Özür dilemek neden zor?

İlişkilerimiz hayatımızı güzelleştirir. İlişkilerimizle hayatımız anlam kazanır, onlarla mutlu oluruz. Yapılan araştırmalar ilişkilerinin çokluğunun insanları daha mutlu ettiğini gösteriyor. Aslına bakılırsa, ilişkilerimiz bizi yalnızlığımızı hissetmekten kurtarıyor; o hepimizin kaçındığı yalnızlık duygusundan.

İlişkilerimiz doğduğumuz andan başlıyor tabii. Sonra da hayatımız boyunca çeşitli ilişkiler kuruyor ve sürdürüyoruz. Ancak ilişki kurmak zor olduğu gibi hatta çoğu zaman ondan daha zor olan ilişkimizi sürdürmek, sürdürebilmek.

Çünkü ilişki iki ayrı insanın, yani iki ayrı dünyanın bir araya gelmesi ve birbirleriyle uyumlu bir birliktelik oluşturabilmesi demek. Bu da oldukça zor bir şey. Herkesin kendi doğruları, kendi ilkeleri, kendi tercihleri var. Bunlara göre düşünüyor, algılıyor ve davranıyorlar. Bu davranışlar da zaman zaman karşıdaki kişinin ilkelerine, düşüncelerine, kısacası özgürlüklerine aykırı düşüyor. Sonuçta çoğu zaman istemediğimiz halde karşımızdakini kırıyoruz, incitiyoruz, hatta zaman zaman onu küçük düşürüyoruz, onun özgürlüğünü bile zedeleyebiliyoruz. Bu gibi durumlarda yapılabilecek tek bir şey var: Özür dilemek.

Özür, süregiden bir ilişkide ortaya çıkan aksaklığı gidermenin, bir anlamda ilişkiyi restore etmenin bir yolu. Eğer davranışımız sadece karşıdaki kişi için sorunsa, bunu sadece ondan özür dileyerek, kendi aramızda halledebiliriz. Ancak bazen hatalar ikimizi aşan, toplumsal olarak onaylanmayan durumlara yol açabiliyor. O zaman işler daha da karışıyor. Karşıdaki kişi yanında ve hatta bazen ondan da önemli olarak toplumdan, herkesten özür dilemek gerekiyor.

Özür “dilenir” mi?

Türkçede özür “dilenen” bir şey gibi görünüyor. Bu da onun gerçekleştirilmesini zorlaştırıyor aslında. Söz gelimi İngilizcede özür dilemek için çoğu zaman “I am sorry” deyip geçip gidebiliyorsunuz, daha ağır olursa “I apologize” diyorsunuz, bu da hem özür hem savunma gibi karışık bir anlama geliyor.

Türkçede ise özür dileyen kişi karşıdaki tarafından “özürlü” (daha yumuşak ifadesi ile “mazur”) görülmeyi talep ediyor. Bu da doğal olarak benlik saygısını zedeleyen bir şey.

İnsanlar kendilerine saygı duyarlar, kendilerini değerli hissederler. Ama özür dilemekle birlikte kişi kendine saygısını da, değerini de zedelemiş oluyor. Bu da doğal olarak bizim için zor bir durum. Hele bir de biraz şişirilmiş benlik saygısı taşıdığımız da göz önünde tutulacak olursa, işimiz daha da zor.

Özür ne zaman dilenir?

İnsanlar durup dururken özür dilemezler. Özür dileyebilmek için yerine getirilmesi gereken bazı şartlar vardır. Öncelikle kişinin bir davranışta bulunmuş olması gerekiyor. Bu ilk aşama. Bu davranışın da karşı tarafı incitmiş, onu kırmış olması gerekiyor. Bu kırgınlık davranışta bulunan kişi tarafından anlaşıldığında kişinin tutacağı iki yol var.

Birinci yolda, “senin kırılman benim için önemli değil” deyip dönüp gidilebilir, ki bu ilişkinin bitirilmesidir. İkinci yolda ise karşıdakinin duruma nasıl baktığı anlaşılarak telafi edilmek istenir. Özür bu yolun sonucudur. Davranan kişi, duruma karşıdakinin penceresinden bakar ve onun değerlendirmesin kabul eder. Bu, yaptığının yanlış olduğunu kabul etmesi anlamına gelir. İster bilerek ve isteyerek yapsın, isterse istemeden yapmış olsun, karşıdakine değer veren kişi, onun penceresinden bakıp, davranışının olumsuz sonucunu telafi etmeyi göze aldığında özür süreci başlar. Hatta bu yüzden Sigmund Freud “özür dilemek sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Karşıdakine verdiğiniz değerin egonuzdan yüksek olduğunu gösterir” der. Özür dileyen kişi karşıdakine değer verip, onun değer yargılarına göre değerlendirilmeye ve sonuçlarına razı olmuş demektir. Bu yüzden, özür bencil bir eylem değildir. Hatta tam tersine, karşıdaki kişi ve ilişkisi için egosundan, benliğinden, kendinden feragat etmek demektir.

Özür bu noktada zorlaşır. Çünkü özür dilemek için kişinin bencilliği terk edip, başkasını hesaba katması, ona saygı duyması, onu değerli görmesi gerekir. İnsanlar değer vermedikleri kişilerden özür dileme ihtiyacı duymazlar. Hatta bu hayvanlar için de geçerlidir. Yeterince duyarlı olan kişiler hayvanlar için gereğini yapmadıklarında, yani onları ihmal ettiklerinde veya onlara zarar verdiklerinde onlardan bile özür dileyebilirler. Bu durumda o hayvana değer vermiş, ona saygı duymuş olurlar.

Özür niçin dilenir?

Genellikle insanlar özürün bir kabahat işlendiği için dilendiğini düşünür. Oysa kabahat ve suç özür dileyerek geçiştirilemez. Onlar genellikle cezalandırılırlar. Özür ise kişinin yaptığı bir davranışın olumsuz sonuçlandığı veya algılandığı ve bu algının kişi tarafından da kabul edildiği durumda dilenir ve özürün temel amacı ilişkiyi düzeltmektir.

Eğer karşıdaki kişi için önemliyse o zaman özür dilenir. Eğer önemli değilse insanlar özür dilemeye gerek duymazlar. Hatta bu gibi durumlarda “tavşan dağa küsmüş” denir. Yani özür temelde önem verilen kişilerden dilenir.

İnsanın yaptığı davranışın doğru olmadığını kabul etmesi zor bir süreçtir. Hepimiz davranışlarımızı aklımız başımızda, olumlu amaç ve heveslerimiz uğruna yaptığımızı düşünürüz. Bir davranışta bulunuyorsak, düşünüp taşınmış ve o durumda böyle davranmanın “iyi” olacağını düşünmüşüzdür. Oysa davranışımızın olumsuz algılanması “kazın ayağının öyle olmadığını” gösterir. Karşımızdaki kişi davranışımızdan dolayı kırılmışsa, üzülmüşse veya Türk toplumunda olduğu gibi küsmüşse, demek ki davranışımız düşündüğümüz kadar “iyi” değilmiş demektir.

Bu yüzden, özür dilemek özür dileyen kişinin karşıdaki kişinin değer yargılarını, değerlendirmelerini benimsemesini, kabullenmesini gerektirir. Bu gereklilik yüzünden, “sen öyle diyorsan veya algılıyorsan özür dilerim” sözü gerçek özür sayılmaz. Bu cümle şartlı bir cümledir ve şartlı özür özür değildir. “Ben öyle düşünmüyorum, ama madem sen öyle diyorsun” şeklindeki özür gerek davranışta bulunan kişi için, gerekse karşıdaki kişi için amaca hizmet etmez.

Özrün bahanesi olur mu?

Özürün mazereti, bahanesi olmaz. Mazeret öne süren, bahane ileri süren özür gerçek özür sayılmaz. Bu duruma olsa olsa savunma denebilir. Özür ise savunmasızlığı gösterir. Bir havayolu şirketi yolcularından teknik bir arıza nedeniyle uçuşun rötarlı olacağını, bunun için yolculardan özür dilediğini söylemesi de gerçek özür değildir. Çünkü özür dileyen kişinin davranışının yanlışlığını ve bu yanlışlık için sorumluluğunu kabul etmesi ve bir daha yapmamayı taahhüt etmesi gerekir. Bu durumda havayolu şirketi davranışın nedeni olarak teknik nedenleri gösterdiğinde savunma yapıyor, rötar için sorumluluğu üstlenmiyor demektir. Ayrıca özürün asli niteliklerinden biri olan “bir daha yapmamaya çalışacağım” taahhüdü de yoktur.

Özür dileyen, karşıdaki kişi tarafından affedilmeyi bekler. Özür dilemenin nedeni veya amacı, karşıdaki kişinin özür dileyen kişiyi ve davranışını affetmesini sağlamaya çalışmaktır. Hatta bazen buna bile gerek duyulmayabilir. Yani karşıdaki kişi “tamam, özürünü kabul ediyorum, ama seni affetmiyorum” bile diyebilir. Böyle bir durumda özür iki tarafı da rahatlatmanın dışında pek bir işe yaramamış demektir. Özür dileyen özrü kabul edildiği için rahatlar, özür dilenen kişi de kendisinden özür dilendiği için rahatlamış olur. İnsanların zaman zaman “özür bile dilemedi” şeklindeki serzenişleri bunu gösterir. Yani “özür dileseydi, rahatlayacaktım” demeye çalışmaktadır.

Özür nasıl dilenir?

Özür, kişi için bir alçalma niteliği taşıdığı için dilenmesi zordur. Özür dilemek isteyen kişi başını öne eğer, bakışlarını indirir. Bakış yukarıda olduğunda özür olarak düşünülmez, düşünülse bile gönülsüz olduğu düşünülür. Her davranış aynı derecede olumsuz olmadığı ve her özür dilenen kişi aynı konumda olmadığı için konuma göre bir pozisyon alınır. Dolayısıyla özürün dereceleri vardır. Bu dereceler bakışın öne indirilmesi, başın öne eğilmesi, önünde diz çökülmesi ve hatta karşısında secdeye kapanılmasına kadar gider.

Özürün bir diğer niteliği de yüzyüze yapılmasıdır. Tabii ki zorunlu hallerde uzaktan (mektupla, telefonda, internetten, vb.) özür de dilenebilir, ama etkili özür yüzyüze dilenir. Yüzyüze olunmadığında karşıdaki kişi “benim karşıma çıkacak yüz bulamadı” diye düşünebilir.

Gerçek özür

Özür çoğu zaman gerçek özürün taşıması gereken şartları taşımaz. Belki ona yaklaşan özürleri özür olarak kabul etmek daha uygun olur. Gerçek özür dört temel konuda kabulü gerektirir:

  • Yaptığı bir davranıştan dolayı sorumluluğu üstlenmek (başkasını sorumlu tutmamak)
  • Davranışının olumsuz sonuca yol açtığını kabul etmek
  • Bundan dolayı üzüldüğünü belirtmek ve
  • Bir daha tekrar etmeyeceğini beyan etmek

Gündelik hayatta bu özelliklere yaklaşan özürleri kabul etmeyi tercih ederiz. Çünkü özür dileyen kişi yeterince “alçalmış” demektir.

İnsan ilişkileriyle var olur. İlişkilerde sorun çıktığında yapılacak en iyi şey sorunları gidermek ve ilişkileri iyileştirmektir. Kişinin yaptığı hatalı bir davranışın sonucunda yapması gereken de sorumluluğu üstlenip özür dilemektir. İlişkilerimizi restore etmenin yolu budur.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 8 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

Hasan Bacanlı

Prof. Dr. Hasan Bacanlı Eğitim psikoloğu. Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi Eğitim Fakültesinde çalışıyor. Düşünsel ve entelektüel çalışmalarını "benlik ve kimlik üzerinde sosyal ve kültürel etkiler" başta olmak üzere, düşünme eğitimi, değer eğitimi, yetkinlik anlayışı gibi konularda sürdürüyor. MEB Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği (2003-2004), Yeşilay bilim kurulu başkanlığı (2014-2016), UNESCO Türkiye Milli Komisyonu yönetim kurulu üyeliği (2018-2022 dönemi) gibi görevlerinin yanı sıra çeşitli yayınevlerinde genel yayın yönetmeni olarak çalıştı. Eğitim Psikolojisi, Unde Scis: Bilgi Psikolojisi Denemesi, Değer Bilinçlendirme Yaklaşımı, Psikolojik Kavram Analizleri, İnsan Başkasıyla İnsan Olur, Özür ve Af gibi kitaplarının yanı sıra Küçük Prensin Peşinde adında bir romanı yayınlandı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend