ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan savaşta İran, ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerini vurmaya devam ediyor. Peki bu saldırılar, son yıllarda yatırım, ticaret, turizm gibi alanlarda önemli birer oyuncu haline gelen bu ülkeleri, dolayısıyla küresel ekonomiyi nasıl etkileyecek? Bourse & Bazaar Foundation kurucusu Esfandyar Batmanghelidj, Foreign Policy internet sitesinde yayımlanan yazısında bu soruya yanıt veriyor.
Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:
“1 Mart Pazar günü Dubai’de Amazon Web Services’e (AWS) ait bir veri merkezinde yangın çıktı. Tesisi vuran, muhtemelen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hava savunması tarafından engellenen bir İran insansız hava aracından fırlayan şarapnel parçasıydı. Tarihte büyük bir şirketin bulut veri merkezinin savaşta hasar görmesine dair bir ilk olabilecek bu olay, Ortadoğu’da yaşanan çatışmanın benzeri görülmemiş niteliğini simgeliyor. (…)
ABD ve İsrail liderleri geçen hafta İran’a karşı askerî operasyon başlattıklarında, güçlü bir karşılık bekliyorlardı. Ancak İran, ABD ve İsrail güçlerine karşı misillemenin ötesine geçerek, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) altı ülkesinin tamamında sivilleri hedef aldı. İnsansız hava araçları ve balistik füzelerle petrol platformlarını, rafinerileri, havalimanlarını, limanları, otelleri ve ticari gemileri vurdu. Bu hedefleri seçerek de cesur bir kumar oynadı. Düşük maliyetli insansız hava araçları ve balistik füzelerden oluşan asimetrik yeteneklerini, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinden bu yana diplomasiyi en etkili şekilde destekleyen ülkelere saldırmak için kullandı. Körfez liderleri, ABD’yi İran’a karşı savaştan uzaklaştırıp yeni bir nükleer anlaşmaya yönlendirmek üzere Beyaz Saray’da defalarca nüfuzlarını kullanmaya çalışmışlardı.” (…)
İran saldırılarının Körfez ülkeleri ekonomilerine etkisi
Yazar, İran’ın saldırılarının, Körfez ülkelerini çatışmaya girmeye, hava sahalarını ABD güçlerine açmaya ve hatta İran’daki hedeflere yönelik operasyonlara katılmaya itebileceğini söylüyor. (…)
“Son çeyrek yüzyılda Körfez ülkeleri, Ortadoğu’nun ekonomik güç merkezleri ve küresel ekonominin önemli oyuncuları olarak öne çıktılar. Bunu büyük ölçüde, Umman hariç her Körfez ülkesinde askerî üsler bulunduran ABD tarafından sağlama alınan istikrar ve güvenlik sayesinde başardılar.
Ancak İran’ın Körfez hava savunmasını aşan ilk insansız hava araçları, bölgenin güvenlik görüntüsünü bozdu. ABD, bölgedeki tüm ortaklarının güvenliğini tehdit eden bir savaş başlattı ve görünüşe göre Körfez ülkelerini bu savaşın olumsuz sonuçlarından koruyamıyor.
Pazartesi günü, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan, tedirgin sakinleri ve mahsur kalan turistleri yatıştırmak amacıyla Dubai Alışveriş Merkezi’nde bir gezintiye çıktı. Ancak o ve diğer Körfez liderlerinin, Körfez ekonomik modelinin sürdürülebilirliği konusunda küresel şirketleri ve yatırımcıları ikna etmek için çok daha fazlasını yapmaları gerekecek.
Dubai, Katar’ın Doha ve Suudi Arabistan’ın Riyad şehirlerindeki parıldayan gökdelenlerin görüntülerine herkes aşina. Bunlar, bölgenin ekonomik gelişiminin en görünür örnekleri. Öte yandan Körfez’in küresel ekonomideki önemini anlamak için emtia, mal, hizmet, sermaye ve insan akışlarını izlemek gerekli. Savaşın bu akışlar üzerindeki etkisi, çatışmaya gerçekten küresel bir boyut kazandırıyor. En belirgin etki, enerji ve petrokimya ihracatının kesintiye uğraması. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı, tüccarlara jeopolitik riski fiyatlandırma konusunda önemli bir deneyim kazandırdı, ancak Basra Körfezi’ndeki uzun süreli bir savaş, ilgili tüm modelleri alt üst edecektir.
Uluslararası ticaret
Veri firması Kpler’in analizine göre, dünyanın ham petrol, metanol ve gübre arzının yaklaşık üçte biri ile sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), bütan ve propan gibi doğal gaz türevlerinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden ihraç ediliyor. Bu ihracattaki uzun süreli aksamalarla ilişkili fiyat şoku önemli olacaktır. Şimdilik enerji fiyatlarındaki artış mütevazı düzeyde kaldı; bu durum muhtemelen tüccarların savaşın kısa süreceği beklentilerinden kaynaklanıyor. Fiyatlar uzun süre yüksek kalırsa, bu Rusya için bir nimet olacaktır; zira Rusya, kilit enerji pazarı olan Çin’de Körfez tedarikçilerinden pazar payı almayı da bekleyebilir.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin çoğu petrol ya da LNG tankerleri değil, Körfez ekonomilerini küresel tedarik zincirlerine bağlayan konteyner gemileri.
ABD 2003’te Irak’ı işgal ettiğinde, Dubai’nin Cebel Ali Limanı’ndaki yıllık işlem hacmi yaklaşık 5 milyon konteynere eşdeğerdi. O zamandan beri işlem hacmi üç katına çıktı ve Cebel Ali, dünyanın en aktif 10 konteyner limanından biri haline geldi. (…) Bugün, Cebel Ali serbest bölgesi 500’den fazla Çinli şirkete ev sahipliği yapıyor ve bu sayı son beş yılda ikiye katlandı. Bir Afrikalı üretici Çinli bir tedarikçiden ekipman parçası temin ediyorsa, bunun Cebel Ali üzerinden geçme olasılığı yüksek.”
Küresel havacılık
Yazar, Körfez ülkelerinin, küresel denizciliğin yanı sıra küresel havacılık için de bir merkez olduğunu belirtiyor:
“Bölgedeki havalimanları, özellikle Dubai ve Doha, dünyanın en yoğun ve en iyi bağlantılı havaalanları arasında yer alıyor. Dünya nüfusunun üçte ikisi, bu merkezlere sekiz saatlik uçuş mesafesinde yaşıyor.
Yolcu trafiğinin yanı sıra Körfez havalimanları küresel hacmin yaklaşık yüzde 10’una denk gelen hava kargo taşımacılığı için de kritik bağlantı noktaları.
Bankacılık ve yatırım
Enerji ve mal akışındaki artışla birlikte Körfez ekonomilerinde hizmet sektörü de gelişti, bankacılık sektörü de buna dahil. KİK’teki toplam ticari banka mevduatı geçen yıl 2,3 trilyon dolara ulaştı; bu rakam İtalya’daki toplam mevduatla yaklaşık aynı seviyede.
Ancak İtalya’nın aksine, bu mevduatların önemli kısmı yerleşik olmayan kişilerin elinde bulunuyor. Katar’da mevduatların yaklaşık beşte biri ülke dışındaki kişilere ait. BAE’de bu oran yaklaşık onda bir.
Öte yandan Dubai, (…) dünya altın ticaretinin yüzde 15’ini yönetiyor. Bu da Dubai’yi, Güney Asya ve Afrika’da bankacılık hizmetlerinden yeterince yararlanamayan ekonomiler için önemli kılıyor.
KİK’teki ticari bankaların yükselişi, bölge üzerinden uluslararası sermaye akışını da kolaylaştırdı. Bölgenin sermaye piyasaları küçük kalırken Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi şehirler, Ortadoğu, Avrupa, Orta Asya ve Afrika gibi önemli coğrafyalardan gelen yüksek gelirli kişilerin yatırım destinasyonları olarak önemli bir role sahip. Bu eşsiz rolü en iyi simgeleyen ise ABD başkanının bile Dubai gayrimenkulünde doğrudan pay sahibi olması. Trump Organization’ın bölgede planladığı bir dizi projenin ilki olan Trump Uluslararası Otel ve Kulesi, Dubai’de inşaat halinde. (…)
Şu ana kadar neler oldu?
İşte savaş tüm bu akışları tehlikeye atıyor. Önemli enerji tesislerinde üretim aksadı. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği Pazar günü normal seviyesinin beşte biri kadardı. Pazartesi itibarıyla BAE, Katar ve Bahreyn’e yapılan tüm uçuşların yüzde 70’inden fazlası iptal edildi. Katar ve Suudi Arabistan’daki hisse senedi fiyatları düştü, BAE ve Kuveyt’teki borsalar ise işlemleri askıya aldı. Dubai altın piyasası da durma noktasına geldi. Alınan önlemlere ilişkin duyurular göz önüne alındığında, Trump yönetiminin ufukta görünen sayısız şoku yönetecek bir planı olduğuna dair çok az işaret var. (…) ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, gazetecilere, yönetimin yükselen enerji fiyatlarına karşı ‘tedbirler’ alacağını söyledi. Ayrıca, meselenin ‘öngörüldüğünü’ de ısrarla belirtti. (…)
Uluslararası ticaret ve finansın yükselişini değerlendiren eski ABD Başkanı Woodrow Wilson, ‘Savaşın etkilerinin artık savaş alanlarıyla sınırlı kalamayacağını’ belirtmiş ve ‘Dünyanın yaşamını alt üst edecek her türlü girişim, denenmeden önce dünya kamuoyu nezdinde test edilmelidir’ demişti.
Küreselleşmenin temelini oluşturan pazarlar ve ağlar, askerî çatışmaların her zaman büyük merkezlerden çok uzakta gerçekleştiği savaş sonrası bir ortamda gelişti. ABD’nin Kore, Vietnam, Irak ve Afganistan’daki savaşları küresel ekonomiyi tehlikeye atmadı. ABD politikasının bugünkü mimarları ise Wilson’ın uyarısını unutmuş görünüyor. Nitekim Trump mevcut savaşa giriştiğinde, Körfez’deki ortaklarını benzeri görülmemiş saldırılara maruz bıraktı ve neticede küresel ekonominin can damarı olan akışları bozdu.”
Bu yazı ilk kez 6 Mart 2026’da yayımlanmıştır.




