Ekonomi

21 Kasım 2022

Yazdır

Kripto piyasasının sonu mu geldi?

Kasım ayı ortasında dünyanın en büyük üçüncü kripto borsası olan 32 milyar dolar değerindeki FTX borsası iflasını ilan etti. Bunun kripto piyasasının genelindeki etkileri oldukça yıkıcı oldu. 2021 yılında üç trilyona ulaşan kripto para birimlerinin toplam değeri bir anda 800 milyar seviyelerine geriledi. Peki, FTX’in geride bıraktığı enkaz nelere yol açacak? Hükümetler ve politikacılar kripto paraların denetim altına alınması için adım atacak mı? Merkeziyetsiz bir şekilde blok zincirleri üzerinden çalışan ve çok büyük şeyler vaat eden kripto para furyasının sonu mu geliyor?

The Economist dergisinde yer alan makalede FTX’in iflasının kripto para dünyasındaki etkileri ele alınıyor. Yazının öne çıkan bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

“Zirveden düşüş sert ve hızlı oldu. Yalnızca iki hafta önce FTX’in kurucusu ve eski CEO’su Sam Bankman-Fried en tepedeydi. O zamanlar üçüncü en büyük kripto para borsası olan FTX’in değeri 32 milyar dolardı, kendi servetinin ise 16 milyar dolar olduğu tahmin ediliyordu. Silikon Vadisi’ndeki risk sermayedarları için o, video oyunları oynarken yatırımcıları büyüleyebilen, belki de dünyanın ilk trilyoneri olmaya aday bir finans dehasıydı. Washington’da ise kriptonun makbul bir yüzüydü, politikacılar ile bir araya geliyor ve kripto paralarının düzenlenmesine yönelik girişimlerin yönünü tayin etme çabalarını finanse ediyordu.

Bugün geriye bir milyon öfkeli alacaklıdan, düzinelerce sallantılı kripto firmasından ve giderek artan düzenleyici ve cezai soruşturmalardan başka bir şey kalmadı. FTX’in hızlı bir şekilde çökmesi, geçmişi başarısızlıklar ve skandallar ile dolu bir sektöre feci bir darbe indirdi. Kripto piyasası daha önce hiç bu kadar yasadışı, savurgan ve işe yaramaz görünmemişti.

Kripto piyasası nasıl çalışıyordu?

FTX’in çöküşü hakkında daha fazla şey ortaya çıktıkça vaziyet daha da vahim hale geliyor.

Borsanın hizmet kullanım şartları, müşterilerin varlıklarını FTX’in ticaret koluna borç olarak verilmeyeceğini taahhüt ediyordu. Ancak 14 milyar dolar değerindeki söz konusu varlıkların 8 milyar dolarlık kısmının, yine Bankman-Fried’a ait bir ticaret şirketi olan Alameda Research’e borç olarak verildiği ortaya çıktı. FTX, bu borçlara karşılık yoktan var ettiği kendi dijital token’lerini teminat olarak kabul etti.

Borsaya yapılan ölümcül bir hücum, bilançosundaki büyük deliği ortaya çıkardı. Tüm bunların üzerine, FTX’in ABD’de iflasını ilan etmesinin ardından hesaplarından gizemli bir şekilde yüz milyonlarca dolar uçtu gitti.

Finansal delikler

Kripto paraların toplam piyasa değeri 2021’in başında yaklaşık 800 milyar dolardan neredeyse üç trilyon dolara yükselerek geçen yıl zirveye ulaştı. Bugün ise tekrar 830 milyar dolar seviyelerine geriledi.

Her çılgınlığın sonunda olduğu gibi akıllara kriptonun artık dolandırıcılık ve spekülasyon dışında herhangi bir şey için yararlı olup olmayacağı sorusu geliyor. Kripto paralar finansal aracılığı daha hızlı, daha az masraflı ve daha verimli hale getirebilecek bir teknolojiyi vaat ediyordu.

Patlak veren her yeni skandal, gerçek yenilikçilerin korkup kaçmasını ve sektörün küçülmesini daha olası hale getiriyor. Yine de bir gün kalıcı bir yeniliğin ortaya çıkması için giderek azalıyor olsa dahi hâlâ bir şans var. Kripto paralar hızla yere çakılırken bu zayıf ihtimal canlı tutulmalı.

Kripto teknolojisinin potansiyeli

Geçtiğimiz haftanın enkazı arasında, teknolojinin altında yatan potansiyeli hatırlamakta fayda var. Geleneksel bankacılık, yabancılar arasında güven sağlamak için geniş bir altyapı gerektirir. Bu pahalı bir süreçtir ve genellikle içeriden birileri tarafından ele geçirilir. Bu kişiler sistemden paylarını alır.

Bunun aksine, halka açık blok zincirleri bir bilgisayar ağı üzerine kuruludur, bu da işlemlerini şeffaf ve teoride güvenilir hale getirir. Bunların üzerine, yazıldığı gibi çalışması garanti edilen kendi kendini yürüten akıllı sözleşmeler de dâhil olmak üzere, birlikte çalışabilir, açık kaynaklı işlevler inşa edilebilir.

Token’lerden ve söz konusu token’leri yöneten kurallardan oluşan bir sistem, açık kaynak yazılımcılarını teşvik etmenin akıllıca bir yolu olabilir. Gerçek dünyada uygulanması pahalı ve pratik olmayan düzenlemeler mümkün hale gelecekti, örneğin sanatçılar dijital eserlerinin yeniden satışından elde edilen kârdan pay alabilecekti.

Vaatler neden gerçekleşmedi?

Hayat kırıklığı yaratan husus ise Bitcoin blok zincirinin icadından 14 yıl sonra bu vaatlerin çok azının gerçekleşmiş olması.

Kripto çılgınlığı, parlak üniversite mezunlarından Wall Street profesyonellerine kadar yetenekleri ve risk sermayesi firmaları, devlet varlık fonları ve emeklilik fonlarından sermayeyi çekti. Devasa miktarlarda para, zaman, yetenek ve enerji, sanal kumarhaneler inşa etmek için kullanıldı. Döviz borsaları ve borç verme gibi ana akım finansal işlemlerin verimli, merkezi olmayan versiyonları mevcut. Ancak paralarını kaybetmekten korkan birçok tüketici bu sistemlere güvenmiyor. Bunun yerine söz konusu sistemler istikrarsız token’lar üzerinde spekülasyonlar yapmak için kullanılıyor. Kara para aklayanlar, yaptırımlardan kaçan kişi ve kurumlar ve dolandırıcılar kol geziyor.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, şüpheci bir bakış açısı kripto para sektörünün düzenlemeler yoluyla ortadan kaldırılmasının zamanı geldiğini düşünebilir. Ancak kapitalist bir toplum, yatırımcıların girişimlerinin kötü gitmesi halinde zarar edeceklerini bilerek risk almalarına izin vermelidir. Kripto piyasası çökmüş olsa bile, finansal sistemin geneline yayılması engellendi. FTX’in destekçileri arasında Kaliforniyalı bir yatırım şirketi olan Sequoia; Singapurlu bir devlet varlık fonu olan Temasek ve Ontario Öğretmen Emeklilik Fonu yer alıyordu. Hepsi para kaybetti, ancak kayıpların hiçbiri felaket boyutunda değildi.

Dahası, şüpheciler hangi yeniliklerin meyve verip hangilerinin vermeyeceğini kimsenin tahmin edemeyeceğini kabul etmelidir. İnsanlar füzyon enerjisine, hava gemilerine, Metaverse ve belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir dizi başka teknolojiye zaman ve para ayırmakta özgür olmalıdır. Kripto paralar da bundan farklı değil. Kim bilir, belki de sanal ekonomi geliştikçe işe yarayan merkezi olmayan uygulamalar da ortaya çıkar. Kripto paraların altında yatan teknoloji gelişmeye devam ediyor. Ethereum blok zincirinde Eylül ayında yapılan bir geliştirme, enerji tüketimini ciddi ölçüde azaltarak yüksek işlem hacimlerinin verimli bir şekilde gerçekleştirilmesinin önünü açtı.

Kripto paralara nasıl düzenlemeler gelmeli?

Politikacılar, kripto piyasalarını aşırıya kaçan düzenlemeler ile boğmak veya ortadan kaldırmak yerine iki ilke doğrultusunda hareket etmelidir.

Bunlardan biri, her türlü finansal faaliyette olduğu gibi hırsızlık ve dolandırıcılığın en aza indirilmesini sağlamaktır.

Diğeri ise ana akım finansal sistemi daha fazla kripto yıkımından uzak tutmaktır.

Blok zincirleri açıkça düzenlemelerden kaçınmak için tasarlanmış olsa da, bu ilkeler kripto dünyası için bekçi işlevi gören kurumların düzenlenmesini haklı çıkarıyor.

Borsaların müşteri mevduatlarını likit varlıklarla desteklemesini zorunlu kılmak bariz bir adımdır. İkinci bir adım da, örneğin bir borsanın ticari koluna, borsanın sahibi firma tarafından şüpheli bir şekilde teminatlandırılmış devasa bir kredi verilip verilmediğinin ortaya koyulması için firma hesaplarının aleni olması kuralıdır. Değerlerini gerçek dünya para birimlerinde tutması gereken stabil kripto para birimleri, bankalardaki ödeme araçları gibi düzenlenmelidir.

Yatırımcılar ve kullanıcılar paralarının buhar olup uçacağından korkuyorsa yeniliklerin cazibesi hiçbir şey ifade etmez. Kripto piyasasının yeniden canlanması için bu güvensizlikleri geride bırakan geçerli bir kullanım alanı bulması gerekiyor.”

Bu yazı ilk kez 21 Kasım 2022’de yayımlanmıştır.

 

The Economist dergisinde yayınlanan “Is this the end of crypto?” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.economist.com/leaders/2022/11/17/is-this-the-end-of-crypto

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend