İnsan

17 Kasım 2022

Yazdır

Sosyopat nedir? Ne değildir?

Sosyopati, psikopati, antisosyal kişilik bozukluğu, günümüzde artık pek kullanılmayan “Moral Insanity ” ve “Manie Sans Delire” terimleri; 1800’lü yıllardan beri suçluluk duyguları yok gibi görünen, korkusuz, iç dünyalarını önemsemeksizin sağladıkları fayda üzerinden ötekilerle ilişkiler kuran, usta manipülatörler olan; bazen dürtüsel bazen çok planlı şekilde adi suçlardan ağır cinayetlere uzanan şiddet davranışı gösteren bir grup insan için kullanılan terimler olmuştur.

Günümüzde klinisyenlerin sık şekilde kullandığı terimler ise daha çok psikopati, sosyopati ve daha sık olarak da antisosyal kişilik bozukluğudur. Antisosyal kişilik bozukluğu, psikiyatrik bir tanı sistemi kitabı olan DSM-5’te (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fifth Edition) tanımlanmış bir terimdir. Türkçe çevirisinde ise “toplumdışı kişilik bozukluğu” olarak çevrilmiş olsa da yaygın kullanımı yoktur.

Sosyopatik kişilik bozukluğu

DSM’nin ilk versiyonunda ise aynı grup belirtileri gösteren kişiler “sosyopatik kişilik bozukluğu” olarak adlandırılmaktaydı. Bu kavramlar şimdilerde çoğunlukla birbirinin yerine kullanılıyor ve aralarında bir ayrım yapılmasının gerekliliği tartışılıyor olsa da nedensellik, sosyalleşme, kaygı ve suçluluk duyma kapasiteleri ve birtakım nörolojik açılardan farklılaşmaları bu ayrımı gerekli kılıyor.

DSM-5’te antisosyal kişilik bozukluğu daha çok davranışsal tanımlamalarını içerirken, psikopati ve sosyopati kavramları bu kişilerin duygulanım, düşünce, savunma mekanizmaları, nesne ilişkilerindeki konumlanmaları gibi içsel süreçler ile tanımlamalar yapar ve bu kişiliklerin oluşumuyla ilgili mekanizmaları da farklı perspektiflerden açıklamaya yönelir.

Popüler kültür içerisinde psikopatik karakterler

Popüler kültürde, filmlerde, dizilerde, romanlarda azımsanamayacak sıklıkta psikopatik karakter karşımıza çıkar. Bu soğuk ve sıradan bir insan için dehşete sürükleyici eylemlerde bulunan karakterlerin çocukluk çağı travmalarına da hikâyelerinde sıklıkla yer verilir.

Psikopati literatüründe odaklanılan birincil ve ikincil psikopati ayrımında da birincil psikopati, doğuştan getirilen genetik yatkınlıkların baskınlığı ile birlikte öteki kişilere yönelik suç içeren davranışlarıyla ilgili bir kaygı veya suçluluk hissetmeyen ya da bunlarda ciddi eksikliği olan, vicdanı ve duyguları yokmuş gibi davranan kişileri tanımlar.

İkincil psikopati, antisosyal davranışlar sergileyen, yani yıkıcı saldırgan davranışları olan, ancak oldukça kusurlu da olsa bir vicdanı olan ve suçluluk duygusu ile kaygı hissetme kapasitesi olan kimseleri tanımlar. İkincil psikopatide genetik özelliklerin getirdiği mizaç özelliklerindense daha belirgin olanın travmalar, yetiştirme tutumları gibi çevresel faktörler olduğu düşünülür.

Birincil psikopati psikopat, ikincil psikopati ise sosyopat kişilik özelliklerine karşılık gelir. Bir üçüncüsü ise “edinilmiş sosyopati” (acquired sociopathy) terimidir. Edinilmiş sosyopati, kişinin bir beyin hasarı sonrası geliştirdiği antisosyal özellikleri tanımlamak için kullanılır.

Bunların yanı sıra psikopatları tanımlamak için de çeşitli kategoriler oluşturan araştırmacılar vardır. Ne var ki tüm bu terimlerle ilgili literatürde net bir uzlaşı yoktur. Ancak hepsi oldukça fazla ortak özelliğe sahiptir.

Vicdanla ilgili ortak şiddetli sorunlar

Bu kişilerin vicdanları, yani süperegoları ile ilgili şiddetli bir sorun vardır. Psikopatların vicdana ilişkin, yani suçluluk, utanç, pişmanlık gibi duygularının olmadığı, sosyopatların ise az çok bulunduğu görülür.

Sosyopatların kendilerince bir değer sistemi vardır. Örneğin bir tarikat ya da terör örgütü adına katliam yapan kişiler gibi. Bu kişiler yine de görece bir grup içerisinde sosyalleşmiş kişilerdir.

Psikopatların ise toplumsal aidiyetleri çok zayıftır, hatta yoktur. Sosyalleşememe ve bu sosyal normları içselleştirememe ya da çok az içselleştirebilme temel sorunlardan biridir. Psikopat kişi için ötekiler yoktur. Öteki insanlar bir bardağın, bir arabanın sağlayacağı değer ve hissedeceği duygu kadar umurlarındadır.

Empati yapma becerileri var, ancak empatiyi kullanma biçimleri farklı

Her iki grup için de esasında empati yapabilmekle ilgili bir güçlükten ziyade, yaptıkları empatiyi kullanma biçimleriyle ilgili farklılık söz konusudur. Ötekinin nasıl hissedeceği, ne düşüneceği ile ilgili farkındalığın olması manipülasyon becerisi için temel bir gerekliliktir.

İnsanların duygu, düşünce ve eylemlerini kendi çıkarları için yönlendirme becerisi oldukça üst düzeyde olan her iki gruptaki bu kişiler için kendi hissettikleri üstünlük ve güç duygusu önemlidir. Karşı tarafı dolandırma, atlatma bir anlamda aşağılama kendilerini üstün hissettirir.

Bu kişilerin duygularının çok çeşitli olmadığı, daha doğrusu spesifik ayrımlardan ziyade, daha ham veriler şeklinde duygu hissettikleri, bunları adlandıramadıkları ve kaygı ya da suçluluk gibi duyguları hissetmeye izin vermeden yansıtarak (iç dünyadaki katlanılamaz düşünce, duygu, dürtü vb.yi bir öteki nesneye yüklemek), dissosiyatif mekanizmaları kullanarak (bilincin, belleğin ya da benliğin katlanılamaz kısımlarının ayrılması şeklindeki bilinçdışı savunma mekanizması) ve eyleme geçerek (baş edilemeyen duygu ve dürtülerin kontrolsüzce gerçekleştirilme hali) kendi duygularını da manipüle ettikleri görülür. Bu olumsuz duyguları sosyopatikler ya da ikincil psikopatlar diye adlandırılan gruptakiler, yıkıcı davranışlar sergiledikten sonra başkasına zarar vermekten ötürü suçluluk duygusu ya da pişmanlık bildirebilirler.

Sosyopatlar, psikopatlar kadar soğukkanlı değiller

Kaygı, utanç, suçluluk gibi nevrotik özellikler kısmi bir şekilde sosyopatik kişiliklerde görülür. Sosyopatlar, psikopatlar kadar soğukkanlı değildirler. Psikopatlar gibi dürtüsel düzenlemede zorlanan, daha plansız suçlar işleme eğilimindedirler. Dar bir alan içerisinde aile, bir zümre gibi sosyalleşmiş olduklarından kimi insani duyguları deneyimleme kapasitesine sahiptirler kısmen de olsa. Kendilerini ait hissettikleri aile, değerler, grup ve diğerleri vardır. Diğerlerinin ne hissettiği, ne düşündüğü önemli olmayan oyuncaklar gibidir.

Sosyopatlar sosyalleşme ve bu sosyalleşmeye sebep olan çevresel ve genetik faktörler sebebiyle psikopatlar gibi tümden hissiz ve korkusuz değillerdir. Hatta kimileri yanlış davranışın muhtemel sonuçlarından korksa da çoğunlukla yetersiz dürtü kontrolü ve duygusal değişkenlik yüzünden antisosyal şekilde davranmayı sürdürür. Hapishane veya akıl hastanesinde bulunan suçlular içerisinde sosyopatik kişiliklere göre oldukça düşük anksiyete düzeyi olan psikopatların daha sık ve şiddetli saldırganlık sergilediği görülür.

Psikopatların utanç duyguları yoktur

Psikopatlar kendi olumsuz duygusal tepkileri üzerinde büyük bir kontrole sahip oldukları için genel uyarılmışlık durumlarını arttıran yaşantılar ararlar.

Psikopatların olumlu ve olumsuz duyguları fakirdir. Utanç duyguları yoktur. Sahte bir etkileyicilikleri vardır ve diğer insanlar üzerinde çıkarları için kullanırlar. Suçluluk duygularının ve olumsuz duyguların yetersizliği, utanç ve pişmanlığın olmayışı hatalardan ders çıkarmayı olanaksız kılar.

Olumlu duyguların olmayışı da başkalarına karşı sorumsuz kılar.

Okuldan kaçma, hayvanlara zarar verme

Alkol ve madde kullanımı her iki grupta da sık görülür ve her iki kişilikte de çocukluk ve ergenlikte bazı işaretler vardır. Özellikle hayvanlara zarar verme geçmişi önemlidir.

Antisosyal kişilik bozukluğu için 15 yaşından önce bir davranım bozukluğunun olması gerekir. Okuldan ve evden kaçma, hayvanlara zarar verme, hırsızlık, sık sık yalan söyleme, eşyaya ciddi düzeyde zarar verme davranım bozukluğu belirtileridir. Tabii bu davranış örüntüsünün yetişkinlikte de devam etmesi gerekir.

Yüzeysel ve çıkar odaklı ilişki kurma

Her iki kişilik de diğer insanların ne hissedeceği ya da ne düşünecekleriyle pek ilgilenmezler. Yüzeysel ve çıkar odaklı ilişki kurarlar. Karşı tarafın değeri sağladığı fayda kadardır.

Sorumluluk duyguları yoktur veya zayıftır. Esasında kendileri duygularını yeterli düzeyde anlama kapasitesine de sahip değillerdir. Ancak çok güçlü duygular kendi varlıklarını ve ötekilerin varlıklarını hissettirebilir. Canlılığı duyumsamanın bir yolu olarak hatta gerçekliği deneyimlemenin bir yolu olarak şiddeti yüksek davranışlarda bulunuyor gibidirler. Korku ve kaygı duyguları ise ya çok azdır ya da yoktur. Pişmanlık, utanç ve suçluluk duyguları da yoktur ya da çok azdır.

Deneyimden ders almazlar, ceza ya da ödül davranış düzenlemede etkili değildir. Süperego ya da vicdan diyebileceğimiz toplumsal kuralların ve yasakların içselleştirilememesini getiren sosyalleşmeme ya da buna dair ciddi eksiklikleri en büyük sorunsallardandır.

Zayıflık olarak addedilen duygulara tahammülleri yoktur. Her şeye hakim hissetme derecesinde güçlü hissetme, yani tümgüçlülük duyguları vardır ve buna ihtiyaç duyarlar. Bir ilişki içerisinde ancak kendisinin yönlendirip hükmettiği konumda kalabilirler.

Üstünlük ve güç duygusu en önemli duygulardır

Kendilerine yapılan empatiyi karşı tarafın zayıflığı olarak algılama ihtimalleri yüksektir, bunu kendi çıkarları için kullanma fırsatına çevirerek zayıflık olarak algıladıkları yönlere saldırırlar. Kendileri zaten manipülasyon amacı taşımıyorsa empatik davranmazlar.

Öteki insanları dolandırmak, manipüle etmek, öldürmek, yaralamak, hırsızlık, dolandırıcılık gibi davranışların hepsinde diğer insanlardan üstün olma ve onları kontrol etme duygusu vardır. Bundan keyif alırlar ve bunlarla caka satmaktan hoşlanırlar.

Sosyopatlar ve psikopatlarda suç işleme farklılık gösterebilir

Karşı taraf üzerinde korku ve endişe yaratmaktan zevk alırlar. Ancak sosyopatlar daha plansız ve dürtüsel davransalar da her iki grup da öteki kişilerin sınırlarını aşma ve fayda sağlamayla ilgili çok çeşitli suçlar işleyebilirler.

Hırsızlık, dolandırıcılık, cinsel suçlar, cinayet gibi suçların yanı sıra bunların içinde yüksek işlevsellik gösteren iyi eğitimli ve toplum içinde saygı gören (daha sıklıkla psikopat olmak üzere) suç işleyeceği asla tahmin edilemeyen kişiler vardır. Çok titizlikle planlanmış ve yakalanmayacak şeklide üstü örtülmüş suçlar işleyebilirler. Bir bankayı hortumlamak için psikopatik kişi uzun yıllar rolünü usulünce oynayabilir ya da son derece sıradan bir hayat sürerken cinayetler işleyen bir seri katil olabilir. Dürtü kontrolü bu anlamda özellikle iki grup arasında değişkendir, psikopatik kişiler kaygı ve stres altında hiç etkilenmeden hareket edebildikleri, hiçbir vicdani duygu hissetmedikleri için istediğini elde etmek için plan yapabilir ve bekleyebilir ya da sonucu hiç düşünmeden hemen eyleme geçerek istediğini yapabilirler.

Sosyopatik kişiler ise tereddütte kalma, sonrasına biraz da olsa düşünme ve umursama gibi duyguları sıradan bir insanın yaşadığı derecenin oldukça altında bir düzeyde olsa da yaşarlar.

Etkili bir tedavi yöntemi yok

Her iki grubu da tedavi eden etkili bir yöntem ise yoktur. Suçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte rehabilite edilmek üzere tedaviye yöneldirilen psikopatlar cezalarını hafifletici bir etki yaratabilmesi motivasyonuyla psikoterapistte iyi bir izlenim bırakma, tedaviden fayda görmüş zannı yaratmayla ilgili son derece başarılı olabilir. Sosyopatların ise daha dürtüsel ve duygusal davranma eğilimlerinin güçlü oluşu sebebiyle tedavi sürecinde uyumsuz olma olasılıkları oldukça yüksektir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 17 Kasım 2022’de yayımlanmıştır.

Sera Elbaşoğlu

SERA ELBAŞOĞLU – Uzman klinik psikolog ve öğretim görevlisi. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunu (2006). Temmuz 2007 - Ekim 2016 arasında Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştı. Bir süre NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi’nde görev aldı. Halen Üsküdar Üniversitesi Np Feneryolu Tıp Merkezi’nde…

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend