İnsan

10 Şubat 2022

Yazdır

Anti-depresan almaya nasıl karar vermeli?

Çağımızın rahatsızlıkları olarak görülen depresyon ve anksiyete, kimi zaman işimizi ve ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyerek hayatımızı zorlaştırabilir. Böylesi durumlarda antidepresanlara başvurmak gerekebilir, ancak bu konuda bitip tükenmeyen tartışmalar ve önyargılar, meseleyi daha da içinden çıkılmaz hale getirebiliyor. Edinburgh Üniversitesi’nde Psikiyatri ve Nöro-Görüntüleme bölümü Başkanı Stephen Lawrie, Psyche’de yayımlanan yazısında, antidepresanların artıları ve eksileri hakkında dengeli bir açıklama sunuyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Uzun süredir üzgün hissediyor ve bunu üzerinizden atamıyorsanız (ya da bu durumda olan birini tanıyorsanız) siz, arkadaşınız veya akrabanız doktorunuzdan antidepresan reçetesi yazmasını istemiş olabilirsiniz. Karar vermek kolay değil. Antidepresanlar muhtemelen tıpta en tartışmalı ilaç tedavisidir ve yazılı basın ve sosyal medya bunlara karşı önyargılıdır. Bu ilaçların övülen plasebolar, son derece etkili, tehlikeli derecede bağımlılık yapan, iyi tolere edilen, sosyal hastalıklar için aşırı derecede reçete edilen, hatta toplumdaki sözde depresyon ‘salgını’ göz önüne alındığında az reçete edilen ilaçlar olarak anıldığını görebilirsiniz. Açıkçası, bu çelişkili ifadelerin tümü doğru olamaz.

Depresyon günlük üzüntüden daha fazlasıdır

Antidepresanlar, hepimizin zaman zaman hissettiği günlük üzüntünün değil, klinik depresyon ve ilgili sorunların tedavisi içindir. Psikiyatrik bir tanı olarak depresyon veya bazen ‘klinik depresyon’ ya da ‘majör depresyon’ olarak adlandırılan durum, çoğu zaman veya her zaman üzgün olmak ve bu durumun en az iki hafta boyunca devam etmesi olarak tanımlanır. Ayrıca, depresyon olarak sayılması için üzüntünün yanı sıra bir takım başka semptomların da mevcut olması ve hastanın semptomlarını üzücü ve/veya engelleyici bulması gerekir.

Depresyon belirtileri şunlardır:

  • Çoğu zaman ya da her zaman, en az iki hafta süren depresif ruh hali
  • Enerjisizlik
  • Daha önce keyif veren faaliyetlerden keyif almama
  • Azalan ya da artan hareket düzeyi
  • İştah kaybı ya da aşırı yeme gibi yeme bozuklukları
  • Uykusuzluk ya da çok fazla uyumak gibi uyku bozuklukları
  • İntihar düşünceleri
  • Kararsızlık veya konsantrasyonun azalması
  • Özgüvensizlik
  • Benlik, dünya, gelecek hakkında olumsuz düşünceler (…)

Antidepresanlar işe yarıyorsa neden tartışmalılar?

Antidepresanlar ilk olarak 1951’de depresyonda işe yarayabileceği düşünülerek keşfedildi ve 1957’de tıbbi uygulamaya girdi. O zamandan beri çeşitli yöntemlerin kullanıldığı klinik deneylerde tekrar tekrar işe yaradıkları görüldü. Bazı yorumcuların söylediklerine rağmen, genel olarak birçok insanda işe yaradıklarına dair kanıtlar çok güçlü. Yıllar boyunca, klinik deneylerde antidepresanların anksiyete, ağrı ve diğer problemler için faydalı bir tedavi olduğu da ortaya kondu. (…)

Halihazırda lisanslı tüm antidepresanlar, beyindeki sinir hücrelerinin sinaps olarak bilinen bir boşluk üzerinden birbirleriyle iletişim kurmasını sağlayan bazı kimyasal sinir taşıyıcılarının (özellikle serotonin ve/veya norepinefrin) seviyelerini artırır. Psikolojik düzeyde; depresyondaki insanlar antidepresan aldıktan kısa bir süre sonra mutlu anıları daha kolay hatırlamak gibi, bilgileri daha olumlu bir şekilde işlemeye başlar. Daha yavaş, moleküler düzeyde ise antidepresanlar, sinaptik plastisiteyi ve sinir hücresi büyümesini uyarır ve böylece stresin bu süreçler üzerindeki zararlı etkilerini tersine çevirmeye yardımcı olur. Bu farmakolojik, psikolojik ve moleküler değişikliklerin hepsinin depresyondan kurtulmayı desteklemede birlikte çalışabileceğini akılda tutmak lazım.

Etkililikleri göz önüne alındığında antidepresanlar neden bu kadar tartışmalı? Ruh hastalığına iliştirilmiş çok fazla damga var ve bu şüphesiz birçok insanın antidepresanlara yönelik tutumunu etkiliyor. Depresyonun ‘sadece bir tür üzüntü’ olduğuna, fiziksel olmaktan çok ‘ruhsal’ olduğuna ve dolayısıyla tedavi gerektiren ‘gerçek’ bir tıbbi durum olmadığına dair yaygın ve yanlış bir inanç söz konusu. Diğer uçta ise depresyonun ‘umutsuz’ veya tedavi edilemez olduğu ya da ömür boyu tedavi gerektirdiği görüşü var. Bunun sonucunda insanlar genellikle onları almaktan ve iyileşmelerine nasıl katkıda bulunduklarından bahsetmekten pek hoşnut olmuyor. Ancak birçok insan için bu ilaçlar faydalıdır ve bazı durumlarda kelimenin tam anlamıyla hayat kurtarıcıdır.

Bu yazıda yer alan bilgiler, ilk elden profesyonel tıbbi tavsiyenin yerini tutmaz ama antidepresan kullanmaya başlayıp başlamamayı düşünüyorsanız, dikkatli ve bilinçli bir karar vermenize yardımcı olacaklardır. Depresyon veya anksiyete durumu yaşıyorsanız ve yardım almayı ya da antidepresanlara başlamak da dahil tedavi görmeyi düşünüyorsanız kendinize deneyimleriniz ve koşullarınız hakkında bir dizi soru sormak iyi bir başlangıç noktası olacaktır.” (…)

Tedaviye ihtiyacım var mı ya da bunu istiyor muyum?

Yazar, çoğu depresyon ve anksiyete vakasının hafif olduğunu ve çoğunun zamanla çözüldüğünü, zamanın harika bir ilaç olduğunu vurguluyor: “ABD’de psikiyatri tanı el kitabı DSM-5, insanların yüzde 40’ının üç ay içinde, yüzde 80’inin de 1 yıl içinde majör depresyondan kurtulmaya başladığını belirtiyor.

Stresli bir yaşam olayı gibi kronik üzüntü duygularınızı tetikleyen belirli bir durum söz konusuysa, çabalarınızı ekstra eğitim, finansman ya da barınma desteği gibi pratik yardım almaya odaklamanız daha iyi olabilir. İlişki sorunları da çift terapisi ile en iyi şekilde ele alınabilir. Asıl probleminizin başlı başına depresyon değil, stresli durumlar olduğunun açıklayıcı bir işareti, depresyon veya anksiyete ile ilgili herhangi bir semptomdan ziyade stresli durumla meşgul olup olmadığınız üzerine düşünmektir.

Şayet yaşam koşullarının stresi bunaltıcı geliyorsa antidepresanlar, uykusuzluk ve yorgunluk gibi depresyon semptomlarıyla ilgili rahatlama sağlayarak değerli bir yardımda bulunabilir. Bu, özellikle daha önce antidepresan kullanmanızı gerektiren bir depresyon öykünüz olması durumunda ya da semptomlar devamlılık gösteriyorsa geçerlidir.

Konuşma terapisi daha dazla mı işe yarar?

Hafif ila orta derecede depresyon ve anksiyete, genellikle bilişsel davranışçı terapi veya kişilerarası terapi gibi kanıta dayalı, yapılandırılmış bir psikoterapi ile en iyi şekilde tedavi edilir. Bilişsel davranışçı terapi, olumsuz düşünce kalıplarını ele almanın yollarına odaklanırken, kişilerarası terapi daha çok diğer insanlarla yaşayabileceğiniz zorluklara odaklanır. (…)

Bilişsel davranışçı terapi veya kişilerarası terapinin antidepresanlardan daha uzun vadeli faydalar sağlayabileceğine dair bazı kanıtlar da mevcuttur. Bu yaklaşımların insanlara ihtiyaç duyduklarında tekrar başvurabilecekleri depresyon veya endişe ile başa çıkma yolları sunduğu düşünüldüğünde, bu şaşırtıcı bir sonuç değildir.

Bununla birlikte, psikoterapinin faydalarını abartmamak da gerekir. Örneğin, şiddetli depresyonu olan hastalarım genellikle psikoterapinin etkilerinin zamanla azalma eğilimi gösterdiğini ve takviye veya ‘destekleyici’ seanslar ya da belki de tamamen yeni bir terapi sürecine ihtiyaç duyduklarını görüyor. (…)

Ne zaman antidepresan almalıyım?

Depresyonunuz veya anksiyeteniz hafif ila orta düzeydeyse, zaman ve konuşma terapisi yardımcı olmadıysa ve işler kötüye gidiyorsa bir antidepresan almayı düşünmelisiniz. Depresyonunuz veya anksiyeteniz orta ila şiddetli düzeydeyse, ilk tedavi şekliniz olarak bilişsel davranışçı terapiyle birlikte bir antidepresan almayı düşünmelisiniz.

Bu, şu soruyu gündeme getiriyor: Orta veya şiddetli düzeyde depresyonda olup olmadığınızı nasıl anlarsınız? Bunu en iyi eğitimli bir klinik tedavi uzmanı anlayabilir. (…)

Genel olarak ne kadar depresifseniz, antidepresanlardan faydalanma olasılığınız da o kadar artar. Şiddetli bir depresyonun diğer belirtileri arasında tam bir keyifsizlik, duygusal olarak uyuşukluk veya ‘kopuk’ hissetme, ajite olma veya düşünce ve hareketlerinizde normale göre belirgin yavaşlık yer alır. (…)

Başka bir husus da çabucak iyileşmeye ihtiyacınız olup olmadığıdır. Örneğin, bir kişi intihara meyilliyse veya depresyonu işinde ya da ilişkilerinde soruna neden oluyorsa, bu durum söz konusu olabilir. Psikoterapi bazen nispeten hızlı işe yarayabilir, ancak anlamlı bir fayda aylar içinde görülürken, antidepresanlar genellikle haftalar içinde önemli bir fayda sağlayabilir. (…)

Ne tür olumsuz etkileri beklemeliyim?

Antidepresanların birçok potansiyel yan etkisi vardır, ancak çoğu nadir görülür. Bununla birlikte, bazıları ‘çok yaygın’ (kullanıcıların yüzde 10’undan fazlasını etkiler) veya ‘yaygın’ (kullanıcıların yüzde 1-10’unu etkiler) olarak sınıflandırılır. Bu nedenle antidepresan reçete edilen kişiler, özellikle tedavinin erken aşamalarında, ilaçların olumsuz etkilerini kontrol etmek üzere düzenli olarak tıbbi muayeneden geçmelidir.

Bazı antidepresan türlerinin yaygın yan etkileri arasında iştah azalması, mide bulantısı, ‘karın bölgesinde rahatsızlık’ve cinsel işlev bozukluğu yer alır. Çoğu insan bu sorunları genellikle hafif bulduğunu ve ilk birkaç haftadan sonra kaybolduklarını söylüyor. (…)

Hastaları yaygın yan etkiler ve bunlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda önceden uyarmanın, ilaçları tolere etmelerine yardımcı olduğunu ve hatta ilaçlarını etkinliğini de artırdığını fark ettim. (…) Ayrıca depresyon ve/veya anksiyetesi olan hastalarıma iyileşeceklerini, bunun sadece bir zaman ve doğru tedaviyi bulma meselesi olduğunu ve nihayetinde neredeyse hepsinin iyileştiğini söylüyorum. (…)

Antidepresanlar terapiye müdahale eder mi?

Hem ilaç hem de konuşma terapilerinin birleştirildiklerinde her ikisinin de tek başına olduğundan daha fazla işe yaradığına dair klinik çalışmalardan elde edilen güçlü kanıtlar var. (…) Bu o kadar da şaşırtıcı değil, hatta beklenebilecek bir sonuç.

Psikoterapi, düşünme şeklimizi değiştirerek çalışır, buna ‘yukarıdan aşağıya’ yaklaşım da denir. İlaçlar ise ‘aşağıdan yukarıya’ önce nörobiyolojiyi etkiler. İngiliz sinirbilimci Camilla Nord’un antidepresan ilaç veya psikoterapi tedavisi öncesi ve sonrası beyin aktivasyonu üzerine yaptığı araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Beyin değişimleri arasında bir örtüşme yoktu, bu da iki yaklaşımın farklı şekilde, tamamlayıcı olarak çalıştığını öne sürüyordu. (…)

Antidepresana yanıt vermezsem ne yapmalıyım?

Bir antidepresan ile depresyon veya anksiyete tedavisine başladıktan hemen sonra semptomatik rahatlama yaşayabilirsiniz. Birkaç hafta sonra biraz daha iyi hissetmeniz normaldir. Bununla birlikte, tam faydaları elde etmek genellikle depresyon durumunda iki ila üç ay, anksiyete durumunda daha uzun sürebilir. Bu nedenle hemen yanıt vermediğiniz takdirde, yan etkiler tolere edilebilir olduğu sürece daha uzun süre beklemeye değer.

Zaman geçmesine rağmen herhangi bir fayda görmüyorsanız, bir sonraki adım halihazırda almakta olduğunuz ilacın daha yüksek dozunu denemektir ki bu doktorunuzla görüşmeniz gereken bir husustur. (…) Aynı ilacın daha yüksek dozu da işe yaramazsa veya yaraması olası görünmüyorsa, doktorunuz farklı tipte bir antidepresan denemeyi önerebilir. (…) Bu aşama, henüz yapmadıysanız, tedaviye bilişsel davranışçı terapi veya kişilerarası terapi gibi yapılandırılmış bir psikoterapi eklemek için de iyi bir zamandır. Çoğu insan bu manevralara cevap verecektir. Hâlâ iyileşme belirtisi göstermiyorsanız, ruh sağlığı uzmanları durumunuzu ve teşhisinizi yeniden gözden geçirmelidir. (…)

Antidepresan almayı nasıl ve ne zaman bırakmalıyım?

Hiç kimse ilaç almaktan hoşlanmaz ya da gereğinden uzun süre kullanmak istemez. Ancak, yanıt verdiği takdirde antidepresanı bir yıl veya daha uzun süre kullanmanın, nüksetme olasılığını önemli ölçüde azaltacağına dair pek çok kanıt mevcut. (…) Buna karşın çoğu insan iyileştikten sonra antidepresanları hemen bırakmak ister. Kendilerini daha iyi hissettiklerinden hapları bırakmanın güvenli olduğuna inanırlar, ancak özellikle orta-şiddetli depresyon durumlarında nüksetme riski yüksek olduğundan bu inanç çok da geçerli değildir. (…)

Doktorunuzla birlikte hapları bırakmanın güvenli olduğu konusunda fikir birliğine vardığınızda, ‘antidepresan yoksunluk sendromuna’ hazırlıklı olun. Paniğe kapılmayın, bu ‘bağımlılık’ ile aynı şey olmadığı gibi antidepresanlara özgü de değildir. (…) Yoksunluk etkisi genellikle hafiftir ve sadece birkaç gün sürer. Devam ettiği takdirde bu etkileri depresyon veya anksiyetenin nüksetmesi durumundaki semptomlardan ayırt etmek zor olabilir. (…)

Hastalarıma hayatlarının nispeten iyi ve stresten uzak bir döneminde, bahar ya da yaz gibi herkesin biraz daha iyi hissetme eğiliminde olduğu zamanlarda antidepresanları bırakmalarını tavsiye ediyorum.

“Antidepresan kullanıyor” damgalaması ile nasıl başa çıkmalıyım?

Pek çok bilgisiz insan, antidepresan kullanımının duygusal zayıflıktan ya da sorunlarla başa çıkamamadan kaynaklandığını, depresyonda olan kişilerin bir şekilde ‘bundan kurtulması’ gerektiğini düşünür. Bu tür yanlış fikirler bazen, aksi yönde çok büyük kanıtlar olmasına rağmen antidepresanların tedavi etkinliğine olan inançsızlık ile birlikte kendini gösterir. (…)

Tavsiyem, depresyonunuzun üzücü ve engelleyici olduğunu, ilaçların işe yaradığını, yan etkilerin kontrol altına alınabileceğini ve ilaçları sonsuza kadar almayacağınızı ve iyileşince aşamalı olarak bırakacağınızı çevrenize sakince açıklamak olacaktır. (…)

Terapi ve ilaçların yanında başka ne yapabilirim?

Yazar, genellikle yapılması gerekenin, ne kadar zor olursa olsun, depresyon ya da anksiyeteden kendimizi uzaklaştırmak, bu konuda fazla düşünmemek ve başka şeyler yapmak olduğunu söylüyor: “(…) Yardımcı olabilecek günlük rutinler düzenli bir saatte kalkmak, biraz egzersiz yapmak için evden dışarı çıkmak, mahallede biriyle buluşup sohbet etmek olabilir.

Depresyonla ilgili kanıta dayalı yaklaşımlar arasında fiziksel aktivite ve meditasyon gibi zihinsel egzersizler; anksiyete için de çeşitli rahatlama ve diğer anksiyete yönetimi yaklaşımları vardır. Özfarkındalık meditasyonu, insanların tekrar depresyona girme ihtimalini azaltmada özel bir rol oynayabilir. Fiziksel egzersizin orta düzeyde bir tedavi etkisi ve depresyon konusunda küçük bir önleyici etkisi söz konusudur. Yoga ve tai chi de dikkate alınmaya değer. (…)”

Bu yazı ilk kez 10 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

 

Stephen Lawrie’nin Psyche internet sitesinde yayımlanan “How to decide whether to take antidepressants” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://psyche.co/guides/how-to-decide-whether-to-start-taking-antidepressant-pills

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend