ABD’nin politikaları dünyayı sarsmayı sürdürüyor. Donald Trump’ın Gazze için önerdiği Barış Kurulu’na katılım yönündeki baskı ve girişimleri sürpriz sonuçlar doğuruyor. Kuruluşundan bu yana bağımsız ve ölçülü bir dış politika izleyen Endonezya, şimdi yeni bir eşiğe gelmiş görünüyor. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto hükümeti 10 Şubat’ta, ülkenin Donald Trump’ın sözde Barış Kurulu çatısı altında önerilen çok uluslu Gazze istikrar gücü için 8 bin asker göndermeye hazırlandığını açıkladı. Endonezya Stratejik ve Ekonomik Eylem Enstitüsü’nün kıdemli uluslararası ilişkiler analisti Ronny P. Sasmita, Aljazeera’de yayımlanan makalesinde bu kararı tehlikeli bir kumar olarak eleştiriyor.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
Cakarta ne yapıyor?
“Endonezya hükümetinin 8 bin asker gönderme kararı, Trump’ın tasarladığı ve yönlendirdiği Barış Kurulu çerçevesine katılma yönündeki daha geniş bir tercihin parçası. Bu adım, ülkenin onlarca yıldır sürdürdüğü dış politika çizgisinde önemli bir değişime işaret ediyor.
Jeopolitik istikrarsızlığın arttığı bir dönemde Cakarta, derin kutuplaşmalara yol açan tek bir siyasi figür etrafında şekillenen bir projeye angaje olma yönünde adım atıyor. Bu durum şu soruyu gündeme getiriyor: Endonezya ulusal çıkarlarını mı güçlendiriyor, yoksa dış politika yönünü dış gündemlere mi bırakıyor?
Küresel siyaset, sembolik yakınlık arayışı değildir; ulusal çıkarların ve egemenlik itibarının disiplinli biçimde korunmasıdır. Endonezya’nın Barış Kurulu ile işbirliği kararı, stratejik bir planlamadan çok, ülkenin diplomatik birikimini zayıflatabilecek tepkisel bir yönelim izlenimi veriyor. Oysa Cakarta’nın uluslararası etkisi, tartışmalı liderlerle kişisel yakınlıktan değil, dengeli ve eşit mesafeli diplomasi anlayışından besleniyordu.
Gazze’de tarafsız kalmak mümkün mü?
Endonezya, Barış Kurulu çerçevesinde asker konuşlandırırsa riskler artacak. Gazze, klasik bir barış gücü sahası değil. İnsani zorunluluklar ile sert güvenlik hedeflerinin çatıştığı, siyasi açıdan son derece kırılgan bir alan.
Kapsayıcı ve açık bir çok taraflı yetki olmadan binlerce askerin böyle bir ortama gönderilmesi, Endonezya’yı tarafsızlığını koruması zor bir çatışma dinamiğinin içine çekebilir. Bu da ülkenin bağımsız arabulucu kimliğini zedeleyebilir.
“Özgür ve Aktif” doktrin aşınıyor mu?
Endonezya diplomasisinin entelektüel omurgasını, Djuanda Deklarasyonu ve Bandung Konferansı’ndan bu yana şekillenen “Özgür ve Aktif” dış politika doktrini oluşturuyor. “Özgür”, bağımsız karar alma iradesini; “aktif” ise dış baskıdan bağımsız, ulusal önceliklere dayalı angajmanı ifade ediyor.
Donald Trump ile yakından özdeşleşmiş bir girişime katılmak, yerleşik uluslararası normlarla sık sık gerilim yaşayan tek taraflı yaklaşımları dolaylı biçimde meşrulaştırma riski taşıyor. Bu durum, Endonezya’nın Çin, Rusya ve ASEAN ortakları da dâhil olmak üzere farklı aktörlerle kurduğu dengeyi zayıflatabilir.
Endonezya’nın Birleşmiş Milletler Barış Gücü operasyonlarındaki itibarı, BM komuta yapısı altında yürüttüğü tarafsız misyonlara dayanıyor. BM dışı bir güvenlik mimarisine dahil olmak, ülkeyi tarafsız hakem konumundan çıkararak siyasi nitelikli bir güvenlik düzenlemesinin parçası haline getirebilir.
Bu adımın emsal etkisi de önemli. Eğer dış politika ilkeleri kısa vadeli ekonomik ya da stratejik vaatler karşılığında esnetilebilirse, Endonezya diplomatik kimliğinin tutarlılığını kaybedebilir. Oysa anayasal düzeyde küresel barış ve sosyal adalet taahhüdü, politika bağımsızlığına dayanıyor.
Anayasal ve ahlaki çelişki derinleşir mi?
Endonezya Anayasası her türlü sömürgeciliği reddeder ve uluslararası adaleti vurgular. İsrail’e yakın politikalarla anılan bir liderliğin girişimine katılım, bu anayasal ilke ile gerilim yaratabilir.
Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı, onlarca yıllık diplomatik uzlaşıyı değiştirmiş ve Müslüman dünyasında geniş tepki doğurmuştu. Dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkesi olan ve Filistin devletini tutarlı biçimde destekleyen Endonezya için, bu çerçeveyle ilişki kurmak ciddi bir siyasi hassasiyet taşıyor.
Barış Kurulu, Filistin egemenliğine açık güvenceler sunmadan bölgesel normalleşmeyi ilerletirse, Endonezya dışarıdan dayatılan bir sürecin parçası olarak algılanabilir. Bu durum, İslam İşbirliği Teşkilatı ve BM gibi platformlardaki ahlaki liderliğini zayıflatabilir.
8 bin askerin sevki savunma önceliklerini nasıl etkileyecek?
8 bin askerin yurtdışına konuşlandırılması, Endonezya için nitelikli bir tugayın sevki anlamına geliyor. Kuzey Natuna Denizi’nde gerilimin arttığı ve Hint-Pasifik rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde seçkin birliklerin Orta Doğu’ya yönlendirilmesi, ulusal savunma önceliklerini ikinci plana itebilir.
Maliyet boyutu da kayda değer. Yıkıma uğramış ve yoğun biçimde askerileştirilmiş bir bölgede binlerce askeri sürdürmek ciddi lojistik altyapı gerektirir. Uluslararası destek sağlansa bile dolaylı maliyetler ulusal bütçeye yansıyabilir. Ekonomik toparlanma ve savunma modernizasyonu ihtiyacının sürdüğü bir dönemde, stratejik getirisi belirsiz bir misyonun mali yükü parlamenter denetimi zorunlu kılar.
Diplomatik angajman, halka somut fayda üretmelidir. Açık güvenlik ve ekonomik kazanımlar ortaya konmadan yapılacak bir konuşlandırma, pahalı bir jeopolitik kumar izlenimi verebilir.
Trump sonrası denklemde Endonezya nerede duracak?
ABD siyaseti derin bir kutuplaşma içinde. Gelecekteki yönetimler Trump döneminin girişimlerinden uzaklaşırsa, Endonezya kendisini diplomatik bir boşlukta bulabilir.
Kişiselleştirilmiş liderlik etrafında kurulan dış politika çerçeveleri kalıcı olmayabilir. Oysa Endonezya’nın diplomatik dayanıklılığı, BM ve ASEAN gibi çok taraflı yapılara dayanıyordu.
Barış Kurulu siyasi açıdan tartışmalı hale gelir veya zorlayıcı bir güvenlik aracına dönüşürse, Cakarta’nın itibar kaybı yaşamadan geri çekilmesi zorlaşabilir. Katılım, diplomatik riski azaltmak yerine yoğunlaştırabilir.
Hızla çok kutuplu hale gelen dünyada Endonezya’nın küresel görünürlük için kestirme yollara ihtiyacı yok. Ülkenin itibarı bağımsızlık, denge ve ilkeli diplomasi üzerine inşa edildi. Asıl soru şu: Endonezya bu geleneği koruyacak mı, yoksa jeopolitik görünürlük uğruna riske mi atacak?
Endonezya, bundan çok daha bağımsız bir rolü hak etmektedir.”
Bu yazı ilk kez 20 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

https://www.aljazeera.com/opinions/2026/2/16/indonesias-gaza-gamble



