Yeşil adalet: Doğaya karşı işlenen savaş suçlarında hesap zamanı mı?

Ukrayna’da savaşın neden olduğu çevresel zararın belgelenmesi ve kovuşturulmasına yönelik çabalar, diğer savaş bölgelerinde hesap verebilirliğin tesis edilmesine yardımcı olabilir.

Savaşlar ve çatışmaların yarattığı yıkımdan doğal çevre de nasibini alıyor. Hâlihazırda iklim krizi etkisini tüm dünyada artırırken, bombalar ve kimyasal maddelerin doğal kaynaklarımıza verdiği hasar, insani krizin yanında çevre krizini de beraberinde getiriyor ki aslında ikisini birbirinden ayırmak pek de mümkün değil. İrlanda eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson ve İsveç Dışişleri eski Bakanı Margot Wallström, Al Jazeera internet sitesinde yayımlanan yazılarında Ukrayna örneğinden yola çıkarak savaşların yarattığı çevre tahribatını ve telafisi için yapılan çalışmaları ele alıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Savaş insanlar, topluluklar ve uluslar için korkunçtur. Uğradıkları istismarlar bizim acil ilgimizi, şefkatimizi ve harekete geçmemizi gerektiriyor. Bazı ihlaller açık ve bunları araştıracak ve başvuruda bulunacak mekanizmalar ve kurumlar mevcut olsa da, diğerleri o kadar belirgin değil. Çevresel savaş suçları, ikincisine tekabül ediyor.

Savaşların hava, su ve doğal çevre; toprak ve tarım; enerji ve su altyapısı ve nihayetinde halk sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkisini yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Buradaki zorluk, bunların çoğunun kolayca görülememesi ve henüz yeterince araştırılmamış olması ki savaşın bu daha az görünen tarafının mağdurlarının sayısının tahmin edilenden çok daha fazla olması muhtemel.

Yıkılan binaların olduğu yerlerde havaya ölümcül düzeyde asbest ve silis tozu yayılabilir. Kara mayınlarının, patlamamış mühimmatın veya hasarlı sanayi tesislerinin olduğu yerlerde ağır metaller ve diğer güçlü kirletici madde sızıntıları olabilir ve bunların bir kısmı nesiller boyu sürebilir. Göllerin ve tarım alanlarının zehirlendiği yerlerde gıda güvenliği zarar görebilir.

Günümüzün uluslararası hukuku, çevreye orantısız zarar veren savaş suçlarının kovuşturulmasına yönelik araçları hâlihazırda içerse de bu tür suçlara ilişkin davalar, yerel veya uluslararası mahkemelerde nadir görülüyor. Zarara yönelik tazminatlar da çok sınırlı; uluslararası mahkemelerdeki iddialar, kanıt temelli engellerle karşılaşıyor.

Çevre zararlarının tazmininde önemli adımlar

Öte yandan bunun değişebileceğine dair bazı olumlu işaretler de var. BM Genel Kurulu, 2022 yılında silahlı çatışmalarla ilgili olarak çevrenin korunmasına ilişkin önemli bir kararla bu konuya dikkat çekti. Kararda, devletlerin savaşta haksız fiillerden kaynaklanan çevresel zararları tam olarak tazmin etme sorumluluğuna vurgu yapıldı. 1 Mart’ta BM Çevre Asamblesi, silahlı çatışmalarla bağlantılı çevresel hasarlara ilişkin daha iyi veri toplanması çağrısında bulunan bir kararı kabul etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Karim Khan da geçtiğimiz günlerde ofisinin çevre suçları konusunda kapsamlı bir politika geliştirdiğini ve bu suçlara ilişkin hesap verebilirliği daha iyi hale getirme konusunda kararlılık sergilediğini duyurdu.

Bir çatışma devam ederken çevreye verilen zararı takip etmek, ciddi bir zorluk barındırıyor. Ancak halk sağlığını korumak ve ölümcül kirleticilerin nehirlere veya tarım alanlarına sızıntısını durdurmak gibi verilen zararı sınırlandıracak acil tedbirler almak için bu çok önemli. Yasa dışı savaş eylemlerinden kaynaklanan hasarın belgelenmesi, tazminatın tamamının gerektiği gibi ödenmesini sağlamak ve bireysel faillerin sorumlu tutulabilmesi açısından da önemli.

Ukrayna’daki gelişmeler

Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgali doğal çevre üzerinde korkunç bir etki yaratıyor. Ukrayna kayda değer ölçüde biyolojik çeşitliliğe ve önemli doğa rezervlerine sahip bir ülke, ancak savaş birçok alanı harap etti. Toprak ve su yolları kimyasal maddelerle kirlenirken; bombardımanlar, yangınlar ve seller tarım arazilerini, ormanları ve yeşil alanları tahrip ediyor.

Bir yıl önce, Kakhovka Barajı’nın işgalci Rus güçlerinin muhtemelen kasıtlı eylemi sonucu yerle bir edilmesi, köyleri ve tarım alanlarını sular altında bırakmış ve Karadeniz’e kadar geniş çapta ekolojik hasara yol açmıştı.

Diğer taraftan Kara Mayınlarını Yasaklaması için Uluslararası Kampanya’ya göre Ukrayna topraklarının üçte biri, kara mayınları veya patlamamış mühimmatla kirlenmiş durumda.

Üç öncelik

Biz de, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin dünyanın dikkatini çevresel kaygılara çekme yönündeki girişiminin bir parçası olduk. Devlet Başkanı, üyesi olmaktan mutluluk duyduğumuz, Ukrayna’da Savaşın Çevresel Sonuçları Yüksek Düzeyli Çalışma Grubu’nu oluşturdu ve çevre güvenliğini, savaşı sona erdirmek için bir çerçeve olarak önerdiği Barış Formülü’ne temel bir unsur olarak dahil etti. Çalışma Grubu bir süre önce “Çevre Mutabakatı”nda üç önceliğe işaret eden kapsamlı bir tavsiye dizisi yayımladı.

Önceliklerden ilki, modern teknolojiler kullanılarak çevreye verilen zararın belgelenmesi için net bir rehberin oluşturulması. Ukrayna, bu tür standartları oluşturmak için uluslararası ortaklarla birlikte çalışarak, tüm çatışmalarda çevreye verilen zararın nasıl belgeleneceğine rehberlik edebilir.

İkinci olarak, elimizdeki bu veriler ve kanıtlarla cezai sorumluluğu ve tam tazminatı güvence altına almalıyız. Hâlihazırda ulusal ve uluslararası düzeyde önemli çabalar sürüyor, ancak bunların genişletilmesi gerekiyor.

Şu anda Ukrayna’da başsavcı tarafından geliştirilmekte olan çevresel adalete yönelik ulusal strateji, doğru yönde atılmış bir adım. (…) Soruşturmacılar ve savcılar, çevreye verilen zarar ve düzeltici tedbirlerin anlaşılması için mağdur merkezli bir yaklaşım benimsemeli. Ukrayna’daki insan hakları soruşturmaları hak ihlallerini değerlendirirken çevresel hasara ve halk sağlığına yönelik risklere özel önem vermeli.

Çalışma Grubu, son olarak, iklim ve çevre dostu kalkınma stratejileri içeren sürdürülebilir yeniden yapılanmanın zorunluluğuna dikkat çekiyor. Ukrayna’nın bazı bölgelerinde yeniden inşa süreci devam ettiğinden, bu ilkelerin uygulanmasına yönelik çabaların şimdi başlaması gerekiyor.

Yeşil adalet ve yeşil toparlanma

Ukrayna’da yeşil adalet ve yeşil toparlanma, dünyadaki çatışmalardan etkilenen tüm ülkelerin yararına olacaktır. Rusya iki yıl önce Ukrayna’yı geniş çaplı işgalini başlattığında Kremlin uluslararası hukuk düzenini riske attı. Eylemleri, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın açık bir ihlali. Uluslararası düzenin geleceği ve bu tür apaçık ihlallere ilişkin adalet beklentisi, çevreye yönelik korkunç ve orantısız saldırılar da dahil olmak üzere dünyanın bu saldırganlığa vereceği tepkiyle belirlenecek.

Çevresel tehditlerin sınırlarla kısıtlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Avrupa’nın en büyüğü olan Zaporijya Nükleer Santrali’nin Rusya tarafından işgal edilmesi nedeniyle Ukrayna’yı saran nükleer radyasyon felaketi riski, bölgesel tehdidin endişe verici bir örneği. Bir diğeri ise savaşın Karadeniz üzerindeki etkisi ki çevresel hasar deniz yaşamı üzerinde ölümcül etkiler yaratarak bu önemli su kaynağına sınırı olan tüm ülkeleri etkiliyor.”

Çevre suçlarının sorumluları hesap vermeli

Yazarlar dünyanın artık çatışmalardaki çevre suçlarının boyutunun farkına vardığını söylüyor: “Bu doğrultuda hem bireysel suçları hem de fail devletin verdiği zararı onarma sorumluluğunu ele alarak hesap verebilirliğin tesis edilmesi için çalışmalıyız.

Ukrayna’da adalet yerini bulmalı. Ve gücün, kararlaştırılan yasal sınırları aştığı tüm çatışmalarda adalet eşit şekilde yerini bulmalı. Bu tür saldırılara maruz kalan ulusların yeşil, adil ve barışçıl geleceği için birlikte çalışmamız gerekiyor.”

Bu yazı ilk kez 16 Mayıs 2024’te yayımlanmıştır.

Margot Wallström ve Mary Robinson’ın Al Jazeera internet sitesinde yayımlanan “It is time to seek justice for environmental war crimes” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.aljazeera.com/opinions/2024/5/11/it-is-time-to-seek-justice-for-environmental-war-crimes

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Yeşil adalet: Doğaya karşı işlenen savaş suçlarında hesap zamanı mı?

Ukrayna’da savaşın neden olduğu çevresel zararın belgelenmesi ve kovuşturulmasına yönelik çabalar, diğer savaş bölgelerinde hesap verebilirliğin tesis edilmesine yardımcı olabilir.

Savaşlar ve çatışmaların yarattığı yıkımdan doğal çevre de nasibini alıyor. Hâlihazırda iklim krizi etkisini tüm dünyada artırırken, bombalar ve kimyasal maddelerin doğal kaynaklarımıza verdiği hasar, insani krizin yanında çevre krizini de beraberinde getiriyor ki aslında ikisini birbirinden ayırmak pek de mümkün değil. İrlanda eski Cumhurbaşkanı Mary Robinson ve İsveç Dışişleri eski Bakanı Margot Wallström, Al Jazeera internet sitesinde yayımlanan yazılarında Ukrayna örneğinden yola çıkarak savaşların yarattığı çevre tahribatını ve telafisi için yapılan çalışmaları ele alıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Savaş insanlar, topluluklar ve uluslar için korkunçtur. Uğradıkları istismarlar bizim acil ilgimizi, şefkatimizi ve harekete geçmemizi gerektiriyor. Bazı ihlaller açık ve bunları araştıracak ve başvuruda bulunacak mekanizmalar ve kurumlar mevcut olsa da, diğerleri o kadar belirgin değil. Çevresel savaş suçları, ikincisine tekabül ediyor.

Savaşların hava, su ve doğal çevre; toprak ve tarım; enerji ve su altyapısı ve nihayetinde halk sağlığı ve güvenliği üzerindeki etkisini yeni yeni anlamaya başlıyoruz. Buradaki zorluk, bunların çoğunun kolayca görülememesi ve henüz yeterince araştırılmamış olması ki savaşın bu daha az görünen tarafının mağdurlarının sayısının tahmin edilenden çok daha fazla olması muhtemel.

Yıkılan binaların olduğu yerlerde havaya ölümcül düzeyde asbest ve silis tozu yayılabilir. Kara mayınlarının, patlamamış mühimmatın veya hasarlı sanayi tesislerinin olduğu yerlerde ağır metaller ve diğer güçlü kirletici madde sızıntıları olabilir ve bunların bir kısmı nesiller boyu sürebilir. Göllerin ve tarım alanlarının zehirlendiği yerlerde gıda güvenliği zarar görebilir.

Günümüzün uluslararası hukuku, çevreye orantısız zarar veren savaş suçlarının kovuşturulmasına yönelik araçları hâlihazırda içerse de bu tür suçlara ilişkin davalar, yerel veya uluslararası mahkemelerde nadir görülüyor. Zarara yönelik tazminatlar da çok sınırlı; uluslararası mahkemelerdeki iddialar, kanıt temelli engellerle karşılaşıyor.

Çevre zararlarının tazmininde önemli adımlar

Öte yandan bunun değişebileceğine dair bazı olumlu işaretler de var. BM Genel Kurulu, 2022 yılında silahlı çatışmalarla ilgili olarak çevrenin korunmasına ilişkin önemli bir kararla bu konuya dikkat çekti. Kararda, devletlerin savaşta haksız fiillerden kaynaklanan çevresel zararları tam olarak tazmin etme sorumluluğuna vurgu yapıldı. 1 Mart’ta BM Çevre Asamblesi, silahlı çatışmalarla bağlantılı çevresel hasarlara ilişkin daha iyi veri toplanması çağrısında bulunan bir kararı kabul etti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Karim Khan da geçtiğimiz günlerde ofisinin çevre suçları konusunda kapsamlı bir politika geliştirdiğini ve bu suçlara ilişkin hesap verebilirliği daha iyi hale getirme konusunda kararlılık sergilediğini duyurdu.

Bir çatışma devam ederken çevreye verilen zararı takip etmek, ciddi bir zorluk barındırıyor. Ancak halk sağlığını korumak ve ölümcül kirleticilerin nehirlere veya tarım alanlarına sızıntısını durdurmak gibi verilen zararı sınırlandıracak acil tedbirler almak için bu çok önemli. Yasa dışı savaş eylemlerinden kaynaklanan hasarın belgelenmesi, tazminatın tamamının gerektiği gibi ödenmesini sağlamak ve bireysel faillerin sorumlu tutulabilmesi açısından da önemli.

Ukrayna’daki gelişmeler

Rusya’nın Ukrayna’yı geniş çaplı işgali doğal çevre üzerinde korkunç bir etki yaratıyor. Ukrayna kayda değer ölçüde biyolojik çeşitliliğe ve önemli doğa rezervlerine sahip bir ülke, ancak savaş birçok alanı harap etti. Toprak ve su yolları kimyasal maddelerle kirlenirken; bombardımanlar, yangınlar ve seller tarım arazilerini, ormanları ve yeşil alanları tahrip ediyor.

Bir yıl önce, Kakhovka Barajı’nın işgalci Rus güçlerinin muhtemelen kasıtlı eylemi sonucu yerle bir edilmesi, köyleri ve tarım alanlarını sular altında bırakmış ve Karadeniz’e kadar geniş çapta ekolojik hasara yol açmıştı.

Diğer taraftan Kara Mayınlarını Yasaklaması için Uluslararası Kampanya’ya göre Ukrayna topraklarının üçte biri, kara mayınları veya patlamamış mühimmatla kirlenmiş durumda.

Üç öncelik

Biz de, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin dünyanın dikkatini çevresel kaygılara çekme yönündeki girişiminin bir parçası olduk. Devlet Başkanı, üyesi olmaktan mutluluk duyduğumuz, Ukrayna’da Savaşın Çevresel Sonuçları Yüksek Düzeyli Çalışma Grubu’nu oluşturdu ve çevre güvenliğini, savaşı sona erdirmek için bir çerçeve olarak önerdiği Barış Formülü’ne temel bir unsur olarak dahil etti. Çalışma Grubu bir süre önce “Çevre Mutabakatı”nda üç önceliğe işaret eden kapsamlı bir tavsiye dizisi yayımladı.

Önceliklerden ilki, modern teknolojiler kullanılarak çevreye verilen zararın belgelenmesi için net bir rehberin oluşturulması. Ukrayna, bu tür standartları oluşturmak için uluslararası ortaklarla birlikte çalışarak, tüm çatışmalarda çevreye verilen zararın nasıl belgeleneceğine rehberlik edebilir.

İkinci olarak, elimizdeki bu veriler ve kanıtlarla cezai sorumluluğu ve tam tazminatı güvence altına almalıyız. Hâlihazırda ulusal ve uluslararası düzeyde önemli çabalar sürüyor, ancak bunların genişletilmesi gerekiyor.

Şu anda Ukrayna’da başsavcı tarafından geliştirilmekte olan çevresel adalete yönelik ulusal strateji, doğru yönde atılmış bir adım. (…) Soruşturmacılar ve savcılar, çevreye verilen zarar ve düzeltici tedbirlerin anlaşılması için mağdur merkezli bir yaklaşım benimsemeli. Ukrayna’daki insan hakları soruşturmaları hak ihlallerini değerlendirirken çevresel hasara ve halk sağlığına yönelik risklere özel önem vermeli.

Çalışma Grubu, son olarak, iklim ve çevre dostu kalkınma stratejileri içeren sürdürülebilir yeniden yapılanmanın zorunluluğuna dikkat çekiyor. Ukrayna’nın bazı bölgelerinde yeniden inşa süreci devam ettiğinden, bu ilkelerin uygulanmasına yönelik çabaların şimdi başlaması gerekiyor.

Yeşil adalet ve yeşil toparlanma

Ukrayna’da yeşil adalet ve yeşil toparlanma, dünyadaki çatışmalardan etkilenen tüm ülkelerin yararına olacaktır. Rusya iki yıl önce Ukrayna’yı geniş çaplı işgalini başlattığında Kremlin uluslararası hukuk düzenini riske attı. Eylemleri, uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın açık bir ihlali. Uluslararası düzenin geleceği ve bu tür apaçık ihlallere ilişkin adalet beklentisi, çevreye yönelik korkunç ve orantısız saldırılar da dahil olmak üzere dünyanın bu saldırganlığa vereceği tepkiyle belirlenecek.

Çevresel tehditlerin sınırlarla kısıtlı olmadığını hepimiz biliyoruz. Avrupa’nın en büyüğü olan Zaporijya Nükleer Santrali’nin Rusya tarafından işgal edilmesi nedeniyle Ukrayna’yı saran nükleer radyasyon felaketi riski, bölgesel tehdidin endişe verici bir örneği. Bir diğeri ise savaşın Karadeniz üzerindeki etkisi ki çevresel hasar deniz yaşamı üzerinde ölümcül etkiler yaratarak bu önemli su kaynağına sınırı olan tüm ülkeleri etkiliyor.”

Çevre suçlarının sorumluları hesap vermeli

Yazarlar dünyanın artık çatışmalardaki çevre suçlarının boyutunun farkına vardığını söylüyor: “Bu doğrultuda hem bireysel suçları hem de fail devletin verdiği zararı onarma sorumluluğunu ele alarak hesap verebilirliğin tesis edilmesi için çalışmalıyız.

Ukrayna’da adalet yerini bulmalı. Ve gücün, kararlaştırılan yasal sınırları aştığı tüm çatışmalarda adalet eşit şekilde yerini bulmalı. Bu tür saldırılara maruz kalan ulusların yeşil, adil ve barışçıl geleceği için birlikte çalışmamız gerekiyor.”

Bu yazı ilk kez 16 Mayıs 2024’te yayımlanmıştır.

Margot Wallström ve Mary Robinson’ın Al Jazeera internet sitesinde yayımlanan “It is time to seek justice for environmental war crimes” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.aljazeera.com/opinions/2024/5/11/it-is-time-to-seek-justice-for-environmental-war-crimes

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x