Kimler daha iyi yaşlanıyor?

Yaşam süresinin uzaması, bu süreyi uzatan olanaklara erişimle yakından bağlantılı. Fiziksel ve zihinsel fonksiyonlar üzerinde yapılan araştırmalar bunu söylüyor. Ödüllü bilim gazetecisi Claudia Wallis, Scientific American dergisindeki yazısında, bu çalışmalardan yola çıkarak kimlerin daha iyi yaşlandığını ortaya koyuyor.

Yazının bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“60 yaşın yeni 50, 70 yaşın da yeni 60 olduğunu sık sık duyuyoruz. Büyükanne ve büyükbabanızın ya da onların anne ve babalarının (yaşınıza bağlı olarak) fotoğraflarına baktığınızda eğik ve yumuşak vücutlarını, kırışık yüzlerini ve daha 60’larının başındayken sandalyelerine nasıl sabitlendiklerini görebilirsiniz. Günümüzün enerjik, spor salonuna giden altmışlıklarıyla ne büyük bir tezat…

Farklı on yıllarda doğanları karşılaştıran son araştırmalar, yaşlanma şeklimizdeki gerçek fiziksel ve zihinsel farklılıkları belirlemek için bu yüzeysel izlenimlerin ötesine geçiyor.”

Yazar, araştırmaların belirli iyileştirme alanlarını belirlediğini ancak bu kazanımların herkes için geçerli olmadığı gibi sosyal, davranışsal ve ekonomik faktörlere bağlı göründüğünü söylüyor.

Fiziksel ve bilişsel faktörler

“Finlandiya’dan biri fiziksel yaşlanmaya, diğeri bilişsel yaşlanmaya odaklanan iki yeni çalışma, nesil değişiminin çarpıcı bazı ayrıntılarını ortaya koyuyor.

Jyväskylä Üniversitesi’nden gerontolog Taina Rantanen tarafından yürütülen araştırma, 1910 ve 1914’te doğan yetişkinleri yaklaşık 30 yıl sonra doğanlarla karşılaştırıyor. İki yaş grubu sırasıyla 1989-1990’da ve 2017-2018’de değerlendiriliyor. Bu çalışmanın güzelliği, her iki grubun da 75 ve sonra 80 yaşında, aynı altı fiziksel test ve beş bilişsel ölçüt ile incelenmiş olması. (…)

Araştırmalara göre daha sonra doğan grup daha hızlı yürüyebiliyordu, daha güçlü bir tutuşa sahipti ve baldırlarıyla daha fazla güç uygulayabiliyordu. (…) Bilişsel testlerde ise daha sonra doğan grup sözel akıcılıkta daha iyiydi (üç dakika içinde K ile başlayan daha fazla kelime bulmuşlardı), karmaşık parmak hareketlerinde tepki süreleri daha hızlıydı ve sayıları sembollerle eşleştiren testte daha yüksek puan almışlardı.

Ancak nesiller boyunca her şey değişmemişti: Akciğer fonksiyonu ölçütleri şaşırtıcı bir şekilde durağandı ve kısa süreli hafıza görevinde rakam dizilimlerini hatırlama konusunda hiçbir gelişme yoktu. Araştırmacılar bunun okulda ve günlük hayatta ezbere daha az vurgu yapılması nedeniyle gerçekleşmiş olabileceğini düşünüyor.

Bu bulguların çoğu diğer grup çalışmalarıyla da uyumlu. Örneğin, Hollanda’da 2018’de yayımlanan bilişsel yaşlanma araştırması, 1931 ile 1941 arasında doğan ileri yaştaki yetişkinlerin, bir dizi bilişsel ölçütte 1920’lerde doğan aynı yaştaki yetişkinleri geride bıraktığını gösteriyordu (kısa süreli bellek hariç).

2013’te Danimarka’da yürütülen bir araştırma ise doğum yılına bağlı farklılıkların çok ileri yaşlılıkta da devam edebileceğini ortaya koyuyordu: Bilişsel bir sınavda 1915’te doğan 95 yaşındakiler, 1905’te doğan 93 yaşındakilere göre daha iyi performans göstermişti. Daha sonra doğan grup, yürüyüş hızı ve kavrama gücü ölçütlerinde daha başarılı değildi. Ancak muhtemelen gelişmiş bilişsel durumları nedeniyle banyo yapma ve giyinme gibi günlük yaşam faaliyetlerinde daha ustalardı.

Araştırmanın başyazarı Kaisa Koivunen’e göre, insanların daha iyi yaşlanmasının iyileştirilmiş tıbbi bakım ve sigara içme oranlarının azalması dahil birçok nedeni var. Ancak Finlandiya’da yapılan fiziksel fonksiyon araştırmasında en önemli faktörler, daha sonra doğan yetişkinlerin fiziksel olarak daha aktif ve daha büyük vücutlara sahip olmasıydı ki bu da iyi beslenmeye işaret ediyordu. (Finlandiya 1943’te okulda ücretsiz öğle yemeği talep eden ilk ülkeydi.)

Beyin fonksiyonu için temel faktör ise daha uzun yıllar eğitim gibi görünüyor. Hem Finlandiya hem de Hollanda’da yapılan çalışmalarda, araştırmacılar, bu faktörü kontrol ettiklerinde gruplar arasındaki bilişsel farklılıklar büyük ölçüde ortadan kalkıyordu.

Eğitim ve sosyoekonomik durum

ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’nün bilim direktörü Luigi Ferrucci, eğitimin yaşlanma ve sağlık üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu söylüyor: ‘Daha fazla eğitimle, muhtemelen daha fazla geliriniz olacak. Bu da doktora gitme, iyi beslenme ve bedeninizi tüketmeyen bir mesleği icra etme olasılığınızın daha yüksek olduğu anlamına geliyor.’ Müreffeh ülkelerde, bu avantajlar yalnızca yaşamı uzatmakla kalmadı, aynı zamanda sağlıklı daha fazla yıl geçirmeyi sağladı.

Ferrucci, ABD’de refahın getirdiği faydaların Finlandiya veya Danimarka’da olduğundan daha az eşit dağıldığına dikkat çekiyor. Mississippi gibi yoksul bir eyaletteki ortalama yaşam süresinin, Kaliforniya gibi daha zengin bir eyalettekinden yedi yıl daha kısa olduğuna dikkat çekiyor. ‘Burada, parasını ödeyemedikleri için ihtiyaç duydukları ilaçları alamayan pek çok insan var’ diyor. Bu insanlar sağlıklı yiyeceklere ve ömrümüzü uzatan egzersiz ve öğrenme fırsatlarına erişemeyebilirler. Kısacası 70’li yaşlar, çoğumuz için yeni 60’lar olabilir ama herkes için değil.”

Bu yazı ilk kez 7 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

 

Claudia Wallis’ın Scientific American’da yayınlanan ‘70’li yaşar nasıl yeni 60 oldu?” başlıklı yazısından bölümler Nevra Yaraç tarafından İngilizceden Türkçeye çevrilmiş ve editoryal katkısıyla ayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.scientificamerican.com/article/is-70-really-the-new-60/

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend