BRICS, ABD’nin finans boyunduruğundan kurtuluyor mu?

BRICS ülkelerinin öncülük ettiği, SWIFT'e alternatif bir dijital ödeme altyapısı neredeyse hazır. Sistem ABD ve dolar kontrollü yeni bir ödemeler sistemi olabilecek mi? Yeni sistemin artıları ve eksiler neler?

2026 sonlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek BRICS zirvesi, sembolik çıkışlardan çok teknik ayrıntılarıyla öne çıkacak bir gündem taşıyor. Zirvenin odağında, üye ülkelerin merkez bankası dijital paralarını (MBDP) birbirine bağlamayı hedefleyen yeni bir ödeme altyapısı yer alıyor. BRICS ülkeleri, ortak bir para birimi yaratma tartışmalarını bir kenara bırakarak, küresel finans sisteminde daha somut ve işlevsel bir dönüşüme kapı aralayabilecek bir adım atmaya hazırlanıyor.

Zirvede ele alınacak bu ortak ödeme sistemi, ulusal dijital para birimlerinin sınır ötesi işlemlerde doğrudan kullanılabilmesini amaçlıyor. Asia Times yazarı Jan Krikke, söz konusu girişimi ve arkasındaki stratejik hesapları ayrıntılı bir analizle ele alıyor. Öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

“BRICS’in alternatif ödeme sisteminin temel bir savı var: Küresel finans sistemi, yeni para birimleriyle değil, somut ve işlevsel altyapı değişiklikleriyle yeniden şekillendirilebilir.

Bu yaklaşım, dolara doğrudan meydan okumak yerine, ticaretin ulusal dijital para birimleri arasında doğrudan gerçekleştirilmesine olanak tanıyan alternatif ödeme kanalları oluşturmayı hedefliyor. Yaygın bir yanlış kanının aksine, mevcut çaba tek bir BRICS para birimi yaratmayı ya da üye ülkelerin para politikası egemenliğini uluslarüstü bir yapıya devretmeyi amaçlamıyor. Amaç, dolar merkezli SWIFT ağına olan bağımlılığı azaltacak, daha pragmatik ve egemenlik temelli bir ödeme mimarisi inşa etmek.

Para birimi değil

BRICS finansal işbirliği konusunda sıkça tekrarlanan bir yanlış anlaşılma var. Mevcut girişim, tek bir BRICS para birimi oluşturmayı amaçlamıyor ve üye ülkelerin para politikası egemenliğini uluslarüstü bir otoriteye devretmelerini gerektirmiyor.

Bu doğrultudaki önceki öneriler, farklı enflasyon oranları, uyumsuz sermaye kontrolleri ve Çin yuanının hâkimiyeti konusundaki endişeler gibi tahmin edilebilir nedenlerle başarısız oldu.

Mevcut yaklaşım farklı bir yönde ilerliyor. Hindistan’ın dijital rupisi, Çin’in dijital yuanı ve Rusya’nın dijital rublesi gibi mevcut MBDP’leri, birbiriyle uyumlu altyapı aracılığıyla birbirine bağlamayı amaçlıyor. Her para birimi tamamen egemenliğini koruyor. Değişen şey, bunların daha verimli bir şekilde etkileşime girmesini sağlayan altyapı.

Pratik olarak bu, sınır ötesi ödemelerin, muhabir bankalar veya dolar merkezli SWIFT ağı üzerinden geçmeden doğrudan ulusal para birimleriyle gerçekleştirilmesini sağlayacak. Daha hızlı ödeme alınacağı, daha düşük işlem maliyetleriyle karşılaşacağı ve Batı hükümetleri tarafından uygulanan yaptırım risklerinden korunacağı için BRICS ülkeleri için bu oldukça cazip bir sistem.

Hindistan merkezi rol üstleniyor

Zirvenin ev sahibi ve gündem belirleyicisi olarak Hindistan, merkez bankası dijital para birimlerinin (MBDP) birlikte çalışabilirliğini soyut bir tartışmadan somut bir politika koordinasyonuna taşımıştı. Bu, Hindistan’ın Birleşik Ödeme Arayüzü’nün (UPI) yurt içindeki başarısıyla şekillenen daha geniş dijital ödeme felsefesini yansıtıyor. UPI, birlikte çalışabilirliğe ve parasal egemenliğin korunmasına odaklanıyor.

Süreçte önemli bir rol oynayan Hindistan Merkez Bankası, dijital rupinin bir kripto varlık olmadığını ve para birliğine doğru bir adım olmadığını vurguluyor. Dijital rupi, para politikası kontrolünü korurken verimliliği artırmak için tasarlanmış, devlet destekli bir dijital para birimi.

Bu tutum, Hindistan’ın ulusötesi BRICS para birimi önerilerine direnirken, ulusal para birimlerinin sınır ötesi ticarette daha kullanışlı hale getirilmesini sağlayan altyapıyı desteklemesinin nedenini açıklıyor.

Geçmiş deneyimler de bu konuda etkili oldu. Rusya ile daha önce yapılan ikili ödeme anlaşmaları, Moskova’nın kolayca harcayamayacağı büyük miktarda rupiye sahip olmasına neden oldu. Bu sorun, “rupi tuzağı” olarak biliniyor.

Bu sorun, kazanılan para birimlerinin gereksiz yere birikmek yerine daha geniş bir ticaret bloğu içinde dolaşımına olanak tanıyan çok taraflı bir ağa duyulan ihtiyacı ortaya çıkardı.

Doğrudan ödeme avantajı

Önerilen yeni BRICS ödeme sisteminin merkezinde, dolar bağımlı kalmadan ulusal para birimleriyle ticaretin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak için tasarlanmış iki temel mekanizma yer alıyor: Takas süresi ve döviz swap hatları.

Takas süresi, periyodik netleştirmeye (mahsuplaşmaya) dayalı bir sistem olarak işlev görüyor. Sürekli ve büyük miktarda nakit likidite gerektiren her bir işlem için anında takas yapılmasını zorunlu kılmak yerine, iki ülke arasındaki tüm ödemeler belirli bir süre boyunca biriktiriliyor. Döngünün sonunda, yalnızca net fark ödeniyor.

Örneğin, Hindistan’ın Çin’den bir ayda toplam 500 milyar rupi ithalatı ve Çin’in Hindistan’dan toplam 400 milyar rupi ithalatı varsa, Hindistan’ın Çin’e borçlu olduğu net 100 milyar rupi transfer edilmesi gerekir.

Bu, fiziksel olarak hareket etmesi gereken para biriminin hacmini önemli ölçüde azaltır, maliyetleri düşürür ve bir ülkenin başka bir ülkenin para biriminde büyük, kullanılamaz bir fazlalıkla karşı karşıya kalma riskini ortadan kaldırır.

Döviz swap hatları ise, likidite güvenlik ağı görevi görür. Bunlar, merkez bankaları arasında belirli bir süre için belirli miktarlarda para birimlerini takas etmek üzere önceden düzenlenmiş anlaşmalardır.

Bir ülke, örneğin mevsimsel ithalat artışından dolayı net ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek için birdenbire bir ortağının para birimine daha fazla ihtiyaç duyarsa, merkez bankası swap hattı aracılığıyla bu para birimini geçici olarak “ödünç alabilir”.

Dolar borcu endişeleri

Bunların hiçbiri BRICS sistemini, modern küresel finansın omurgası olan doların yerini alacak bir alternatif haline getirmiyor. Dolar hâlâ küresel döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 59’unu oluşturuyor, uluslararası ödemelerin yüzde 58’ini destekliyor ve tüm sınır ötesi ticaretin yarısından fazlasında fatura kesiminde kullanılıyor.

Aynı zamanda, ABD ve küresel dolar cinsinden borcun eşi görülmemiş boyutu, sistemik finansal riskin başlıca nedeni haline geldi.

ABD ulusal borcunun 39 trilyon dolara yaklaşması ve küresel borcun 315 trilyon dolar olarak tahmin edilmesi ve bunun yüzde 64’ünün dolar cinsinden olması nedeniyle, dünya ekonomisinin istikrarı, dolara olan güvenin sürdürülmesine ciddi şekilde bağlıdır.

En önemli endişe, kendini pekiştiren bir döngüdür. ABD’nin devasa borcunun ödenmesi, başta ABD Hazine tahvilleri olmak üzere dolar cinsinden varlıklara yönelik sürekli küresel talebe bağlıdır. Jeopolitik değişiklikler veya ABD politikaları gibi faktörler nedeniyle bu talep zayıflarsa, faiz oranları keskin bir şekilde yükselebilir.

Yüksek faiz oranları, ABD hükümetinin borç ödeme maliyetlerini (şu anda federal bütçenin en büyük kalemi) önemli ölçüde artıracak ve aynı zamanda küresel finansal koşulları sıkılaştıracaktır. Bu durum, dolar cinsinden kredilerle yükü altında olan diğer ülkeler ve şirketler arasında potansiyel temerrütlere ve krizlere yol açabilir.

Bu dinamik, dolar likiditesine bağımlı olan küresel ekonomi için ve dolara dayalı finansman modeline yaslanan ABD mali sistemi için kırılganlıklar yaratacaktır.

ABD’nin savunma önlemleri

Bunların hiçbiri BRICS sistemini, modern küresel finansın omurgası olan doların yerini alacak bir alternatif haline getirmiyor. Dolar hâlâ küresel döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 59’unu oluşturuyor, uluslararası ödemelerin yüzde 58’ini destekliyor ve sınır ötesi ticaretin yarısından fazlasında faturalama para birimi olarak kullanılıyor. Ancak ABD ve küresel ekonomide dolar cinsinden borcun eşi görülmemiş boyutlara ulaşması, sistemik kırılganlıkları da beraberinde getiriyor.

ABD ulusal borcunun 39 trilyon dolara yaklaşması ve küresel borcun yaklaşık 315 trilyon dolar seviyesinde seyretmesi, dünya ekonomisini dolara olan güvenin sürmesine her zamankinden daha bağımlı hale getiriyor. Bu güvenin zayıflaması halinde faiz oranlarının hızla yükselmesi, hem ABD’nin borçlanma maliyetlerini artıracak hem de küresel finansal koşulları sert biçimde sıkılaştıracaktır. Böyle bir senaryo, dolar cinsinden borçlanmış ülkeler ve şirketler için temerrüt risklerini büyütürken, küresel büyüme üzerinde de baskı yaratabilir.

ABD, doların küresel rezerv para konumunu korumak için yaptırımlar ve dolar merkezli ödeme altyapısına erişim gibi araçları içeren çok katmanlı bir strateji izliyor. İran ve Rusya örnekleri, dolar ekosistemi dışında kalmanın ekonomik maliyetlerini açık biçimde ortaya koydu. Bu durum, diğer ülkeler için güçlü bir caydırıcı etki yaratıyor.

Aynı zamanda Washington, doların rolünü dijital finans alanında da pekiştirmeye çalışıyor. Dolar cinsinden sabit kripto varlıklar için geliştirilen düzenleyici çerçeveler, hızla dijitalleşen küresel ekonomide doların merkezî konumunu koruma amacını yansıtıyor. Buna karşın, merkez bankalarının artan altın talebi gibi göstergeler, aşırı dolar merkezli sisteme yönelik temkinli bir yeniden dengelemenin başladığına işaret ediyor.

Amortisör olacak

Dolarla ilgili artan endişeler, BRICS ülkelerinin SWIFT’e paralel bir ödeme sistemi geliştirme çabalarını kısmen açıklıyor. Ancak itici güç yalnızca makroekonomik kırılganlıklar değil. Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılması ve yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervinin dondurulması, bu süreci hızlandıran kritik bir dönüm noktası oldu.

Batı finans sisteminin yaptırım gücünü ilk deneyimleyen ülke Rusya değildi; İran, Kuzey Kore ve Küba da benzer şekilde varlık dondurma ve finansal izolasyonla karşı karşıya kalmıştı. Ancak Rusya örneği, ölçeği itibarıyla küresel bir uyarı niteliği taşıdı. Eğer Rus rezervleri dondurulabiliyorsa, hiçbir ülke bu tür bir riskten tamamen muaf değildir.

Bu bağlamda BRICS’in hedefi, mevcut küresel finans düzenini kısa vadede ikame etmek değil; olası bir kriz anında sınır ötesi ticaretin tamamen durmasını önleyecek alternatif bir ödeme kanalı oluşturmaktır. Özellikle enerji ve emtia ticaretinde işlevselliğin korunması, böyle bir sistemin en kritik katkısı olacaktır.

Paralel bir ödeme altyapısı, küresel bir şok durumunda bulaşıcılığı sınırlayabilir, politika yapıcılara manevra alanı kazandırabilir ve yeni bir finansal dengeye daha kontrollü bir uyum sürecini mümkün kılabilir.

Temelleri atmak

BRICS ödeme altyapısının geliştirilmesi, çok taraflı bir yapıya geçmeden önce mevcut ikili sistemlerden yararlanmayı esas alan pragmatik bir yaklaşımla ilerliyor. Bunun en somut örneklerinden biri, Hindistan ile BAE ve diğer bazı ülkeler arasında kurulan ödeme bağlantılarıdır.

Hindistan’ın Birleşik Ödeme Arayüzü (UPI), BAE’nin Anında Ödeme Platformu ile birlikte çalışabilir durumda ve bu yapı hızlı, düşük maliyetli sınır ötesi transferlere olanak tanıyor. Ortaya çıkan bu ödeme koridoru, diğer BRICS üyeleri için test edilmiş bir model işlevi görebilir.

Genişlemenin, Brezilya’nın PIX sistemi veya Çin’in CIPS ve dijital yuan altyapısı gibi güçlü yerel ödeme ağlarına sahip ülkeleri kapsaması bekleniyor. Temel zorluk, bu farklı sistemleri tam bir uyum zorunluluğu olmadan birbirine bağlayacak ortak standartlar veya merkezi bir bağlantı noktası oluşturmaktır.

Uzun vadeli hedef, üyelerin ulusal para birimleriyle doğrudan işlem yapabildiği birleşik bir BRICS platformu kurmaktır. Katılım gönüllülük esasına dayanacaktır ve başarısı, teknik standartların uyumlaştırılmasının yanı sıra jeopolitik farklılıkların yönetilebilmesine bağlı olacaktır.”

Bu yazı ilk kez 12 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Jan Krikke’nin Asia Times’ta yayınlanan “BRICS laying first tracks for new global payment system” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://asiatimes.com/2026/01/brics-laying-first-tracks-for-new-global-payment-system/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

BRICS, ABD’nin finans boyunduruğundan kurtuluyor mu?

BRICS ülkelerinin öncülük ettiği, SWIFT'e alternatif bir dijital ödeme altyapısı neredeyse hazır. Sistem ABD ve dolar kontrollü yeni bir ödemeler sistemi olabilecek mi? Yeni sistemin artıları ve eksiler neler?

2026 sonlarında Hindistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek BRICS zirvesi, sembolik çıkışlardan çok teknik ayrıntılarıyla öne çıkacak bir gündem taşıyor. Zirvenin odağında, üye ülkelerin merkez bankası dijital paralarını (MBDP) birbirine bağlamayı hedefleyen yeni bir ödeme altyapısı yer alıyor. BRICS ülkeleri, ortak bir para birimi yaratma tartışmalarını bir kenara bırakarak, küresel finans sisteminde daha somut ve işlevsel bir dönüşüme kapı aralayabilecek bir adım atmaya hazırlanıyor.

Zirvede ele alınacak bu ortak ödeme sistemi, ulusal dijital para birimlerinin sınır ötesi işlemlerde doğrudan kullanılabilmesini amaçlıyor. Asia Times yazarı Jan Krikke, söz konusu girişimi ve arkasındaki stratejik hesapları ayrıntılı bir analizle ele alıyor. Öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

“BRICS’in alternatif ödeme sisteminin temel bir savı var: Küresel finans sistemi, yeni para birimleriyle değil, somut ve işlevsel altyapı değişiklikleriyle yeniden şekillendirilebilir.

Bu yaklaşım, dolara doğrudan meydan okumak yerine, ticaretin ulusal dijital para birimleri arasında doğrudan gerçekleştirilmesine olanak tanıyan alternatif ödeme kanalları oluşturmayı hedefliyor. Yaygın bir yanlış kanının aksine, mevcut çaba tek bir BRICS para birimi yaratmayı ya da üye ülkelerin para politikası egemenliğini uluslarüstü bir yapıya devretmeyi amaçlamıyor. Amaç, dolar merkezli SWIFT ağına olan bağımlılığı azaltacak, daha pragmatik ve egemenlik temelli bir ödeme mimarisi inşa etmek.

Para birimi değil

BRICS finansal işbirliği konusunda sıkça tekrarlanan bir yanlış anlaşılma var. Mevcut girişim, tek bir BRICS para birimi oluşturmayı amaçlamıyor ve üye ülkelerin para politikası egemenliğini uluslarüstü bir otoriteye devretmelerini gerektirmiyor.

Bu doğrultudaki önceki öneriler, farklı enflasyon oranları, uyumsuz sermaye kontrolleri ve Çin yuanının hâkimiyeti konusundaki endişeler gibi tahmin edilebilir nedenlerle başarısız oldu.

Mevcut yaklaşım farklı bir yönde ilerliyor. Hindistan’ın dijital rupisi, Çin’in dijital yuanı ve Rusya’nın dijital rublesi gibi mevcut MBDP’leri, birbiriyle uyumlu altyapı aracılığıyla birbirine bağlamayı amaçlıyor. Her para birimi tamamen egemenliğini koruyor. Değişen şey, bunların daha verimli bir şekilde etkileşime girmesini sağlayan altyapı.

Pratik olarak bu, sınır ötesi ödemelerin, muhabir bankalar veya dolar merkezli SWIFT ağı üzerinden geçmeden doğrudan ulusal para birimleriyle gerçekleştirilmesini sağlayacak. Daha hızlı ödeme alınacağı, daha düşük işlem maliyetleriyle karşılaşacağı ve Batı hükümetleri tarafından uygulanan yaptırım risklerinden korunacağı için BRICS ülkeleri için bu oldukça cazip bir sistem.

Hindistan merkezi rol üstleniyor

Zirvenin ev sahibi ve gündem belirleyicisi olarak Hindistan, merkez bankası dijital para birimlerinin (MBDP) birlikte çalışabilirliğini soyut bir tartışmadan somut bir politika koordinasyonuna taşımıştı. Bu, Hindistan’ın Birleşik Ödeme Arayüzü’nün (UPI) yurt içindeki başarısıyla şekillenen daha geniş dijital ödeme felsefesini yansıtıyor. UPI, birlikte çalışabilirliğe ve parasal egemenliğin korunmasına odaklanıyor.

Süreçte önemli bir rol oynayan Hindistan Merkez Bankası, dijital rupinin bir kripto varlık olmadığını ve para birliğine doğru bir adım olmadığını vurguluyor. Dijital rupi, para politikası kontrolünü korurken verimliliği artırmak için tasarlanmış, devlet destekli bir dijital para birimi.

Bu tutum, Hindistan’ın ulusötesi BRICS para birimi önerilerine direnirken, ulusal para birimlerinin sınır ötesi ticarette daha kullanışlı hale getirilmesini sağlayan altyapıyı desteklemesinin nedenini açıklıyor.

Geçmiş deneyimler de bu konuda etkili oldu. Rusya ile daha önce yapılan ikili ödeme anlaşmaları, Moskova’nın kolayca harcayamayacağı büyük miktarda rupiye sahip olmasına neden oldu. Bu sorun, “rupi tuzağı” olarak biliniyor.

Bu sorun, kazanılan para birimlerinin gereksiz yere birikmek yerine daha geniş bir ticaret bloğu içinde dolaşımına olanak tanıyan çok taraflı bir ağa duyulan ihtiyacı ortaya çıkardı.

Doğrudan ödeme avantajı

Önerilen yeni BRICS ödeme sisteminin merkezinde, dolar bağımlı kalmadan ulusal para birimleriyle ticaretin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak için tasarlanmış iki temel mekanizma yer alıyor: Takas süresi ve döviz swap hatları.

Takas süresi, periyodik netleştirmeye (mahsuplaşmaya) dayalı bir sistem olarak işlev görüyor. Sürekli ve büyük miktarda nakit likidite gerektiren her bir işlem için anında takas yapılmasını zorunlu kılmak yerine, iki ülke arasındaki tüm ödemeler belirli bir süre boyunca biriktiriliyor. Döngünün sonunda, yalnızca net fark ödeniyor.

Örneğin, Hindistan’ın Çin’den bir ayda toplam 500 milyar rupi ithalatı ve Çin’in Hindistan’dan toplam 400 milyar rupi ithalatı varsa, Hindistan’ın Çin’e borçlu olduğu net 100 milyar rupi transfer edilmesi gerekir.

Bu, fiziksel olarak hareket etmesi gereken para biriminin hacmini önemli ölçüde azaltır, maliyetleri düşürür ve bir ülkenin başka bir ülkenin para biriminde büyük, kullanılamaz bir fazlalıkla karşı karşıya kalma riskini ortadan kaldırır.

Döviz swap hatları ise, likidite güvenlik ağı görevi görür. Bunlar, merkez bankaları arasında belirli bir süre için belirli miktarlarda para birimlerini takas etmek üzere önceden düzenlenmiş anlaşmalardır.

Bir ülke, örneğin mevsimsel ithalat artışından dolayı net ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek için birdenbire bir ortağının para birimine daha fazla ihtiyaç duyarsa, merkez bankası swap hattı aracılığıyla bu para birimini geçici olarak “ödünç alabilir”.

Dolar borcu endişeleri

Bunların hiçbiri BRICS sistemini, modern küresel finansın omurgası olan doların yerini alacak bir alternatif haline getirmiyor. Dolar hâlâ küresel döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 59’unu oluşturuyor, uluslararası ödemelerin yüzde 58’ini destekliyor ve tüm sınır ötesi ticaretin yarısından fazlasında fatura kesiminde kullanılıyor.

Aynı zamanda, ABD ve küresel dolar cinsinden borcun eşi görülmemiş boyutu, sistemik finansal riskin başlıca nedeni haline geldi.

ABD ulusal borcunun 39 trilyon dolara yaklaşması ve küresel borcun 315 trilyon dolar olarak tahmin edilmesi ve bunun yüzde 64’ünün dolar cinsinden olması nedeniyle, dünya ekonomisinin istikrarı, dolara olan güvenin sürdürülmesine ciddi şekilde bağlıdır.

En önemli endişe, kendini pekiştiren bir döngüdür. ABD’nin devasa borcunun ödenmesi, başta ABD Hazine tahvilleri olmak üzere dolar cinsinden varlıklara yönelik sürekli küresel talebe bağlıdır. Jeopolitik değişiklikler veya ABD politikaları gibi faktörler nedeniyle bu talep zayıflarsa, faiz oranları keskin bir şekilde yükselebilir.

Yüksek faiz oranları, ABD hükümetinin borç ödeme maliyetlerini (şu anda federal bütçenin en büyük kalemi) önemli ölçüde artıracak ve aynı zamanda küresel finansal koşulları sıkılaştıracaktır. Bu durum, dolar cinsinden kredilerle yükü altında olan diğer ülkeler ve şirketler arasında potansiyel temerrütlere ve krizlere yol açabilir.

Bu dinamik, dolar likiditesine bağımlı olan küresel ekonomi için ve dolara dayalı finansman modeline yaslanan ABD mali sistemi için kırılganlıklar yaratacaktır.

ABD’nin savunma önlemleri

Bunların hiçbiri BRICS sistemini, modern küresel finansın omurgası olan doların yerini alacak bir alternatif haline getirmiyor. Dolar hâlâ küresel döviz rezervlerinin yaklaşık yüzde 59’unu oluşturuyor, uluslararası ödemelerin yüzde 58’ini destekliyor ve sınır ötesi ticaretin yarısından fazlasında faturalama para birimi olarak kullanılıyor. Ancak ABD ve küresel ekonomide dolar cinsinden borcun eşi görülmemiş boyutlara ulaşması, sistemik kırılganlıkları da beraberinde getiriyor.

ABD ulusal borcunun 39 trilyon dolara yaklaşması ve küresel borcun yaklaşık 315 trilyon dolar seviyesinde seyretmesi, dünya ekonomisini dolara olan güvenin sürmesine her zamankinden daha bağımlı hale getiriyor. Bu güvenin zayıflaması halinde faiz oranlarının hızla yükselmesi, hem ABD’nin borçlanma maliyetlerini artıracak hem de küresel finansal koşulları sert biçimde sıkılaştıracaktır. Böyle bir senaryo, dolar cinsinden borçlanmış ülkeler ve şirketler için temerrüt risklerini büyütürken, küresel büyüme üzerinde de baskı yaratabilir.

ABD, doların küresel rezerv para konumunu korumak için yaptırımlar ve dolar merkezli ödeme altyapısına erişim gibi araçları içeren çok katmanlı bir strateji izliyor. İran ve Rusya örnekleri, dolar ekosistemi dışında kalmanın ekonomik maliyetlerini açık biçimde ortaya koydu. Bu durum, diğer ülkeler için güçlü bir caydırıcı etki yaratıyor.

Aynı zamanda Washington, doların rolünü dijital finans alanında da pekiştirmeye çalışıyor. Dolar cinsinden sabit kripto varlıklar için geliştirilen düzenleyici çerçeveler, hızla dijitalleşen küresel ekonomide doların merkezî konumunu koruma amacını yansıtıyor. Buna karşın, merkez bankalarının artan altın talebi gibi göstergeler, aşırı dolar merkezli sisteme yönelik temkinli bir yeniden dengelemenin başladığına işaret ediyor.

Amortisör olacak

Dolarla ilgili artan endişeler, BRICS ülkelerinin SWIFT’e paralel bir ödeme sistemi geliştirme çabalarını kısmen açıklıyor. Ancak itici güç yalnızca makroekonomik kırılganlıklar değil. Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılması ve yaklaşık 300 milyar dolarlık rezervinin dondurulması, bu süreci hızlandıran kritik bir dönüm noktası oldu.

Batı finans sisteminin yaptırım gücünü ilk deneyimleyen ülke Rusya değildi; İran, Kuzey Kore ve Küba da benzer şekilde varlık dondurma ve finansal izolasyonla karşı karşıya kalmıştı. Ancak Rusya örneği, ölçeği itibarıyla küresel bir uyarı niteliği taşıdı. Eğer Rus rezervleri dondurulabiliyorsa, hiçbir ülke bu tür bir riskten tamamen muaf değildir.

Bu bağlamda BRICS’in hedefi, mevcut küresel finans düzenini kısa vadede ikame etmek değil; olası bir kriz anında sınır ötesi ticaretin tamamen durmasını önleyecek alternatif bir ödeme kanalı oluşturmaktır. Özellikle enerji ve emtia ticaretinde işlevselliğin korunması, böyle bir sistemin en kritik katkısı olacaktır.

Paralel bir ödeme altyapısı, küresel bir şok durumunda bulaşıcılığı sınırlayabilir, politika yapıcılara manevra alanı kazandırabilir ve yeni bir finansal dengeye daha kontrollü bir uyum sürecini mümkün kılabilir.

Temelleri atmak

BRICS ödeme altyapısının geliştirilmesi, çok taraflı bir yapıya geçmeden önce mevcut ikili sistemlerden yararlanmayı esas alan pragmatik bir yaklaşımla ilerliyor. Bunun en somut örneklerinden biri, Hindistan ile BAE ve diğer bazı ülkeler arasında kurulan ödeme bağlantılarıdır.

Hindistan’ın Birleşik Ödeme Arayüzü (UPI), BAE’nin Anında Ödeme Platformu ile birlikte çalışabilir durumda ve bu yapı hızlı, düşük maliyetli sınır ötesi transferlere olanak tanıyor. Ortaya çıkan bu ödeme koridoru, diğer BRICS üyeleri için test edilmiş bir model işlevi görebilir.

Genişlemenin, Brezilya’nın PIX sistemi veya Çin’in CIPS ve dijital yuan altyapısı gibi güçlü yerel ödeme ağlarına sahip ülkeleri kapsaması bekleniyor. Temel zorluk, bu farklı sistemleri tam bir uyum zorunluluğu olmadan birbirine bağlayacak ortak standartlar veya merkezi bir bağlantı noktası oluşturmaktır.

Uzun vadeli hedef, üyelerin ulusal para birimleriyle doğrudan işlem yapabildiği birleşik bir BRICS platformu kurmaktır. Katılım gönüllülük esasına dayanacaktır ve başarısı, teknik standartların uyumlaştırılmasının yanı sıra jeopolitik farklılıkların yönetilebilmesine bağlı olacaktır.”

Bu yazı ilk kez 12 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Jan Krikke’nin Asia Times’ta yayınlanan “BRICS laying first tracks for new global payment system” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://asiatimes.com/2026/01/brics-laying-first-tracks-for-new-global-payment-system/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x