İdlib ötesi sorular

ABD’nin İdlib’de IŞİD liderine yönelik operasyonu pek çok soruya kapı açtı. ABD operasyon için neden 11 ay bekledi? ABD İdlib’de ne kadar etkili? Türkiye resmin neresinde? PYD operasyonun bir parçası mıydı? Bölgede nasıl yeni bir denge oluşuyor?

Şubat ayının ilk günlerinde, ABD özel birlikleri İdlib’e düzenledikleri baskınla IŞİD lideri Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’yi ortadan kaldırdı. Haberi, ABD Başkanı Joe Biden tüm dünyaya duyurdu. Operasyonun hemen Türkiye’ye sınırında gerçekleşmesi, İdlib, IŞİD ve bölgeye dair Türkiye’nin tüm hassasiyetleri operasyonu daha da önemli kıldı.

Doç. Dr. Serhat Erkmen Fikir Turu’nda yayınlanan analizinde, bu operasyonla ilgili üzerine düşünülmesi gereken önemli soruları ele aldı. ABD’nin geleneksel hale gelen İdlib operasyonları ve yakın dönemde bölgede olabilecekleri değerlendirilirken, konuya farklı açılardan bakmak da katkı sağlayabilir. ABD operasyon için neden 11 ay bekledi?

Genellikle analizlerde, ABD’nin operasyon için 11 ay beklemesinin pek anlamlı gelmediği ifade ediliyor. Ancak, “polisiye operasyon” anlayışı, istihbarat operasyon anlayışında bazı temel farklılıklar içerir.

Yasa uygulayıcılar, suçu, suçluyu gördüğü anda yakalamaya, etkisiz hale getirmeye odaklanır. Oysa, terörist, ayaklanmacı, sınır aşan suç örgütü gibi çoğu yer altında bir ağın peşindeyseniz ve önemli bir düğümü belirlemişseniz, sabırla beklersiniz. Amaç, mümkün olduğunca ağın tamamına ulaşmaktır.

Bu nedenle DAEŞ’in yer altına çekilmesi, ABD’nin işini zorlaştırdığından, ilk gördüğü hedef olan lidere yüklenmemesi işin doğasından kaynaklanır.

ABD İdlib’de ne kadar etkili?

Asıl sorulması gereken soru, Türkiye’nin rolü ve durumudur. Açıkçası bu durum birkaç noktada dikkat çekici.

Birincisi, İdlib’de böylesi bir operasyonun yapılması, tam zamanlı ve etkin bir istihbaratla mümkündür. Bunun için de, uzun süreyle, sabırla, farklı toplama araçları ile bilgi toplam ve kaliteli analiz gerekir. İşin zorluğu, sivillerin arasında ve onlar gibi yaşayan teröristleri bulmaktır.

Eğer bu nitelikte bir hedefe odaklandıysanız, teknolojik istihbarat toplama araçları ikincil konumdadır. Esas olan, insan istihbaratıdır. Bu açıklamalar bize, ABD askerî istihbaratının İdlib cebinde yeterince kendi elemanı bulunduğunu ve yine güvenilir yerel işbirlikçilerinin-kaynağının olduğunu gösterir. Tabii, yerel kaynakların yaşaması da, İdlib eko sisteminde, cebi kontrol edenlerle simbiyotik yaşam kurmasına bağlıdır.

Türkiye resmin neresinde?

İkinci olarak, operasyon bölgesi Türkiye sınırına çok yakın ve “teorik olarak” Türkiye’nin kontrolünde. Böylesi bir uçar birlik harekatı için sadece İdlib’de değil, Türkiye hava sahasında da uçmak gerekir.

Dahası, işler ters gittiğinde yapılacak arama kurtarma için “güvenli bölgenin” Türkiye olacağı da açık. Bu noktada Türkiye’nin “resmin” neresinde olduğunu sormak gerekir.

PYD operasyonun bir parçası mıydı?

Doç. Dr. Serhat Erkmen analizinde, PYD unsurlarının operasyonda görev almış olabileceğini dolaylı olarak ifade ediyor. Bu açıklamayı, Türkiye’nin rolü ve konumu ile birleştirince ortaya ilginç bir resim çıkıyor.

Eğer PYD operasyonun bir parçasıysa artık o bir “özel askerî şirket” olarak tanımlanıp meşruiyet kazanır mı? ABD helikopterinde de olsa Türkiye hava sahasından geçip Türkiye’nin kontrol ettiği bir bölgede yürütülen askerî operasyonun organik parçası olabilir mi?

Tahterevallinin ucundaki yeni denge

ABD’nin geleneksel hale gelen operasyonlarından da ilginç bir durum söz konusu. İdlib cebinde birkaç yıldır süren “farklı grupları homojenleştirme” hamlelerinin maksadı nedir?

Nitekim kısa süre öncesinin İdlib’deki “azılı cihatçı teröristleri” artık ABD için terörist değil. Tıpkı Suriye’de faaliyet gösteren “PKK’nın adının değiştirilip Suriye Demokratik Güçleri” olması gibi. Her ikisi de isim değişikliği ile yeni marka ve tolere edilebilir işbirliği yapılabilir aktörlere dönüştürler. Sanki, tahterevallinin iki ucunda yer alan ve dengeye gelen bir mekanizma var gibi.

Elbette bu denge oyunu, ABD ve Türkiye’nin rızası dışında olamaz. İnsan sormadan edemiyor. Bu nedenle mi, Türkiye, Suriye ve Irak’ta operasyon yaparken ABD İdlib’e girip çıkıyor? Ya da Özgür Suriye ordusu sisler arasında kayboluyor?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 10 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

Nihat Ali Özcan
Nihat Ali Özcan
Doç. Dr. Nihat Ali Özcan - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü’nde görev yapıyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırmaları Vakfı’ında danışman.Özcan, Lisans eğitimini, Kara Harp Okulu/Ankara ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Yüksek Lisans ve Doktorasını Dokuz Eylül Üniversitesinde bitirdi. 1997 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Kıdemli Binbaşı rütbesiyle emekli oldu. Kısa süre Avukatlık yaptı.Doktora tezini, 1999, “PKK (Kürdistan İşçi Partisi) üzerine yazdı. Ağustos 2010-Mayıs 2011 arasında, Oxford Üniversitesi Tarih Fakültesi, “Savaşın Değişen Karakteri” programında, “Ayaklanma ve Ayaklanmaları Bastırma Teorileri” üzerine doktora sonrası çalışma yaptı.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

İdlib ötesi sorular

ABD’nin İdlib’de IŞİD liderine yönelik operasyonu pek çok soruya kapı açtı. ABD operasyon için neden 11 ay bekledi? ABD İdlib’de ne kadar etkili? Türkiye resmin neresinde? PYD operasyonun bir parçası mıydı? Bölgede nasıl yeni bir denge oluşuyor?

Şubat ayının ilk günlerinde, ABD özel birlikleri İdlib’e düzenledikleri baskınla IŞİD lideri Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi’yi ortadan kaldırdı. Haberi, ABD Başkanı Joe Biden tüm dünyaya duyurdu. Operasyonun hemen Türkiye’ye sınırında gerçekleşmesi, İdlib, IŞİD ve bölgeye dair Türkiye’nin tüm hassasiyetleri operasyonu daha da önemli kıldı.

Doç. Dr. Serhat Erkmen Fikir Turu’nda yayınlanan analizinde, bu operasyonla ilgili üzerine düşünülmesi gereken önemli soruları ele aldı. ABD’nin geleneksel hale gelen İdlib operasyonları ve yakın dönemde bölgede olabilecekleri değerlendirilirken, konuya farklı açılardan bakmak da katkı sağlayabilir. ABD operasyon için neden 11 ay bekledi?

Genellikle analizlerde, ABD’nin operasyon için 11 ay beklemesinin pek anlamlı gelmediği ifade ediliyor. Ancak, “polisiye operasyon” anlayışı, istihbarat operasyon anlayışında bazı temel farklılıklar içerir.

Yasa uygulayıcılar, suçu, suçluyu gördüğü anda yakalamaya, etkisiz hale getirmeye odaklanır. Oysa, terörist, ayaklanmacı, sınır aşan suç örgütü gibi çoğu yer altında bir ağın peşindeyseniz ve önemli bir düğümü belirlemişseniz, sabırla beklersiniz. Amaç, mümkün olduğunca ağın tamamına ulaşmaktır.

Bu nedenle DAEŞ’in yer altına çekilmesi, ABD’nin işini zorlaştırdığından, ilk gördüğü hedef olan lidere yüklenmemesi işin doğasından kaynaklanır.

ABD İdlib’de ne kadar etkili?

Asıl sorulması gereken soru, Türkiye’nin rolü ve durumudur. Açıkçası bu durum birkaç noktada dikkat çekici.

Birincisi, İdlib’de böylesi bir operasyonun yapılması, tam zamanlı ve etkin bir istihbaratla mümkündür. Bunun için de, uzun süreyle, sabırla, farklı toplama araçları ile bilgi toplam ve kaliteli analiz gerekir. İşin zorluğu, sivillerin arasında ve onlar gibi yaşayan teröristleri bulmaktır.

Eğer bu nitelikte bir hedefe odaklandıysanız, teknolojik istihbarat toplama araçları ikincil konumdadır. Esas olan, insan istihbaratıdır. Bu açıklamalar bize, ABD askerî istihbaratının İdlib cebinde yeterince kendi elemanı bulunduğunu ve yine güvenilir yerel işbirlikçilerinin-kaynağının olduğunu gösterir. Tabii, yerel kaynakların yaşaması da, İdlib eko sisteminde, cebi kontrol edenlerle simbiyotik yaşam kurmasına bağlıdır.

Türkiye resmin neresinde?

İkinci olarak, operasyon bölgesi Türkiye sınırına çok yakın ve “teorik olarak” Türkiye’nin kontrolünde. Böylesi bir uçar birlik harekatı için sadece İdlib’de değil, Türkiye hava sahasında da uçmak gerekir.

Dahası, işler ters gittiğinde yapılacak arama kurtarma için “güvenli bölgenin” Türkiye olacağı da açık. Bu noktada Türkiye’nin “resmin” neresinde olduğunu sormak gerekir.

PYD operasyonun bir parçası mıydı?

Doç. Dr. Serhat Erkmen analizinde, PYD unsurlarının operasyonda görev almış olabileceğini dolaylı olarak ifade ediyor. Bu açıklamayı, Türkiye’nin rolü ve konumu ile birleştirince ortaya ilginç bir resim çıkıyor.

Eğer PYD operasyonun bir parçasıysa artık o bir “özel askerî şirket” olarak tanımlanıp meşruiyet kazanır mı? ABD helikopterinde de olsa Türkiye hava sahasından geçip Türkiye’nin kontrol ettiği bir bölgede yürütülen askerî operasyonun organik parçası olabilir mi?

Tahterevallinin ucundaki yeni denge

ABD’nin geleneksel hale gelen operasyonlarından da ilginç bir durum söz konusu. İdlib cebinde birkaç yıldır süren “farklı grupları homojenleştirme” hamlelerinin maksadı nedir?

Nitekim kısa süre öncesinin İdlib’deki “azılı cihatçı teröristleri” artık ABD için terörist değil. Tıpkı Suriye’de faaliyet gösteren “PKK’nın adının değiştirilip Suriye Demokratik Güçleri” olması gibi. Her ikisi de isim değişikliği ile yeni marka ve tolere edilebilir işbirliği yapılabilir aktörlere dönüştürler. Sanki, tahterevallinin iki ucunda yer alan ve dengeye gelen bir mekanizma var gibi.

Elbette bu denge oyunu, ABD ve Türkiye’nin rızası dışında olamaz. İnsan sormadan edemiyor. Bu nedenle mi, Türkiye, Suriye ve Irak’ta operasyon yaparken ABD İdlib’e girip çıkıyor? Ya da Özgür Suriye ordusu sisler arasında kayboluyor?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 10 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

Nihat Ali Özcan
Nihat Ali Özcan
Doç. Dr. Nihat Ali Özcan - TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü’nde görev yapıyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırmaları Vakfı’ında danışman.Özcan, Lisans eğitimini, Kara Harp Okulu/Ankara ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Yüksek Lisans ve Doktorasını Dokuz Eylül Üniversitesinde bitirdi. 1997 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Kıdemli Binbaşı rütbesiyle emekli oldu. Kısa süre Avukatlık yaptı.Doktora tezini, 1999, “PKK (Kürdistan İşçi Partisi) üzerine yazdı. Ağustos 2010-Mayıs 2011 arasında, Oxford Üniversitesi Tarih Fakültesi, “Savaşın Değişen Karakteri” programında, “Ayaklanma ve Ayaklanmaları Bastırma Teorileri” üzerine doktora sonrası çalışma yaptı.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x