tanrısı Ares edasıyla, yaklaşık 7 ay sonra başlatacağı saldırı planlarını hazırlamakla meşgul Trump, konuyla ilgisi yokmuş gibi görünen bir başka yasanın (emir) hazırlıkları içerisindeydi. “Milli Parklarımızı Geliştirerek Amerika’yı Yeniden Güzelleştireceğiz.” bu yasanın kamuoyuna sunulan sloganı olarak belirlendi ve 2026 yılının ilk günü, İran’a yönelik ilk bombalı saldırıdan sadece iki ay önce, yürürlüğe girdi.
Eminim bu slogan size bir başka Trump sloganını hatırlatmıştır: “Amerika’yı Yeniden Güçlü (Büyük) Yapacağım”. Peki, bu iki mesaj arasındaki bağlantı ne?
Yanıtı anlamak için milli parklarla ilgili yasanın ilk paragrafına bakalım:
“Muhteşem Büyük Kanyon Milli Parkından Büyük Dumanlı Dağlar Milli Parkı’nın dinginliğine, Amerika milli parkları nesiller boyu Amerikan ailelere unutulmaz anılar yaşatmıştır. Yönetimimin politikası, yabancı turistler için giriş ücretlerini artırarak, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarına daha ucuz giriş ücretleri sağlayarak Amerika’nın muhteşem milli hazinelerinin tadını çıkarma fırsatlarını genişletmek, bu fırsatları gelecek nesil Amerikan aileleri için korumaktır.”
İki konu dikkat çekiyor; milli park bütçelerinin azalmasıyla ilgili ekonomik sorunu çözmek için yerel halkın değil, Amerikalı olmayanların bedel ödemesi ve yaratılan bu kaynakla yerel halkın milli parkların eğitici ve sağaltıcı etkilerinden daha yaygın, daha kolaylıkla etkilenebilmelerini sağlamak. İki slogan birlikte değerlendirildiğinde Trump’ın Amerika ve Amerikalıları güçlü yapmaya çalıştığı, gerisinin umurunda bile olmadığı sonucu çıkarılabilir. İsrail ile İran’a saldırması bu açıdan da değerlendirilebilir mi?
Kültürel değerlerden çok doğal dürtülerine göre davranan bir başkan, ülkesinin doğal değerlerinin korunmasına, daha da önemlisi vatandaşların bu değerlerden çok daha derinden etkilenmesini sağlayacak bir emre de imza atabiliyor. Çelişki mi, strateji mi, doğa sevgisi mi? Seçim kaygısı mı? Bencillik mi? Karar sizin. Bir ekolog olarak ben sadece olaylara farklı noktalardan, açılardan da bakılabileceğini vurgulamaya çalışıyorum.
340 milyon kişinin ziyaret ettiği, 94 milyar dolarlık ekonomik ve turistik değer
Saldırgan Trump’ın milli park konusunu, küresel savaş kadar ciddiye almasının önemli nedenlerinden biri, yılda yaklaşık 340 milyon kişi tarafından ziyaret edilmeleri, 60 milyar dolara (neredeyse toplam turizm gelirimize eşdeğer) yakın ekonomik ve 34 milyar dolar tutarında katma değer sağlamalarının yanında 340 bin (milli park çevresinde yaşayan) istihdam yaratan güçlü bir ekonomik ve turistik değer olmalarıdır.
Belki daha da önemlisi yaşına ve ekonomik durumuna bakmadan her bir Amerikan vatandaşının yılda en az bir milli parkı geziyor olması ya da bu ihtiyacı duyuyor olmasıdır. Buna 150 yıl önce milli park kavramını yaşama geçirmiş, dünyaya tanıtmış ilk ülke olmasını ve Amerika’yı ziyaret eden her 4 yabancı turistten birinin bir milli park ziyaretini programına dahil ettiği bilgisini de ekleyebilirsiniz. Açıklıkla görülebileceği gibi ABD’de milli parklar hem yerel halk ve hem de yabancı ziyaretçiler için değerli bir doğal değerdir.
Yürürlüğe giren yasaya dahil en çok ziyaretçi çeken ilk 11 milli parktan biri olan ve hemen herkes tarafından bilinen Yellowstone, 700 bini yabancı olmak üzere yılda 5 milyon (Antalya’ya gelen turistlerin 1/3’ü) ziyaretçi çekebiliyor. Trump’ın emriyle 2026 yılında yabancı turist giriş biletlerine eklenen 100 dolarlık ek ücretle Yellowstone Milli Parkı’nın geliri yılda 70 milyon dolar artacak. Yabancılardan alınacak ek ücretin (1,5 milyar dolar) toplam ziyaretçi sayısında en fazla %1,3 oranında bir azalmaya yol açabileceği de hesaplanmış. Daha da önemlisi, bu gelir artışlarının sadece milli parkların geliştirilmesi, daha nitelikli hizmet verebilir hale getirilebilmesi ve bozulmadan gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için harcanacak olmasıdır.
Meraklılarına birkaç dip not; ABD’de milli park yönetimi İçişleri Bakanlığına bağlıdır, milli park sınırları içinde çok farklı özel işletmeler ve etkinliklere belirli koşullar altında izin verilebilir, milli parklar sadece doğal ve kültürel değerlerin koruma altına alındığı yerler değil ekonomik, sosyal konuların da dahil edildiği insan etkileşimine açık alanlardır.
Türkiye’de milli parkları yeniden düşünmek
Savaşın ayak seslerinin duyulmaya başladığı günlerde 50 (ABD’den %20 daha az) milli parkı olan ülkemizde de milli park konusu, yasa değişikliği teklifi nedeniyle, gündemdeydi.
“Milli Parklarımızı Geliştirerek Ülkemizi Yeniden Güzelleştireceğiz.” türü hedefler yerine 50-90 yıllık kullanım hakları, milli parkların korumaya değil rant ve turizme açılarak doğal hayatı yok edeceği, teklifin ulusal ve sürdürülebilir doğa anlayışından uzak olduğu gibi tartışmalarla ön plana çıkıyor.
Ülkemizde Milli Park Yasası’na dahil 50 milli park var. Fakat bu milli parklara yakın bölgelerde yaşayanlarla milli park arasında ilişki ve etkileşimi derinleştirmeye, doğal ve kültürel değerlerin korunması bilincinin oluşturulmasına yönelik yeterli ve etkin programların olduğu söylenemez.
75 yıllık geçmişi olan (ABD’nin yarısı) milli park geçmişimizde, kaçımızın ya da hangimizin çocuğunun milli parklarımızdan birinde çadır içinde doğa ile baş başa bir gün geçirmişliği var? Ülkemize milli parklarımızdan birini ziyaret etmek için gelen kaç turist var? Milli parklarımızın ekonomimize katkısı nedir? Bu gibi sorulara vereceğimiz yanıtlar, milli parkların bizim ve ülkemiz için ne anlama geldiğini anlamamıza yardım edebileceği gibi milli park yasa tasarısını nasıl hazırlamamız ve nasıl eleştirmemiz gerektiği konusunda ipuçları verir.
Değişim-dönüşüm hızının üstel olarak artığı günümüz koşullarında milli park gibi değerli alanların 49, 99 yıl gibi çok uzun dönemler için kullanım iznine açılması zamanın ruhunun taraflar tarafından anlaşılamamış olmasına işaret eder. Bu uzun süreli kullanım izinlerinin 5 ya da 10 yılda bir hazırlanacak uzman raporları sonuçlarına bağlanarak yenilenmesi mutlaka sağlanmalıdır.
Milli parklar ne kadar değerli?
Devlet başkanından siyası parti yöneticilerine, sivil toplumdan bireylere ülkenin doğal, kültürel, ekonomik, sosyal, vb. değerleriyle içli dışlı olamamış, olmaları için çaba gösterilmemiş insan toplulukları kenetlenmiş bir millet oluşturamazlar. Ekoturizmin anavatanı olan milli parklar doğal ve kültürel değerlerle insanları buluşturan, etkileşim içine sokan en etkin araçlardan biridir. Bu anlamda bir turizm anlayışının gelişemediği, geliştirilemediği ülkeler kendilerine yani ülkelerine, dahası dünyaya yabancı kalmaya mahkûm olurlar.
Nedeninden bağımsız olarak, ülkesinden binlerce kilometre uzaktaki bir ülkeye savaş açma planları ve hazırlığı sırasında ABD Başkanı Trump’ın vatandaşlarının doğal ve kültürel değerlerini barındıran milli parklarından daha etkin, daha kolaylıkla ve daha ucuza yararlanması, etkilenmesi için zaman ayırması kesinlikle keyfi bir seçim değildir. Milli parklar ile yerel halk arasındaki 150 yıllık geçmişe sahip köklü, planlanmış, çaba harcanmış etkileşimin, birlikteliğin dayatmasıdır.
Milli parklar önce Amerikalılar ve sonra da ABD ekonomisi için değerli olmasaydı Trump “Milli Parklarımızı Geliştirerek Amerika’yı Yeniden Güzelleştireceğiz.” cümlesini kurabilir miydi?
Siyasi partilerimiz, milli park yönetimimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, bireylerimiz yasa teklifi hazırlarken ya da teklifi eleştirirken bu sorunun olası cevapları üzerinde kafa yormalıdırlar.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı ilk kez 25 Mart 2026’da yayımlanmıştır.



