Jeo-politika

12 Ocak 2024

Yazdır

Tayvan’da başkanlık seçimleri: Çin ile barış ya da savaş

Tayvan, son yılların en gündemdeki uluslararası politika konularından biri…

ABD – Çin arasında sürekli artan gerilim, Rusya-Ukrayna arasında başlayan savaş sonrası “Çin-Tayvan arasında savaş çıkar mı?” sorusu akıllarda gelişti. Ağustos 2022’de ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin adayı ziyareti, ABD’nin Tayvan’a 1,1 milyar dolar değerinde silah satışı yapacağını açıklaması, son olarak Çin lideri Şi Cinping’in “Çin ile Tayvan tekrar birleşecek” demesi bu adanın sık sık analizlere, haberlere konu olmasını sağladı.

Tüm bu gelişmelerden ötürü de 13 Ocak’ta Tayvan’da yapılacak başkanlık seçimleri büyük önem taşıyor.

Tayvan krizi nasıl başladı?

Krizlerle bilinen Tayvan’daki sorunun esasını siyasi uzlaşmazlık ve ABD-Çin arasındaki gerilimler oluşturuyor.

Çin Komünist Partisi’nin 1949’da Çin devrimini başarıya ulaştırmasıyla birlikte Tayvan’da şu anda muhalefette bulunan ama ülkenin kurucu partisi konumundaki Milliyetçi Parti yöneticileri Tayvan adasına kaçmış ve adada kurulan hükümetin tüm Çin’i temsil ettiğini iddia etmişti. ABD ve Batı dünyası tüm Çin anakarasına hâkim Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanımazken Tayvan’daki milliyetçi hükümeti tanımaya devam etti. Böylelikle 1949 yılından 1971 yılına kadar Birleşmiş Milletler’de (BM) 800 milyonluk Çin anakarasını 16 milyonluk Tayvan temsil etti.

1971 yılında Ping-Pong Diplomasisi olarak bilinen ABD ping pong takımı ve gazetecilerden oluşan heyetin Çin’i ziyaretiyle Washington-Pekin arasındaki ilişkiler normalleşmeye başladı. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in Pekin ziyaretiyle Çin’in BM’de temsil edilmesi kabul edildi.

1971’de Çin, BM tarafından tanınınca dünyanın büyük çoğunluğu Çin ile ilişkilerini geliştirirken Tayvan’ı da Çin’in bir parçası olarak gördüklerini ilan ettiler.

Fakat ABD, 1979 yılına kadar hâlâ Çin’in temsilcisi olarak Tayvan’ı tanıyordu. 1 Ocak 1979’da ABD Başkanı Jimmy Carter, Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu kabul ederek, adına tek Çin politikası denilen bir tutumu hayata geçirdi. Ardından ABD ile Çin arasında diplomatik ilişkiler kuruldu. Resmî ve diplomatik ilişkilerin kurulmasına rağmen ABD Kongresi aynı yılın nisan ayında Tayvan ile İlişkiler Yasası çıkararak Tayvan’ı tanımamasına rağmen Tayvan ile ilişkileri sürdüreceğini açıkladı. Yasa, Çin’e karşı Tayvan’ın silahlandırılmaya devam edeceğini de söylüyordu.[1]

1982’de, ABD yeniden tek Çin politikasını benimsediğini ve Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu kabul ettiğini belirtti.

Fakat ABD’nin Tayvan İlişkiler Yasası’na dayanarak adayla ilişkilerini sürdürmesi dönem dönem ABD ile Çin arasında krizlerin yaşanmasının önünü açtı. Örneğin 1995 yılında Tayvan Başkanı Lee Teng-hui’nin ABD’yi ziyareti için özel bir vize vermesi tansiyonu tekrardan artırdı. Ardından 1996 yılında Tayvan’ın ilk başkanlık seçimleri sırasında Tayvan Boğazında Çin ve ABD savaş gemilerinin karşı karşıya gelmesiyle büyük bir kriz yaşandı.

ABD’li temsilcilerin adaya ziyaretler düzenlemesi ve silah yardımları yaşanan krizlerin en büyük nedenini oluşturuyor. Çin ise Tayvan sorununun Çin’in bir iç meselesi olduğunu belirterek ABD’nin tek Çin politikasına bağlı kalması gerektiğini belirtiyor. Buna rağmen Tayvan geçmişten bugüne kadar ABD’nin Çin’e karşı bölgede kullandığı bir üs olmaya devam ediyor.

Tayvan neden önemli?

 ABD için Tayvan, Güney Çin Denizi’nde Çin’e karşı denge sağlamasında önemli bir noktayı temsil ediyor. Tayvan’ın Çin anakarasına 130 kilometrelik uzaklığı ve Tayvan Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğindeki konumu onu stratejik olarak önemli kılıyor.

Tayvan, Çin anakarasına yakınlığını nedeniyle, Güney Çin Denizi ve Pasifik’te sabit bir uçak gemisi konumunda…

Öte yandan küresel konteyner filosunun yarısı ve tonaj bakımından dünyanın en büyük gemilerinin yüzde 88’i Tayvan Boğazı’ndan geçiyor. Burada oluşabilecek herhangi bir çatışma durumunun 2,6 trilyon dolarlık dünya ticaretini tehdit edeceği çok açık.

Çin, geçmişteki siyasi uzlaşmazlıkları bir köşeye bırakarak tarih, kültür, etnik ve dil açısından aynı kökene sahip Tayvan ile barışçıl bir birleşme olmasını istiyor. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping bu yılki yeni yıl açıklamasında bile Tayvan ile birleşmenin mesajını verdi. Ayrıca Çin, Tayvan ile birleşerek ABD tarafından kendisine karşı kullanılan önemli bir tehdidi de ortadan kaldırmak istiyor.

Seçimler neden önemli?

Güney Çin Denizi’nde Çin ile ABD arasında gerilimin merkezinde olan adanın başkanlık seçimleri de Çin ile barış ve savaş arasında seyrediyor. Özellikle mevcut Tayvan Başkanı Tsai Ing-Wen ve partisi Demokratik İlerici Parti’nin ABD’yle yakın ilişkiler izlemesi, Çin ile ABD arasındaki gerilimi de artırıyor.

Demokratik İlerici Parti’nin yaklaşan seçimlerdeki başkan adayı, hem genel başkanları hem de şu andaki Devlet Başkan Yardımcısı olan, William Lai olarak da bilinen Lai Chingde.

Demokratik İlerici Parti’nin seçimdeki en dişli rakibi Milliyetçi Parti ise Tayvan’ın en köklü partisi. 1911 devriminin önderi Sun Yat Sen’in kurduğu parti, ülkenin de kurucu partisi.

Milliyetçi Parti, seçim kampanyasını Demokratik İlerici Parti’nin Tayvan’a savaş getireceği, kendilerininse barışçıl bir yol izleyeceği üzerine kurmuş durumda. Milliyetçi Parti’nin başkan adayı Yeni Taipei Belediye Başkanı Hou Yu-ih “Demokratik İlerici Parti’ye verilen oy, gençleri savaşa göndermeye verilen oydur” diyerek seçimin savaş ile barış arasında bir seçim olduğunu vurguluyor.[2]

Yerel seçimler neyin göstergesiydi?

 26 Kasım 2023’te yapılan yerel seçimlerde Milliyetçi Parti 22 şehirden 13’ünü kazandı. Ayrıca Milliyetçi Parti, Tayvan’ın siyasi ve ekonomik açıdan önem taşıyan ve nüfusun yaklaşık olarak yüzde 10’unun yaşadığı başkent Taipei’deki her iki bölgeyi de açık farkla kazanarak önemli bir avantaj elde etti.

İktidardaki Demokratik İlerici Parti ise yerel seçimlerde 17 şehrin sadece 5’ini kazanabildi. Yerel seçimlerdeki bu başarısızlığın ardından şimdiki Tayvan Başkanı Tsai Ing-Wen parti genel başkanlığından istifa etmek zorunda kaldı.

Yerel seçimlerde Milliyetçi Parti’nin bu başarısının başkanlık seçimlerinde de bir zafere dönüşebileceğini öngörmek mümkün. Çünkü iktidardaki Demokratik İlerici Parti’nin yerel seçimdeki oy oranı, partinin 1986 yılındaki kuruluşundan bu yana en düşük oy aldığı seçimlerden biri oldu. 2016 yılında başkan seçilen Tsai Ing-Wen kullanılan oyların toplam yüzde 56’sini, 2020 yılındaysa yüzde 57’sini almayı başarmıştı fakat yerel seçimlerde partisinin oyu yüzde 41’e kadar geriledi.

Milliyetçi Parti’nin bu başarıyı sağlamasında özellikle gençlerin desteğini alması önemli rol oynadı. Tayvanlı gençlerin büyük çoğunluğu Çin ile barış yanlısı bir politika izleyeceğini vadeden Milliyetçi Parti’yi destekledi. Tayvan üzerinden ABD ile Çin arasında artan gerginliğin iktidar partisine yaramadığı da çok açık.

ABD neden Tayvan’daki seçim için endişeli?

Tayvan’daki seçimler elbette partiler arasında olduğu kadar adanın stratejik öneminden dolayı ABD ile Çin arasında da geçiyor.

ABD adada siyasi bir değişim olması durumunda Çin’e karşı stratejik bir mevziiyi kaybetme konusunda endişeli. Bu nedenle ABD, iktidardaki Demokratik İlerici Parti’nin kazanmasından yana bir çizgi izliyor ve bu yönde kamuoyu oluşturmaya çalışıyor.

Çin ise Tayvan’daki seçimlerin Çin’in içişleri olduğu ve ABD’nin seçimlere müdahale etmemesi gerektiğini vurguluyor.

Aslında muhalefetteki Milliyetçi Parti de ABD ile çok ters düşmeyeceği mesajı vermeye çalışıyor. Milliyetçi Parti’nin Başkan Adayı Hou Yu-ih’nin Eylül ayında ABD’ye 8 günlük bir gezi yaparak, ABD’nin endişelerini gidermeye çalıştı.

Hou seçilmesi halinde tek Çin politikasını bağlı kalacağını, Tayvan’ın anakara Çin’den bağımsız olduğu görüşünden uzak duracağını vurguladı.

Seçim sonuçları Tayvan’da değişim yaratır mı?

Milliyetçi Parti’nin seçimleri kazanması durumunda ülkede nasıl bir değişim yaşanacağı önemli bir soru olarak ortada duruyor.

Ukrayna ile Rusya arasında devam eden çatışmalar Tayvan için de önemli bir örnek teşkil ediyor. ABD ve Batı Ukrayna’ya savunma desteği sağlayacağına yönelik sözler vermişti. Ancak çatışmalar ikinci yılına varmadan Ukrayna, dış yardımın azalması nedeniyle Rusya’yla savaşta bazı askeri operasyonlarını durdurmak zorunda kaldığını açıkladı. Ukrayna kendi kaderine terk edildi. Milliyetçi Parti de, seçim çalışmaları sırasında bu gerçeği hatırlatıyor. Ukrayna’nın Tayvan’a değerli bir ders verdiğini ve Tayvan’ın Çin’e düşman olmaması gerektiğini çünkü ABD sonuç olarak güvenilmez olduğunu ifade ediyor.

Son yıllarda Milliyetçi Parti Harpoon, Javelin ve Stinger füzeleri gibi ABD’den çeşitli askerî envanterlerinin alımını engellemeye çalıştı. Fakat Milliyetçi Parti adayı Hou’nun, 12 aylık zorunlu askerlik dahil olmak üzere güçlü bir ordu oluşturulmasına yönelik askerî reform taahhütleri de bulunuyor. Milliyetçi Parti’nin Çin’le gerilimi artıracak ABD’den silah alımlarına karşı durması, Tayvan-Çin ilişkileri için daha olumlu bir hava yaratıyor.

Çin’in tercihi ne?

Çin elbette Tayvan’daki başkanlık seçimlerinde Milliyetçi Parti’yi destekliyor.

2023’ün Mart ayında Tayvan’ın eski başkanı ve Milliyetçi Parti üyesi Ma Ying-jeou Çin’i ziyaret etti. Böylece, 1949’daki Çin iç Savaşı’nın sona ermesinden bu yana ilk kez Tayvanlı bir lider anakaraya ayak basarak tarihi bir adım attı. Bu gelişmeler Milliyetçi Parti’nin kazanması durumunda Tayvan-Çin ilişkilerinde büyük bir değişim yaşanacağını gösteriyor.

Demokrat İlerici Parti’nin temsilcileri ABD ziyaretlerini yaparken Milliyetçi Parti’nin hem ABD’yi hem Çin’i ziyaret etmesi düşünüldüğünde Milliyetçi Parti’nin Tayvan’a daha dengeli ve barışçıl bir politika getirme ihtimali öne çıkıyor. Hatta Milliyetçi Parti’nin seçim kampanyasını savaşa karşı barış üzerine kurması, tek Çin politikasını savunması ve ABD’nin güvenilmez olduğunu vurgulaması, Çin ile uyumlu bir Tayvan olacağının sinyallerini veriyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 12 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

[1] US Congress, H.R.2479 – Taiwan Relations Act, https://www.congress.gov/bill/96th-congress/house-bill/2479

[2] Focus Taiwan, KMT’s Hou-Jaw ticket calls election a choice between war and peace, https://focustaiwan.tw/politics/202311260007

Necati Demircan

Necati Demircan - 1992 yılında Sakarya'da doğdu. 2017 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2018-2021 yılları arasında Shanghai Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi bölümünden '21yüzyılda Türkiye'nin Rusya ve İran'la İşbirliğine Neo-Avrasyacı Bakış' yüksek lisans teziyle mezun oldu. Demircan, Shanghai Üniversitesi Küresel Çalışmalar bölümünde doktorasına devam ediyor. Demircan aynı zamanda Shanghai Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Bölümünde araştırma görevlisi ve BRIQ Dergisi editörüdür. Demircan'ın ulusal ve uluslararası alanda yayın yapan Aydınlık Gazetesi, China Daily, Hankyoreh ve Modern Diplomacy gibi çeşitli gazete ve internet sitesinde makaleleri yayınlandı.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Send this to a friend