Suriyelileri geri göndermek kolay mı?

Ağır bir ekonomik krizden geçen ve siyasal krizleri de hiç bitmeyen Lübnan, ayda 15 bin Suriyeli mülteciyi ülkelerine gönderme kararı aldı. Bu uygulanabilir bir plan mı? Suriye hükümeti bu plana ne diyor? Mülteciler dönecek mi?

Sosyal, ekonomik ve toplumsal sorunlar ile boğuşan 7 milyonluk Lübnan’da yaklaşık 1,5 milyon da Suriyeli mülteci bulunuyor.

Ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya olan Lübnan hükümeti, her ay binlerce Suriyeli mülteciyi ülkelerine geri gönderme planını açıkladı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi üzerine odaklanan bir dış siyaset analisti olan Alexander Langlois tarafından The New Arab web sitesi için kaleme alınan yazıda, Lübnan’ın bunu yapıp yapamayacağı ve bu planın Suriyeli mülteciler üzerindeki etkisi ele alınıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

Lübnan’ın Suriyelileri geri gönderme planı

“Suriye Yerel İdare Bakanı Hüseyin Mahluf, Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşünü görüşmek üzere Lübnan’ın geçici Yerinden Edilenler Bakanı İssam Şerafeddin ile 15 Ağustos’ta Şam’da bir araya geldi.

Görüşme, 6 Temmuz’da Suriyelileri geri gönderme planının açıklanmasından sonra yapıldı. Haberlere göre, Lübnan ve Suriye her ay 15 bin mültecinin Suriye’ye geri gönderilmesini planlıyor ve önümüzdeki yıllarda mültecilerin çoğunun ya da tamamının bu şekilde Suriye’ye dönmesini sağlamayı hedefliyor.

Şerafeddin, Lübnan’daki mülteci Suriyelilerin isimlerinin ve yerlerinin hükümet tarafından bilindiğini söyledi ve bu mültecilerin “komşuluk ilişkilerine göre geri gönderileceği” sözünü verdi. Bunun için planlamalar ve görüşmeler 2020’den beri devam ediyor.

Her şeye rağmen, her iki ülkenin ekonomilerinin ve kurumlarının harap durumu göz önüne alındığında bu çabaların nasıl başarıya ulaşacağı belli değil. Dahası, Lübnan’ın her ay 15 bin mülteciyi geri gönderme çabalarının ülkedeki mevcut krizi nasıl hafifletebileceği, özellikle de kayıtlı ve kayıtsız yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli mültecinin bu hızla geri gönderilmesinin onlarca yıl süreceği düşünüldüğünde, en iyimser görüş ile belirsizliğini koruyor.

Böyle sorulara verilen cevaplar yetersiz kalıyor. Şerafeddin ve Lübnanlı birçok siyasi yetkili, ülkenin modern çağın en kötü ekonomik krizlerinden birini yaşadığı bir dönemde Suriyeli mültecilerin Lübnan’a gereksiz ve adil olmayan bir yük getirdiğini savunuyor. Şam’ın geri dönenleri için sağladığı güvenlik taahhütlerine atıfta bulunarak Suriye’nin geri dönenler için güvenli ve istikrarlı bir yer olduğunu öne sürüyorlar.

Bu tür argümanlar hayal gücünün sınırlarını zorluyor.

Suriye hükümeti kendi vatandaşlarını geri alıyor mu?

Birincisi, Suriyelilere yönelik yardım ve hizmetleri Lübnan hükümeti değil, uluslararası toplum sağlıyor. Lübnan, barınma ve çalışma izinleri de dâhil olmak üzere mültecilere haklar vermeyi reddediyor.

Suriye, savaşın sona erdiği izlenimini vermek için gerekli olandan daha fazla Suriyelinin geri dönmesini istemediğinden, geri dönen Suriyeliler giriş yapmaya çalıştıktan sonra acımasız bir baskı ortamı ile karşı karşıya kalıyorlar.

İstihbarat Genel Müdürlüğü’nün ellerinde gözaltına ve işkenceye maruz kalmak ve şüpheli bir şekilde ortadan kaybolmak, zaten sayısı oldukça az olan geri dönen Suriyelilerin çoğunun karşılaştığı bir durum. Suriye’nin yaklaşık 14,6 milyon kişinin (nüfusun %90’ı) yoksulluk içinde yaşadığı perişan haldeki ekonomik durumundan veya devam eden çatışmalardan bahsetmeye gerek bile yok.

Washington D.C. merkezli bir düşünce kuruluşu olan New Lines Institute’da yer alan araştırmacı Elizabeth Tsurkov, bu dinamiğin altını çiziyor.

Tsurkov’un The New Arab’a anlattığına göre, “Suriye ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya ve açlık daha yaygın hale geliyor, ancak geri dönen mültecilere yönelik asıl tehdit, rejimin gizli polis teşkilatının çeşitli kolları. İstihbarat Genel Müdürlüğü, Suriye’ye geri dönmek istediğini ifade eden kişilerin bulunduğu listeleri inceliyor ve ülkeye dönüşleri özellikle yasaklanan bazı kişileri reddediyor.”

“Muhaberat tarafından ülkeye girişi uygun görülen kişiler bile tutuklandı. Bu bazen güvenlik endişelerinden veya muhbirlerin yanlış ihbarlarından dolayı ya da tutuklunun ailesinden rüşvet almak için yapılıyor.”

Şerafeddin, bu gerçekliği yalnızca “korku tacirliği” olarak niteliyor ve yine Suriye hükümeti tarafından muhalifler için bile sağlanan taahhütlere atıfta bulunuyor. Ayrıca mülteciler için yapılan yardımlar Suriye’ye yönlendirilmediği için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) düzenli olarak hedef alıyor ve bu durumun mültecileri geri dönmekten caydırdığını söylüyor. Elbette Suriyeli mültecilerin işkence ve ölüm korkuları görmezden geliniyor.

Koşullar geri dönmeye müsait mi?

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün konuyla ilgili hazırladığı 2021 raporuna atıfta bulunan Mülteci ve Göçmen Hakları Araştırmacısı Nadia Hardman, Şerafeddin’in değerlendirmelerine katılmıyor. “Koşullar mültecilerin geri dönmesi için güvenli değil. Bunun yakın zamanda gerçekleşmesi ihtimali de yok. Esad’ın Suriye’si hala mültecilerin kaçtığı Suriye ile benzer durumda ve mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü bir şekilde geri dönüşünü sağlayacak herhangi bir seçenek yok.”

Bu, Lübnan’ın bu konuda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne danışmayı reddederek tek taraflı hareket ettiği düşünüldüğünde özellikle endişe verici bir durum. Uluslararası kurumlara yönelik bir hakaret niteliği taşıyan bu tür eylemler Beyrut’un İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’ye olan taahhütlerini ihlal ediyor; söz konusu Sözleşme, bireyin işkence göreceği bilindiği takdirde sınır dışı edilmesine izin vermiyor.

Hardman, Beyrut’un uluslararası yükümlülükleri bariz bir şekilde ihlal etmesinin mevcut bağlamın merkezinde yer aldığı konusunda hemfikir.

“Lübnan hükümetinin Suriyelilerin geri dönüşünü kolaylaştırmaya yönelik bu tek taraflı kararı, Suriyeli mültecilerin kendilerine danışılarak alınmamıştır ve umarız bu karar şu anda sadece bir plandan ibarettir. Ancak bu, Lübnan’ın, insanların insan hakları ihlalleri ya da hayatlarına yönelik ciddi tehditlerle karşı karşıya kalacakları bir yere geri gönderilmemesi ya da iade edilmemesi yönündeki uluslararası yükümlülüklerini ihlal edecektir.”

Lübnan ne amaçlıyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn gibi önemli siyasi yetkililerin Suriye’nin güvenliğinin vaziyetine ilişkin kuşkuları ve bu plana yönelik artan desteğin yanı sıra Şerafeddin’in tutumunun muhtemel bir cevabı da Lübnan’daki siyasi ittifaklarla bağlantılı.

Şerafeddin, seküler ancak büyük ölçüde Dürziler tarafından desteklenen bir parti olan ve Lübnan’ın 8 Mart İttifakı’nın bir parçası olan Lübnan Demokrat Partisi’nin bir üyesidir. Lübnan Demokrat Partisi ve 8 Mart İttifakı ağırlıklı olarak Suriye yanlısıdır.

Bu ittifakın üyeleri arasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın önemli bir destekçisi olan Lübnan Hizbullah’ı ve Cumhurbaşkanı Avn’in Hür Yurtsever Hareketi de yer alıyor. Bu grup doğası gereği Esad rejimine oldukça yakın. Suriye mültecileri günah keçisi ilan etmek Lübnan halkının dikkatini ittifakın başarısızlıklarından ve yolsuzluklarından uzaklaştırdığı için Esad rejiminin söylemlerini tekrarlıyor.

Hardman, “Bu, kolay bir çıkış yolu” diye belirtiyor. “Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar arasında sosyal gerilimlerin arttığı ve hükümetin kötü yönetim üzerindeki dikkatleri dağıtmak için bu gerilimleri körükleme politikası izlediği bildiriliyor.” Lübnan dünyada kişi başına düşen en yüksek mülteci sayısına sahip ülke olsa da, süregelen kriz “dezenformasyonu ve Suriyeli mültecilerin günah keçisi ilan edilmesini meşru hale getirmemelidir”.

Suriyeli mülteciler, Lübnan’a ne yapıyor?

Lübnan hükümetinin çabaları görünüşte ironik bir şekilde dar görüşlü. Suriyeli mülteciler, Lübnan ekonomisini istikrara kavuşturmak için son derece ihtiyaç duyulan döviz cinsi olan ABD doları üzerinden BM kuruluşlarından cüzi miktarda yardım alıyor.

Beyrut, Dünya Bankası ölçütlerine göre modern çağın en kötü ekonomik krizlerinden birine neden olan ve uzun süredir devam eden parasal sorunları hafifletmek için mültecilerin varlığından yararlanabilir; zaten yararlanıyor da. Lübnan genelinde hızla gerçekleşen beyin göçünün ortasında Suriyeli mültecilerin sağlayabileceği vasıflı işgücünden bahsetmeye gerek bile yok.

Beyrut bunun yerine Suriyelilere baskı yapmayı ve uluslararası toplumun yüz milyonlarca dolarlık yardımını çalmayı tercih ediyor.

Hardman, “Lübnan, [Suriyelilere] Suriye’ye geri dönmekten başka bir seçenek bırakmayan baskıcı bir ortam oluşturarak onları zorla geri döndürmeye yönelik bir politika izliyor,” diye belirtiyor.

“Suriyelilerin büyük bir kısmı Lübnan’da yasal statüye sahip değil, dolayısıyla Suriyeli mültecilerin sınır dışı edilmesini kolaylaştıran 2019 tarihli yönetmelik kapsamında keyfi tutuklama ve sınır dışı edilmeye karşı son derece savunmasız durumdalar. İnsanlar genellikle temel hizmetlerden yoksun gayriresmî yerleşim yerlerinde sistemin dışında yaşıyorlar ve Lübnan ekonomisinin feci bir şekilde çökmesi nedeniyle derin bir yoksullaşma ile karşı karşıyalar.”

Göçmenlerin kendilerine ev sahipliği yapan ülkeye net fayda sağlayabilecekleri halde, ev sahibi ülkenin siyasi menfaatler için etnomerkezci gerekçelere dayanarak göçmenleri reddetmesi pek çok göçmenin yüzleştiği bir gerçektir. Beyrut da buna bir istisna değil; ülkenin eksikliklerini gizlemek ve ülke genelinde mülteci Filistinli toplulukların bir tekrarının tekrar yaşanmasını önlemek için bu yolu izledi.

Suriyelilerin genel durumu

Pek çok insan hakları savunucusunun yıllardır vurgulamaya çalıştığı gibi, mültecilere ev sahipliği yapan devletlerin çok sayıda Suriyeli mülteci ile ilgilenme konusunda giderek artan ilgisizliği Suriyeliler için talihsiz bir gerçek.

Lübnan için bu insanlar, liderler arasındaki siyasi ihtiraslar ve güvensizliklerin ortasında günah keçisi haline geldi. Hükümetler Suriyelilerin hayatlarını pazarlık konusu yaparken, bu tür gerçeklerin görmezden gelinmesi zor.

Tsurkov, “Lübnan’daki Suriyelilerin yaşam koşulları büyük ölçüde berbat durumda, çoğu yoksulluk içinde yaşıyor. Her kış kamplarda yaşayan mülteciler donarak ölüyor ya da ısınmaya çalışırken diri diri yanıyor. Ancak, bu mültecilerin çok azı, savaş öncesi nüfusun büyük bir bölümünü sadakatsiz ya da düşman olarak gören Esad rejimi nedeniyle ve kendi ülkelerinde karşı karşıya kaldıkları tehlikeler yüzünden Suriye’ye dönmeyi kabul etti.” diyor.

“Dolayısıyla Lübnanlı yetkililerin her ay geri dönmek isteyen 15 bin Suriyeli bulması mümkün değil. Esad rejiminin kendisi de bu mültecileri geri kabul etmek ve bundan kaynaklanan güvenlik sorunlarıyla uğraşmak konusunda istekli değil. Bu yüzden söz konusu planın gerçekleşmesi mümkün gözükmüyor.”

Suriyeli mültecileri geri göndermek kolay mı?

Aslında bu pek de pragmatik bir plan değil. Planın uygulamaya konulması halinde Lübnan’daki Suriyelilerin nasıl tepki vereceğini bilmek zor olsa da, siyasi çıkarlar, özellikle de yaklaşan Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimleri göz önüne alındığında, mülteciler için kötü sonuçlar doğurma eğiliminde.

Yine de Suriyeli mültecilere yönelik riskleri azaltmanın yolları var. Lübnan’daki ve dünyanın dört bir yanındaki Suriyelilere yönelik doğrudan desteğin sürdürülmesi ve genişletilmesi büyük önem taşıyor. Bu hususta, mültecileri koruyan uluslararası kanun ve normları sıkı bir şekilde desteklemeye odaklanmak çok önemli.

Buna paralel olarak Lübnan’a sorumlulukları hatırlatılmalı ve gerekirse, mültecilerin siyasi günah keçisi ilan edilmesini engelleyen ve siyasetçilere Lübnan halkının yaşamlarında somut iyileşmeler sağlayan reformlara son derece görünür bir destek sağlanmalıdır.”

Bu yazı ilk kez 6 Ekim 2022’de yayımlanmıştır.

 

Alexander Langlois’in The New Arab web sitesinde yayınlanan “Syrian refugees in Lebanon face an uncertain future” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://english.alaraby.co.uk/analysis/syrian-refugees-lebanon-face-uncertain-future

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Suriyelileri geri göndermek kolay mı?

Ağır bir ekonomik krizden geçen ve siyasal krizleri de hiç bitmeyen Lübnan, ayda 15 bin Suriyeli mülteciyi ülkelerine gönderme kararı aldı. Bu uygulanabilir bir plan mı? Suriye hükümeti bu plana ne diyor? Mülteciler dönecek mi?

Sosyal, ekonomik ve toplumsal sorunlar ile boğuşan 7 milyonluk Lübnan’da yaklaşık 1,5 milyon da Suriyeli mülteci bulunuyor.

Ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya olan Lübnan hükümeti, her ay binlerce Suriyeli mülteciyi ülkelerine geri gönderme planını açıkladı.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi üzerine odaklanan bir dış siyaset analisti olan Alexander Langlois tarafından The New Arab web sitesi için kaleme alınan yazıda, Lübnan’ın bunu yapıp yapamayacağı ve bu planın Suriyeli mülteciler üzerindeki etkisi ele alınıyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini paylaşıyoruz:

Lübnan’ın Suriyelileri geri gönderme planı

“Suriye Yerel İdare Bakanı Hüseyin Mahluf, Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşünü görüşmek üzere Lübnan’ın geçici Yerinden Edilenler Bakanı İssam Şerafeddin ile 15 Ağustos’ta Şam’da bir araya geldi.

Görüşme, 6 Temmuz’da Suriyelileri geri gönderme planının açıklanmasından sonra yapıldı. Haberlere göre, Lübnan ve Suriye her ay 15 bin mültecinin Suriye’ye geri gönderilmesini planlıyor ve önümüzdeki yıllarda mültecilerin çoğunun ya da tamamının bu şekilde Suriye’ye dönmesini sağlamayı hedefliyor.

Şerafeddin, Lübnan’daki mülteci Suriyelilerin isimlerinin ve yerlerinin hükümet tarafından bilindiğini söyledi ve bu mültecilerin “komşuluk ilişkilerine göre geri gönderileceği” sözünü verdi. Bunun için planlamalar ve görüşmeler 2020’den beri devam ediyor.

Her şeye rağmen, her iki ülkenin ekonomilerinin ve kurumlarının harap durumu göz önüne alındığında bu çabaların nasıl başarıya ulaşacağı belli değil. Dahası, Lübnan’ın her ay 15 bin mülteciyi geri gönderme çabalarının ülkedeki mevcut krizi nasıl hafifletebileceği, özellikle de kayıtlı ve kayıtsız yaklaşık 1,5 milyon Suriyeli mültecinin bu hızla geri gönderilmesinin onlarca yıl süreceği düşünüldüğünde, en iyimser görüş ile belirsizliğini koruyor.

Böyle sorulara verilen cevaplar yetersiz kalıyor. Şerafeddin ve Lübnanlı birçok siyasi yetkili, ülkenin modern çağın en kötü ekonomik krizlerinden birini yaşadığı bir dönemde Suriyeli mültecilerin Lübnan’a gereksiz ve adil olmayan bir yük getirdiğini savunuyor. Şam’ın geri dönenleri için sağladığı güvenlik taahhütlerine atıfta bulunarak Suriye’nin geri dönenler için güvenli ve istikrarlı bir yer olduğunu öne sürüyorlar.

Bu tür argümanlar hayal gücünün sınırlarını zorluyor.

Suriye hükümeti kendi vatandaşlarını geri alıyor mu?

Birincisi, Suriyelilere yönelik yardım ve hizmetleri Lübnan hükümeti değil, uluslararası toplum sağlıyor. Lübnan, barınma ve çalışma izinleri de dâhil olmak üzere mültecilere haklar vermeyi reddediyor.

Suriye, savaşın sona erdiği izlenimini vermek için gerekli olandan daha fazla Suriyelinin geri dönmesini istemediğinden, geri dönen Suriyeliler giriş yapmaya çalıştıktan sonra acımasız bir baskı ortamı ile karşı karşıya kalıyorlar.

İstihbarat Genel Müdürlüğü’nün ellerinde gözaltına ve işkenceye maruz kalmak ve şüpheli bir şekilde ortadan kaybolmak, zaten sayısı oldukça az olan geri dönen Suriyelilerin çoğunun karşılaştığı bir durum. Suriye’nin yaklaşık 14,6 milyon kişinin (nüfusun %90’ı) yoksulluk içinde yaşadığı perişan haldeki ekonomik durumundan veya devam eden çatışmalardan bahsetmeye gerek bile yok.

Washington D.C. merkezli bir düşünce kuruluşu olan New Lines Institute’da yer alan araştırmacı Elizabeth Tsurkov, bu dinamiğin altını çiziyor.

Tsurkov’un The New Arab’a anlattığına göre, “Suriye ciddi bir ekonomik kriz ile karşı karşıya ve açlık daha yaygın hale geliyor, ancak geri dönen mültecilere yönelik asıl tehdit, rejimin gizli polis teşkilatının çeşitli kolları. İstihbarat Genel Müdürlüğü, Suriye’ye geri dönmek istediğini ifade eden kişilerin bulunduğu listeleri inceliyor ve ülkeye dönüşleri özellikle yasaklanan bazı kişileri reddediyor.”

“Muhaberat tarafından ülkeye girişi uygun görülen kişiler bile tutuklandı. Bu bazen güvenlik endişelerinden veya muhbirlerin yanlış ihbarlarından dolayı ya da tutuklunun ailesinden rüşvet almak için yapılıyor.”

Şerafeddin, bu gerçekliği yalnızca “korku tacirliği” olarak niteliyor ve yine Suriye hükümeti tarafından muhalifler için bile sağlanan taahhütlere atıfta bulunuyor. Ayrıca mülteciler için yapılan yardımlar Suriye’ye yönlendirilmediği için Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni (UNHCR) düzenli olarak hedef alıyor ve bu durumun mültecileri geri dönmekten caydırdığını söylüyor. Elbette Suriyeli mültecilerin işkence ve ölüm korkuları görmezden geliniyor.

Koşullar geri dönmeye müsait mi?

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün konuyla ilgili hazırladığı 2021 raporuna atıfta bulunan Mülteci ve Göçmen Hakları Araştırmacısı Nadia Hardman, Şerafeddin’in değerlendirmelerine katılmıyor. “Koşullar mültecilerin geri dönmesi için güvenli değil. Bunun yakın zamanda gerçekleşmesi ihtimali de yok. Esad’ın Suriye’si hala mültecilerin kaçtığı Suriye ile benzer durumda ve mültecilerin güvenli, onurlu ve gönüllü bir şekilde geri dönüşünü sağlayacak herhangi bir seçenek yok.”

Bu, Lübnan’ın bu konuda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne danışmayı reddederek tek taraflı hareket ettiği düşünüldüğünde özellikle endişe verici bir durum. Uluslararası kurumlara yönelik bir hakaret niteliği taşıyan bu tür eylemler Beyrut’un İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’ye olan taahhütlerini ihlal ediyor; söz konusu Sözleşme, bireyin işkence göreceği bilindiği takdirde sınır dışı edilmesine izin vermiyor.

Hardman, Beyrut’un uluslararası yükümlülükleri bariz bir şekilde ihlal etmesinin mevcut bağlamın merkezinde yer aldığı konusunda hemfikir.

“Lübnan hükümetinin Suriyelilerin geri dönüşünü kolaylaştırmaya yönelik bu tek taraflı kararı, Suriyeli mültecilerin kendilerine danışılarak alınmamıştır ve umarız bu karar şu anda sadece bir plandan ibarettir. Ancak bu, Lübnan’ın, insanların insan hakları ihlalleri ya da hayatlarına yönelik ciddi tehditlerle karşı karşıya kalacakları bir yere geri gönderilmemesi ya da iade edilmemesi yönündeki uluslararası yükümlülüklerini ihlal edecektir.”

Lübnan ne amaçlıyor?

Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn gibi önemli siyasi yetkililerin Suriye’nin güvenliğinin vaziyetine ilişkin kuşkuları ve bu plana yönelik artan desteğin yanı sıra Şerafeddin’in tutumunun muhtemel bir cevabı da Lübnan’daki siyasi ittifaklarla bağlantılı.

Şerafeddin, seküler ancak büyük ölçüde Dürziler tarafından desteklenen bir parti olan ve Lübnan’ın 8 Mart İttifakı’nın bir parçası olan Lübnan Demokrat Partisi’nin bir üyesidir. Lübnan Demokrat Partisi ve 8 Mart İttifakı ağırlıklı olarak Suriye yanlısıdır.

Bu ittifakın üyeleri arasında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın önemli bir destekçisi olan Lübnan Hizbullah’ı ve Cumhurbaşkanı Avn’in Hür Yurtsever Hareketi de yer alıyor. Bu grup doğası gereği Esad rejimine oldukça yakın. Suriye mültecileri günah keçisi ilan etmek Lübnan halkının dikkatini ittifakın başarısızlıklarından ve yolsuzluklarından uzaklaştırdığı için Esad rejiminin söylemlerini tekrarlıyor.

Hardman, “Bu, kolay bir çıkış yolu” diye belirtiyor. “Suriyeli mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan topluluklar arasında sosyal gerilimlerin arttığı ve hükümetin kötü yönetim üzerindeki dikkatleri dağıtmak için bu gerilimleri körükleme politikası izlediği bildiriliyor.” Lübnan dünyada kişi başına düşen en yüksek mülteci sayısına sahip ülke olsa da, süregelen kriz “dezenformasyonu ve Suriyeli mültecilerin günah keçisi ilan edilmesini meşru hale getirmemelidir”.

Suriyeli mülteciler, Lübnan’a ne yapıyor?

Lübnan hükümetinin çabaları görünüşte ironik bir şekilde dar görüşlü. Suriyeli mülteciler, Lübnan ekonomisini istikrara kavuşturmak için son derece ihtiyaç duyulan döviz cinsi olan ABD doları üzerinden BM kuruluşlarından cüzi miktarda yardım alıyor.

Beyrut, Dünya Bankası ölçütlerine göre modern çağın en kötü ekonomik krizlerinden birine neden olan ve uzun süredir devam eden parasal sorunları hafifletmek için mültecilerin varlığından yararlanabilir; zaten yararlanıyor da. Lübnan genelinde hızla gerçekleşen beyin göçünün ortasında Suriyeli mültecilerin sağlayabileceği vasıflı işgücünden bahsetmeye gerek bile yok.

Beyrut bunun yerine Suriyelilere baskı yapmayı ve uluslararası toplumun yüz milyonlarca dolarlık yardımını çalmayı tercih ediyor.

Hardman, “Lübnan, [Suriyelilere] Suriye’ye geri dönmekten başka bir seçenek bırakmayan baskıcı bir ortam oluşturarak onları zorla geri döndürmeye yönelik bir politika izliyor,” diye belirtiyor.

“Suriyelilerin büyük bir kısmı Lübnan’da yasal statüye sahip değil, dolayısıyla Suriyeli mültecilerin sınır dışı edilmesini kolaylaştıran 2019 tarihli yönetmelik kapsamında keyfi tutuklama ve sınır dışı edilmeye karşı son derece savunmasız durumdalar. İnsanlar genellikle temel hizmetlerden yoksun gayriresmî yerleşim yerlerinde sistemin dışında yaşıyorlar ve Lübnan ekonomisinin feci bir şekilde çökmesi nedeniyle derin bir yoksullaşma ile karşı karşıyalar.”

Göçmenlerin kendilerine ev sahipliği yapan ülkeye net fayda sağlayabilecekleri halde, ev sahibi ülkenin siyasi menfaatler için etnomerkezci gerekçelere dayanarak göçmenleri reddetmesi pek çok göçmenin yüzleştiği bir gerçektir. Beyrut da buna bir istisna değil; ülkenin eksikliklerini gizlemek ve ülke genelinde mülteci Filistinli toplulukların bir tekrarının tekrar yaşanmasını önlemek için bu yolu izledi.

Suriyelilerin genel durumu

Pek çok insan hakları savunucusunun yıllardır vurgulamaya çalıştığı gibi, mültecilere ev sahipliği yapan devletlerin çok sayıda Suriyeli mülteci ile ilgilenme konusunda giderek artan ilgisizliği Suriyeliler için talihsiz bir gerçek.

Lübnan için bu insanlar, liderler arasındaki siyasi ihtiraslar ve güvensizliklerin ortasında günah keçisi haline geldi. Hükümetler Suriyelilerin hayatlarını pazarlık konusu yaparken, bu tür gerçeklerin görmezden gelinmesi zor.

Tsurkov, “Lübnan’daki Suriyelilerin yaşam koşulları büyük ölçüde berbat durumda, çoğu yoksulluk içinde yaşıyor. Her kış kamplarda yaşayan mülteciler donarak ölüyor ya da ısınmaya çalışırken diri diri yanıyor. Ancak, bu mültecilerin çok azı, savaş öncesi nüfusun büyük bir bölümünü sadakatsiz ya da düşman olarak gören Esad rejimi nedeniyle ve kendi ülkelerinde karşı karşıya kaldıkları tehlikeler yüzünden Suriye’ye dönmeyi kabul etti.” diyor.

“Dolayısıyla Lübnanlı yetkililerin her ay geri dönmek isteyen 15 bin Suriyeli bulması mümkün değil. Esad rejiminin kendisi de bu mültecileri geri kabul etmek ve bundan kaynaklanan güvenlik sorunlarıyla uğraşmak konusunda istekli değil. Bu yüzden söz konusu planın gerçekleşmesi mümkün gözükmüyor.”

Suriyeli mültecileri geri göndermek kolay mı?

Aslında bu pek de pragmatik bir plan değil. Planın uygulamaya konulması halinde Lübnan’daki Suriyelilerin nasıl tepki vereceğini bilmek zor olsa da, siyasi çıkarlar, özellikle de yaklaşan Lübnan Cumhurbaşkanlığı seçimleri göz önüne alındığında, mülteciler için kötü sonuçlar doğurma eğiliminde.

Yine de Suriyeli mültecilere yönelik riskleri azaltmanın yolları var. Lübnan’daki ve dünyanın dört bir yanındaki Suriyelilere yönelik doğrudan desteğin sürdürülmesi ve genişletilmesi büyük önem taşıyor. Bu hususta, mültecileri koruyan uluslararası kanun ve normları sıkı bir şekilde desteklemeye odaklanmak çok önemli.

Buna paralel olarak Lübnan’a sorumlulukları hatırlatılmalı ve gerekirse, mültecilerin siyasi günah keçisi ilan edilmesini engelleyen ve siyasetçilere Lübnan halkının yaşamlarında somut iyileşmeler sağlayan reformlara son derece görünür bir destek sağlanmalıdır.”

Bu yazı ilk kez 6 Ekim 2022’de yayımlanmıştır.

 

Alexander Langlois’in The New Arab web sitesinde yayınlanan “Syrian refugees in Lebanon face an uncertain future” başlıklı yazısından bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://english.alaraby.co.uk/analysis/syrian-refugees-lebanon-face-uncertain-future

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x