Elon Musk, Twitter ve Amerika’nın yeni oligarkları

Sosyal medya kullanıcılarının satılan ürün olduğu çağımızda Elon Musk’ın Twitter’ı almasının anlamı ne? Bu gelişme hayatımızı nasıl etkileyecek? Haber alma özgürlüğümüzü neler bekliyor?

Silikon Vadisi’nden çıkıp ekonominin her alanına yayılan, güçlü teknoloji şirketlerin davranışlarımızı tahmin etme ve kontrol etme arayışı Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasıyla tekrar gündemimize geldi.

California State East Bay University öğretim üyesi Nolan Higdon, The Conversation’da yayınlanan yazısında, dünyanın en zengin insanı Elon Musk’ın dünyanın en etkili iletişim araçlarından biri olan Twitter’ı satın almasının sonuçlarını ele alıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına uzanan Yaldızlı Çağ’da, ABD’de, (ülkenin en büyük gazete zinciri ve medya şirketinin kurucusu) William Randolph Hearst ve (demiryolu yatırımcısı, spekülatör) Jay Gould gibi sanayileşmenin öncüleri olan isimler muazzam servetlerini, haber medyası da dahil olmak üzere çeşitli araçlarla ekonominin gidişatına yön vermek için kullandılar. Bu isimler, “çok büyük siyasi nüfuzu olan zengin iş insanları” olmaları itibarıyla pek çok açıdan sözlük anlamıyla oligarkların ilk örnekleri idiler.

Kimilerine göre ABD ikinci bir Yaldızlı Çağ’ı yaşıyor, ilkinde olduğu gibi gelir adaletsizliğinin, siyasi kutuplaşmanın, yabancı düşmanlığının zirve yaptığı ve yeni tür oligarkların servetlerini medyada ve siyasette nüfuzlarını arttırmak için kullandıkları bir çağ.

Tesla’nın milyarder sahibi Elon Musk’ın 25 Nisan 2022’de sosyal medya platformu Twitter’ı satın aldığını ilan etmesine gelelim. Bu gelişme ile, dünyanın en zengin adamı dünyanın en etkili iletişim araçlarından birinin kontrolünü tamamen kendi ellerine alacak.

Medya iletişim uzmanı olarak, Musk’ın Twitter’ı satın almaktaki amacının sadece kamuoyunu kontrol etme ve yönlendirme isteğinden ibaret olduğundan şüphe duyuyorum. Yaldızlı Çağ oligarklarının bugünkü muadilleri olan bir avuç süper zengin Amerikalı, ülke medyasından yaptıkları satın alımlar ile tam da bu güce sahip olacak, ama bunlar aynı zamanda kullanıcıların ve haberleri izleyen kitlenin kişisel bilgilerine de erişebilecek.

Geçtiğimiz on yıl boyunca pek çok Amerikalı milyarder The Boston Globe, Las Vegas Review-Journal, The Atlantic ve Los Angeles Times gibi medya platformlarını bir bir satın aldılar. Bunun en ünlü örneklerinden biri de, 2013’te, Amazon’un kurucusu ve yönetici başkanı, 170 milyar dolarlık servete sahip Jeff Bezos’un 250 milyon dolara The Washington Post’u satın alması oldu.

Medya iletişim uzmanları, on yıllardır, ABD’de haber medyasında gündemin artık, sınırsız servetlerinin marifetiyle ve yetersiz yasal düzenlemelerin izin vermesiyle bir avuç şirket tarafından belirlenebiliyor olmasına dair endişelerini dile getiriyorlar. Nitekim, ABD’de haber medyasının ekseriyetini yöneten şirketlerin sayısı 1980’lerde 50 iken, bugün bu sayı 6’ya düştü.

Medya endüstrisinin bu şekilde çok zengin birkaç kişinin elinde toplanmış olması, medya iletişim uzmanı Robert McChesney’e göre, birbirinden çok farklı görüşlerin ve sınırsız bilgi akışının bulunduğu bir ortamın seçmen için gerekli olduğu sağlıklı bir demokrasi için endişe verici.

Amerikan halkı, seçimlere katılıp katılmayacaklarını, katılacaklarsa seçimlerini ne yönde kullanacaklarını ve sivil itaatsizlik türü eylemleri düzenlemek ve katılmak gerekip gerekmediğini belirlemek için gazetecilerin yaptığı haberlere güveniyor. Medya sahipliğinin bu şekilde birkaç kişinin elinde toplanmış olması, birkaç medya şirketinin 2003’te Irak’ın işgal edilmesinin öncesinde yapılan kitlesel imha silahları haberleri gibi asılsız ve gerçekle ilgisi olmayan haber anlayışını normalleştirebilmeleri ile neticeleniyor.

ABD’de 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarındaki oligarklar gibi bugünün milyarderleri de bilgi akışını kontrol ederek demokratik seçmenin tercihlerini kontrol edebileceklerini ya da biçimlendirebileceklerinin farkındalar. Örneğin kumarhaneler zinciri sahibi Sheldon Adelson’ın Las Vegas Review Journal’ı satın almasından sonra, kumarhanelerle ünlü şehirdeki iş yerlerinin imajını kamuoyunun nezdinde temiz tutabilmek için, Adelson’a dair haberlerin sansüre uğradığı ya da değiştirildiği bilgisi kamuoyuna sızmıştı.

Benzer şekilde, Jeff Bezos’un The Washington Post’u satın almasının ardından gazetenin Amazon’a dair yaptığı haberlerde daha yumuşak bir tutum ve Bezos’un rakiplerine yönelik sert bir tavır takınıldığı açıkça gözleniyor. The Washington Post ise bu iki iddiayı da reddediyor.

Bir ürün olarak kullanıcı

Nisan 2022 itibarıyla tahmini serveti 268 milyar dolara ulaşan Musk, bir medya platformunu satın alan zenginlerin son örneği. Geleneksel bir haber mecrası yerine sosyal medyayı tercih etmesi ile Tesla CEO’su önemli bir haber edinme aracının kontrolünü elde ediyor. (Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir düşünce kuruluşu olan) PEW’in 2021’de yaptığı bir araştırmaya göre Amerikalıların %23’ü Twitter kullanıyor ve 10 Twitter kullanıcısından 7’si haberleri bu platformdan edindiğini söylüyor.

Ama Twitter’ı tek bir milyarderin kontrol ediyor olmasının yol açabileceği sonuçlar, öncelikli olarak haberlere yön vermeyi amaçlayan zengin medya sahiplerinin dönemine göre çok daha karmaşık ve tehlikeli.

Musk’ın Twitter’ı satın almasından önce, Silikon Vadisi halihazırda FAANG’lar -Facebook (şimdi Meta) Amazon, Apple, Netflix ve Google (şimdi Alphabet) olarak bilinen birkaç şirketin yöneticisi olan milyarderler tarafından kontrol ediliyordu. Bu şirketler esasen Prof. Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” olarak adlandırdığı yeni bir ekonomik düzenden kazanç sağlıyor. Gözetim kapitalizminde kullanıcının bizatihi kendisi bir ürün; şirketler kullanıcılar hakkında bilgileri toplayarak insan davranışlarını tahmin etmek ve hatta bu davranışları tetiklemek isteyenlere satıyorlar.

Bu yeni ekonomik düzende, teknoloji şirketleri, kullanıcıları kendi platformlarında ya da dışında sürekli izleyerek, sesleri, videoları, girilen kelimeleri, GPS ve hatta DNA gibi bilgileri toplayıp değerlendirerek kullanıcının düşüncelerine ve algı süreçlerine dair fikir sahibi olmayı amaçlıyor.

Büyük teknoloji şirketleri bu bilgi akışının devamlılığını sağlamak için kumar endüstrisinde kullanılan, insanların ekranlarına bağımlı olmalarını sağlayacak çeşitli tekniklere başvuruyorlar. Teknoloji şirketleri esas olarak kullanıcıların, Facebook’ta bir “beğeni” ya da “arkadaşlık isteği” ya da Twitter’da bir “retweet” ya da “yeni takipçi” gelmesinin bir neticesi olarak, o ilk anda hücum eden dopaminin peşinden koşmasını sağlıyorlar. Kumar sektöründe olduğu gibi, bu tekniklerin kullanıcının zihinsel sağlığına ne gibi bir etkisi olacağı dikkate alınmaksızın sürdürüldüğü bildiriliyor.

Örneğin, 2022’de Facebook’un eski bir çalışanı şirketin, platformun tasarımının kullanıcılarına özellikle de gençlere zarar verdiğinin farkında olduğunu, ama kârını azaltabileceği endişesiyle herhangi bir değişiklik yapmayı reddettiğini açıkladı.

Tek amacı ifade özgürlüğü mü?

Bu bağlamda, Musk sadece 19. yüzyıl oligarklarının modern bir versiyonu olmakla kalmıyor, Musk’ın gücü, yüzeysel kotarılmış haberlerle ve kimi içeriklerin sansürlenmesiyle kamuoyunu biçimlendirmenin ötesine geçiyor. Musk kamuoyunu istediği gibi biçimlendirmeye ek olarak, muazzam bir kişisel data yekûnu üzerinde de her türlü tasarruf hakkına sahip olabilecek. Örneğin, kullanıcılar Twitter içeriklerini ya da ilişikli ürünleri kullanırken, diğer internet sitelerine entegre edilmiş olanlar dahil, Twitter onların bilgilerini toplar ve kullanıcının hangi web sayfalarına girdiğini, IP adreslerini, kullandıkları tarayıcıyı, işletim sistemini ve çerez bilgilerini muhafaza eder.

Musk, Twitter’ı satın almasının ifade özgürlüğünü desteklemesinden ileri geldiğini söylüyor. Aynı Musk, şirketlerinde yapılanları eleştirenlere karşı fiili olarak intikam alma arayışında olmasıyla da biliniyor. Dahası onun yönetimindeki Tesla’da halen, işten ayrılan çalışanların şirket ile ilgili eleştirilerde bulunmalarının önüne geçecek sözleşmeler bulunuyor.

Ayrıca, bilgisayar mühendisi ve felsefeci Jaron Lanier ve ifade özgürlüğü aktivisti ve yazar Jillian York’a göre, Twitter gibi sosyal medya platformları kişinin düşüncelerini herhangi bir müdahale olmaksızın ifade edebilmesi olarak tanımlanabilecek “hakiki” bir ifade özgürlüğüne hizmet etmiyor.

Buna ilave olarak, kullanıcıların hangi içerikleri görecekleri ve görmeyecekleri üzerinde tasarruf sahibi olan sosyal medya şirketlerinin halihazırda ifade özgürlüğünü ihlal ettiği de söylenebilir. Zira, sosyal medya platformlarının algoritmaları kullanıcıların daha çok önem vereceğine inandıkları içeriklerle, diğer içerikleri dışlayarak, haber akışını kullanıcıya göre özelleştiriyorlar.

Gözetleme kapitalizmi, milyarderlerin seçmen kitlelerine nüfuz edebilmeleri için yeni imkânlar yaratıyor. Yaldızlı Çağ’ın ilkinde olduğu gibi Musk, kendi platformunda kullanıcıların neyi görüp neyi göremeyeceğine karar verebilecek. Kendinden öncekilerden farklı olarak, kullanıcıların ne yaptıklarını takip ederek ve izini sürerek kullanıcıların davranışlarını tahmin etmeye, hatta davranışlarını tetiklemek amacıyla kar sağlayacak bir data da toplayabilecek.”

Bu yazı ilk kez 5 Mayıs 2022’de yayımlanmıştır.

 

Medya iletişim uzmanı, tarihçi, California State East Bay University öğretim üyesi Nolan Higdon’un 27 Nisan 2022’de The Conversation’da yayınlanan “Elon Musk and the oligarchs of the ‘Second Gilded Age’ can not only sway the public – they can exploit their data, too” başlıklı yazısından bölümler Amine Ertürk tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişilebilir:
https://theconversation.com/elon-musk-and-the-oligarchs-of-the-second-gilded-age-can-not-only-sway-the-public-they-can-exploit-their-data-too-181936

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Elon Musk, Twitter ve Amerika’nın yeni oligarkları

Sosyal medya kullanıcılarının satılan ürün olduğu çağımızda Elon Musk’ın Twitter’ı almasının anlamı ne? Bu gelişme hayatımızı nasıl etkileyecek? Haber alma özgürlüğümüzü neler bekliyor?

Silikon Vadisi’nden çıkıp ekonominin her alanına yayılan, güçlü teknoloji şirketlerin davranışlarımızı tahmin etme ve kontrol etme arayışı Elon Musk’ın Twitter’ı satın almasıyla tekrar gündemimize geldi.

California State East Bay University öğretim üyesi Nolan Higdon, The Conversation’da yayınlanan yazısında, dünyanın en zengin insanı Elon Musk’ın dünyanın en etkili iletişim araçlarından biri olan Twitter’ı satın almasının sonuçlarını ele alıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“19. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına uzanan Yaldızlı Çağ’da, ABD’de, (ülkenin en büyük gazete zinciri ve medya şirketinin kurucusu) William Randolph Hearst ve (demiryolu yatırımcısı, spekülatör) Jay Gould gibi sanayileşmenin öncüleri olan isimler muazzam servetlerini, haber medyası da dahil olmak üzere çeşitli araçlarla ekonominin gidişatına yön vermek için kullandılar. Bu isimler, “çok büyük siyasi nüfuzu olan zengin iş insanları” olmaları itibarıyla pek çok açıdan sözlük anlamıyla oligarkların ilk örnekleri idiler.

Kimilerine göre ABD ikinci bir Yaldızlı Çağ’ı yaşıyor, ilkinde olduğu gibi gelir adaletsizliğinin, siyasi kutuplaşmanın, yabancı düşmanlığının zirve yaptığı ve yeni tür oligarkların servetlerini medyada ve siyasette nüfuzlarını arttırmak için kullandıkları bir çağ.

Tesla’nın milyarder sahibi Elon Musk’ın 25 Nisan 2022’de sosyal medya platformu Twitter’ı satın aldığını ilan etmesine gelelim. Bu gelişme ile, dünyanın en zengin adamı dünyanın en etkili iletişim araçlarından birinin kontrolünü tamamen kendi ellerine alacak.

Medya iletişim uzmanı olarak, Musk’ın Twitter’ı satın almaktaki amacının sadece kamuoyunu kontrol etme ve yönlendirme isteğinden ibaret olduğundan şüphe duyuyorum. Yaldızlı Çağ oligarklarının bugünkü muadilleri olan bir avuç süper zengin Amerikalı, ülke medyasından yaptıkları satın alımlar ile tam da bu güce sahip olacak, ama bunlar aynı zamanda kullanıcıların ve haberleri izleyen kitlenin kişisel bilgilerine de erişebilecek.

Geçtiğimiz on yıl boyunca pek çok Amerikalı milyarder The Boston Globe, Las Vegas Review-Journal, The Atlantic ve Los Angeles Times gibi medya platformlarını bir bir satın aldılar. Bunun en ünlü örneklerinden biri de, 2013’te, Amazon’un kurucusu ve yönetici başkanı, 170 milyar dolarlık servete sahip Jeff Bezos’un 250 milyon dolara The Washington Post’u satın alması oldu.

Medya iletişim uzmanları, on yıllardır, ABD’de haber medyasında gündemin artık, sınırsız servetlerinin marifetiyle ve yetersiz yasal düzenlemelerin izin vermesiyle bir avuç şirket tarafından belirlenebiliyor olmasına dair endişelerini dile getiriyorlar. Nitekim, ABD’de haber medyasının ekseriyetini yöneten şirketlerin sayısı 1980’lerde 50 iken, bugün bu sayı 6’ya düştü.

Medya endüstrisinin bu şekilde çok zengin birkaç kişinin elinde toplanmış olması, medya iletişim uzmanı Robert McChesney’e göre, birbirinden çok farklı görüşlerin ve sınırsız bilgi akışının bulunduğu bir ortamın seçmen için gerekli olduğu sağlıklı bir demokrasi için endişe verici.

Amerikan halkı, seçimlere katılıp katılmayacaklarını, katılacaklarsa seçimlerini ne yönde kullanacaklarını ve sivil itaatsizlik türü eylemleri düzenlemek ve katılmak gerekip gerekmediğini belirlemek için gazetecilerin yaptığı haberlere güveniyor. Medya sahipliğinin bu şekilde birkaç kişinin elinde toplanmış olması, birkaç medya şirketinin 2003’te Irak’ın işgal edilmesinin öncesinde yapılan kitlesel imha silahları haberleri gibi asılsız ve gerçekle ilgisi olmayan haber anlayışını normalleştirebilmeleri ile neticeleniyor.

ABD’de 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın başlarındaki oligarklar gibi bugünün milyarderleri de bilgi akışını kontrol ederek demokratik seçmenin tercihlerini kontrol edebileceklerini ya da biçimlendirebileceklerinin farkındalar. Örneğin kumarhaneler zinciri sahibi Sheldon Adelson’ın Las Vegas Review Journal’ı satın almasından sonra, kumarhanelerle ünlü şehirdeki iş yerlerinin imajını kamuoyunun nezdinde temiz tutabilmek için, Adelson’a dair haberlerin sansüre uğradığı ya da değiştirildiği bilgisi kamuoyuna sızmıştı.

Benzer şekilde, Jeff Bezos’un The Washington Post’u satın almasının ardından gazetenin Amazon’a dair yaptığı haberlerde daha yumuşak bir tutum ve Bezos’un rakiplerine yönelik sert bir tavır takınıldığı açıkça gözleniyor. The Washington Post ise bu iki iddiayı da reddediyor.

Bir ürün olarak kullanıcı

Nisan 2022 itibarıyla tahmini serveti 268 milyar dolara ulaşan Musk, bir medya platformunu satın alan zenginlerin son örneği. Geleneksel bir haber mecrası yerine sosyal medyayı tercih etmesi ile Tesla CEO’su önemli bir haber edinme aracının kontrolünü elde ediyor. (Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir düşünce kuruluşu olan) PEW’in 2021’de yaptığı bir araştırmaya göre Amerikalıların %23’ü Twitter kullanıyor ve 10 Twitter kullanıcısından 7’si haberleri bu platformdan edindiğini söylüyor.

Ama Twitter’ı tek bir milyarderin kontrol ediyor olmasının yol açabileceği sonuçlar, öncelikli olarak haberlere yön vermeyi amaçlayan zengin medya sahiplerinin dönemine göre çok daha karmaşık ve tehlikeli.

Musk’ın Twitter’ı satın almasından önce, Silikon Vadisi halihazırda FAANG’lar -Facebook (şimdi Meta) Amazon, Apple, Netflix ve Google (şimdi Alphabet) olarak bilinen birkaç şirketin yöneticisi olan milyarderler tarafından kontrol ediliyordu. Bu şirketler esasen Prof. Shoshana Zuboff’un “gözetim kapitalizmi” olarak adlandırdığı yeni bir ekonomik düzenden kazanç sağlıyor. Gözetim kapitalizminde kullanıcının bizatihi kendisi bir ürün; şirketler kullanıcılar hakkında bilgileri toplayarak insan davranışlarını tahmin etmek ve hatta bu davranışları tetiklemek isteyenlere satıyorlar.

Bu yeni ekonomik düzende, teknoloji şirketleri, kullanıcıları kendi platformlarında ya da dışında sürekli izleyerek, sesleri, videoları, girilen kelimeleri, GPS ve hatta DNA gibi bilgileri toplayıp değerlendirerek kullanıcının düşüncelerine ve algı süreçlerine dair fikir sahibi olmayı amaçlıyor.

Büyük teknoloji şirketleri bu bilgi akışının devamlılığını sağlamak için kumar endüstrisinde kullanılan, insanların ekranlarına bağımlı olmalarını sağlayacak çeşitli tekniklere başvuruyorlar. Teknoloji şirketleri esas olarak kullanıcıların, Facebook’ta bir “beğeni” ya da “arkadaşlık isteği” ya da Twitter’da bir “retweet” ya da “yeni takipçi” gelmesinin bir neticesi olarak, o ilk anda hücum eden dopaminin peşinden koşmasını sağlıyorlar. Kumar sektöründe olduğu gibi, bu tekniklerin kullanıcının zihinsel sağlığına ne gibi bir etkisi olacağı dikkate alınmaksızın sürdürüldüğü bildiriliyor.

Örneğin, 2022’de Facebook’un eski bir çalışanı şirketin, platformun tasarımının kullanıcılarına özellikle de gençlere zarar verdiğinin farkında olduğunu, ama kârını azaltabileceği endişesiyle herhangi bir değişiklik yapmayı reddettiğini açıkladı.

Tek amacı ifade özgürlüğü mü?

Bu bağlamda, Musk sadece 19. yüzyıl oligarklarının modern bir versiyonu olmakla kalmıyor, Musk’ın gücü, yüzeysel kotarılmış haberlerle ve kimi içeriklerin sansürlenmesiyle kamuoyunu biçimlendirmenin ötesine geçiyor. Musk kamuoyunu istediği gibi biçimlendirmeye ek olarak, muazzam bir kişisel data yekûnu üzerinde de her türlü tasarruf hakkına sahip olabilecek. Örneğin, kullanıcılar Twitter içeriklerini ya da ilişikli ürünleri kullanırken, diğer internet sitelerine entegre edilmiş olanlar dahil, Twitter onların bilgilerini toplar ve kullanıcının hangi web sayfalarına girdiğini, IP adreslerini, kullandıkları tarayıcıyı, işletim sistemini ve çerez bilgilerini muhafaza eder.

Musk, Twitter’ı satın almasının ifade özgürlüğünü desteklemesinden ileri geldiğini söylüyor. Aynı Musk, şirketlerinde yapılanları eleştirenlere karşı fiili olarak intikam alma arayışında olmasıyla da biliniyor. Dahası onun yönetimindeki Tesla’da halen, işten ayrılan çalışanların şirket ile ilgili eleştirilerde bulunmalarının önüne geçecek sözleşmeler bulunuyor.

Ayrıca, bilgisayar mühendisi ve felsefeci Jaron Lanier ve ifade özgürlüğü aktivisti ve yazar Jillian York’a göre, Twitter gibi sosyal medya platformları kişinin düşüncelerini herhangi bir müdahale olmaksızın ifade edebilmesi olarak tanımlanabilecek “hakiki” bir ifade özgürlüğüne hizmet etmiyor.

Buna ilave olarak, kullanıcıların hangi içerikleri görecekleri ve görmeyecekleri üzerinde tasarruf sahibi olan sosyal medya şirketlerinin halihazırda ifade özgürlüğünü ihlal ettiği de söylenebilir. Zira, sosyal medya platformlarının algoritmaları kullanıcıların daha çok önem vereceğine inandıkları içeriklerle, diğer içerikleri dışlayarak, haber akışını kullanıcıya göre özelleştiriyorlar.

Gözetleme kapitalizmi, milyarderlerin seçmen kitlelerine nüfuz edebilmeleri için yeni imkânlar yaratıyor. Yaldızlı Çağ’ın ilkinde olduğu gibi Musk, kendi platformunda kullanıcıların neyi görüp neyi göremeyeceğine karar verebilecek. Kendinden öncekilerden farklı olarak, kullanıcıların ne yaptıklarını takip ederek ve izini sürerek kullanıcıların davranışlarını tahmin etmeye, hatta davranışlarını tetiklemek amacıyla kar sağlayacak bir data da toplayabilecek.”

Bu yazı ilk kez 5 Mayıs 2022’de yayımlanmıştır.

 

Medya iletişim uzmanı, tarihçi, California State East Bay University öğretim üyesi Nolan Higdon’un 27 Nisan 2022’de The Conversation’da yayınlanan “Elon Musk and the oligarchs of the ‘Second Gilded Age’ can not only sway the public – they can exploit their data, too” başlıklı yazısından bölümler Amine Ertürk tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişilebilir:
https://theconversation.com/elon-musk-and-the-oligarchs-of-the-second-gilded-age-can-not-only-sway-the-public-they-can-exploit-their-data-too-181936

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x