İklim krizine çevre casusları

Giderek derinleşen ve hem ulusal hem de uluslararası bir tehdit haline gelen iklim krizi, küresel ve çok disiplinli müdahalelere ihtiyaç duyuyor. Bir dönem CIA’de göre yapmış Karen Monaghan ve George Little ile ulusal güvenlik alanında çalışan David Rubin, The Hill’de yayımlanan yazılarında, çevresel istihbaratın iklim değişikliği ile mücadelenin ayrılmaz bir parçası haline gelerek bir çözüm sunabileceğini savunuyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Casusluk türünün ünlü yazarı John le Carré romanlarını küresel güç paradigması ve zamanın tehdidine göre şekillendirmişti: Soğuk Savaş. Le Carré halen bizimle olup zamanımızın varoluşsal tehdidi hakkında bir roman yazıyor olsaydı, casus kahramanı iklim değişikliğinin ön saflarında çok özel becerilerini kullanıyor olurdu.

Gözlerini devirip ‘ciddi olamazsınız’ diye düşünenlerin kafasında şu sorular var: İklim değişikliğinin varoluşsal bir ulusal güvenlik tehdidi olduğunu mu ima ediyorsunuz? Odaklanmış istihbarat toplamayı ve analizi gerektiren bir tehdit mi? Gerçekten mi? Düşman devletlerden gelen tehditler veya siber tehditler ne olacak? Uydularımız neden terörist eğitim kampları yerine kutup ayılarını takip etsin?

İstihbarat topluluğu her ikisini de yapabilir ve yapmalıdır, çünkü iklim değişikliği küresel istikrar için çok ciddi bir risk oluşturuyor.

Bu yeni bir fikir değil. Nitekim, istihbarat topluluğu 25 yılı aşkın bir süredir başta deniz buzunun ve buzulların bozulması olmak üzere iklim değişikliği üzerine çalışan uzmanlara sağduyulu, gerekli ve önemli bir destek sağlıyor. (…) Örneğin, iklim değişikliği ve küresel güvenlik tehditleri arasındaki bağlantıları inceleyen sivil bilim insanları ile CIA programı MEDEA üzerinden yüz binlerce uydu görüntüsü ve okyanus sıcaklığı verileri gibi gizli veriler paylaşıldı. Dünyadaki bilim insanları bu sayede ilk kez küresel çevresel bozulmanın, ormansızlaşmanın ve deniz buzunun erimesinin boyutlarını görmüş oldular. Ne yazık ki bu proje 2015 yılında sonlandırıldı.

Ulusal güvenliği tehdit

Başkan Biden’ın son idari faaliyetleri, iklim değişikliğinin en önemli politika önceliği olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Biden yönetimi, uluslararası çabaların başında olan John Kerry ve Bakanlar Kurulu’un deneyimli yetkililerinden oluşan bir ekip ile iklim değişikliğine birleşik bir yanıt vermeye çalışacak. Yurtiçi ve Yurtdışındaki İklim Kriziyle Mücadeleye yönelik Başkanlık Kararnamesi, iklim değişikliğini ‘ABD dış politikasının ve ulusal güvenliğinin merkezine’ koyma çağrısında bulunuyor. (…) Ancak politika yapıcıların, iklim kaynaklı ulusal güvenlik riskleri konusunda bilinçli kararlar alabilmesi için bu işe özel, uzman bir istihbarat birimine ihtiyaçları var.

İklim değişikliğinin ülke içinde ve dışında yarattığı gerçek tehditler, on yıllardır ABD askerî ve istihbarat topluluğunun gündeminde. Deniz buzunun erimesi, yükselen deniz seviyeleri, akut su kıtlığı, rekor yüksek sıcaklıklar, aşırı hava olayları ve çevresel bozulmanın tehdit ettiği fiziksel altyapı ve küresel güvenlik menfaatleri konusunda uyarılar yaptılar. İklim kaynaklı bozulmanın dünya genelinde ekonomik krizleri, fiziksel yer değiştirmeleri ve kitlesel göçleri tetikleyerek istikrarsızlığa ve şiddete katkıda bulunduğunun altını çizdiler.

Birçoğu, iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkelerden bazılarına ev sahipliği yapan Afrika’daki istikrarsızlığın en önemli nedenlerinden biri olarak iklim kaynaklı çevresel bozulmayı gösteriyor. Nijerya, Kamerun, Çad ve Nijer’de kuraklık milyonları yerinden etti ve toplumsal şiddeti besledi. Bölgede süren istikrarsızlık, başarısız devletlerde yaygın olan güvenlik endişelerine ve aşırılık yanlısı grupların güç boşluklarını doldurmasına zemin oluşturan ekonomik dalgalanmalara neden oluyor.

İstihbarat değerlendirmeleri, eriyen deniz buzunun, Kuzey Kutbu ve Antarktika’daki deniz yolları ve doğal kaynakların kontrolü için rekabet halinde olan Çin, Rusya ve diğer ülkeler arasında yeni bir güç rekabeti alanı açtığına işaret ediyor. Savunma Bakanlığı, yükselen deniz seviyelerinin kıyı hava üsleri, deniz tesisleri ve eğitim sahaları için oluşturduğu risklerle ilgili endişelerini defalarca dile getirdi. (…)

Başkan Biden yönetiminin yeni Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, iklim değişikliği etkilerine dair istihbarat toplama ve analizi destekleyecek disiplinler arası, kurumlar arası bir çevre misyonu merkezi kurabilir. Haines’ın, yalnızca istihbarat topluluğundan değil, aynı zamanda Çevre Koruma Ajansı, İç Güvenlik Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve diğerler birimlerden iklim, enerji ve çevre konularında üst düzey uzmanları bir araya getirmek için açıkça tanımlanmış bir yetkiye ve ciddi kaynaklara ihtiyacı var.”

Çevresel istihbarat birimi ne yapar?

Yazarlar, çevresel istihbarat biriminin, politika yapıcıların çeşitlilik arz eden sorularını öngörmeye ve yanıtlamaya yardımcı olabileceğini belirtiyor:

“Bunlar arasında; antlaşma müzakereleri ve uyum hakkında objektif veri ve bilgi toplanması, bilim insanlarına ve sivil kurumlara veri ve görüntüler sağlanması, iklim kaynaklı istikrarsızlığa ilişkin öngörücü göstergelerin geliştirilmesi ve izlenmesi, iklim meseleleriyle ilgili eksik ve yanlış bilgilendirmelerin takip edilmesi, küresel yönetimin ve ticari rekabetin nadir bulunur kaynaklar, temiz enerji, alternatif teknolojiler ve jeomühendislik girişimleri açısından değerlendirilmesi yer alabilir.

Bu yeni birimin, ABD içinden ve dışından bilim insanlarını, sivil toplum liderlerini ve özel sektör uzmanlarını bir araya getirme bağımsızlığına sahip olması da aynı derecede önemli. Bu birliktelik, dünyanın bugüne dek karşı karşıya olduğu en büyük güvenlik tehditlerinden birine karşı analizler ve çözümler sunmak amacıyla açık kaynaklı bilgilerin ve ticari verilerin kullanımını hızlandırabilir.

İstihbarat topluluğunu iklim değişikliği ile mücadelenin vazgeçilmez bir bileşeni haline getiren ise le Carré dönemi casuslarının kolektif hayal gücümüzü doyuran el çabukluğu ve gizli taktiklerinden ziyade derin bilgi yönetimi ve analizi, deneyimi geliştiren kaynaklar ve modern teknolojiye dayalı yeteneklerdir.”

Bu yazı ilk kez 11 Mart 2021’de yayımlanmıştır.

 

Karen Monaghan, George Little ve David Rubin’in The Hill’de yayınlanan “To win the climate battle, we need the intelligence community” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla ayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://thehill.com/opinion/national-security/542060-to-win-the-climate-battle-we-need-the-intelligence-community

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend