Jeo-politika

19 Ocak 2024

Yazdır

2034’te bizi nasıl bir dünya bekliyor? 300 uzmanın görüşü ne?

ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Council’in, geleneksel Yıllık Küresel Öngörü anketi yayınlandı. Dünya genelinden 300 stratejist ile gerçekleştirilen anket, analistlerin 10 yıl sonrasına ilişkin görüşlerini yansıtırken, bugünün düşünce barometresini de tutuyor. Anket sonuçlarından öne çıkan kısımları aktarıyoruz:

“Dünya, birbiriyle rekabet eden güç merkezleri, istikrarsız bir Rusya, nükleer silahlara sahip İran ve küresel iklim değişikliği ile mücadele etme eksikliği gibi zorluklarla karşı karşıya. Atlantik Konseyi’nin yaptığı ankette, küresel stratejistlerin önümüzdeki on yıl içinde öngördüğü gelecek, dünya ülkelerini bir araya getirme konusunda zorluklarla dolu. Ankete katılan uzmanların yüzde 60’ı, gelecekte dünyanın daha kötü durumda olacağını düşünüyor. Ancak, daha spesifik sorulara odaklandığımızda, jeopolitik, çevre, teknoloji ve ekonomi gibi alanlarda umut verici yanıtlar alınıyor.

  1. Ortadoğu’daki mevcut çalkantılar önümüzdeki on yılda büyük dönüşümlerin habercisi olabilir mi?

7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırılarının ardından ve Gazze’de devam eden savaşın sancıları içinde yapılan ankete yanıt verenlerin büyük bir yüzdesi bu soruya olumlu yanıt veriyor. Anket katılımcılarının çoğu, İsrail’in Suudi Arabistan ile diplomatik ilişkilerini 2034’e kadar normalleştirmesini bekliyor (%60). Ayrıca, her beş katılımcıdan biri, İsrail’in 2034’e kadar bağımsız ve egemen bir Filistin devleti ile diplomatik ilişkilerini normalleştireceğine inanıyor. Buna rağmen, bölgede genel barışın gerçekleşmesine dair iyimser bir beklenti yok. Çok az sayıda uzman İsrail’in 2034 yılına kadar Suriye (%4) ya da İran (%2) ile ilişkilerinin normalleşeceğine inanıyor.

  1. Çin’in geleceği ve Tayvan sorunu

Katılımcılar Çin’de siyasi istikrarın devam edeceğine inanıyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu (%86), Çin Komünist Partisi’nin 2034’e kadar iktidarda kalacağını düşünüyor. Ayrıca 10 yılda Çin’in bir başarısız devlet olacağını düşünen katılımcı sayısı sadece birken, katılımcıların yüzde 5’i ABD’nin, yüzde 11 ise Rusya’nın çökebileceğini düşünüyor.

Ancak katılımcılar Çin’in ayakta kalmasını Tayvan meselesinde yanlış adım atmamasına bağlıyor. Öte yandan Çin’in 10 yıl içinde Tayvan’ı işgal edeceğine inananların oranının geçen seneye göre (%70’ti) 20 puan düşüşü dikkat çekiyor.

Çin’in küresel rolüne dair beklentiler de bölünmüş durumda; bazıları iki kutuplu bir dünya öngörürken (%44), diğerleri buna katılmıyor (%39). Ayrıca, Çin ve Rusya’nın resmî müttefikler olacağı beklentisi de belirsiz. Yüzde 33’lük bir kesim Çin ile Rusya’nın 2034 yılına kadar resmî müttefikler haline geleceğini ve mevcut “sınır tanımayan” ortaklığı pekiştireceğini düşünürken, yüzde 37’lik bir kesim bunun tam tersini söylüyor. Yeni bir soğuk savaşa doğru mu gidiyoruz? Katılımcılar o kadar da emin değil.

  1. Olası bir Rusya-NATO çatışması da dahil olmak üzere Rusya’daki karışıklıklara hazırlıklı olun

Ankete göre, önümüzdeki on yıl içinde Rusya’da yeni bir liderin ortaya çıkması ve potansiyel kargaşanın ortasında iktidarı devralması muhtemel görünüyor. Vladimir Putin’in Mart ayında yapılacak başkanlık seçimini kazanması bekleniyor ama 2034’e kadar iktidarda kalacağına inananların oranı düşük: Yüzde 71’lik çoğunluk Putin’in 2034’te Rusya’nın devlet başkanı olmayacağını düşünüyor. Putin’in yaşının ve siyasi olayların iktidarına müdahale edip etmeyeceği belirsiz. Ankete katılanların çoğu önümüzdeki on yıl içinde Rusya’da çalkantılar bekliyor, yüzde 35’i ülke içi bölünme olasılığına inanıyor. Ukrayna’nın bir Rus müstemleke devletine dönüşme olasılığı düşük görülüyor (%6), ancak Rusya’nın agresif faaliyetlerde bulunma olasılığı yüksek. Ayrıca, katılımcıların önemli bir kısmı (%29) Rusya ve NATO arasında doğrudan askerî çatışma olasılığına inanıyor.

  1. ABD’nin askerî hakimiyeti sürecek mi? AB ne durumda olacak?

Katılımcılara göre, 2034’e gelindiğinde dünya, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ABD’nin tek süper güç olarak kaldığı tek kutuplu dönemin aksine, birden fazla güç merkezinin bulunduğu çok kutuplu bir yapıya evrilecek (%73). Ancak çoğu uzman, ABD’nin askerî üstünlüğünü sürdüreceğini öngörüyor; katılımcıların yüzde 81’i ABD’nin 2034’te hâlâ hakim askerî güç olacağını düşünüyor. Daha küçük bir çoğunluk (% 63) ABD’nin 2034 yılına kadar teknolojik yeniliklerin baskın kaynağı olacağına inanırken, yarısından biraz fazlası (% 52) baskın ekonomik güç olacağını söylüyor. Diplomatik alanda ise ABD’nin baskın güç olma beklentisi daha düşük; sadece üçte biri bunu bekliyor. ABD’nin teknolojik yeniliklerde ve ekonomide de lider olacağı beklentisi var.

Önümüzdeki on yılda bu dinamikler söz konusuyken, Avrupa kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alarak “stratejik özerklik” hakkındaki tüm konuşmaları eyleme dönüştürecek mi? Avrupalılar, kıtanın 2034’te “stratejik özerklik” elde edeceğine dair bölünmüş görüşlere sahip; yüzde 31’i bunu beklerken, yüzde 36’sı katılmıyor.

  1. Uluslararası kuruluşlara güven yok

Uzmanlar, önümüzdeki on yılda dünyanın çok kutuplu bir yapıya evrileceğine inanırken, uluslararası kuruluşların bu değişen güç dinamikleri arasında arabuluculuk yapma konusunda zorluklar öngörüyorlar. Ankete katılanlar arasında, Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi’ne olan güvenin düşük olduğu ortaya çıkıyor. Katılımcıların sadece yüzde 2’si BM’nin 2034’e kadar misyonunun özünde yer alan zorlukları tamamen çözebileceğine inanırken, yüzde 23’lük bir kesim bunu kısmen yapabileceğini belirtiyor.

IMF, Dünya Bankası ve G7’ye duyulan güven, katılımcıların yarısından fazlası tarafından bir ölçüde paylaşılırken, bu güvenin Batılı bir perspektife odaklanmış olabileceği düşünülüyor. Latin Amerika’dan ankete katılanların sadece yüzde 36’sı 2034 yılına kadar IMF’nin misyonunun merkezinde yer alan zorlukları ele alma konusunda en azından bir ölçüde yetenekli olacağını düşünürken, G7 için aynı şeyi söyleyenlerin oranı sadece yüzde 35.

  1. Üçüncü nükleer çağ mı?

Uzmanlar, jeopolitik rekabetin yoğunlaşması ve nükleer silah kontrol anlaşmalarının çözülmesiyle üçüncü bir nükleer çağa girdiğimizi düşünüyor. Uluslararası yönetişim eksikliği, yeni nükleer çağın belirleyici özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Katılımcıların yüzde 84’ü, 2034’e kadar en az bir devletin daha nükleer silah sahibi olacağını öngörüyor. İran’ın bu konuda en olası aday olduğunu düşünen uzmanlar yüzde 73 oranında. Suudi Arabistan (yüzde 40), Güney Kore (yüzde 25) ve Japonya’nın (yüzde 19) da nükleer kulübe katılması bekleniyor.

Terörist grupların nükleer silah kullanma olasılığındaki artış dikkat çekici (%20). Katılımcıların yüzde 60’ından fazlası, önümüzdeki on yıl içinde nükleer silah kullanılmayacağına inanıyor. Uluslararası kurumların nükleer silahların yayılmasını engellemede etkisiz olduğu düşünülüyor; sadece yüzde 3’lük bir kesim, küresel işbirliğindeki en büyük genişlemenin nükleer silahların yayılmasını önleme alanında gerçekleşeceğine inanıyor.

  1. Rusya-Ukrayna Savaşı ve Ukrayna’nın geleceği

Ukrayna’nın Rusya ile savaşında, 2014’teki ve 2022’deki işgaller sırasında kaybettiği doğu toprakları ve Kırım’ı geri alma hedefi zorlu görünüyor. Sadece katılımcıların yüzde 12’si, Ukrayna’nın 2014 öncesi toprakları üzerinde kontrolü 2034’e kadar geri almasını beklerken, yüzde 48’i Rusya’nın 2022’deki geniş çaplı işgal öncesinde kontrol ettiği topraklarda yeniden hakim olacağını düşünüyor. Putin’in Ukrayna’yı Rusya’ya bağımlı hale getirme çabalarına ise katılımcıların yüzde 6’sı inanıyor.

Ukrayna’nın hedefleri arasında, NATO ve Avrupa Birliği’ne üye olarak Batı’yla bütünleşmek ve güvenliğini sağlamak da bulunuyor. Katılımcıların yüzde 54’ü Ukrayna’yı önümüzdeki on yıl içinde AB üyesi olarak görmeyi beklerken, yüzde 44’ü Ukrayna’nın bu süre zarfında NATO’ya katılacağını öngörüyor. Bu beklentiler, Ukrayna’nın gelecekteki bağımsızlığı ve toprakları konusundaki görüşlerle örtüşüyor gibi görünüyor.

  1. İklim değişikliği en büyük tehdit ama çok az kişi hedeflerin tutacağına inanıyor

Katılımcıların yüzde 37’sinin ana endişesi olan iklim değişikliği, katılımcıların çoğunluğuna göre küresel refah için en büyük tehdit. Büyük güçler arasındaki savaş ikinci sırada (%25). Katılımcılar, iklim değişikliğini önümüzdeki on yıl içinde küresel işbirliğinin en fazla genişlemesini bekledikleri alan olduğunu düşünüyor (%49). İklim değişikliğini ciddi bir tehdit olarak görenler, uluslararası işbirliğinin artmasını beklerken, bu konuda endişe duymayanlar ise daha az endişeyle yaklaşıyor.

Özel sektörde çalışan katılımcılar, iklim değişikliğinin potansiyel etkisi konusunda daha az endişeli görünüyor. Katılımcıların yüzde 53’ü küresel sera gazı emisyonlarının 2034’e kadar azalmaya başlayacağına inanmazken, yüzde 44’ü azalacağını düşünüyor. Bu durum, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için emisyonların ne kadar erken azaltılması gerektiği konusundaki endişeleri yansıtabilir. Katılımcıların yarısından fazlası, insanların iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak veya diğer hedeflere ulaşmak için 2034 yılına kadar gezegende büyük ölçekli jeomühendislik faaliyetlerine başlanacağına inanıyor.

  1. Sosyal medya ve yapay zekaya nasıl bakıyorlar?

Uzmanlara göre, sosyal medyanın olumsuz etkilerine dair endişeler devam ederken, yapay zekaya (AI) yönelik genel bakış biraz olumlu. Ancak, detaylara inildiğinde, demografik gruplar arasında belirgin farklar görülüyor. Genel olarak, katılımcıların yüzde 81’i sosyal medyanın gelecekte küresel ilişkileri olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Yapay zeka konusunda ise, katılımcıların %51’i olumlu bir etki beklerken, %38’i olumsuz düşünüyor.

Ancak cinsiyet, sektör ve yaş grupları arasında önemli farklar var. Erkekler ve özel sektör çalışanları genellikle yapay zekaya daha olumlu bakarken, kadınlar ve diğer sektörlerde çalışanlar daha temkinli. Özellikle, elli yaşın altındaki katılımcılar yapay zekaya daha olumlu bakarken (%56), elli yaşın üzerindekiler daha çekimser (%39’u olumlu %52’si olumsuz bakıyor). Genç nesiller, teknoloji yönetişiminin küresel işbirliğinde en çok genişleyeceğini düşünme eğiliminde, bu da otomasyonun iş dünyasındaki etkileri konusundaki endişeleri yansıtabilir.

  1. Uzmanlar, önümüzdeki on yıl hakkında kesinlikle kötümserler

Bu yıl ilk kez, küresel görünüme ilişkin duyarlılığı takip etmek amacıyla artık yıllık olarak sormayı umduğumuz bir soru yönelttik: “Genel olarak, on yıl sonra dünyanın bugünkünden daha iyi durumda mı yoksa daha kötü durumda mı olacağını düşünüyorsunuz?”

Temel sonuçlarımız, umutlu olmaktan çok endişeli olan uzman katılımcılardan oluşan bir havuzu ortaya koyuyor: Yüzde 60’ı dünyanın daha kötü durumda olacağını söylerken, yüzde 40’ı daha iyi durumda olmasını bekliyor. Bu oran şaşırtıcı derecede yaygın ve örneklem cinsiyet, yaş, vatandaşı olunan ülke veya istihdam alanına göre sıralandığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmüyor.

Bu ciddi bir değerlendirme ve dünyanın hangi yöne doğru gittiğini daha iyi anlamak için her yıl izlemeyi planladığımız bir gösterge.”

Bu yazı ilk kez 19 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

 

Atlantic Council’in “Global Foresight 2024” araştırmasına dayanan raporundan bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Raporun tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.atlanticcouncil.org/in-depth-research-reports/report/welcome-to-2034-what-the-world-could-look-like-in-ten-years-according-to-nearly-300-experts/

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Send this to a friend