Jeo-Strateji

16 Haziran 2022

Yazdır

NATO paraya mı, savunmaya mı odaklanacak?

Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) tarihinin en kritik zirvelerinden birine hazırlanıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sürdüğü, yani savaşın Avrupa’ya döndüğü bir dönemde, toplanacak olan zirve pek çok açıdan büyük önem taşıyor.

Liderlerin zirvede, ittifakın gelecek 10 yıldaki yönünü (bu arada Rusya’ya karşı tavrını da) belirleyeceği bir ‘strateji belgesi” imzalaması bekleniyor.

Son 5 yılını savunma harcamalarını artırma konusuna odaklanarak geçiren ittifakın bu hassas zirvede aynı tartışmalara girip girmeyeceği merak konusu.

Uluslararası Güvenlik Programı’nın ve Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün kıdemli üyelerinden Kathleen J. McInnis ile onunla aynı enstitüden olan ve bir dönem ABD Savunma Bakanlığı’nda üst düzeyde görev yapmış olan Daniel Fata, Foreign Policy dergisi için kaleme aldıkları yazıda bu konuyu ele alıyorlar. İki yorumcu, böyle bir ortamda NATO üyelerinin savunma yükünün paylaşılması tartışmalarına girmesinin ittifakın güvenirliğine büyük darbe vuracağını vurguluyorlar:

“NATO’nun Haziran ayı sonunda yapılacak Madrid Zirvesi yaklaşırken, müttefik ülkelerin savunmaya çok az bütçe ayırdığı daha yüksek sesle tartışılmaya başlandı. NATO üyesi ülkelerin savunma bakanları 2006 yılında her yıl gayrisafi yurtiçi hasılalarının en az yüzde ikisini ülkelerinin savunmasına harcama söz vermişti. Bugün bu hedef ittifakın tabusu haline geldi. Özellikle diğerlerinin çok az harcadığı ısrarla vurgulayan Amerikalılar için durum böyle…

Bunda belli bir gerçeklik payı var, ama NATO açısından bu miktarı takip etmekten çok daha acil meseleler var. Liderler kimin savunmaya yeterinde para ayırıp ayırmadığıyla ilgilenmek yerine, paranın nereye harcandığı ve özellikle Avrupa’nın güvenlik yükünün nasıl paylaşılacağına dair daha zor sorular üzerinde durmalılar.

Avrupa savunmasını yıllarca ihmal etti

NATO’nun Avrupalı ülkeleri 2006’da verdikleri taahhütlerin gerisinde kaldı. Böyle olunca yıllarca yeterli yatırım bütçesi alamayan Avrupa ordularının operasyon kabiliyetlerinin azalması da şaşırtıcı olmadı. Bunun üzerine en az yüzde 2 savunma harcaması taahhüdü 2014’te Galler’de düzenlenen liderler zirvesinde bir kez daha teyit edilmek zorunda kalındı. Zira Avrupa’nın güvenliğini sağlamadaki aslan payı, her yıl milli gelirinin yüzde üçünden fazlasını savunmaya harcayan ABD tarafından üstleniliyordu. 2014’te tartışıldığı üzere, NATO ülkeleri GSYİH’lerinin en azından yüzde ikisini savunmaya harcarlarsa ABD transatlantik güvenliğine yatırım yapmayı sürdürmek daha cazip hale gelecekti.

Rusya-Ukrayna krizi Avrupalıları uyandırdı

Tüm NATO liderlerinin asgari yüzde iki savunma harcaması hedefini tutturmaya ikna etmek övgüye değer bir başarıydı, ama bu hedef, eğer Rusya yılın başında Ukrayna’yı işgal etmese başarılamazdı. Rusya’nın müdahalesi, yüzde 2 hedefinin hem operasyonlar için yetersiz hem de stratejik olarak zarar verici olduğunu kanıtlandı.

Asgari yüzde 2 hedefi genellikle, savunma bakanları maliye bakanlarının bütçe kısıntılarından kurtulmasına yardımcı olabilecek bir siyasi mekanizma olarak düşünülmüştü. Ancak yüzde 2, bir çıktı ölçüsünden ziyade bir girdidir. Diğer bir deyişle, ülkelerin yeterince harcama yapıp yapmadığından çok, bu yüzde 2’nin nasıl harcandığı çok daha önemlidir. Rusya’nın Ukrayna’da sergilediği amatörce yaklaşımın ne kadarının Rusya’nın teknolojik yetersizliğine ne kadarın ise Moskova’nın stratejik kabiliyetsizliğinden kaynaklandığı hararetle tartışılıyor. Hangisi doğru olursa olsun bu müdahale, ülkelerin savunmaları için daha fazla yatırım yapması gerektiğini net biçimde ortaya koydu. Üstelik NATO’nun kuzeydoğu sınırı yakında, deniz ve hava sahası dahil olmak üzere, daha da genişleyecek.

Para nereye harcanacak?

Rusya’nın saldırganlığının artması büyük bir olasılıkken ve Afganistan sorunu henüz tümüyle geride bırakılmamışken, bölgesel savunma ve caydırıcılık yeniden önem kazanacaktır. Bölgesel savunma keşif operasyonlarına benzemez, daha çok insan gerektirir ve “insan” şaşırtıcı derecede pahalıdır.

Evet, Almanya dahil bir dizi Avrupa ülkesi, Ukrayna’nın ardından savunma harcamalarını artırmaya karar verdi, ama bu paralar nasıl kullanılacak? Stratejik düzeyde, yüzde 2’lik minimum hedef daha da sorunlu hale geldi.

İttifakın değeri parayla ölçülebilir mi?

İttifaklar, devletler arasında sadece güvenlik ve savunmadan çok daha derin ve geniş bir iletişim ve işbirliği çerçevesidir. ABD için NATO’nun faydası askeri işbirliğinin çok ötesindedir. Ne yazık ki, yüzde 2’lik minimum hedef, güvenlik yükünün paylaşımını matematiksel hesaba indirgiyor. Ama ittifakların değeri dolar ve euro ile ölçülemez.

Avrupalı ortakların bir araya gelmekten rahatsız olabilecekleri asgari bir rakamı gereğinden fazla vurgulanması, ABD’nin bir şekilde aldatıldığı izlenimine katkıda bulunacaktır ve bu tehlikelidir. Bir önceki ABD başkanı (Donald Trump) için Avrupa’yı yüzde 2’lik minimum hedef konusunda yıllarca hırpaladıktan sonra ABD açısından adil olmayan bir anlaşmaya varıldığını düşünmesi ve iddialara göre ABD’yi neredeyse NATO’dan çıkarmaya girişmesinde şaşılacak bir şey var mı? ABD’nin geleneksel dış politika kurumlarının NATO’ya verdiği destek güçlü olabilir. Ama ABD iç politikasının hızla değiştiği bir dönemde aynı zamanda potansiyel olarak kırılgandır.

En az yüzde 2, günümüzün güvenlik ihtiyaçlarının askeri olmayan boyutlarını hesaba katmıyor. Ekonomik ve siyasi dinamikler bir ulusun güvenliği için kritik öneme sahiptir. Hatta NATO ülkeleri halkları açısında söz konusu dinamikler belki de ülkelerinin askeri kabiliyetlerinde de önemlidir. Nitekim Avrupa devletleri, hayati önem taşıyan, ancak askeri bütçelere tam olarak yansımayan dezenformasyon ve siber savaş gibi zorluklarla başa çıkmada ön saflarda yer aldı.

Belki de NATO Anlaşması’nın 2’inci maddesi bu nedenle vardır. Bu madde askeri ittifak taahhütlerinin ekonomik ve politik politikaların güçlendirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Çinli teknoloji devi Huawei’nin NATO ülkelerine yaptığı yatırımların da gösterdiği gibi, ticari yatırımların güvenlik boyutlarının dikkate alınmaması ittifak üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

Yeni “Stratejik Konsept” ne olacak?

NATO hükümetleri Madrid’de bir araya geldiklerinde, ittifakın küresel stratejik ortamı nasıl gördüğüne ve buna nasıl hazırlanmaları gerektiğine dair bir vizyon belgesi olan güncellenmiş bir “Stratejik Konsepti” onaylayacaklar. Bu kavramı anlamlı ve sürdürülebilir bir siyasi gerçekliğe dönüştürmek için ittifakın yük paylaşımının nasıl yeniden ayarlayacağına dair zorlu, ama gerekli bir müzakere sürecine girmesi gerekiyor.

Ukrayna’daki savaş, NATO müttefiklerine en az yüzde 2 harcamanın gerekli olduğunu, ancak bu miktar da geleceğin harp ortamı için yeterli olmadığını öğretmiş olmalı. Ama yüzde 2 üzerine tartışmalar devam ederse NATO pire için yorgan yakmış olacak.

Bu teorik bir konu değil: Ukrayna’daki savaş devam ettikçe ve NATO ülkelerindeki halk arasındaki siyasi irade farklılaşmaya başladıkça, halen yüksek olan NATO’ya halk desteği azalabilir. Diğer güvenlik sorunları bir yana, Ukrayna’daki savaş ne zaman ve ne şekilde biterse bitsin Rusya ittifakın en doğudaki komşuları için bir tehdit olmaya devam edecek. NATO’nun, Rusya’yı caydırmak ve Avrupa’yı savunmak için nasıl işleyeceği ve modernleşeceği konusunda gerçek stratejik tartışmalara ihtiyacı var. Sadece harcanan dolar ve euro seviyelerine odaklanmak daha büyük hedefi kaçırıyor. Hiçbir NATO ülkesi bunun olmasını göze alamaz.”

Bu yazı ilk kez 16 Haziran 2022’de yayımlanmıştır.

 

Kathleen J. McInnis ile Daniel Fata’nın Foreign Policy’de yayınlanan “Yüzde 2 Savunma Harcaması NATO’nun güvenilirliği için kötü” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafında çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://foreignpolicy.com/2022/06/10/2-percent-defense-spending-nato-budget-bad-target/?utm_source=PostUp&utm_medium=email&utm_campaign=Editors%20Picks%20OC&utm_term=43216&tpcc=Editors%20Picks%20OC

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend