Bir Avrupa ordusu neden şart?

Avrupa, ABD’nin geri çekildiği bir dönemde kendi güvenliğini nasıl sağlayacak? Rusya tehdidi büyürken dağınık ulusal ordular kıtayı gerçekten koruyabilir mi? Artık tablo net: Kıtanın geleceği, ortak bir savunma gücü kurma cesaretine bağlı.

Savunma ve dış politika alanında dünyanın en önemli platformlarından 62. Münih Güvenlik Konferansı, NATO’nun sorgulandığı bir dönemde başladı. Konferans öncesi yayımlanan Münih Güvenlik Raporu 2026’da İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen uluslararası düzenin “yıkım sürecine” girdiği vurgulandı. Konferans, AB ülkelerinin yeni dönemde yön arayışına da yön verebilir. Bazı Avrupalı liderler umudu Trump döneminin sona ermesine bağladı ancak uzmanlar Avrupa’nın Trump döneminden önemli dersler çıkarması gerektiğini söylüyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde (CSIS) Avrupa, Rusya ve Avrasya Programı Direktörü Max Bergmann, Foreign Affairs dergisinde yayınlanan makalesinde Avrupa’da neden bir ordu kurulmasının gerektiğini savundu. Yazıdan öne çıkan bazı bölümleri aktarıyoruz.

“NATO zor durumda. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana, Amerikan gücü Avrupa’nın birleşmesini ve entegrasyonunu destekliyordu. Ancak Donald Trump yönetimi, ABD’nin Washington’un en büyük dış politika başarısını çöpe atmaya hazırlanıyor.

Trump, NATO üyesinin topraklarını ele geçirmekle tehdit etti, Ukrayna’ya sağlanan finansmanı azalttı, Avrupalı müttefiklerine agresif bir şekilde gümrük vergileri yürürlüğe koydu ve 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde “Avrupa’nın mevcut gidişatına direnç geliştirilmesi” gerektiğini. Mesaj daha net olamazdı: Kıta artık kendisini savunmak için ABD’ye güvenemez. Avrupa, seksen yıldır ilk kez tek başına kaldı.

Sorun sadece askerî harcamalarda mı?

Avrupa ülkeleri artık Rusya’nın saldırılarına karşı savunmasız durumda.

Moskova, dikkatini Ukrayna’nın ötesine çevirip savaş makinesini yeniden inşa ederse, ilk işi Doğu Avrupa’yı tehdit etmek olabilir. Böyle bir tehlike, Avrupalı liderleri savunmalarını sağlamlaştırma yönünde cesur eylem planı başlatmaya teşvik etmeliydi, ama gidişat böyle değil.

NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 3,5’ine çıkarmayı kabul etseler de yeterli olmayacak. Çünkü sorun finansal değil, yapısaldır. Avrupa orduları, ABD olmadan da kıtayı savunacak şekilde yapılandırılmamıştır.

Avrupa Pentagon’u kurulmalı

Avrupalı liderler, güvenlik konusunda bağımlı olduklarının farkındadırlar, ancak ne yapılması gerektiği konusunda inkâr içindeler. En büyük engel, savunmanın Avrupa’nın değil, ulusal bir sorumluluk olduğu inancıdır. Avrupa’daki bireysel hükümetler, orduları üzerindeki egemenliklerini korumak istiyor.

Ancak ulusal egemenliğe odaklanarak, daha derin bir gerçeği gözden kaçırıyorlar: Avrupa ülkeleri, II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana savunma konusunda hiç egemen olmamıştır. Kendilerini korumak için yabancı bir güç olan ABD’ye güvendiler. Şimdi, bu yabancı güç onları terk ederken, kendilerini savunmanın en etkili yolu, savunma çabalarını entegre etmektir. Diğer krizlerde yaptıkları gibi, Avrupa Birliği’ni harekete geçirmeleri gerekiyor. AB’nin Avrupa’nın Pentagon’u olma zamanı geldi.

AB Ordusu 23 yıl önce kurulabilirdi

Avrupa’nın askerî olarak birleşmeye hiç ihtiyacı olmadı. NATO, Avrupa ülkelerine ulusal savunmaları üzerinde egemen oldukları yanılsamasını verdi. Kağıt üzerinde tüm NATO ülkeleri, ittifakın karar alma organı olan Kuzey Atlantik Konseyi’nde eşit söz hakkına sahipti ve kendi bağımsız ordularını muhafaza ediyorlardı. Ancak kararları veren ABD idi. Bir savaş çıkarsa, meseleyi ABD’nin halledeceğini biliyorlardı.

Demir Perde’nin yıkılmasından sonra, Avrupa Topluluğu Avrupa Birliği’ne dönüştü. 12 Avrupa devleti tarafından imzalanan 1993 Maastricht Anlaşması, ortak savunmaya adanmış yeni bir payanda olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nı kurdu. Ancak o sıralar ABD, Avrupa’yı terk etmeye niyetli değildi. AB savunma işini yapmayacaktı; bu Washington’un işiydi. AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası bu nedenle büyük ölçüde atıl kaldı.

Avrupa kendi kanatlarıyla uçabilir mi?

Avrupa, 1950’lerin başındaki durumuna geri döndü; ABD hızla çekilirken, saldırgan Rusya’nın karşısında tek başına kaldı. Avrupa artık, ABD’nin desteği olmadan kendini savunması gerektiğini kabul etmelidir. Bu zorluk aşılabilir, ancak savunma bütçelerini artırmaktan daha fazlasını gerektirir. Kıtada, farklı hazırlık ve yetenek düzeylerinde faaliyet gösteren ve kendi ekipmanlarını kullanan yaklaşık 30 ordu bulunuyor. Rusya, Baltık devletlerinin sınırında asker toplarsa, Avrupa’nın tüm farklı kuvvetlerinin hızla konuşlandırılması ve sorunsuz bir şekilde birlikte savaşması gerekecek.

Teoride, NATO bu hareketli parçaları koordine ediyor. Ancak ABD’siz bir NATO, içi boş bir kabuktan ibaret olacaktır. İttifak Afganistan, Balkanlar ve Libya’da Avrupa kuvvetlerini seferber ettiğinde, ABD’nin askerî gücü, bu Avrupalı askerlerin yetersizliklerini maskelemişti. Avrupa orduları, hava tankerleri, hava nakliye uçakları ve gelişmiş gözetleme ve hedefleme teknolojisi gibi yeterli malzemeye sahip değil. Kapasite açığı kaçınılmazdır: Avrupa orduları, ABD liderliğindeki NATO harekatlarına yardımcı olmak üzere tasarlanmıştı.

Cephe hattında olmayan ülkelerin birçok vatandaşı, ulusal ordularını Rusya’yı caydırmak için önemsiz görüyor ve bu görevi yerine getirebileceklerine inanmıyor. Avrupa çapında 2025’in başlarında yapılan bir ankete katılanların sadece yüzde 19’u ulusal ordularının kendilerini savunabileceğinden emin olduğunu, yüzde 60’ı ise bir ortak Avrupa ordusuna güven duyacağını belirtti. Avrupalılar, iyi paranın kötü ordulara gitmesini istemiyor.

Avrupa’nın geleneksel güçlerinden hiçbiri, Rusya’nın saldırganlığına tek başına etkili bir şekilde karşı koyamaz. Büyük bütçe açıkları olan Fransa ve İngiltere’de orduyu güçlendirmek için yeterli fon kalmıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz savunmaya büyük yatırımlar yapmaya başladı. Berlin, Avrupa’nın askerî omurgası olarak hizmet verecek ölçekte, ancak ülkenin savaş sonrası pasifizm tarihi ve askeri güce karşı isteksizliği, Alman ordusuna güvenmeyi riskli haline getiriyor.

Sonuçta, Avrupalılar giderek daha fazla geçici bölgesel gruplaşmaları benimsemeye başladı. İskandinav ülkeleri de askerî çabalarını giderek daha fazla entegre ediyor. Bunlar yararlı, ancak daha büyük bir kolektif Avrupa çabası için itici gücü zayıflatırsa yararlı olmaz.

Avrupa, potansiyelini kullanmıyor

450 milyon nüfusu ve Çin’in ekonomisiyle yaklaşık aynı büyüklükteki ekonomisiyle Avrupa Birliği, kendini savunacak büyüklük, ölçek ve zenginlikte, ancak avantajlarını kullanamıyor. Avrupalılar, ulusal egemenliğin üstünlüğünden vazgeçip çabalarını entegre etmelidir. Avrupa’nın kolektif güvenliğini sağlamanın en pragmatik ve etkili yolu, Avrupa Birliği’ne savunma konusunda yetki vermektir.

AB mükemmel olmaktan uzaktır, ancak özünde, Avrupa’nın egemenliğini bir araya getirmek ve Avrupa’yı birleştirmek için bir araçtır. Tek tek devlet hükümetlerinden farklı olarak, AB sadece ulusal çıkarları değil, ortak çıkarları ilerletmeye odaklanır. 2020’de COVID-19 salgını başladığında, sağlık politikası tamamen “ulusal yetki” olmasına rağmen, AB üye devletlerinin vatandaşları için yüz milyonlarca aşı satın aldı. Aynı şekilde 2015’teki göç krizinin ardından, bir milyondan fazla mülteci Avrupa’ya girmeye çalışırken, Brüksel 10 bin silahlı muhafızdan oluşan bir sınır servisi kurdu. AB, Avrupalıların ihtiyaç duyduğu şekilde işlev görüyor ve şimdi de savunma için buna ihtiyaçları var.

Daha da önemlisi, Avrupa vatandaşları AB’nin savunma yapmasını istiyor. AB, üye devletlerden daha fazla, kıtanın en güvenilir yönetim kurumudur. Geçen yıl yapılan bir Eurobarometer anketine göre, Avrupalıların yaklaşık yüzde 80’i önümüzdeki beş yıl içinde AB’nin güvenliğinden endişe duyuyor ve ortak bir savunma ve güvenlik politikasını destekliyor. Avrupa Parlamentosu’nun en büyük partisi olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi, 2024 seçim kampanyasında başarılı bir şekilde Avrupa ordusunu destekledi.

Avrupa Ordusu’na karşı direnç noktaları

Ana engel siyasi değil, bürokratiktir. Avrupa’nın ulusal savunma bakanlıkları kontrolün devredilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır. Brüksel askerî alımları yönetirse, AB’nin 27 savunma bakanlığı artık kendi şişirilmiş tedarik ofislerine ihtiyaç duymayacaktır. Ulusal savunma şirketleri ayrıcalıklı sözleşmelerini kaybedecektir.

Ayrıca Avrupa ordusu kurmak için daha fazla para gerekeceğinden, sosyal harcamalar için daha az para kalacaktır. Avrupalı liderler, savunma bakanlarını yatıştırmak için tereyağını silahlarla takas etmeye hazır mı?

AB’nin, üye ülkelerin katkıları, ortak borçlanma veya Brüksel’in gelir elde etme kabiliyetine getirilen kısıtlamaların kaldırılması yoluyla finanse edilecek önemli bir savunma bütçesine ihtiyacı olacaktır. Ancak Avrupa’nın, Rusya’yı caydırmak için ABD kadar askerî harcamalar yapmasına gerek yok. Ortak tedarik için fonların bir araya getirilmesi, harcama yükünü kıtaya yayacak, Avrupa’nın savunma sanayi tabanını güçlendirecek ve Avrupa ordularının modernizasyonuna yardımcı olacaktır. Bu, yeniden silahlanma maliyetlerini yarı yarıya azaltabilecek muazzam bir ölçek ekonomisi yaratacaktır.

Ortak çaba değişim getirebilir

AB’nin savunma alanındaki yetkilerinin artırılması, NATO’nun veya ulusal orduların sonu anlamına gelmez. AB’nin odak noktası, Avrupa birliklerinin finansmanı ve organizasyonu, yani Avrupa’nın Pentagon’u olarak hizmet etmek olacaktır. Brüksel, ulusal tedarik ofislerinin birçok işlevini birleştirecek ve büyük alımları yönetecek, ayrıca 27 üye ülkenin savunma sanayi sektörlerini entegre edecek ve düzenleyecektir.

NATO, Avrupa’nın muharebe komutanlığı olarak kalabilir. Ancak ittifak giderek daha fazla Avrupalılaşmalıdır. Ulusal ordular, özellikle de cephe devletleri ve geleneksel askerî güçlerin orduları, Avrupa’nın savunmasının temelini oluşturmaya devam edecektir. Ancak bu kuvvetler Avrupalılaşacak ve AB tarafından güçlendirilecektir.

Brüksel, cephe devletleri dışındaki ülkelerin askerlerinden oluşan bir hızlı müdahale gücü de oluşturabilir. Askerleri hızlı müdahale gücü olarak seferber etmek, tüm ülkelere cephe devletleriyle dayanışma içinde olduklarını gösterme ve güvenlikleri için daha fazla şey yapma fırsatı verecektir. AB bu gücü yönetecek, finanse edecek ve donatacak, ancak 1952’de imzalanan ortak ordu anlaşmasında öngörüldüğü gibi, savaş durumunda NATO’nun komutasına sunabilecektir.

Ordu, Avrupa’ya tam entegrasyon getirebilir

Savunma entegrasyonu, Avrupa dış politikasının entegrasyonunu da gerektirir. Parçalanmayı azaltmak ve kolektif savunmayı güçlendirmek için, Birleşik Krallık, AB ve NATO’nun da dahil olduğu seçkin ülkelerden oluşan bir Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmalıdır.

Avrupa ayrıca istihbarat paylaşımında daha proaktif olmalıdır; bu rol geçmişte büyük ölçüde ABD tarafından üstlenilmiştir. Ancak AB’nin sınır ötesi kolluk ve terörle mücadele operasyonlarını koordine etmek için Europol’ü kurduğu gibi, Avrupa da bu boşluğu doldurmak için Avrupa Komisyonu’nun Ekim 2024’te vurguladığı gibi bir “AB istihbarat işbirliği servisi” kurabilir.

Avrupalılara ilk başta neden Avrupa Birliği’ne katıldıklarını hatırlamakta fayda var. Egemenliklerini federal bir otoriteye devretmek konusunda isteksiz olsalar da, Avrupa’nın küçük devletleri tek başlarına hayatta kalamayacaklarını fark ettiler. Birlikte daha güçlüydüler ve ülkelerini korumak için birbirleriyle işbirliği yapmaları gerekiyordu.

ABD’nin geri çekilmesiyle, Avrupa’nın ulus devletleri tehdit altında. Avrupa projesinin yaratılma amacı olan kıtanın gücünü inşa etmek için harekete geçerek, Avrupa ülkeleri geleceklerini güvence altına alabilirler.”

Bu yazı ilk kez 13 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Max Bergmann’ın, Foreign Affairs’de yayınlanan “Europe Needs an Army” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.foreignaffairs.com/europe/europe-needs-army

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Bir Avrupa ordusu neden şart?

Avrupa, ABD’nin geri çekildiği bir dönemde kendi güvenliğini nasıl sağlayacak? Rusya tehdidi büyürken dağınık ulusal ordular kıtayı gerçekten koruyabilir mi? Artık tablo net: Kıtanın geleceği, ortak bir savunma gücü kurma cesaretine bağlı.

Savunma ve dış politika alanında dünyanın en önemli platformlarından 62. Münih Güvenlik Konferansı, NATO’nun sorgulandığı bir dönemde başladı. Konferans öncesi yayımlanan Münih Güvenlik Raporu 2026’da İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen uluslararası düzenin “yıkım sürecine” girdiği vurgulandı. Konferans, AB ülkelerinin yeni dönemde yön arayışına da yön verebilir. Bazı Avrupalı liderler umudu Trump döneminin sona ermesine bağladı ancak uzmanlar Avrupa’nın Trump döneminden önemli dersler çıkarması gerektiğini söylüyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde (CSIS) Avrupa, Rusya ve Avrasya Programı Direktörü Max Bergmann, Foreign Affairs dergisinde yayınlanan makalesinde Avrupa’da neden bir ordu kurulmasının gerektiğini savundu. Yazıdan öne çıkan bazı bölümleri aktarıyoruz.

“NATO zor durumda. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana, Amerikan gücü Avrupa’nın birleşmesini ve entegrasyonunu destekliyordu. Ancak Donald Trump yönetimi, ABD’nin Washington’un en büyük dış politika başarısını çöpe atmaya hazırlanıyor.

Trump, NATO üyesinin topraklarını ele geçirmekle tehdit etti, Ukrayna’ya sağlanan finansmanı azalttı, Avrupalı müttefiklerine agresif bir şekilde gümrük vergileri yürürlüğe koydu ve 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde “Avrupa’nın mevcut gidişatına direnç geliştirilmesi” gerektiğini. Mesaj daha net olamazdı: Kıta artık kendisini savunmak için ABD’ye güvenemez. Avrupa, seksen yıldır ilk kez tek başına kaldı.

Sorun sadece askerî harcamalarda mı?

Avrupa ülkeleri artık Rusya’nın saldırılarına karşı savunmasız durumda.

Moskova, dikkatini Ukrayna’nın ötesine çevirip savaş makinesini yeniden inşa ederse, ilk işi Doğu Avrupa’yı tehdit etmek olabilir. Böyle bir tehlike, Avrupalı liderleri savunmalarını sağlamlaştırma yönünde cesur eylem planı başlatmaya teşvik etmeliydi, ama gidişat böyle değil.

NATO ülkeleri, 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 3,5’ine çıkarmayı kabul etseler de yeterli olmayacak. Çünkü sorun finansal değil, yapısaldır. Avrupa orduları, ABD olmadan da kıtayı savunacak şekilde yapılandırılmamıştır.

Avrupa Pentagon’u kurulmalı

Avrupalı liderler, güvenlik konusunda bağımlı olduklarının farkındadırlar, ancak ne yapılması gerektiği konusunda inkâr içindeler. En büyük engel, savunmanın Avrupa’nın değil, ulusal bir sorumluluk olduğu inancıdır. Avrupa’daki bireysel hükümetler, orduları üzerindeki egemenliklerini korumak istiyor.

Ancak ulusal egemenliğe odaklanarak, daha derin bir gerçeği gözden kaçırıyorlar: Avrupa ülkeleri, II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana savunma konusunda hiç egemen olmamıştır. Kendilerini korumak için yabancı bir güç olan ABD’ye güvendiler. Şimdi, bu yabancı güç onları terk ederken, kendilerini savunmanın en etkili yolu, savunma çabalarını entegre etmektir. Diğer krizlerde yaptıkları gibi, Avrupa Birliği’ni harekete geçirmeleri gerekiyor. AB’nin Avrupa’nın Pentagon’u olma zamanı geldi.

AB Ordusu 23 yıl önce kurulabilirdi

Avrupa’nın askerî olarak birleşmeye hiç ihtiyacı olmadı. NATO, Avrupa ülkelerine ulusal savunmaları üzerinde egemen oldukları yanılsamasını verdi. Kağıt üzerinde tüm NATO ülkeleri, ittifakın karar alma organı olan Kuzey Atlantik Konseyi’nde eşit söz hakkına sahipti ve kendi bağımsız ordularını muhafaza ediyorlardı. Ancak kararları veren ABD idi. Bir savaş çıkarsa, meseleyi ABD’nin halledeceğini biliyorlardı.

Demir Perde’nin yıkılmasından sonra, Avrupa Topluluğu Avrupa Birliği’ne dönüştü. 12 Avrupa devleti tarafından imzalanan 1993 Maastricht Anlaşması, ortak savunmaya adanmış yeni bir payanda olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’nı kurdu. Ancak o sıralar ABD, Avrupa’yı terk etmeye niyetli değildi. AB savunma işini yapmayacaktı; bu Washington’un işiydi. AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası bu nedenle büyük ölçüde atıl kaldı.

Avrupa kendi kanatlarıyla uçabilir mi?

Avrupa, 1950’lerin başındaki durumuna geri döndü; ABD hızla çekilirken, saldırgan Rusya’nın karşısında tek başına kaldı. Avrupa artık, ABD’nin desteği olmadan kendini savunması gerektiğini kabul etmelidir. Bu zorluk aşılabilir, ancak savunma bütçelerini artırmaktan daha fazlasını gerektirir. Kıtada, farklı hazırlık ve yetenek düzeylerinde faaliyet gösteren ve kendi ekipmanlarını kullanan yaklaşık 30 ordu bulunuyor. Rusya, Baltık devletlerinin sınırında asker toplarsa, Avrupa’nın tüm farklı kuvvetlerinin hızla konuşlandırılması ve sorunsuz bir şekilde birlikte savaşması gerekecek.

Teoride, NATO bu hareketli parçaları koordine ediyor. Ancak ABD’siz bir NATO, içi boş bir kabuktan ibaret olacaktır. İttifak Afganistan, Balkanlar ve Libya’da Avrupa kuvvetlerini seferber ettiğinde, ABD’nin askerî gücü, bu Avrupalı askerlerin yetersizliklerini maskelemişti. Avrupa orduları, hava tankerleri, hava nakliye uçakları ve gelişmiş gözetleme ve hedefleme teknolojisi gibi yeterli malzemeye sahip değil. Kapasite açığı kaçınılmazdır: Avrupa orduları, ABD liderliğindeki NATO harekatlarına yardımcı olmak üzere tasarlanmıştı.

Cephe hattında olmayan ülkelerin birçok vatandaşı, ulusal ordularını Rusya’yı caydırmak için önemsiz görüyor ve bu görevi yerine getirebileceklerine inanmıyor. Avrupa çapında 2025’in başlarında yapılan bir ankete katılanların sadece yüzde 19’u ulusal ordularının kendilerini savunabileceğinden emin olduğunu, yüzde 60’ı ise bir ortak Avrupa ordusuna güven duyacağını belirtti. Avrupalılar, iyi paranın kötü ordulara gitmesini istemiyor.

Avrupa’nın geleneksel güçlerinden hiçbiri, Rusya’nın saldırganlığına tek başına etkili bir şekilde karşı koyamaz. Büyük bütçe açıkları olan Fransa ve İngiltere’de orduyu güçlendirmek için yeterli fon kalmıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz savunmaya büyük yatırımlar yapmaya başladı. Berlin, Avrupa’nın askerî omurgası olarak hizmet verecek ölçekte, ancak ülkenin savaş sonrası pasifizm tarihi ve askeri güce karşı isteksizliği, Alman ordusuna güvenmeyi riskli haline getiriyor.

Sonuçta, Avrupalılar giderek daha fazla geçici bölgesel gruplaşmaları benimsemeye başladı. İskandinav ülkeleri de askerî çabalarını giderek daha fazla entegre ediyor. Bunlar yararlı, ancak daha büyük bir kolektif Avrupa çabası için itici gücü zayıflatırsa yararlı olmaz.

Avrupa, potansiyelini kullanmıyor

450 milyon nüfusu ve Çin’in ekonomisiyle yaklaşık aynı büyüklükteki ekonomisiyle Avrupa Birliği, kendini savunacak büyüklük, ölçek ve zenginlikte, ancak avantajlarını kullanamıyor. Avrupalılar, ulusal egemenliğin üstünlüğünden vazgeçip çabalarını entegre etmelidir. Avrupa’nın kolektif güvenliğini sağlamanın en pragmatik ve etkili yolu, Avrupa Birliği’ne savunma konusunda yetki vermektir.

AB mükemmel olmaktan uzaktır, ancak özünde, Avrupa’nın egemenliğini bir araya getirmek ve Avrupa’yı birleştirmek için bir araçtır. Tek tek devlet hükümetlerinden farklı olarak, AB sadece ulusal çıkarları değil, ortak çıkarları ilerletmeye odaklanır. 2020’de COVID-19 salgını başladığında, sağlık politikası tamamen “ulusal yetki” olmasına rağmen, AB üye devletlerinin vatandaşları için yüz milyonlarca aşı satın aldı. Aynı şekilde 2015’teki göç krizinin ardından, bir milyondan fazla mülteci Avrupa’ya girmeye çalışırken, Brüksel 10 bin silahlı muhafızdan oluşan bir sınır servisi kurdu. AB, Avrupalıların ihtiyaç duyduğu şekilde işlev görüyor ve şimdi de savunma için buna ihtiyaçları var.

Daha da önemlisi, Avrupa vatandaşları AB’nin savunma yapmasını istiyor. AB, üye devletlerden daha fazla, kıtanın en güvenilir yönetim kurumudur. Geçen yıl yapılan bir Eurobarometer anketine göre, Avrupalıların yaklaşık yüzde 80’i önümüzdeki beş yıl içinde AB’nin güvenliğinden endişe duyuyor ve ortak bir savunma ve güvenlik politikasını destekliyor. Avrupa Parlamentosu’nun en büyük partisi olan merkez sağ Avrupa Halk Partisi, 2024 seçim kampanyasında başarılı bir şekilde Avrupa ordusunu destekledi.

Avrupa Ordusu’na karşı direnç noktaları

Ana engel siyasi değil, bürokratiktir. Avrupa’nın ulusal savunma bakanlıkları kontrolün devredilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır. Brüksel askerî alımları yönetirse, AB’nin 27 savunma bakanlığı artık kendi şişirilmiş tedarik ofislerine ihtiyaç duymayacaktır. Ulusal savunma şirketleri ayrıcalıklı sözleşmelerini kaybedecektir.

Ayrıca Avrupa ordusu kurmak için daha fazla para gerekeceğinden, sosyal harcamalar için daha az para kalacaktır. Avrupalı liderler, savunma bakanlarını yatıştırmak için tereyağını silahlarla takas etmeye hazır mı?

AB’nin, üye ülkelerin katkıları, ortak borçlanma veya Brüksel’in gelir elde etme kabiliyetine getirilen kısıtlamaların kaldırılması yoluyla finanse edilecek önemli bir savunma bütçesine ihtiyacı olacaktır. Ancak Avrupa’nın, Rusya’yı caydırmak için ABD kadar askerî harcamalar yapmasına gerek yok. Ortak tedarik için fonların bir araya getirilmesi, harcama yükünü kıtaya yayacak, Avrupa’nın savunma sanayi tabanını güçlendirecek ve Avrupa ordularının modernizasyonuna yardımcı olacaktır. Bu, yeniden silahlanma maliyetlerini yarı yarıya azaltabilecek muazzam bir ölçek ekonomisi yaratacaktır.

Ortak çaba değişim getirebilir

AB’nin savunma alanındaki yetkilerinin artırılması, NATO’nun veya ulusal orduların sonu anlamına gelmez. AB’nin odak noktası, Avrupa birliklerinin finansmanı ve organizasyonu, yani Avrupa’nın Pentagon’u olarak hizmet etmek olacaktır. Brüksel, ulusal tedarik ofislerinin birçok işlevini birleştirecek ve büyük alımları yönetecek, ayrıca 27 üye ülkenin savunma sanayi sektörlerini entegre edecek ve düzenleyecektir.

NATO, Avrupa’nın muharebe komutanlığı olarak kalabilir. Ancak ittifak giderek daha fazla Avrupalılaşmalıdır. Ulusal ordular, özellikle de cephe devletleri ve geleneksel askerî güçlerin orduları, Avrupa’nın savunmasının temelini oluşturmaya devam edecektir. Ancak bu kuvvetler Avrupalılaşacak ve AB tarafından güçlendirilecektir.

Brüksel, cephe devletleri dışındaki ülkelerin askerlerinden oluşan bir hızlı müdahale gücü de oluşturabilir. Askerleri hızlı müdahale gücü olarak seferber etmek, tüm ülkelere cephe devletleriyle dayanışma içinde olduklarını gösterme ve güvenlikleri için daha fazla şey yapma fırsatı verecektir. AB bu gücü yönetecek, finanse edecek ve donatacak, ancak 1952’de imzalanan ortak ordu anlaşmasında öngörüldüğü gibi, savaş durumunda NATO’nun komutasına sunabilecektir.

Ordu, Avrupa’ya tam entegrasyon getirebilir

Savunma entegrasyonu, Avrupa dış politikasının entegrasyonunu da gerektirir. Parçalanmayı azaltmak ve kolektif savunmayı güçlendirmek için, Birleşik Krallık, AB ve NATO’nun da dahil olduğu seçkin ülkelerden oluşan bir Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmalıdır.

Avrupa ayrıca istihbarat paylaşımında daha proaktif olmalıdır; bu rol geçmişte büyük ölçüde ABD tarafından üstlenilmiştir. Ancak AB’nin sınır ötesi kolluk ve terörle mücadele operasyonlarını koordine etmek için Europol’ü kurduğu gibi, Avrupa da bu boşluğu doldurmak için Avrupa Komisyonu’nun Ekim 2024’te vurguladığı gibi bir “AB istihbarat işbirliği servisi” kurabilir.

Avrupalılara ilk başta neden Avrupa Birliği’ne katıldıklarını hatırlamakta fayda var. Egemenliklerini federal bir otoriteye devretmek konusunda isteksiz olsalar da, Avrupa’nın küçük devletleri tek başlarına hayatta kalamayacaklarını fark ettiler. Birlikte daha güçlüydüler ve ülkelerini korumak için birbirleriyle işbirliği yapmaları gerekiyordu.

ABD’nin geri çekilmesiyle, Avrupa’nın ulus devletleri tehdit altında. Avrupa projesinin yaratılma amacı olan kıtanın gücünü inşa etmek için harekete geçerek, Avrupa ülkeleri geleceklerini güvence altına alabilirler.”

Bu yazı ilk kez 13 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Max Bergmann’ın, Foreign Affairs’de yayınlanan “Europe Needs an Army” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.foreignaffairs.com/europe/europe-needs-army

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x