Jeo-Strateji

13 Aralık 2021

Yazdır

Asya’da güç dengeleri nasıl değişiyor?

Asya, gerek küresel ekonomik odağın bu bölgeye kayması ve gerekse bölgedeki ülkelerin artan etkinlikleri ile dikkat çekiyor. Asya’daki güç dengeleri de hızla değişiyor. Bölge ülkeleri arasındaki güç dağılımındaki değişimleri takip etmenin yollarından biri de, Avustralya merkezli Lowy Institute tarafından 2018 yılından bu yana yayımlanan Asya Güç İndeksi. İndeksin 2021 yılı sonuçları, 5 Aralık’ta uluslararası kamuoyu ile paylaşıldı.

Asya Güç İndeksi bir ülkenin gücünü şöyle tanımlıyor:

“Bir devletin, başka devletlerin veya devlet-dışı aktörlerin davranışlarını ve uluslararası olayların gidişatını yönlendirme veya etkileme kapasitesi.”

Bu tanım çerçevesinde, bir devletin gücünü ölçmek için 8 parametreye bakmak gerekiyor: Ekonomik kabiliyet, askerî kabiliyet, dayanıklılık, gelecekteki kaynaklar, ekonomik münasebetler, savunma ağları, diplomatik nüfuz ve kültürel nüfuz.

Bu parametrelerin ağırlıklı ortalaması, bir devletin gücünü ortaya koyuyor. İndeks, her devlet için ortaya çıkan sonuçlar temelinde, Hint-Pasifik bölgesinde yer alan 26 ülkenin güçlerini 100 puan üzerinden karşılaştırıyor.

2021 yılında Asya’daki güç dağılımı

2021 yılında, Asya’daki en güçlü devletler, sırasıyla, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya, Hindistan ve Rusya olarak sıralanıyor. 26 ülke arasında en zayıf olanlar ise, aşağıya doğru, Kamboçya, Laos, Moğolistan, Nepal ve Papua Yeni Gine.

İndeks, 100 üzerinden 70 ve üzeri alan devletleri süper güçler, 10 ve üzeri alan devletleri orta güçler, 10’dan düşük alan devletleri ise küçük güçler olarak tarif ediyor. Bu çerçevede, ABD ve Çin Asya’daki süper güçler olurken, 15 ülke orta güçler, geri kalan 9 ülke küçük güçler olarak niteleniyor.

Burada üzerinde durulması gereken bir nokta, bu genel güç sıralamasından farklı olarak, her bir parametrede oluşan sıralamaların değişiklik göstermesi. Örneğin, ekonomik kabiliyetlere ve ekonomik münasebetlere dair yapılan sıralamalarda, Çin birinci sırada yer alıyor. Bir başka örnekte, genel sıralamada 4. sırada yer alan Hindistan, savunma ağları sıralamasında 7. ve ekonomik münasebetler sıralamasında 8. sırada bulunuyor.

ABD, bu yıl, geçtiğimiz yıllarda görülen zayıflama eğiliminin aksine, toplam gücünü artırmış durumda. Bu toplam artışa rağmen, ekonomik münasebetler parametresinde bir önceki yıla göre 10.6 puanlık bir düşüş de dikkati çekiyor. En büyük kazanım ise, diplomatik nüfuz alanında yaşanmış durumda. ABD, 8 parametrenin 6’sında birinci sırada yer alıyor.

Çin’in gücü düşüyor mu?

Çin’in gücü ise, 2018 yılından bu yana ilk defa düşmüş durumda. Bu güç kaybının gerisinde, Çin’in, bir önceki yıla göre, ekonomik imkânlar, gelecekteki kaynaklar, diplomatik nüfuz ile kültürel nüfuz alanlarında yaşadığı kayıplar yatıyor. Örneğin, gelecekteki kaynaklar parametresinde Çin’in yaşadığı 10.5 puanlık büyük bir düşüş göze çarpıyor. Çin’in en büyük kazanımı ise, dayanıklılık alanında gerçekleşmiş durumda. Çin, 8 parametrenin 2’sinde birinci sırada yer alıyor.

Orta güçler ise, yaşadıkları güç kaybı ile dikkati çekiyorlar. Orta güç olarak sıralamada yer alan 15 ülkenin tamamı da bir önceki yıla göre toplam güçlerinde bir düşüşe şahit olmuş durumdalar. Bu genel güç kaybının arkasında, Covid-19 salgınının ülkeler için yarattığı sorunlar yer alıyor. Güç kayıpları noktasında, Japonya çarpıcı bir örnek. Japonya’nın 8 parametrenin tamamında bir önceki yıla göre güç kaybı yaşadığına şahit oluyoruz.

Dikkat çeken ülke: Endonezya

Orta güçler arasında, sıralamada yaptığı atılım ile dikkatleri üzerinde çeken ülke ise Endonezya.

2018 yılında bu yana, ilk defa ilk 10 ülke arasına giren Endonezya, Asya jeopolitiğinde ağırlığını giderek daha fazla hissettiriyor.

Endonezya’nın en başarılı olduğu alanlar ise, 8. sırada yer aldığı diplomatik nüfuz ile 5. sırada yer aldığı gelecekteki kaynaklar. Buna karşılık, en başarısız olduğu alanlar ise, 13. sırada yer aldığı askerî imkanlar ve 14. sırada yer aldığı savunma ağları.

Hangi ülkeler hangi alanda güçlendi?

Asya Güç İndeksi’ne göre, bu yıl sadece 4 ülke geçen yıla göre gücünü artırabilmiş bulunuyor. En fazla kazanımı 0.6 puanlık bir artışla ABD yaşarken, onu sırasıyla, Brunei, Sri Lanka ve Bangladeş takip ediyor. 4 ülkenin gücünde bir değişim gözlenmezken, geriye kalan 18 ülkenin gücünde kayıplar dikkati çekiyor. En fazla güç kaybını 2.4 puanlık bir düşüşle Malezya ve Japonya tecrübe ederken, onları sırasıyla, Hindistan, Tayland ve Avustralya takip ediyor.

Sıralamada süper güçler olarak tanımlanan ABD ve Çin arasındaki göreceli değişimi yakından izlemek gerekiyor. 8 parametre arasında, ABD’nin gücü Çin’e göre 4 alanda artmış durumda. Bu alanlar, kültürel nüfuz, gelecekteki kaynaklar, diplomatik nüfuz ve ekonomik imkânlar. Bunlar arasında ise, ABD, en büyük kazanımı, diplomatik nüfuz alanında yaşamış bulunuyor. Çin ise diğer 4 parametrede ABD’ye göre gücünü artırmış durumda. Bunlar, savunma ağları, askeri imkânlar, dayanıklılık ve ekonomik münasebetler. Bunlar arasında ise, Çin, en büyük kazanımı, ekonomik münasebetler alanında yaşamış bulunuyor.

Bir önceki yıla göre genel sıralamada çok büyük bir değişim göze çarpmıyor. 3 ülke sıralamada üst basamaklara çıkabilmiş durumda. Bunlar, Endonezya, Brunei ve Sri Lanka. Endonezya, geçen yıl toplam sıralamada 11. sırada yer alırken, bu yıl 9. sıraya çıkmış bulunuyor. 4 ülke ise sıralamadaki yerlerini kaybetmiş durumda. Bunlar, Tayland, Malezya, Bangladeş ve Myanmar.

Burada altı çizilmesi gereken bir husus da, orta güçlerin gücünün ABD ve Çin’e göre göreceli olarak azalmış olması. Orta güçlerin ABD ve Çin ile aralarındaki güç farkı, giderek açılıyor.

Asya jeopolitiğinde iki kutup

Asya’daki güç dağılımında yaşanan bu değişimler, Asya ve dünya jeopolitiği için ne anlama geliyor?

Her şeyden önce, Hint-Pasifik bölgesi, bariz bir şekilde, ABD ve Çin arasında iki kutuplu bir sisteme doğru evriliyor. Bölgede, gücün yayılımından bahsetmek mümkün görülmüyor; güç, iki başat devletin elinde toplanıyor.

ABD, üç yıllık bir aradan sonra, gücünde bir kazanım ile toparlanma sürecine girmiş görülüyor. Dolayısıyla, ABD’nin Hint-Pasifik bölgesinde kaçınılmaz bir düşüş sürecinde olduğuna dair genel kanaate mesafeli yaklaşmak gerekiyor. 2020 yılında, 8 parametrenin 4’ünde birinci sırada yer alan ABD, bu yıl 6’sında birinci sırada bulunuyor. Bununla beraber, Asya jeopolitiğinde, askerî üstünlüğünde yavaş ancak istikrarlı bir kayıp göze çarpıyor. Bunun kadar önemli bir husus olarak, bölgedeki ekonomik gelişmelerde, belirleyici aktör olarak ABD’nin yerini giderek Çin’in aldığı da müşahede ediliyor.

İki kutuplu bir yapıya evrilen Asya jeopoliğinde, orta güçlerin tavır ve tercihlerinin giderek daha fazla önem kazanacağı beklenebilir. Hint-Pasifik bölgesinin geleceğinin, orta güçler ile yapılacak stratejik ortaklıklar ve askerî ittifaklar tarafından tayin edileceğini söyleyebiliriz. Bu stratejik konumlanmada, ABD açısından Avustralya ve Japonya gibi ülkeler önem kazanmış durumda. Avustralya, ABD ile arasındaki stratejik ilişkiler ağını, Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD, ABD, Japonya, Avusturalya ve Hindistan) ve yakın zaman önce ilan edilen, AUKUS (ABD, İngiltere, Avustralya) anlaşması ile tahkim etmiş bulunuyor. Çin için ise, Rusya ve Pakistan ile geliştirdiği yakın güvenlik işbirlikleri daha fazla önem kazanacak.

Orta güçlerin gözetmeye çalıştığı denge

Bununla birlikte, Güney Doğu Asya’da yer alan orta güçler, ABD ile Çin arasındaki rekabete doğrudan bir taraf olmaktan imtina ediyorlar.

Bu devletler, jeopolitik risklerini azaltacak şekilde, şimdilik her iki bölgesel büyük güç ile karşılıklı çıkar temelinde iyi ilişkiler kurmaya ve geliştirmeye eğilimli görünüyorlar.

ABD’nin bölgedeki müttefikleri Tayland ve Filipinler, Çin ile yakın münasebetler kurmaya istekli görünüyor. Çin ile sıkı bağları olan Vietnam ise, ABD ile ilişkilerini ileriye taşımaya çalışıyor. Endonezya’nın ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya arasında imzalanan AUKUS anlaşmasını açıkça desteklemekten kaçınması, bu yaklaşımın bir örneğini teşkil ediyor.

Asya’daki gelişmeler, elbette küresel jeopolitiği de doğrudan etkiliyor ve etkilemeye devam edecek. ABD ve Çin arasındaki stratejik rekabetin ana sahası, giderek artan oranda, bu bölge olacak. Dolayısıyla, her iki devletin de dış politikalarının ağırlık merkezini, Hint-Pasifik bölgesinin teşkil ettiği ve edeceği iddia edilebilir.

Asya Güç İndeksi’nin ortaya koyduğu bir başka husus ise, ABD’nin kaçınılmaz bir düşüş ve buna karşılık Çin’in kaçınılmaz bir yükseliş içerisinde olduğuna dair hâkim kanaate mesafeli yaklaşılması gerektiği. Mevcut resim, bu türlü kesin hükümlerin yaşanan karmaşık gerçeklikten uzak olduğunu gösteriyor.

Türkiye bu güç dengesinde nerede duruyor?

Son olarak, Asya’daki güç dağılımındaki yaşanan değişimler Türkiye için ne ifade ediyor?

Türkiye, Hint-Pasifik bölgesinde yer almayan bir ülke, diğer bir ifade ile, bölge-dışı bir ülke. Bölge-dışı bir orta güç olan Türkiye’nin, çift kutuplu bir bölgesel sisteme doğru evrilen Asya jeopolitiğinde, güç dağılımında yaşanan değişimleri elbette yakından takip etmesi gerekiyor.

Bununla beraber, ABD ile Çin arasındaki giderek yoğunlaşan stratejik rekabete taraf olmaktan da kaçınması gerekiyor. Bölgeye yönelik dış politikasında, bölgede kendisini ilgilendirebilecek diplomatik sorun ve gerilimlere karşı, Endonezya ve Avustralya gibi diğer orta güçler ile ilişkilerini geliştirmesinin, Türkiye’nin dış politika çıkarlarına hizmet etmesi beklenebilir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 13 Aralık 2021’de yayımlanmıştır.

Eyüp Ersoy

Dr. Eyüp Ersoy - Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden doktorasını aldı. Çalışma alanları arasında, Orta Doğu jeopolitiği ile Türkiye-İran ilişkileri bulunuyor. Fransızca, Arapça ve Farsça biliyor. Hali hazırda, Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde görev yapıyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend