Jeo-Strateji

29 Aralık 2022

Yazdır

Herkesin bildiği sırlar

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali istihbarat dünyası için bir dönüm noktası oldu. Bilgiyi ifşa etmeye değil, gizlemeye alışık ABD’li istihbarat teşkilatları, Rusya’nın saldırıları başlamadan haftalar önce Rus birliklerinin hareketlerinden Kremlin’in işgali meşrulaştırmak için kullanmayı planladığı “sahte bayrak” operasyonlarına kadar pek çok konuda son derece ayrıntılı bulguları durmaksızın kamuoyuyla paylaştı.

Stanford Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi alanında çalışmalar yapan Prof. Amy Zegart’a göre, bu da ABD’nin müttefiklerini bir araya getirerek Rusya’ya karşı ağır yaptırımları hızlı bir şekilde uygulanmasına yardımcı oldu. Ukrayna Savaşı’nın istihbarat camiasında yol açtığı değişikliğin bilginin ifşa edilmesiyle sınırlı kalmadığını anlatan Zegart’ın, The Foreign Affairs dergisi için kaleme aldığı makalesinin özetini paylaşıyoruz:

“Bu savaş, Ukrayna, ABD ve diğer müttefik ve ortaklar arasında istihbarat paylaşımında yeni bir çığır açtı; bu da asılsız Rus söylemleriyle mücadelede, dijital sistemlerin siber saldırılardan korunmasında ve Ukrayna güçlerinin sahadaki Rus hedeflerini vurmasında yardımcı oldu. Bu savaş ayrıca yeni ve çarpıcı bir gerçeği de gözler önüne serdi: İstihbarat artık sadece devletlerin istihbarat teşkilatlarının işi olmaktan çıktı. Sıradan vatandaşlar ve gruplar geçtiğimiz yıl boyunca daha önceki çatışmalarda hayal bile edilemeyecek bir şekilde Rusya’nın planlarını ve attığı adımları takip etti.

Teknolojik gelişmeler bu değişimin merkezinde yer alıyor. Ne de olsa internet, sosyal medya, uydular, otomatikleştirilmiş analizler ve diğer atılımlar sivillerin istihbarat toplamasını, analiz etmesini ve yaymasını mümkün kıldı. Ancak yeni teknolojiler Rus askeri faaliyetlerine ışık tutmaya yardımcı olsa da, bu teknolojilerin etkilerinin tamamen olumlu olduğu söylenemez. Bu teknolojiler analistlerin işlemesi gereken veri miktarını önemli ölçüde artırıyor.

Cesur yeni dünya

Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) 1947 yılında kurulduğunda, dünya son derece tehlikeli bir noktadaydı. Müttefikler İkinci Dünya Savaşı’nı kazanmıştı, ancak Sovyet orduları Avrupa’yı tehdit etmeye başlamıştı. Baskıcı rejimler yükselişteydi, demokrasiler yorgun ve zayıftı ve uluslararası sistem özgür nüfuz alanları ve liberal olmayan nüfuz alanları olarak ikiye ayrılıyordu. ABD’li politikacılar bu durumda daha iyi istihbarat da dâhil olmak üzere yeni kabiliyetlere ihtiyaç duyduklarını fark ettiler.

Günümüz, pek çok açıdan savaş sonrası o ilk yıllara ürkütücü bir şekilde benziyor. Güçlü devletlerin istediklerini elde etmek için kaba kuvvet kullandıkları dünya geri döndü. Moskova’daki otoriter bir lider komşularını işgal ediyor ve tüm Avrupa’yı tekrar tehdit ediyor. Demokrasiler bir kez daha kırılgan görünüyor. Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri, bu defa Çin ile bir başka küresel güç rekabetine girmiş durumda. Marksizm-Leninizm bile geri dönüş yapıyor. Çin Komünist Partisi’nin 20. Parti Kongresi’nde Devlet Başkanı Xi Jinping, parti yetkililerine ideoloji ve kişisel sadakatin ekonomik liberalleşmenin devamından daha önemli olduğunu açıkça ifade etti.

Ancak görünüş aldatıcı olabilir. Teknolojik yenilikler sayesinde, günümüzün sorunları savaş sonrası sorunlardan büyük ölçüde farklılık gösteriyor. Gelişen teknolojiler, dünyayı benzeri görülmemiş bir şekilde ve benzeri görülmemiş bir hızla değiştiriyor. Bu gelişmeler sayesinde dünya birbirine çok daha bağlı hale geliyor ve jeopolitik üstünlüğün belirleyicileri köklü bir şekilde değişiyor. Gelişmekte olan teknolojiler ve veriler giderek artan bir şekilde ulusal gücün başlıca kaynakları haline geliyor ve bunlar soyut, görülmesi ve anlaşılması zor ve genellikle hükümetler değil şirketler tarafından oluşturuluyor ve kontrol ediliyor. CIA ve diğer istihbarat teşkilatları için yirmi birinci yüzyılın jeopolitik tehlikelerini ve dinamiklerini kavramak muhtemelen yirminci yüzyıla kıyasla çok daha zor olacak.

İnterneti ele alalım. 1990’ların ortalarında küresel nüfusun yüzde birinden daha azı internet kullanıyordu. Şimdi ise Kuzey Kutbu’nun en uzak noktalarından çöldeki Bedevi çadırlarına kadar dünyanın yüzde altmışaltısı birbirine internet sayesinde bağlı. Bu bağlanabilirlik, küresel siyaseti daha şimdiden iyi ya da kötü bir şekilde değiştirdi. Sosyal medya, Arap Baharı ve Hong Kong’daki Şemsiye Hareketi gibi otokrasilere karşı protestoları körükledi. Ancak aynı zamanda Pekin’in başını çektiği yeni bir tekno-gözetim dalgasına güç verdi ve seçimleri etkilemek ve demokrasileri içeriden baltalamak için Rusya’nın yürüttüğü devasa dezenformasyon operasyonlarını mümkün kıldı.

Yapay zekâ ise tıptan kamyonculuğa kadar neredeyse her sektörü altüst ediyor; öyle ki bir uzman, yapay zekânın önümüzdeki 25 yıl içinde dünya genelinde mesleklerin yüzde 40’ını ortadan kaldırabileceğini tahmin ediyor. Yapay zekâ, lojistikten siber savunmaya kadar her şeyi otomatikleştirerek savaşların yapılma şeklini değiştiriyor.

Teknolojik atılımlar, zayıf devletler ve terörist gruplar da dâhil olmak üzere herkesin yeryüzünde meydana gelen olayları uzaydan tespit etmesini çok daha kolay hale getiriyor. Ticari uydu kabiliyetleri önemli ölçüde artarak isteyen herkese gökyüzünde gözler sunmaya başladı. Ticari uydular casusluk amaçlı muadillerine göre daha az gelişmiş tespit yeteneklerine sahip olmakla birlikte sivil teknolojiler hızla gelişiyor. Ulusal güvenlikle ilgili diğer teknolojik gelişmeler arasında, tüm şifreleme sistemlerini kırma kabiliyetine sahip olabilecek kuantum hesaplama ve gıda, tıp, veri depolama ve silah teknolojisi konusunda çığır açma potansiyeline sahip sentetik biyoloji de yer alıyor.

Bu yeni teknolojilerin potansiyel faydalarını ve tehlikelerini anlamak istihbarat teşkilatları için hayati bir görev. Ancak teknolojik yeniliklerin doğası değiştiğinden ve genişlediğinden bunu anlamak daha zor hale geliyor. Geçmişte, GPS ve internet gibi teknolojik atılımlar ABD’nin devlet kurumları tarafından gerçekleştirilmişti ve daha sonra özel sektör tarafından ticari kullanıma sunuldu. O zamanlar ulusal güvenliği etkileyebilecek çoğu yenilik geniş çaplı bir ticari kullanıma sahip olmuyordu ve böylece ortaya çıktıklarında gizlenebiliyordu. Günümüzde bu durum tam tersine döndü. Artık yeni teknolojik gelişmeler hem ticari hem askeri amaçlar için kullanılabiliyor. Yabancı sermayedarlar tarafından fonlanan, çokuluslu işgücüne sahip olan ve hem özel hem kamu sektöründe küresel müşteri kitlesine hizmet veren özel sektör tarafından geliştiriliyorlar.

Teknolojik yenilikler alanındaki bu değişimler özel sektörün önde gelenlerine yeni bir güç kazandırıyor, ulusal güvenlik yetkililerinin karşısına yeni zorluklar çıkarıyor. Güç yalnızca yurt dışında el değiştirmiyor. Güç, ABD içinde de el değiştiriyor. ABD’deki sosyal medya platformları artık kendilerini bilgi savaşının ön saflarında, neyin gerçek neyin sahte olduğuna, hangi söylemlere izin verilip hangilerine verilmeyeceğine karar verirken buluyor. Bu arada, ABD savunma ve istihbarat kurumları dışarıdan gelen kritik yeni teknolojileri benimsemek ve bürokrasinin yavaşlığı yerine yeni icatların hızıyla hareket etmek için mücadele ediyor. Özel sektör liderlerinin üstlenmek istemedikleri sorumlulukları var, devleti yönetenler ise sahip olmadıkları kabiliyetleri istiyorlar.

Zamana ayak uydurmak

İstihbarat genellikle yanlış anlaşılıyor. İstihbarat teşkilatları sırlarla uğraşıyor olsalar da onların asıl işi bu değil. Bu teşkilatların esas amacı, politikacılara fikir vermek ve geleceği hasımlardan daha hızlı ve daha iyi öngörmek. Gizlice dinlenen telefon görüşmeleri veya casuslardan elde edilen istihbarat raporları gibi kaynaklardan elde edilen bilgiler elbette önemli, ancak sırlar büyük resmin yalnızca bir parçasını teşkil ediyor. Normal bir istihbarat raporunda bulunan çoğu bilgi gizli değil ve kamuya açık. Ham bilgi – gizli olsun ya da olmasın – nadiren tek başına değerlidir, çünkü ham bilgi çoğu zaman eksik, muğlak, çelişkili, kaynağı zayıf, yanıltıcı, kasıtlı olarak aldatıcı ya da düpedüz yanlıştır. Analiz, birbirinden farklı bilgi parçalarını birleştirerek ve bunların bağlamını, güvenilirliğini ve taşıdığı anlamı değerlendirerek belirsiz bulguları işe yarayan bilgilere dönüştürür.

İstihbarat tahminleri her zaman doğru olmayabilir. Ama doğru olduklarında, bu paha biçilmez olabilir. ABD istihbarat kurumları Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmek üzere olduğu konusunda uyarıda bulunduğunda, bu durum Washington’a Kiev’in silahlandırılmasına yardımcı olmak ve Batı’yı ortak bir tepki etrafında birleştirmek için kritik zamanı kazandırdı. Ancak küresel tehdit ortamı hiçbir zaman bugünkü kadar kalabalık ya da karmaşık olmadığından ve tehditler her zamankinden daha hızlı hareket ettiğinden, istihbarat teşkilatlarının aynı başarıyı göstermesi yakında daha da zor hale gelebilir. İstihbarat yetkililerinin işlerini yapmaları artık daha zor. Salgın hastalıklar ve iklim değişikliği gibi ulus aşırı tehditler; Çin ve Rusya ile büyük güç rekabeti; zayıf ve başarısız devletlerden yayılan terör faaliyetleri ve diğer tehditler; ve şaşırtıcı hız ve ölçekte bilgi çalan, casusluk yapan, kesintilere neden olan, zarar veren ve yanıltan siber saldırılarla başa çıkmak zorundalar.

Teknoloji, günümüzün tehdit listesini hem daha uzun hem de daha zorlu hale getiriyor. Yüzyıllar boyunca ülkeler kendilerini güçlü ordular kurarak ve bulundukları coğrafyanın imkânlarından faydalanarak savundular. Ancak siber dünyada, hava, kara ve deniz savunmalarını aşmak zorunda kalmadan herkes her yerden saldırabilir. En savunmasız olanlar ise ticaret, eğitim, sağlık hizmetleri, askeri operasyonlar ve daha fazlası için dijital sistemlere bel bağlayan en güçlü ülkeler. Bu devletler, önemli altyapılarını devre dışı bırakabilecek büyük saldırılara maruz kalabilirler. Güvenlik yetkilileri farkına bile varmadan, yıkıcı hasara yol açan ve sürekli tekrar eden ufak çaplı saldırılara maruz kalabilirler. Örneğin Çin, ABD şirketlerine her seferinde bir defa sızarak, savaş uçaklarından ilaçlara kadar çeşitli sektörlerde bilgi hırsızlığı yaparak teknolojik avantaj elde etti.
Rusya da siber saldırıları büyük bir etkiyle kullanarak, teknolojinin kötü niyetli aktörlerin sadece makinelere değil, zihinlere de sızabilmesini sağlayabileceğini kanıtladı. Rus ajanlar, Amerikalılar gibi davranan botlar ve sahte sosyal medya profilleri oluşturarak 2016 ABD başkanlık seçimleri sırasında ABD genelinde dezenformasyon yaydı, ülkeyi kutuplaştırdı ve demokrasisini zayıflattı.

Siber saldırılar çok hızlı gerçekleşebildiğinden ve politikacılar son dakika olaylarını takip edebildiğinden ve bir düğmeye basarak sıcak gelişmeleri öğrenebildiğinden, ABD istihbarat kurumlarının da son derece hızlı çalışması gerekiyor. Elbette istihbarat için dakiklik her zaman önemlidir. Günümüzde, ülke liderlerinin önemli politik kararlar almadan önce ellerindeki istihbaratı değerlendirme süresi 13 dakikaya, hatta 13 saniyeye kadar inmiş olabilir.

Ancak hızlı hareket etmek riskler de taşıyor. Bir kaynağın güvenilirliğini incelemek, farklı alanlardaki uzman bilgisinden yararlanmak ve bir bulgu için alternatif açıklamaları değerlendirmek zaman alır. Dikkatli bir istihbarat analizi olmadan liderler erken ve hatta tehlikeli kararlar alabilirler. İstihbaratı dikkatli bir şekilde toplarken, incelerken ve değerlendirirken politikacıların hıza olan ihtiyacını karşılamak her zaman hassas bir dengeydi, ancak bu dengeyi sağlamak giderek zorlaşıyor.

Mutlaka bilinmeli

İstihbarat teşkilatları yalnızca hızlı değil, aynı zamanda çok kapsamlı bir bilgi ortamıyla başa çıkmak zorunda. İnternette bulunan bilgi hacmi neredeyse hayal edilemeyecek kadar büyük hale geldi.
Ayrıca istihbarat teşkilatları giderek daha geniş bir müşteri kitlesini memnun etmek zorunda kalıyor; buna askerlere komuta etmeyen, güvenlik yetkisine sahip olmayan ve hatta hükümette çalışmayan kişiler de dâhil. Günümüzde pek çok önemli karar verici Washington’dan çok uzakta yaşıyor ve önemli kararlarını Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda değil, yönetim kurulu odalarında ve oturma odalarında veriyor. Microsoft ve Google da dâhil olmak üzere büyük teknoloji şirketleri, sistemlerine yönelik siber tehditler hakkında istihbarata ihtiyaç duyuyor.

ABD istihbarat topluluğu daha geniş bir müşteri kitlesine hizmet verebilmek için gizlilik derecesi olmayan bilgiler üretiyor ve daha önce hiç olmadığı bir ölçüde dış dünya ile ilişki kuruyor. Ulusal Güvenlik Ajansı, FBI ve diğer istihbarat kurumları artık ABD seçimlerine yönelik yabancı tehditler hakkında kamu spotları hazırlıyor.

Kamuoyuna yönelik bu stratejinin başarısı Ukrayna’da gözler önüne serildi. Bu strateji ABD’nin dünyayı Rusya’nın işgali konusunda uyarmasını sağladı. Batı’nın hızlı bir müdahalenin arkasında birleşmesini sağladı. Ayrıca Moskova’yı rahatsız etmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Washington’un üst düzey Rus askeri liderlerinin Ukrayna’da taktik nükleer silahlar kullanmayı değerlendirdiğini gösteren istihbaratı kamuoyuyla paylaşmasının ardından Xi, “nükleer silah kullanımı ya da kullanım tehdidine” karşı bir uyarıda bulundu. Xi’nin Putin ile “sınır tanımaz” ilişkisinin birdenbire sınırları oldu.

Kitle kaynaklı istihbarat

Daha fazla müşteriye ek olarak, teknoloji ABD istihbarat teşkilatlarının karşısına yeni rakipler çıkardı. İnternet kaynaklı açık bilgi akışı, ticari uyduların sağladığı imkânlar ve yapay zekânın yaygınlaşması, her çeşit bireyin ve özel kuruluşun istihbarat toplamasını, analiz etmesini ve yaymasını mümkün kılıyor.

ABD istihbarat kurumları için gelişen bu açık kaynaklı istihbarat dünyası hem büyük fırsatları hem de riskleri beraberinde getiriyor. Olumlu yönden bakacak olursak, vatandaş-hafiyeler dünyanın dört bir yanındaki gelişmeleri ve tehlikeleri takip eden daha fazla göz ve kulak sunuyor. Kitlelerin ortak aklı, özellikle de küçük bilgi parçalarını bir araya getirmek için güçlü bir araç olabilir. Bürokrasiye bağlı olmayan açık kaynak istihbarat analistleri hızlı bir şekilde çalışabilir. Açık kaynaklardan elde edilen bilgiler tanımları gereği gizliliği kaldırılmış bilgiler olduğundan, hassas kaynaklar veya yöntemler ifşa edilmeden devlet kurumları içinde, kurumlar arasında ve kamuoyuyla kolayca paylaşılabilir.

Ancak bu nitelikler aynı zamanda birer kusur teşkil ediyor. Açık kaynak istihbaratı, niyetleri, ulusal bağlılıkları ya da kabiliyetleri ne olursa olsun herkes tarafından, her yerde kullanılabilir. Vatandaş-hafiyeler kimseye hesap vermek ya da herhangi bir yerde eğitim almak zorunda değiller ve bu da her türlü tehlikeye davetiye çıkarıyor. Gönüllü analistler hızlı oldukları için ödüllendiriliyor ancak hata yaptıklarında nadiren cezalandırılıyorlar – bu da hata yapma olasılıklarının daha yüksek olduğu anlamına geliyor. Ayrıca kitlelerin ortak aklı ile kalabalıkların yarattığı tehlike arasındaki çizgi de oldukça ince.

Bu kusurlar devletler nezdinde ciddi sıkıntılara yol açabilir. Hatalar yaygınlaştığında, istihbarat teşkilatları başkalarının çalışmalarını doğrulamak ve politikacılara teşkilatların kendi istihbarat değerlendirmelerinin değişmemesi gerektiği konusunda güvence vermek için zaman ve kaynak harcamak zorunda kalıyorlar. Doğru çıkan açık kaynaklı bulgular da sorunlara neden olabilir. Mesela söz konusu bulgular, gizli tutulması halinde uzlaşma ve krizlerden daha az zararla kurtulma imkânı sağlayabilecek bilgileri kamuoyuna sunarak politikacıları köşeye sıkıştırabilir.

Açık ilişki

ABD istihbarat liderleri, yirmi birinci yüzyılda gösterecekleri başarının daha fazla tehdit, daha fazla hız, daha fazla veri, daha fazla müşteri ve daha fazla rakipten oluşan bir dünyaya uyum sağlamaya bağlı olduğunu biliyor. ABD istihbarat kurumları, kurumsal reformlar, teknoloji inovasyon programları ve en iyi bilim ve mühendislik yeteneklerini işe almak için yeni girişimler başlatarak bu zorlukların üstesinden gelmek için çok çalışıyorlar. Bazı önemli başarılar elde ettiler. Ancak bunlar üstesinden gelinmesi zor sorunlar ve şu ana kadar istihbarat camiasının çabaları parça parça ilerledi.

Zorlukların iyi bilindiği, risklerin yüksek olduğu ve istihbarat zayıflıklarının yıllardır devam ettiği göz önüne alındığında kaydedilen ilerlemenin hızı özellikle endişe verici. Çok sayıda rapor ve makale istihbarat teşkilatlarının teknolojik gelişmelere ayak uyduramadığını ortaya koyuyor. Bunun yerine, yirmi birinci yüzyıl için ABD’nin istihbarat kabiliyetlerini geliştirmek yeni bir şeyin inşasını gerektiriyor: gizli olmayan bilgileri taramaya ve bunların anlamını çözmeye odaklanan amaca özel, açık kaynaklı bir istihbarat teşkilatı.

Açık kaynaklar ile çalışan bir teşkilat, gizlilik derecesi olmayan materyallerle çalışarak istihbarat camiasının yeni bilgi toplama ve analiz teknolojilerini daha iyi ve hızlı bir şekilde benimsemesine de yardımcı olabilir. Böyle bir teşkilat ayrıca önde gelen açık kaynak istihbarat örgütleri ve hükümet dışındaki bireylerle ilişki kurmak için de ideal bir konumda olacaktır.

Gizli teşkilatlar artık yeterli değil. ABD, büyük güçlerin rekabetini, Avrupa’da yeniden patlak veren savaşı, devam eden terör saldırılarını ve hızla değişen siber saldırıları kapsayan tehlikeli yeni bir dönemle karşı karşıya. Yeni teknolojiler bu tehditleri tetikliyor ve geleceği kimin anlayıp şekillendirebileceğini belirliyor. ABD istihbarat topluluğu başarılı olmak için daha açık ve teknolojik bir dünyaya uyum sağlamak zorunda”

Bu yazı ilk kez 29 Aralık 2022’de yayımlanmıştır.

 

Prof. Amy Zegart’ın Foreign Affairs dergisinde yayınlanan “Open Secrets” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.foreignaffairs.com/world/open-secrets-ukraine-intelligence-revolution-amy-zegart

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend