Alibaba ve Jack Ma: Çin’in yeni zenginleriyle mücadelesi

İnternetin belki de en ünlü alışveriş sitelerinden biri olan Ali Baba’nın kurucusu Jack Ma ya da orjinal/gerçek ismiyle Ma Yun, bir İngilizce öğretmeninin, Çin’in; hatta dünyanın en büyük girişimcilerinden birisi olmasının hikâyesi.

56 yaşındaki Ma Yun, Çin’de başarı ile eş anlamlı. Ünlü televizyoncu Charlie Rose’a anlattığına göre, Ma Yu’nun geçmiş hayatı başarısızlıklarla dolu, otuz farklı işe başvuru yapmış ama hep reddedilmiş. Hatta kendi şehri Şanghay’dan iki saat uzaklıktaki Hangzhou’ya fast food markası KFC geldiğinde KFC’de çalışmak için 24 kişi iş başvurusu yapmış. Bunlardan 23’ü işe kabul edilmiş, kabul edilmeyen tek kişi ise kendisiymiş.

Fakat hikayesi 1995’in başlarında ABD’ye gittiğinde değişmiş.

Açıl susam açıl

Jack Ma’nın dünyanın en büyük e-ticaret devi Alibaba ile hikayesi de 1999’da başlar. Aynı zamanda Jack Ma, renkli kişiliği ile Çin’de henüz türünün tek örneği olan yeni nesil zengininin de karakteristiğini taşır. Örneğin, Çin’in tanınmış film yıldızları ile 2017 yılında çektiği kısa filmde kendisi Alibaba gibi yenilmez kung fu ustasıdır.

Jack Ma, Forbes dergisi’nin sıralamasına göre yaklaşık 59 milyar dolarlık serveti ile Çin’in su kralı Zhong Shanshan’dan sonra en zengin ikinci, dünyanınsa en zengin 20. kişisi unvanına sahip. Alibaba grup sadece e-ticaret, teknoloji imparatorluğu değil, aynı zamanda South China Morning Post’u da içinde barındıran bir medya imparatorluğu ve hatta yenilikçi teknoloji üzerinden bir finans imparatorluğudur.

Aslında Alibaba’yı, dolayısıyla Jack Ma’yı bu kadar büyüten ve kendisinin de üyesi olduğu Çin Komünist Partisi’ne karşı zamanla tehdit olarak algılanmasını sağlayan şey, geliştirdiği yenilikçi finansal teknoloji Alipay. 2003’te temelleri bu finansal teknoloji, geçtiğimiz yılın rakamlarına göre 1.2 milyar insanın kullandığı mobil ve çevrimiçi ödeme sistemi haline dönüştü. Alipay alış-verişte, belirli bir limite kadar ücretsiz para transferinde kullanılıyor.

Alipay zaman içinde epey hızlı bir değişim de geçirdi, başka sistemlerle birleşerek epey büyüdü.

Alipay’ın birleştiği sistemlerden bir olan Yu’E Bao, 2013 yılında kuruldu. Yu’E Bao, Çin’de her gelir grubundan insana hitap eden hatta dilencilerin dahi 1 yuanlik (yaklaşık 1.2 TL) tasarrufunu değerlendirdiği bir tür para piyasası yatırım fonu olarak tasarlandı. Yatırımcılarına Çin’deki bankalardan daha iyi faiz getirisi sağlıyor. Yu’E Bao o kadar ilgi gördü ki, sadece dört yıl içerisinde 165 milyar dolar değere ulaşarak dünyanın en büyük para piyasası yatırım fonu ABD’li JPMorgan’ı bile geçti.

Ekim 2014’te Yu’E Bao, bireysel sadakat kredisi veren Zhima Kredi, Alipay ve bir kaç finansal yapının da dahil olduğu şirketler Ant Grup altında toplandı. Alibaba’nın finansal teknoloji grubu olan Ant Grup, 310 milyar dolarlık bir değere ulaşarak Çin’in en büyük devlet bankası ICBC’nin neredeyse iki katı bir değere ulaştı.

Savaşı başlatan finansal sistem eleştirisi

Jack Ma, 24 Ekim 2020’de Şanghay’da düzenlenen Bund Finans Forumu’nda yaptığı konuşmasında, ülkenin finansal sisteminin sanayi çağından kalma olduğunu, gelecek nesiller ve gençler için yenisinin kurulması gerektiğini, Çin bankalarının tefeci (pawnshop) gibi çalıştığını belirterek reform çağrısında bulundu. Ve Ma’nın bu açıklamaları bardağı taşıran son damla oldu.

Ma ve Ant Grup yönetimi Çinli finansal otoriteler tarafından kasım ayı başında sorguya çağrıldı. Aynı zamanda Ant Finans’ın Şanghay Borsası’nda gerçekleştirmesi planlanan 37 milyar dolarlık dünyanın en büyük halka arzı durduruldu. Bu gelişmeler yaşanırken, Jack Ma, 24 Ekim’deki konuşmasından 20 Ocak’a kadar hiç ortalarda görünmedi. Çin kökenli Amerikalı Çin uzmanı Pei Minxin, bu devasa halka arzın durdurulması emrinin doğrudan Çin Başkanı Xi Jinping tarafından verildiğini söylüyor.

Bununla da kalınmadı, 14 Aralık’ta finansal riskleri azaltma ve tekelciliğin önlenmesi amacıyla Alibaba Grup hakkında tekelcilik soruşturması başlatılacağı duyuruldu. Bu habere tepki olarak ABD’nin Nasdaq Borsası’nda işlem gören Alibaba hisseleri iki gün içerisinde yüzde 30 değer kaybederek 317 dolardan 222 dolara geriledi. Tekelcilik soruşturması da 24 Aralık’ta başlatıldı.

Çin Komünist partisi neden Ali Baba’yı sevmiyor?

Pei Minxin’e göre, Çin’in en zengin, en başarılı ve en yenilikçi kişisi olan Jack Ma ve onun kurduğu Alibaba, Başkan Xi’nin gözünde, Çin Komünist Partisi siyasi monopolüne ve temsil ettiği rejime tehdit oluşturuyor. Çin medyasında çıkan yorumlarda başarılı, olumlu rol model olarak karşımıza çıkan Jack Ma efsanesi, Ekim 2020 itibariyle artık olumsuzlaşmaya başlıyor ve açgözlü kapitaliste dönüşme yolunda ilerliyor. 2020’nin sonunda gerçekleştirilen Çin Merkezi Ekonomi Çalışma Konferansı’nda da, 2021 yılı için tekelcilik ve sermayenin düzensiz artmasının önlenmesinin vurgulanması dikkat çekiyor.

Bu konferansındaki vurgu aynı zamanda 2021 itibariyle Çin’in nasıl bir finansal ve ekonomik politika izleyeceği konusunda da önemli ipuçları veriyor. Alibaba ile ilgili tartışmalar da sermayenin düzensiz artması, politik sistemin güvenliği ve ulusal güvenlik bağlamında ele alınıyor. Örneğin Çin’in wechat platformunda yazılan bir makale, Jack Ma’nın tekelcilikten istihdama, geleneksel ticaretten sosyal güvenlik mekanizmasına verdiği zarara, vergilendirmeden, denetimsizliğe kadar birçok konuda “10 ölümcül günah” işlediğini söylüyor.

Açıkçası Çin’de tekelciliği önlemeye yönelik yasa 2007 yılında çıkarılmış olmasına rağmen e-ticaret konusunda bu yasanın yetersiz kaldığını söyleyebiliriz. Alibaba’nın yaratıcı bir tarzda büyük bir ölçekle kısa bir sürede e-ticaretten kredi vermeye ve sigortaya kadar birçok alanda aşırı çeşitlenmesi; kontrolsüz, agresif ve sınırsız büyümesi pazarı domine ederken, geleneksel finansın ve ticaretin alanını da geriden gelen mevcut sistem tarafından kabul edilemez derecede daralttı. Dolayısıyla Alibaba Çin’de büyük oranda, dünyada ise kısmen tekelci bir konuma geldi. Çin’in finans otoriteleri, son döneme kadar Alibaba’nın yenilikçi bir yapısının olmasını ve Çin’i e-ticaret konusunda perakendeden toptancılığa, tüketiciden tüketiciye, üreticiden tüketiciye kadar her alanda küresel düzeyde ön plana çıkarmasını olumlu karşılıyordu ama artık şartlar değişti.

Dijital ekonomi ve yaratıcı yıkıcılık

Dünyanın diğer bölgelerine göre pandemiyi daha kısa sürede atlatan Çin’de pandemi öncesi dönemde sadece e-ticaret yüzde 25’lik bir paya sahipken, pandemi ile birlikte bu oran yüzde 30’a yükseldi. Fakat artık Alibaba’nın dijital ekonominin her alanında bu yenilikçi yapısı iç politikada ve piyasada Çin Ulusal Enformasyon Merkezi’nin Bilgi ve Endüstri Geliştirme Bölümü’nde çalışan Li Hongsheng’ın ifadesi ile ‘yaratıcı yıkıcılık’ olarak görülmeye başlandı. Örneğin, e-ticaret sisteminin her şeklinin hızlı bir şekilde gelişmesi ile beraber yerleşim yerlerinde bulunan mağazaların hem işletme sahipleri hem de kira getirisinden faydalanan gayrimenkul sahipleri ciddi zararlara maruz kalmaya başladı.

Alibaba, e-ticaret sistemi ile aynı zamanda 15 milyon doğrudan, 30 milyon da dolaylı istihdam sağlıyor. Fakat yaratıcı dönemin iş imkânları fiziksel olarak yeterli ve bilgisayar kullanabilen gençlere birçok fırsat sunarken, orta ve yaşlı nüfusun istihdam alanını daraltıyor. Ayrıca yüksek yatırım, operasyon maliyeti, personel giderleri, ATM gibi harcamaları yapmak zorunda kalan ve yüksek oranda devlete ait geleneksel finans sektörü, Alibaba’nın fiyat avantajı sağlayan yenilikçi internet finans sistemi ile rekabet etmekte zorlanıyor. Aslında Jack Ma, Bund Finans Forumu’ndaki konuşmasında zaten var olan bu eleştirilere bir başka eleştiri ile cevap vermişti. Fakat ‘özel girişimci’ Jack Ma’nın, devletlerin topluma karşı sorumluluğunu bilerek ya da bilmeyerek göz ardı ettiği söylenebilir. Ayrıca Jack Ma, Çin’den büyük olduğunu düşünse de, Başkan Xi’den büyük olmadığını acı bir şekilde öğrendi.

Çin’de yeni dönemin yeni zenginleri

Çin’i 1978-1992 yılları arasında fiili alarak yöneten Deng Xiaoping 1979’da açılım reformlarını başlattığında, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini barındıran Çin’in dünya gayri safi milli hasılasından (GSMH) aldığı pay yüzde 1,4 idi. Fakat 40 yıllık süreçte hızlı bir şekilde büyüyen Çin, 2020’nin sonunda dünya GSMH’sindeki payı yaklaşık yüzde 15’e yükseldi. Bu süreçte Çin Komünist Partisi’nin, ekonomik gelişme, istihdam yaratma ve vergi gelirlerini arttırma konusunda özel sektör ile arasında bir bağımlılık oluştu. Bu durum da, Çin’de her dönemde yeni sektörler, yeni zenginler, dolayısıyla Çin Komünist Partisi ile özel sektör arasında yeni sorun alanlarının ortaya çıkmasını kaçınılmaz kıldı, hâlâ da bu kılıyor.

Çin’de zenginler listesinde 2000 yılında ülkenin en zenginin toplam sermayesi 33,4 milyar yuan (4.03 milyar dolar) iken, 2020’de bu rakam 2.720 milyar yuana (418 milyar dolar), yani yuan bazında 80 katına (dolar bazında 100 kat) çıktı. Fakat aynı dönemde sıradan insanların geliri de reel olarak 6 kat arttı. Bu istatistikler bize iki şey söylüyor: Çin’de 20 yıl içerisinde eski zenginlerin yerini yenileri aldı ve ilk ondakilerin yerine yenilikçi/inovatif sektörler, yani yeni dönemde yeni kriterlerle ortaya çıkan yeni zenginler geçti. İkinci olarak da, Çin’in zenginleşmesi gelir dağılımında da bir uçurum oluşturdu.

Dolayısıyla bu durum, Çin Komünist Partisi’ni iki tane iç, bir tane de dış meydan okumayla karşı karşıya getiriyor: Başkan Xi liderliğindeki Çin Komünist Partisi, yeni dönemde bu süper zenginlere karşı özel sektörü ve sermayeyi ürkütmeden siyasi tekelini nasıl koruyacak? Çin Komünist Partisi, yeni ekonomik dönemin yaratıcı yıkıcılığa neden olduğu gelir dağılımındaki adaletsizliğe, sosyo-ekonomik ve toplumsal sorunlara nasıl bir çözüm üretebilecek? Daha da önemlisi, Çin Komünist Partisi, üzerinde kontrol kurabileceği mekanizmalara sahip olduğu Alibaba’yı şu ya da bu nedenle ulusal güvenliğe tehdit olarak görebiliyorken, Huawei’nin küresel sistemde düzensiz ve kontrolsüz büyümesini diğer devletlerin tehdit olarak görmemesi için ne tür mekanizmalar geliştirecek? Bu bahsettiğimiz meydan okumalara karşı Çin’in üretebildiği çözümler, aynı zamanda ‘Yeni Dönemde Xi Jinping Düşüncesinin Çin Karakteristiği ile Sosyalizmi’nin de yenilikçi/inovatif gücünün bir nevi testi olacaktır.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 20 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

Ümit Alperen

Dr. Ümit Alperen - Peking Üniversitesi’nde Misafir Araştırmacı, Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi, Ankara Politikalar Merkezi’nde de Doğu Asya Uzmanı. Lisans eğitimini 2006 yılında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlayan Dr. Ümit Alperen, yüksek lisans eğitimini 2010 yılında Şanghay Fudan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yazdığı “Harmonious World: Hu Jintao Doctrine and Chinese Foreign Policy” başlıklı teziyle tamamladı. 2014 yılında bir yıl süreyle Peking Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu. Halen akademisyen olarak çalışmakta olduğu Süleyman Demirel Üniversitesi’nden de “Çin Dış Politikasında İran” başlıklı doktora tezi ile 2016 yılında doktor ünvanını aldı. Alperen araştırmalarında Çin Dış Politikası, Çin İç Politikası, Doğu Asya, Çin-İran İlişkileri, Çin-Ortadoğu İlişkileri üzerine yoğunlaşıyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend