Jeo-Strateji

3 Ekim 2022

Yazdır

Kuzey Akım boru hatlarına kim saldırdı?

Rusya’dan Avrupa’ya gaz taşıyan her iki Kuzey Akım doğalgaz boru hattında Eylül ayının son günlerinde dört ayrı yerde sızıntı tespit edildi. Uzmanlar ve aralarında ABD Enerji Bakanı Jennifer Granholm ya da Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki gibi siyasetçilerin olduğu birçok kişi de sızıntıların nedeninin sabotaj olduğunu dile getirdi.

Dünyanın tıpkı bir Agatha Christie romanında olduğu gibi peşine düştüğü soruysa şuydu: Bunıu kim yaptı? Avrupa’ya ‘enerji güvenliğiniz yok’ mesajı vermeye çalışan Rusya mı? Rusya’nın enerji piyasasına dönmesini zorlaştırmak isteyen Batı ülkeleri mi? Doğalgaz fiyatlarını etkilemek isteyen spekülatörler mi? Kuzey Akım boru hatlarına saldırmakta kimin ne çıkarı var? Almanya’da yaşayan Rus enerji uzmanı Sergey Vakulenko, Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın internet sitesinde yayınlanan makalesinde bu soruların yanıtlarını arıyor:

“Batılı hükümetler, bu hafta Avrupa’ya doğalgaz taşıyan iki Rus sualtı boru hattına yönelik sabotaj saldırılarının sorumluluğuna ilişkin resmî bulguları açıklamadı. Tüm kanıtlar dikkatle incelenirken, bazılarının yakında gizliliğinin kaldırılacağını beklemek mümkün. Bu arada NATO, Avrupa Birliği ve Uluslararası Enerji Ajansı direktörü Fatih Birol gibi kilit isimler, suçlunun kimliği konusunda geri adım atmıyor. Birol, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada, “Bu konunun arkasında kimin olduğu çok açık” dedi. İtham altındaki Rusya’nın yetkilileri de şaşırtıcı olmayan bir şekilde suçu Batı’ya atıyorlar.

Bu gizemli olayın Agatha Christie romanlarını andıran yönleri var: İlgili herkesin bir amacı var veya sonuçlarından yararlanacak gibi görünüyor. Bu nedenle, sadece düşünce egzersizi yapmak için bile, nelere olup bittiğini ve bu olaydan kimin ne çıkarı olabileceği gibi önemli sorulara yanıt aramak faydalı olacak.

Kuzey Akım boru hatları patlaması olay yeri raporu

26 Eylül’de Baltık Denizi’nin altından geçen Kuzey Akım 1 ve Kuzey Akım 2 boru hatlarında basınç düşüşleri rapor edildi. Danimarka ve İsveç kıyılarında birkaç düzine kilometre arayla üç ayrı sızıntı (çevirmenin notu: yazı hazırlandıktan sonra dördüncü bir olay rapor edildi) kaydedildi. Danimarkalı ve İsveçli sismologlar, 100 kilogram TNT’nin neden olabileceği patlamalar meydana geldiğini de rapor ettiler.

Kuzey Akım boru hatları patlaması hasar raporu

Bir petrol sızıntısının aksine, gaz sızıntısı çevre için nispeten zararsızdır. Ama bazı iklim uzmanları, hasarlı boru hatlarından salınan ve güçlü bir sera etkisi yaratan gaz olan metanın iklim değişikliği üzerinde önemli bir etkisi olabileceği konusunda uyarıyorlar. İlk tahminlere göre, 8 milyon ton karbondioksit veya yıllık küresel COemisyonunun 1/5000’ine eşdeğer olan toplam 500 milyon metreküp doğalgaz kaybedildi.

Normal bir siyasi ve ticari ortamda, hasarlı bölümün tamamı muhtemelen tek bir onarım filosu tarafından bir yıl içinde onarılabilir. En büyük sorun, deniz altı çalışmalarının kendisi değil, boru hatlarının 1.200 kilometrelik üç bölümünün içinde suyu dışarı pompalamak olacaktır. Akış eski haline geldiğinde boru hatlarının iç kısmına zarar vermemesi için kaya molozlarının da temizlenmesi gerekecektir.

Başka bir endişe, deniz suyuyla uzun süreli temasa dayanacak şekilde tasarlanmayan iç polimer kaplamanın durumu olacaktır. Toplam fatura yüz milyonlarca dolara hatta belki milyarlara ulaşabilir. Ancak bu Gazprom’un yıllık bütçesinin küçük bir kısmı.

Kuzey Akım boru hatları tamir edilebilir mi?

İş özel ekipman gerektirecek ve burada Kuzey Akım 1 ve 2 için koşullar oldukça farklı. Kuzey Akım AG, resmî olarak bir İsviçre şirketi ve herhangi bir yaptırıma tabi değil. Bu şirket üyelerine özel ekipman sağlayan, Boru Hattı Denizaltı ve Onarım Müdahale Havuzu’nun da bir üyesi.

Ancak boru döşeme işlemi yalnızca Rus gemileri tarafından yapılan Kuzey Akım 2, ABD’nin yaptırım listesinde. Boru hattı geçen yıl tamamlandı ama hiç açılmadı: Almanya Şubat ayında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden iki gün önce projeye son verdi. Onarımlar, Danimarka karasularında gerçekleştirileceği için Kopenhag hükümetinden çalışma izni almaları gerekecek. Mevcut siyasi ortam göz önüne alındığında, böyle bir izin almak muhtemelen çok zor olacaktır. Büyük olasılıkla, herhangi bir onarım, daha fazla değilse, Ukrayna’daki savaşın sonuna kadar beklemek zorunda kalacak.

İlk belirleme: Bu bir sabotaj

Patlamaların aynı gün içinde meydana gelmesinin istatistiksel olarak olasılık dışı olduğu göz önüne alındığında, sabotaj kesin gibi görünüyor. Patlayıcılar birkaç yöntemle adrese ulaşmış olabilir: Bir gemiden hatta bir uçaktan atılmış olabilir, dalgıçlar tarafından yerleştirilmiş olabilir veya bir denizaltıdan bırakılmış zaman ayarlı bombalar olabilir. Hatta boru hattı içerden patlatılmış olabilir. Zira boru hattı içinde atık ve çamur birikmesini kontrol için her yıl “domuz” adı verilen bir araç gezdiriliyor.

Olağan şüpheliler: Devlet oyuncuları

Operasyonun ölçeği, geniş bir alanda muhtemelen yüksek miktarda patlayıcı kullanılması, bir devletin müdahalesini akla getiriyor. Saldırının devlet dışı aktörlerin işi olabileceğine dair ilk spekülasyonlara rağmen, bu pek olası görünmüyor. Son aylarda Kuzey Denizi’ndeki petrol ve gaz platformlarının yakınında bildirilen insansız hava araçlarıyla keşif uçuşları dikkate alınırsa, Avrupalı ve ABD’li yetkililerin ve enerji şirketlerinin Moskova’nın neyin peşinde olduğu konusunda endişelenmeleri için her türlü neden var. Elbette, olası suçluları arayan profesyoneller ve amatörler, küresel uçuş izleme hizmetleri ve MarineTraffic (ç.n. Küresel deniz trafiği izleme servisi) verilerini çok yakından inceleyecektir. Baltık Denizi trafiğin yoğun olduğu bir yer, ancak hükümetlerin, askerî birliklerin ve şirketlerin şimdiden bilgilerini bir araya getirdiği varsayılabilir.

Bazı yorumcular, kaşları kaldırmaktan ve kendilerine hizmet etmekten başka işe yaramayan bazı sonuçlara atladılar. Örneğin Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Marya Zaharova, saldırıların “ABD istihbarat servisleri tarafından kontrol edilen ülkelerde” gerçekleştiğini iddia etti. Fox News yorumcusu Tucker Carlson da patlamalarda ABD’nin rolünü ima etti. Carlson, “Vladimir Putin iseniz, kendi enerji boru hattınızı havaya uçurmak için intihara meyilli bir moron olmanız gerekir” dedi.

Verdiği mesaj daha değerliyse…

Patlamalar, Putin’in 21 Eylül’de ulusa hitaben yaptığı konuşmada nükleer savaş tehdidinde bulunmasının ardından zaten gergin olan Batılı hükümetleri açıkça sarstı. Bununla birlikte, boru hatlarındaki hasarlar Avrupa’daki enerji akışının mevcut durumunu, doğrudan etkilenmediği gibi herhangi bir acil ekonomik etki de yaratmıyor. Zira Kuzey Akım’ında doğalgaz akışının, yaz aylarındaki kademeli arz kesintilerinin ardından Eylül ayının başında tümüyle durmuş, Kuzey Akım 2’deki doğalgaz akışıysa hiç başlamamıştı. Avrupa, bu güzergâhtan tedarikin yakın zamanda yeniden başlamasını da beklemiyordu. Zaten, Avrupa, doğalgazını Rusya’dan başka yerlerden tedarik etmeye yöneldikçe, boru hatları her halükarda önümüzdeki yıllarda değerlerini kaybetmeye mahkûmdu.

Ancak saldırının mesaj değeri daha fazla olabilir. Eğer öyleyse, bu enerji savaşındaki stratejik manzarayı değiştirir. Rusya tarafından işlendiyse, denizlerdeki enerjisi altyapısının geri kalanı için bir tehdit olabilir. Putin, 2021’de bir askerî liderler toplantısında şunları söylemişti: “Batılılar saldırgan duruşlarını açıkça sürdürürlerse, uygun askerî ve teknik misilleme önlemlerini alacağız ve dostça olmayan adımlara sert tepki vereceğiz.”

Kuzey Akım saldırısı, Norveç gazını İngiltere ve kıta Avrupası’na taşıyan yedi büyük boru hattının bazılarının veya hepsinin başına benzer aksiliklerin gelebileceğine dair bir ipucu muydu? Patlamalar, Norveç gazını Polonya’ya götüren Baltık Boru Hattı’nın açılışıyla aynı zamana denk geldi. Bu yüzden bu pek yabana atılacak bir tez değil.

Gazprom da kazanacak

Saldırının ironilerinden biri, Rus Gazprom’un muhtemelen bundan yarar sağlayacak olması. Zira artık Avrupa’ya Kuzey Akım 1 üzerinden doğalgaz tedarik etmemek için bahaneler uydurmalarına gerek kalmayacak. Şimdi, bunu mücbir sebep olarak sunarak tazminat taleplerinden kurutulabilecek. Ancak bu mantık, Kuzey Akım 2’ye verilen zararı açıklamıyor. Öte yandan, Kuzey Akım konsorsiyum şirketleri ve nihayetinde Gazprom, hasar gören boru hatları için bir miktar sigorta tazminatı bile alabilir.

Ukrayna yapmış olabilir mi?

Kuzey Akım’ın gaz arz kapasitesinin Avrupa enerji denkleminden çıkarılması da Ukrayna’nın elini güçlendiriyor. Ukrayna’nın 2014’ten beri korkusu, Rus doğalgazı ile Ukrayna’ya destek arasında seçim yapmak zorunda kalırsa, Avrupa’nın doğalgazı seçip Ukrayna’yı yalnız bırakacağıydı. Ukrayna’nın Kuzey Akım 2’nin inşasına karşı çıkmasının nedenlerinden biri de buydu.

Avrupa’nın da çıkarı var

Patlamalar bazı opsiyonları ortadan kaldırdı ve böylece bazı oyuncular için oyunun kurallarını değiştirdi. Rusya, Batı’dan tavizler karşılığında Avrupa’ya gaz tedarikini kolay bir şekilde eski haline getirmeyi teklif etme fırsatını kaybetti. Avrupalılara gelince artık bağlayıcı sözleşmelere uymak zorunda değiller, yani Rusya bir dizi gerilimi düşürecek adımın ardından aniden dünya piyasasını ucuz doğalgazla doldurursa, Avrupalılar daha önceki sözleşmeleri gereği pahalı gaz almak zorunda kalmayacaklar.

Teoride, Rusya’nın hâlâ Avrupa’ya gaz arzını artıracak fiziksel kapasitesi var. Bunu, patlamadan kurtulan başka bir işletmeye alınmamış Kuzey Akım 2 hattına (bu son hattın da hasar görmüş olabileceğine dair haberler olsa da) veya Yamal-Avrupa boru hattına güvenerek başarabilir. Bu ikisi yılda toplam 60 milyar metreküp kapasiteye sahip. Bu miktar savaş öncesi tedarik hacminin yüzde 40’ına denk geliyor. Bununla birlikte, Ukrayna’nın kararlı bir müttefiki olan Polonya tarafından kontrol edilen Yamal-Avrupa boru hattı ve Kuzey Akım 2’nin henüz açılmamış olması nedeniyle, bunlardan herhangi birine dönmek, Kuzey Akım 1’in motorlarını yeniden açmaktan çok daha zor olacaktır.

Ne Miss Marple ne de Hercule Poirot (ç.n. Agatha Christie romanlarının kahramanları), boru hattı patlamalarının arkasında kimin olduğunun gizemini çözmek için ortaya çıkmayacak. Ancak günümüzün giderek şeffaflaşan dünyasında, gerçekler uzun süre sümen altında kalmayabilir.”

Bu yazı ilk kez 3 Ekim 2022’de yayımlanmıştır.

 

Sergey Vakulenko’nin Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’nın internet sitesinde yayınlanan “Şok ve Dehşet: Kuzey Akım Boru Hatlarına Kim Saldırdı?” başlıklı makalesinden bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ise yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://carnegieendowment.org/politika/88062

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend