YouTube’un durdurulamayan yükselişi

Podcast dünyasında zaten baskın olan, canlı spor yayınlarında da hızla ağırlık kazanan YouTube, bugün ABD’de televizyon ve streaming alanının en güçlü aktörü haline gelmiş durumda ve bu yükselişi kısa vadede hiç de duracağa benzemiyor. YouTube, izleme alışkanlıklarımızı, ekranla kurduğumuz ilişkiyi ve neyin 'izlenmeye değer' sayıldığını da köklü biçimde dönüştürüyor.

Kablolu televizyonun, ulusal kanalların ve hatta klasik Hollywood stüdyolarının belirlediği hiyerarşiler çözülürken, izleyici dikkatini merkezine alan yeni bir ekosistem şekilleniyor. YouTube bu ekosistemde ne sadece bir ‘dağıtım kanalı’ ne de klasik anlamda bir yapımcı. Algoritma, izleyici geri bildirimi ve içerik üreticilerinin girişimci pozisyonu, bu formatları daha esnek ama aynı zamanda daha acımasız bir rekabet ortamına taşıyor. Böylece kültürel üretim, editoryal kararların değil; izlenme, paylaşım ve etkileşimin belirlediği bir düzende yeniden şekilleniyor. Bu durum, eğlence endüstrisinin geleceğini artık içerikten çok platformların belirlediğini gösteriyor.

Ortaya çıkan tablo, yalnızca Hollywood’un güç kaybını değil, aynı zamanda emeğin ve riskin yeniden dağıtıldığı bir medya ekonomisini de ortaya koyuyor. YouTube dünyasında içerik üreticileri yıldızlaşabildiği gibi hızla görünmez de olabiliyor; güvence yerine süreklilik baskısı, istikrar yerine performans ölçümü var. Ancak tam da bu nedenle platform, geç saatlerde yayımlanan televizyon programlarının siyasi ve kurumsal sınırlarından bunalan yapımlar için cazip bir alan sunuyor. YouTube’un yükselişi, medyanın geleceğinin daha demokratik mi yoksa daha güvencesiz mi olacağı sorusunu açık bırakıyor, ama şimdiden oyunun kurallarını kökten değiştirmiş durumda.

Financial Times’ta yayımlanan yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Eğlence dünyasında asıl değerin izleyicinin dikkatini yakalayıp elde tutmak olduğu bir dönemde, YouTube çevrimiçi kuşağa hitap eden yeni içerikleri, bir zamanlar kablolu televizyonun omurgasını oluşturan program türleriyle buluşturabilen ender ve vazgeçilmez platformlardan biri haline geldi. YouTube’daki içerik üreticileri için başarının anahtarı, eski televizyon formatlarını meme’lerle, TikTok videolarıyla ve YouTube’la büyümüş izleyiciler için yeniden yorumlamak oldu.

Bu yıl 20’nci yaşına giren YouTube, bugün podcast alanında açık ara lider; müzikte güçlü bir aktör ve canlı sporda giderek daha görünür bir oyuncu. Sessiz sedasız biçimde Amerikan evlerindeki salonların da hâkimi oldu. 2024’ten bu yana Amerikalılar YouTube’u en çok telefonlarından ya da başka cihazlardan değil, televizyon ekranlarından izliyorlar. Amerika’da televizyon ve streaming izlenme süresinde YouTube artık Netflix, Disney ve Amazon Prime Video’nun önünde.

Eğlence endüstrisinde önemli olan, izleyici dikkatini kimin kontrol ettiği

Elbette bu izleme süresinin tamamı YouTube içerik üreticilerinin videolarından oluşmuyor. Hollywood’da faaliyet gösteren Apple, Amazon ve Netflix gibi diğer teknoloji şirketleri gibi YouTube da geleneksel televizyonda hâlâ büyük kitleleri ekrana kilitleyen spor karşılaşmaları ve canlı etkinliklerin yayın haklarını toplamaya çalışıyor. YouTube, Amerikan futbolu ligi NFL maçlarının haklarını aldı ve bu sezonun ilk NFL maçını Brezilya’dan canlı ve ücretsiz yayınladı.

YouTube bu ay, geçmişte büyük televizyon izleyicisini ekran başına toplayan bir başka etkinliğin de haklarını aldı. 2029’dan itibaren Oscar ödül töreni yalnızca YouTube üzerinden yayınlanacak; böylece ABC televizyon kanalı ile Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi arasındaki 50 yıllık ilişki sona erecek.

Oscar’lar YouTube için hem küresel bir izleyici kitlesini çekmenin hem de en popüler içerik üreticilerine kırmızı halıda yıldızlarla söyleşi yapabilecekleri bir alan açmanın yolu olacak. Törenin YouTube’ta yayınlanması, YouTube’un CEO’su Neal Mohan’ın platformu ‘kültürün merkez üssü’ haline getirme hedefini de destekleyecek. Aynı zamanda izleyici sayısı on yıllardır düşen Oscar’lar için yeni kitlelere ulaşma ihtimali doğacak. İzlenme sayısı 1998’de Titanic’in ödülleri silip süpürdüğü yıl 57 milyona çıkmış, 2025’te ise 19,7 milyona kadar gerilemişti.

YouTube’un Amerika kıtası başkan yardımcısı Tara Walpert Levy, verdiği bir demeçte şöyle diyor: ‘Oscar’ları normalde izlemeyecek insanları platforma getirecek olan, içerik üreticilerimiz olacak. NFL’in YouTube’la anlaşmasının nedenlerinden biri de daha genç ve daha çeşitli izleyicilere ulaşmak istemeleriydi. Umarım aynı başarıyı Oscar’lar için de görürüz.’

YouTube, bir zamanlar Netflix’in izlediği yolu hatırlatırcasına, Hollywood’un en prestijli kurumlarına doğru alanını genişletmeye çalışıyor.

YouTube 2025’te, geleneksel medya gruplarıyla, hâlâ geniş kitleleri ekrana toplayabilen son alan spor yayınları ve diğer programlar için ödenen transfer ücretleri konusunda sert çekişmelere girdi. Abonelik temelli YouTubeTV’de içeriklerin hangi bedelle transfer olacağı etrafında dönen bu kavga, medya şirketlerinin on yıllar boyunca kablolu televizyon şirketleriyle verdiği dağıtım savaşlarını anımsatıyor.

Hollywood’un çözülüşü, internet platformlarının yükselişi

Disney’nin yanı sıra NBC ve Fox gibi gruplar, YouTubeTV’nin fiyat kırarak kendi servislerini zayıflattığını öne sürüp daha yüksek ücret talep ettiler. CEO Mohan’ın öncülüğünde YouTube’un benimsediği bu daha iddialı ve görünür tutum, Hollywood’un efsane stüdyolarından ikisi olan Paramount ve Warner Bros’un iyice güç kaybedip satın alma hedefi haline geldiği bir döneme denk geldi. Her iki şirketin de satış ve birleşme süreçleri, Hollywood’un can damarı olarak görülen geleneksel film ve televizyon endüstrisinin, dev streaming platformları karşısında nasıl aşama aşama eridiğini ve etkisini yitirdiğini çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdi.

Ağustos ayında, 103 yıllık geçmişiyle Hollywood tarihinin en eski stüdyolarından biri olan Paramount, Oracle’ın milyarder kurucu ortağı Larry Ellison’ın oğlu David Ellison’ın yönettiği Skydance tarafından yaklaşık 8 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın alındı. Aralık ayının hemen başında ise Warner Bros. Discovery, Paramount’tan gelen birden fazla teklifi geride bırakarak, 83 milyar dolar değerindeki dev bir anlaşmayla Netflix’e satılmayı kabul etti. Bu hamleyle yetinmeyen Paramount ise Warner Bros. için bu kez 108 milyar dolarlık karşı bir teklif verdi.

Sinema dünyasında hâlâ pek çok kişi tarafından salonları seyircisiz bırakmakla ve geleneksel sinema deneyimini zayıflatmakla suçlanan streaming öncüsü Netflix’in bir parçası hâline gelen bir Warner Bros. ihtimali, Hollywood’da ciddi bir sarsıntı yarattı. Öte yandan, Paramount’un bu yarıştan galip çıkması durumunda ise iki büyük stüdyonun birleşmesiyle birlikte kapsamlı yeniden yapılanmaların ve geniş çaplı işten çıkarmaların kaçınılmaz olacağı yönünde güçlü endişeler dile getiriliyor.

Bu iki senaryo da, Apple, Amazon ya da Google gibi teknoloji devlerinin film ve televizyon sektörünü bütünüyle ele geçireceği korkusunun uzun süredir dolaştığı Hollywood dünyasında, yeni bir daralma ve küçülme dalgası beklentisini daha da güçlendirdi.

YouTube cephesinde ise sistem bambaşka bir mantıkla işliyor: içerik üreticileri videolarını hazırlar, platforma yükler ve gelir elde edip edemeyecekleri tamamen izleyicinin gelip gelmemesine, yani dikkat çekip çekememelerine bağlı olur. İzlenme sayıları belirli bir eşiğin üzerine çıktığında reklamverenler sürece dâhil olur ve YouTube elde edilen reklam gelirinin yüzde 55’ini içerik üreticileriyle paylaşır.

YouTube’un fark yaratan gelir modeli

YouTube yöneticilerinden Levy, ‘Bu ekosistemde YouTube’un rolü farklı. Biz kendimizi stüdyo kuran değil, sahneyi kuran taraf olarak görüyoruz.’ diyor. Netflix, oyunculara baştan ödeme yaparak Hollywood’daki yerleşik düzeni sarsmıştı. Bu model, oyuncuların ve yapımcıların işin başarısına bağlı olarak sonradan pay aldığı eski kâr sisteminden açık bir kopuştu. YouTube’un yaklaşımı ise klasik Hollywood normlarından çok daha köklü bir ayrışmayı temsil ediyor.

WME yetenek ajansında dijital bölümün eş başkanı olan Ben Davis’e göre, ‘Temel fark şu: Netflix yapımların parasını öder; YouTube ise içerik üreticilerine araçları, platformu, algoritmayı ve para kazanma imkânlarını sunar. Üreticiler de buradan kazandıklarıyla yeni içeriklere yatırım yapar. Bu, özellikle bir izleyici kitlesi olanlar için, yeteneğe bugüne kadar hiç olmadığı kadar güç ve kontrol kazandıran büyük bir dönüşüm.’

YouTube, 2025’in Eylül ayında 2021’den bu yana içerik üreticilerine, sanatçılara ve medya gruplarına toplamda 100 milyar dolardan fazla ödeme yaptığını açıkladı. Son çeyrekte YouTube’un reklam gelirleri yüzde 15 artarak 10,3 milyar dolara çıktı. Televizyonlar üzerinden izlenen ve yılda 100 bin doların üzerinde gelir elde eden YouTube kanallarının sayısı ise bir yıl öncesine göre yüzde 45 yükseldi.

YouTube modeli pek çok içerik üreticisini zengin etti; bunun en çarpıcı örneği Mr Beast olarak bilinen Jimmy Donaldson. Forbes’a göre Donaldson, gösterişli videoları ve yarışmaları sayesinde 85 milyon dolar kazandı. Kanalının 455 milyon abonesi var. $456,000 Squid Game In Real Life! gibi videoları 892 milyon kez izlendi. Ayrıca Amazon Prime’da yayımlanan ve sürekli ilk 10’da yer alan Beast Games adlı bir reality şovu da bulunuyor.

Yine de başarılı bir içerik üreticisi olmak hiç de kolay bir iş değil. İzleyicilerin gerçekten izlemek istediği videoları üretmek, reklamverenlerin dikkatini çekmek ve markalarla uzun vadeli sponsorluk anlaşmaları geliştirmek içerik üreticilerinin sorumluluğunda.

Google’ın Amerika kıtası ve küresel iş ortaklıkları başkanı olan Sean Downey, ‘Onlar sadece içerik üreticisi değil, aynı zamanda birer girişimci,’ diyerek bu durumu özetliyor. İyi haber şu ki: pazar istikrarlı biçimde büyümeye devam ediyor. Interactive Advertising Bureau’nun güncel tahminlerine göre içerik üretici ekonomisinin reklam pazarı bu yıl 37 milyar dolara ulaşacak; bu rakam, geçen yıla kıyasla yüzde 26’lık kayda değer bir artış anlamına geliyor. Kurum, pazarın 2026 yılında yüzde 18 oranında daha büyümesini bekliyor.

YouTube televizyonu ortadan kaldırmıyor

YouTube ise televizyon kanallarının uzun yıllar boyunca belkemiğini oluşturan program türlerinin alanına da yavaş ama istikrarlı biçimde girmeye başladı. Sean Evans, 2015 yılında Hot Ones ile sohbet programı formatını YouTube çağına başarılı bir şekilde uyarladı. Programda Evans, her bölümde bir ünlü konukla birlikte giderek daha acı hale gelen tavuk kanatlarını yerken sohbet ediyor. Gordon Ramsay, Jennifer Lawrence, Billie Eilish ve Shaquille O’Neal gibi küresel ölçekte tanınan isimler programa konuk oldular. Hot Ones’ın bugün 15 milyon abonesi bulunuyor. Programın çatı şirketi olan First We Feast ise geçen yıl 82,5 milyon dolara satıldı.

Televizyon sohbet programlarının bu yeni ve alternatif yorumları, televizyonlardaki geç saat komedi şovlarının geleceğinin giderek daha fazla tartışma konusu haline geldiği bir dönemde daha geniş ve farklı bir izleyici kitlesi topluyor. Temmuz ayında The Late Show with Stephen Colbert’in sunucusu Stephen Colbert, programının iptal edildiğini ve Mayıs 2026’da sona ereceğini izleyicilere duyurmuştu.

Bu açıklama, Colbert’in CBS’in, Başkan Donald Trump yönetiminin açtığı bir davayı kapatmak amacıyla yaptığı 16 milyon dolarlık ödeme hakkında açılış monoloğunda yaptığı sert şakanın hemen ardından geldi. Colbert bu ödemeyi ‘devasa bir rüşvet’ olarak nitelemişti. Trump ise o dönemde sosyal medyada, ‘Colbert’in kovulmasına bayıldım,’ diye yazdı. Eylül ayında bu kez Colbert’in ABC’deki muadili olan Jimmy Kimmel, öldürülen muhafazakâr aktivist Charlie Kirk hakkında yaptığı bir yorum nedeniyle programdan uzaklaştırıldı. Kimmel daha sonra ekrana geri döndü ve sözleşmesini bir yıl uzattı.

Sohbet programı sunucuları ve onları yayınlayan kanallar üzerindeki artan siyasi baskı, YouTube’un bu isimler için daha doğal ve elverişli bir mecra olup olmadığı sorusunu da gündeme getirdi. Zaten birçok izleyici gece kuşağı monologlarının kısa kliplerini YouTube üzerinden izliyor, çoğu zaman programın geri kalanını tamamen atlıyor.”

Bu yazı ilk kez 29 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Financial Times internet sitesinde yayımlanan “The relentless rise of YouTube” başlıklı yazıdan öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.ft.com/content/9e75eeb8-b6e6-4a90-b015-2732fa9a8774

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

YouTube’un durdurulamayan yükselişi

Podcast dünyasında zaten baskın olan, canlı spor yayınlarında da hızla ağırlık kazanan YouTube, bugün ABD’de televizyon ve streaming alanının en güçlü aktörü haline gelmiş durumda ve bu yükselişi kısa vadede hiç de duracağa benzemiyor. YouTube, izleme alışkanlıklarımızı, ekranla kurduğumuz ilişkiyi ve neyin 'izlenmeye değer' sayıldığını da köklü biçimde dönüştürüyor.

Kablolu televizyonun, ulusal kanalların ve hatta klasik Hollywood stüdyolarının belirlediği hiyerarşiler çözülürken, izleyici dikkatini merkezine alan yeni bir ekosistem şekilleniyor. YouTube bu ekosistemde ne sadece bir ‘dağıtım kanalı’ ne de klasik anlamda bir yapımcı. Algoritma, izleyici geri bildirimi ve içerik üreticilerinin girişimci pozisyonu, bu formatları daha esnek ama aynı zamanda daha acımasız bir rekabet ortamına taşıyor. Böylece kültürel üretim, editoryal kararların değil; izlenme, paylaşım ve etkileşimin belirlediği bir düzende yeniden şekilleniyor. Bu durum, eğlence endüstrisinin geleceğini artık içerikten çok platformların belirlediğini gösteriyor.

Ortaya çıkan tablo, yalnızca Hollywood’un güç kaybını değil, aynı zamanda emeğin ve riskin yeniden dağıtıldığı bir medya ekonomisini de ortaya koyuyor. YouTube dünyasında içerik üreticileri yıldızlaşabildiği gibi hızla görünmez de olabiliyor; güvence yerine süreklilik baskısı, istikrar yerine performans ölçümü var. Ancak tam da bu nedenle platform, geç saatlerde yayımlanan televizyon programlarının siyasi ve kurumsal sınırlarından bunalan yapımlar için cazip bir alan sunuyor. YouTube’un yükselişi, medyanın geleceğinin daha demokratik mi yoksa daha güvencesiz mi olacağı sorusunu açık bırakıyor, ama şimdiden oyunun kurallarını kökten değiştirmiş durumda.

Financial Times’ta yayımlanan yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Eğlence dünyasında asıl değerin izleyicinin dikkatini yakalayıp elde tutmak olduğu bir dönemde, YouTube çevrimiçi kuşağa hitap eden yeni içerikleri, bir zamanlar kablolu televizyonun omurgasını oluşturan program türleriyle buluşturabilen ender ve vazgeçilmez platformlardan biri haline geldi. YouTube’daki içerik üreticileri için başarının anahtarı, eski televizyon formatlarını meme’lerle, TikTok videolarıyla ve YouTube’la büyümüş izleyiciler için yeniden yorumlamak oldu.

Bu yıl 20’nci yaşına giren YouTube, bugün podcast alanında açık ara lider; müzikte güçlü bir aktör ve canlı sporda giderek daha görünür bir oyuncu. Sessiz sedasız biçimde Amerikan evlerindeki salonların da hâkimi oldu. 2024’ten bu yana Amerikalılar YouTube’u en çok telefonlarından ya da başka cihazlardan değil, televizyon ekranlarından izliyorlar. Amerika’da televizyon ve streaming izlenme süresinde YouTube artık Netflix, Disney ve Amazon Prime Video’nun önünde.

Eğlence endüstrisinde önemli olan, izleyici dikkatini kimin kontrol ettiği

Elbette bu izleme süresinin tamamı YouTube içerik üreticilerinin videolarından oluşmuyor. Hollywood’da faaliyet gösteren Apple, Amazon ve Netflix gibi diğer teknoloji şirketleri gibi YouTube da geleneksel televizyonda hâlâ büyük kitleleri ekrana kilitleyen spor karşılaşmaları ve canlı etkinliklerin yayın haklarını toplamaya çalışıyor. YouTube, Amerikan futbolu ligi NFL maçlarının haklarını aldı ve bu sezonun ilk NFL maçını Brezilya’dan canlı ve ücretsiz yayınladı.

YouTube bu ay, geçmişte büyük televizyon izleyicisini ekran başına toplayan bir başka etkinliğin de haklarını aldı. 2029’dan itibaren Oscar ödül töreni yalnızca YouTube üzerinden yayınlanacak; böylece ABC televizyon kanalı ile Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi arasındaki 50 yıllık ilişki sona erecek.

Oscar’lar YouTube için hem küresel bir izleyici kitlesini çekmenin hem de en popüler içerik üreticilerine kırmızı halıda yıldızlarla söyleşi yapabilecekleri bir alan açmanın yolu olacak. Törenin YouTube’ta yayınlanması, YouTube’un CEO’su Neal Mohan’ın platformu ‘kültürün merkez üssü’ haline getirme hedefini de destekleyecek. Aynı zamanda izleyici sayısı on yıllardır düşen Oscar’lar için yeni kitlelere ulaşma ihtimali doğacak. İzlenme sayısı 1998’de Titanic’in ödülleri silip süpürdüğü yıl 57 milyona çıkmış, 2025’te ise 19,7 milyona kadar gerilemişti.

YouTube’un Amerika kıtası başkan yardımcısı Tara Walpert Levy, verdiği bir demeçte şöyle diyor: ‘Oscar’ları normalde izlemeyecek insanları platforma getirecek olan, içerik üreticilerimiz olacak. NFL’in YouTube’la anlaşmasının nedenlerinden biri de daha genç ve daha çeşitli izleyicilere ulaşmak istemeleriydi. Umarım aynı başarıyı Oscar’lar için de görürüz.’

YouTube, bir zamanlar Netflix’in izlediği yolu hatırlatırcasına, Hollywood’un en prestijli kurumlarına doğru alanını genişletmeye çalışıyor.

YouTube 2025’te, geleneksel medya gruplarıyla, hâlâ geniş kitleleri ekrana toplayabilen son alan spor yayınları ve diğer programlar için ödenen transfer ücretleri konusunda sert çekişmelere girdi. Abonelik temelli YouTubeTV’de içeriklerin hangi bedelle transfer olacağı etrafında dönen bu kavga, medya şirketlerinin on yıllar boyunca kablolu televizyon şirketleriyle verdiği dağıtım savaşlarını anımsatıyor.

Hollywood’un çözülüşü, internet platformlarının yükselişi

Disney’nin yanı sıra NBC ve Fox gibi gruplar, YouTubeTV’nin fiyat kırarak kendi servislerini zayıflattığını öne sürüp daha yüksek ücret talep ettiler. CEO Mohan’ın öncülüğünde YouTube’un benimsediği bu daha iddialı ve görünür tutum, Hollywood’un efsane stüdyolarından ikisi olan Paramount ve Warner Bros’un iyice güç kaybedip satın alma hedefi haline geldiği bir döneme denk geldi. Her iki şirketin de satış ve birleşme süreçleri, Hollywood’un can damarı olarak görülen geleneksel film ve televizyon endüstrisinin, dev streaming platformları karşısında nasıl aşama aşama eridiğini ve etkisini yitirdiğini çarpıcı bir biçimde gözler önüne serdi.

Ağustos ayında, 103 yıllık geçmişiyle Hollywood tarihinin en eski stüdyolarından biri olan Paramount, Oracle’ın milyarder kurucu ortağı Larry Ellison’ın oğlu David Ellison’ın yönettiği Skydance tarafından yaklaşık 8 milyar dolarlık bir anlaşmayla satın alındı. Aralık ayının hemen başında ise Warner Bros. Discovery, Paramount’tan gelen birden fazla teklifi geride bırakarak, 83 milyar dolar değerindeki dev bir anlaşmayla Netflix’e satılmayı kabul etti. Bu hamleyle yetinmeyen Paramount ise Warner Bros. için bu kez 108 milyar dolarlık karşı bir teklif verdi.

Sinema dünyasında hâlâ pek çok kişi tarafından salonları seyircisiz bırakmakla ve geleneksel sinema deneyimini zayıflatmakla suçlanan streaming öncüsü Netflix’in bir parçası hâline gelen bir Warner Bros. ihtimali, Hollywood’da ciddi bir sarsıntı yarattı. Öte yandan, Paramount’un bu yarıştan galip çıkması durumunda ise iki büyük stüdyonun birleşmesiyle birlikte kapsamlı yeniden yapılanmaların ve geniş çaplı işten çıkarmaların kaçınılmaz olacağı yönünde güçlü endişeler dile getiriliyor.

Bu iki senaryo da, Apple, Amazon ya da Google gibi teknoloji devlerinin film ve televizyon sektörünü bütünüyle ele geçireceği korkusunun uzun süredir dolaştığı Hollywood dünyasında, yeni bir daralma ve küçülme dalgası beklentisini daha da güçlendirdi.

YouTube cephesinde ise sistem bambaşka bir mantıkla işliyor: içerik üreticileri videolarını hazırlar, platforma yükler ve gelir elde edip edemeyecekleri tamamen izleyicinin gelip gelmemesine, yani dikkat çekip çekememelerine bağlı olur. İzlenme sayıları belirli bir eşiğin üzerine çıktığında reklamverenler sürece dâhil olur ve YouTube elde edilen reklam gelirinin yüzde 55’ini içerik üreticileriyle paylaşır.

YouTube’un fark yaratan gelir modeli

YouTube yöneticilerinden Levy, ‘Bu ekosistemde YouTube’un rolü farklı. Biz kendimizi stüdyo kuran değil, sahneyi kuran taraf olarak görüyoruz.’ diyor. Netflix, oyunculara baştan ödeme yaparak Hollywood’daki yerleşik düzeni sarsmıştı. Bu model, oyuncuların ve yapımcıların işin başarısına bağlı olarak sonradan pay aldığı eski kâr sisteminden açık bir kopuştu. YouTube’un yaklaşımı ise klasik Hollywood normlarından çok daha köklü bir ayrışmayı temsil ediyor.

WME yetenek ajansında dijital bölümün eş başkanı olan Ben Davis’e göre, ‘Temel fark şu: Netflix yapımların parasını öder; YouTube ise içerik üreticilerine araçları, platformu, algoritmayı ve para kazanma imkânlarını sunar. Üreticiler de buradan kazandıklarıyla yeni içeriklere yatırım yapar. Bu, özellikle bir izleyici kitlesi olanlar için, yeteneğe bugüne kadar hiç olmadığı kadar güç ve kontrol kazandıran büyük bir dönüşüm.’

YouTube, 2025’in Eylül ayında 2021’den bu yana içerik üreticilerine, sanatçılara ve medya gruplarına toplamda 100 milyar dolardan fazla ödeme yaptığını açıkladı. Son çeyrekte YouTube’un reklam gelirleri yüzde 15 artarak 10,3 milyar dolara çıktı. Televizyonlar üzerinden izlenen ve yılda 100 bin doların üzerinde gelir elde eden YouTube kanallarının sayısı ise bir yıl öncesine göre yüzde 45 yükseldi.

YouTube modeli pek çok içerik üreticisini zengin etti; bunun en çarpıcı örneği Mr Beast olarak bilinen Jimmy Donaldson. Forbes’a göre Donaldson, gösterişli videoları ve yarışmaları sayesinde 85 milyon dolar kazandı. Kanalının 455 milyon abonesi var. $456,000 Squid Game In Real Life! gibi videoları 892 milyon kez izlendi. Ayrıca Amazon Prime’da yayımlanan ve sürekli ilk 10’da yer alan Beast Games adlı bir reality şovu da bulunuyor.

Yine de başarılı bir içerik üreticisi olmak hiç de kolay bir iş değil. İzleyicilerin gerçekten izlemek istediği videoları üretmek, reklamverenlerin dikkatini çekmek ve markalarla uzun vadeli sponsorluk anlaşmaları geliştirmek içerik üreticilerinin sorumluluğunda.

Google’ın Amerika kıtası ve küresel iş ortaklıkları başkanı olan Sean Downey, ‘Onlar sadece içerik üreticisi değil, aynı zamanda birer girişimci,’ diyerek bu durumu özetliyor. İyi haber şu ki: pazar istikrarlı biçimde büyümeye devam ediyor. Interactive Advertising Bureau’nun güncel tahminlerine göre içerik üretici ekonomisinin reklam pazarı bu yıl 37 milyar dolara ulaşacak; bu rakam, geçen yıla kıyasla yüzde 26’lık kayda değer bir artış anlamına geliyor. Kurum, pazarın 2026 yılında yüzde 18 oranında daha büyümesini bekliyor.

YouTube televizyonu ortadan kaldırmıyor

YouTube ise televizyon kanallarının uzun yıllar boyunca belkemiğini oluşturan program türlerinin alanına da yavaş ama istikrarlı biçimde girmeye başladı. Sean Evans, 2015 yılında Hot Ones ile sohbet programı formatını YouTube çağına başarılı bir şekilde uyarladı. Programda Evans, her bölümde bir ünlü konukla birlikte giderek daha acı hale gelen tavuk kanatlarını yerken sohbet ediyor. Gordon Ramsay, Jennifer Lawrence, Billie Eilish ve Shaquille O’Neal gibi küresel ölçekte tanınan isimler programa konuk oldular. Hot Ones’ın bugün 15 milyon abonesi bulunuyor. Programın çatı şirketi olan First We Feast ise geçen yıl 82,5 milyon dolara satıldı.

Televizyon sohbet programlarının bu yeni ve alternatif yorumları, televizyonlardaki geç saat komedi şovlarının geleceğinin giderek daha fazla tartışma konusu haline geldiği bir dönemde daha geniş ve farklı bir izleyici kitlesi topluyor. Temmuz ayında The Late Show with Stephen Colbert’in sunucusu Stephen Colbert, programının iptal edildiğini ve Mayıs 2026’da sona ereceğini izleyicilere duyurmuştu.

Bu açıklama, Colbert’in CBS’in, Başkan Donald Trump yönetiminin açtığı bir davayı kapatmak amacıyla yaptığı 16 milyon dolarlık ödeme hakkında açılış monoloğunda yaptığı sert şakanın hemen ardından geldi. Colbert bu ödemeyi ‘devasa bir rüşvet’ olarak nitelemişti. Trump ise o dönemde sosyal medyada, ‘Colbert’in kovulmasına bayıldım,’ diye yazdı. Eylül ayında bu kez Colbert’in ABC’deki muadili olan Jimmy Kimmel, öldürülen muhafazakâr aktivist Charlie Kirk hakkında yaptığı bir yorum nedeniyle programdan uzaklaştırıldı. Kimmel daha sonra ekrana geri döndü ve sözleşmesini bir yıl uzattı.

Sohbet programı sunucuları ve onları yayınlayan kanallar üzerindeki artan siyasi baskı, YouTube’un bu isimler için daha doğal ve elverişli bir mecra olup olmadığı sorusunu da gündeme getirdi. Zaten birçok izleyici gece kuşağı monologlarının kısa kliplerini YouTube üzerinden izliyor, çoğu zaman programın geri kalanını tamamen atlıyor.”

Bu yazı ilk kez 29 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Financial Times internet sitesinde yayımlanan “The relentless rise of YouTube” başlıklı yazıdan öne çıkan bazı bölümler Mert Söyler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.ft.com/content/9e75eeb8-b6e6-4a90-b015-2732fa9a8774

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x