8 Haziran 2021

Ekonomi

Yorum yap

Yazdır

Karadeniz’deki doğal gaz keşifleri ve gelecek beklentileri

Son 20 yılda, ekonomik büyümesiyle de bağlantılı olarak Türkiye’nin petrol ve gaz talebi 3 kata yakın arttı. 2010-2020 yılları arasındaki yıllık ortalama enerji ithalat faturası 43,5 milyar dolardı. Petrolde yüzde 92, doğal gazda ise yüzde 99’a yakın ithal kaynaklara bağlı olan Türkiye son yıllarda bu tabloyu değiştirmek için adımlar atıyor.

3 derin deniz sondaj gemisi ve 2 adet sismik araştırma gemisi ile bölgenin en büyük sondaj ve sismik araştırma gemisi filosuna sahip ülkesi haline gelmesi, 1966’dan beri faaliyette olan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) bütçedeki payının artırılması, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için 2017’de belirlenen stratejik yol haritası, Karadeniz’de yoğunlaşan çalışmalar ve son dönemde yapılan keşifler, bunlardan bazıları…

Son iyi haber de yine Karadeniz’den geldi: Amasra-1 kuyusunda 135 milyar metreküplük yeni bir doğal gaz rezervi keşfedildi. Böylece Türkiye’nin Karadeniz’de keşfettiği doğal gaz rezervlerinin toplam büyüklüğü 540 milyar metreküpe yükseldi.

Buraya nasıl gelindi?

Aslında ilk müjdeli haber geçen yıl gelmişti. Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında TPAO tarafından Karadeniz’de kazılan Tuna-1 kuyusunda yapılan 320 milyar metreküplük doğal gaz keşfi, Türkiye için enerjide yeni bir dönemin de habercisi olmuştu. Sonradan Sakarya gaz sahası olarak adlandırılan saha, 320 milyar metreküplük potansiyeliyle Türkiye tarihinin en büyük hidrokarbon keşfi olarak kayda geçti.

2020 yılının Ekim ayında ise yine Tuna-1 kuyusunda 85 milyar metreküplük ilave doğal gaz keşfinin yapıldığı haberi geldi. Son keşfin yapıldığı Amasra – 1 kuyusu da Tuna 1 kuyusunun kuzeydoğusunda yer alıyor.

Peki, buraya nasıl gelindi?

TPAO’nun deniz alanlarındaki faaliyetleri 1966 yılında, Seyhan-1 kuyusuna ortak olmasıyla başladı, 1970 yılında kazılmaya başlanan Payas-1, Çınar-1, Karataş-1 ve Karadeniz-1 kuyularıyla Akdeniz ve Karadeniz’e yayıldı ve sonraki yıllarda da artarak devam etti. 1970 yılından itibaren Türkiye’nin tüm denizlerine yayılan çalışmalar neticesinde toplamda yaklaşık 80 adet sığ ve derin deniz kuyusu, TPAO’nun operatörlüğü veya ortaklığında kazıldı.

TPAO’nun 70’lerden sonra hızlanan denizlerdeki faaliyetleri petrol ve doğal gaz aramacılığı için önemli bir adım oldu. Ancak üç nedenden ötürü yeterli ilerleme sağlanamadı: Mali yetersizlikler, ülkemizde offshore petrol-gaz aramacılığı alanında gerekli teknik altyapı-tecrübenin olmaması ve denizlerde arama-üretim faaliyetlerinin enerji politikalarında ihmal edilen bir konu olması.

2017’de Türkiye’nin denizlerdeki petrol ve doğal gaz aramacılığında kaderini değiştiren adım atıldı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Milli Enerji ve Maden Politikası’nı açıkladı. Amaç maliyetleri ve dışa bağımlılığı azaltmaktı.

2012 yılında Türkiye’nin 60,1 milyar dolara kadar yükselen enerji ithalat faturası sonraki yıllarda petrol ve gaz fiyatlarındaki gerilemenin etkisiyle bir miktar düşüş gösterdi ve 2020’de 28,9 milyar dolar oldu. Türkiye’nin 2010-2020 yılları arasındaki yıllık ortalama enerji ithalat faturası ise 43,5 milyar dolardı.

Kaynak: TÜİK, EIA

Enerjide ithalata olan bağımlılığının ve bunun neden olduğu etkilerinin ortadan kaldırılması ve kalıcı bir çözüm için yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından yüksek oranda faydalanılması amacıyla atılan adımlar yenilenebilirden enerji verimliliğine, yerli petrol ve gaz arama/üretim faaliyetlerinin artırılmasından yerli ekipman üretiminin geliştirilmesine kadar birçok başlıkta başarılı sonuçlar vermeye başladı.

Bölgenin en büyük sondaj ve sismik araştırma gemisi filosu

2017’den itibaren derin deniz sondaj gemileri Fatih, Yavuz ve son olarak 2020’de Kanuni satın alındı. Aynı dönemde Türkiye’nin ikinci sismik araştırma gemisi olan MTA’ya ait Oruç Reis sismik araştırma gemisi de hizmete girdi. 2013’ TPAO tarafından satın alınan Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisiyle birlikte Türkiye toplam 3 adet derin deniz sondaj gemisi ve 2 adet sismik araştırma gemisi ile bölgenin en büyük sondaj ve sismik araştırma gemisi filosuna sahip ülkesi haline geldi.

İlk hedef, Doğu Akdeniz oldu. Bölgede yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin kendisinin ve KKTC’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri karşı adımlarla savunmak amacıyla varlık göstermesi ve bölgede keşfedilen büyük ölçekli doğal gaz rezervleri ile var olan potansiyel, Türkiye’nin denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinin ilk döneminde Doğu Akdeniz’de yoğunlaşmasını beraberinde getirdi.

Uzun yıllardır önemli bir petrol ve doğal gaz potansiyeline sahip olduğuna inanılan Karadeniz’de son 10 yılda Romanya ve Bulgaristan’ın Münhasır Ekonomik Bölgeleri (MEB) içinde yer alan sahalarda doğal gaz rezervleri keşfedilmişti. Bu rezervler bölgenin potansiyeline ilişkin beklentileri güçlendirirken Türkiye’nin de Karadeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerine öncelik vermesi gerektiğine de gösterdi.

Karadeniz’deki potansiyel ve yeni dönem

20 Temmuz 2020’de Türkiye’nin Karadeniz’deki MEB içinde yer alan Zonguldak açıklarındaki Tuna-1 isimli arama kuyusunda sondaja başlayan Fatih sondaj gemisinin burada yaptığı keşif hem Türkiye’nin denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetleri hem de Karadeniz açısından yeni bir dönemin kapısını araladı.

2020’de dünyadaki en büyük ikinci, denizlerdeki ise en büyük doğal gaz keşfi olan Sakarya sahasındaki bu keşif, Türkiye tarihinin en büyük hidrokarbon keşif oldu.

Sakarya gaz sahasında ilk doğal gaz üretiminin 2023’ün ilk aylarında başlaması ve bu gazın tüketime sunulması planlanıyor. Zonguldak’ta yer alan ve 4 Haziran’da açılışı yapılan Filyos Limanı, TPAO’nun Karadeniz’deki arama ve sondaj faaliyetlerinin ikmal faaliyetlerinin ana merkezi olduğu gibi Sakarya sahasında üretilecek gazın karaya çıkış noktası da olacak. Çalışmaya dair bilgiler de zamanla kamuoyuyla paylaşılıyor.

Projenin geçtiğimiz Şubat ayında yayınlanan ÇED başvuru dosyasında yer alan bilgilere göre, Sakarya Gaz Sahası Denizaltı Üretim Tesisleri, Denizaltı Nakil Hatları ve Kara Doğalgaz İşleme Tesisi Entegre Projesi”nin toplam proje bedelinin ise 780 milyon TL olması öngörülüyor.

Denizaltı üretim sistemi kıyıdan 155 km açıkta ve yaklaşık 2.200 metre derinlikte kurulacak olan üretim sahasından Filyos’taki doğalgaz işleme tesisine kadar uzanan alanı kapsıyor. Üretim sistemi, 2.173 km2’lik bir alan içerisinde toplamda 30-40 adet üretim kuyusunu birleştirip gaz boru hattına aktarılmasını sağlayan deniz tabanında kurulu bir şebeke olacak.

İki aşama halinde yürütülmesi planlanan projenin birinci aşamasında, açık denizde 10 adet kuyunun denizaltı üretim sistemine bağlanması, bu kuyulardan üretilen gazın 16 inçlik çelik boru hattı ile karaya taşınması ve taşınan gazın işlenerek Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi’ne (BOTAŞ) teslim edilmesini içeriyor. Birinci aşamada, günlük 10 milyon standart m3 kapasiteye sahip olacak. İkinci aşama ile birlikte sistem toplamda günlük 40 milyon standart m3 gaz taşıma ve işleme kapasitesine ulaşacak.

Projenin deniz bölümünde denizaltı üretim sistemi1 ve gaz taşıma sisteminin2 inşa edilmesi planlanıyor. İşletme süresince üretim uzaktan kontrol edilen sistemlerle yapılması ve denizde insan bulunacak herhangi bir tesis kurulmaması planlanıyor.

Tuna-1’deki keşfin ardından sahanın geliştirme sürecindeki önemli aşamalardan birisini ise Türkiye’nin ilk derin deniz tespit kuyusu olma özelliği taşıyan Türkali tespit kuyuları oluşturuyor. Türkali-1-2 ve 3 olarak adlandırılan bu kuyular Sakarya sahasının ve rezervin yapısının, sınırlarının ve özelliklerinin daha iyi anlaşılması ve saha geliştirme süreçlerinin daha sağlıklı yapılması açısından oldukça önemli. Fatih sondaj gemisi tarafından kazılan, kuyu test ve tamamlama işlemleri ise Kanuni sondaj gemisi tarafından tamamlanan bu kuyular aynı zamanda Sakarya gaz sahasında gaz üretiminin yapılacağı ilk kuyular da olacak.

Karadeniz’deki ikinci keşif: Amasra-1 Kuyusu

Amasra-1 kuyusunda keşfedilen 135 milyar metreküplük yeni doğal gaz rezervinin üretime alınmasının, Sakarya sahasının geliştirme sürecinin tamamlanmasının ardından 2028-2030 dönemini bulması öngörülebilir.

Amasra-1’de keşfedilen yeni rezervle birlikte Türkiye’nin Karadeniz’deki bu 2 sahada yapacağı yıllık toplam doğal gaz üretiminin 2030 yılı sonrasında 20 milyar metreküpe ulaşabileceği tahmin ediliyor.

Bu rakam toplam gaz tüketimi 50 milyar metreküpe yaklaşan Türkiye’nin bugünkü tüketim değerleri ile hesaplandığında toplam tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ının Karadeniz’den karşılanabileceği anlamına geliyor.

Amasra-1 sahasındaki yeni keşifle birlikte TPAO’nun bölgeye daha fazla odaklanacağı aşikar. Geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, dördüncü sondaj gemisinin satın alma ya da kiralama yoluyla filoya katılabileceğini açıkladı. Bu da, Türkiye’nin hem yeni keşifler hem de keşfedilen rezervlerin hızla üretime alınabilmesi amacıyla yeni sahalarda arama, keşiflerin yapıldığı sahalarda ise üretim sondajlarına hız vereceğine işaret ediyor.

Karadeniz’de henüz taranmamış ve sondaj yapılmamış alanlarının büyüklüğü de göz önüne alındığında özellikle Batı Karadeniz’de önümüzdeki aylarda ve yıllarda yeni gaz keşiflerinin yapılması ve toplam rezerv miktarının çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceği öngörülüyor.

Kritik yıl 2021 ve doğal gaz piyasası için önemli adım

Türkiye’nin Karadeniz’de 540 milyar metreküpe ulaşan gaz keşfi ve olası yeni keşifler, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin enerji ithalat faturasını düşürmesine, ithalata olan bağımlılığın azaltılarak arz güvenliğinin güçlendirilmesine çok büyük katkı sağlayacak.

Türkiye, elindeki doğal gazın özel sektöre ve ticarete açılması yolunda da hazırlıklarını sürdürüyor. 2021’in son çeyreğinde Vadeli Doğal Gaz Piyasası’nı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Böylece Türkiye, Karadeniz, Balkanlar ve Doğu Akdeniz havzasında doğal gazın uluslararası standartlarda ticaretinin yapılabileceği hukuki ve teknik altyapıya sahip bir doğal gaz borsası işleten ve bölgesinde etkin işleyen bir doğal gaz borsası kuran ilk ülke olacak.

Türkiye’nin 2021 yılında toplam 15,9 milyar metreküp kapasiteli (8 milyar metreküp Rusya, 6,6 milyar metreküp Azerbaycan ve 1,3 milyar metreküp Nijerya) uzun vadeli doğal gaz alım anlaşması sona erecek. 2025 ve 2026 yıllarında sona erecek toplam 26 milyar metreküp kapasiteli (10 milyar metreküp İran ve 16 milyar metreküp Rusya) 2 uzun vadeli doğal gaz alım anlaşması daha mevcut.

Karadeniz’de keşfedilen rezervler Türkiye’nin gaz ithalatını düşürmesini sağlarken bu yıldan itibaren sona eren ve bir bölümü yenilenecek doğal gaz alım anlaşmalarının da Türkiye açısından daha esnek koşullar ve daha düşük fiyatlarla yenilenebilmesi için yapılacak kontrat müzakerelerinde elini güçlendirecek.

Karadeniz, önümüzdeki dönemlerde yapılması kuvvetle muhtemel yeni rezerv keşifleriyle gündemde yer almaya ve Türkiye’nin geleceğine önemli katkılar sağlamaya devam edecek.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 8 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

  1. kuyubaşları ve boru hatlarını birbirine bağlayan manifold ve kısa boru ve kordon hatları
  2. Birincisi 16 inç çapında, ikincisi ise 24 inç ya da daha büyük iki adet boru hattı, yaklaşık 10 inç çapında Mono Etilen Glikol hattı ve içinde sıvıların, kimyasalların, elektrik ve fiber optik hatların olduğu küçük boruları bir arada toplayan bir kordon

Emin Emrah Danış

Emin Emrah Danış Emin Emrah Danış - Gas&Power Enerji Uzmanı Lisans ve yüksek lisansını ekonomi alanında yaptı. Enerji piyasaları, enerji ekonomisi, enerji politikaları ve jeopolitiği, boru hatları, doğal gaz ve LNG piyasaları, Doğu Akdeniz enerji jeopolitiği üzerine çalışıyor. Ayrıca yenilenebilir enerji, enerjide dönüşümü, yenilenebilir-fosil entegrasyonu ve elektrik piyasaları üzerine de çalışmalar yürütüyor. Ulusal ve uluslararası gazete ve TV’lerde çok sayıda röportaj ve analizi yayınlandı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend