Jeo-Strateji

24 Mart 2022

Yazdır

Pakistan’da iktidar mücadeleleri ve İmran Han’ın geleceği

Bir süredir büyük bir ekonomik krizle uğraşan Pakistan’da şimdi de hükümet krizi yaşanıyor. Ödemeler dengesi sorunuyla karşı karşıya kalan ülke, bir taraftan IMF’ye bir taraftan da Çin ve Suudi Arabistan gibi ülkelere epey borçlanmış durumda. Küresel krizin etkisiyle yükselen enflasyon, petrol ve elektrik fiyatlarının artması, yaşam maliyetlerinin yükselmesi Pakistan Başbakanı İmran Han’ın yönetimini acil bir çıkış stratejisi bulmaya zorluyor.

Ekonomik krizin sorumlusu olarak siyasal iktidarı gören muhalefet partileriyse protesto yürüyüşleri ve mitinglerle iktidarı zorluyor. Ayrıca, Başbakan İmran Han’a karşı “güvensizlik oyu” önergesini 8 Mart’ta Ulusal Meclis Başkanı Sekreterliği’ne de sundular. Mevcut durumda Meclis’te 162 oya sahip muhalefet partilerinin başbakanı görevden alabilmesi için 172 oya ulaşması gerekiyor. Muhalefet bu sayıya ulaşmak için, gerek iktidar koalisyonundaki diğer partileri yanına çekmeye çalışıyor gerekse de muhalefetin diğer unsurlarıyla görüşmeler organize ediyor.

İç ve dış siyasette en önde gelen belirleyicilerden biri olan Pakistan ordusunun nasıl bir pozisyon takınacağı da tartışma konusu. Pakistan’a milyonlarca dolar yatırım yapmış Çin’in tutumu da konunun bölgesel dengeleri etkileyebilecek jeopolitik boyutunun olduğunu ortaya koyuyor.

Özetle, ülkede yalnızca “Yeni Pakistan” kurma vaadiyle iktidara gelen İmran Han’ın geleceğine ilişkin değil, bunun çok ötesine geçen siyasal etkiler doğurabilecek potansiyele sahip bir kriz yaşanıyor.

Muhalefetin repertuvarı

2018’de merkez sağdaki Pakistan Müslüman Ligi’nin (N) “Panama Belgeleri” üzerinden yolsuzluk tartışmalarıyla iktidardan indirilmesi sonrası Ordu’nun desteğiyle iktidara gelen İmran Han yönetimi, o günden bu yana “Yeni Pakistan” kurma vaadiyle bir taraftan yolsuzluğu bitirme bir taraftan da ekonomik büyümeye odaklanmıştı.

Onun karşısındaysa, yıllardır birbirlerine düşman gibi yaklaşan merkez sağ Pakistan Müslüman Ligi (N) ve merkez sol Pakistan Halk Partisi’nin (PHP) öncülüğünü yaptığı, İslam Âlimleri Cemiyeti-Fazl (JUI-F) gibi partilerin de dâhil olduğu Pakistan muhalefeti var ve neredeyse son bir yıldır İmran Han’ı devirmeye çalışıyorlar.

Muhalefet, Güney Asya siyaseti için vazgeçilmez bir protesto biçimi olan devasa yürüyüşler organize etti ama asıl stratejisi gensoru oylamasıyla hükümeti düşürmek. Bunun için de Meclis çoğunluğu yakalayabilmek adına hem iktidar koalisyonunu dağıtmaya hem de koalisyon dışında bulunan tüm aktörleri kendi etrafında toplamaya çalışıyor. Bu amaçla gensoru oylamalarında kendilerine destek verebilecek başta siyasal İslam ekseninde siyaset yapan Cemaat-i İslami ve Peştun Solu diyebileceğimiz Halkın Ulusal Partisi olmak üzere muhalefetteki diğer partilerle sık sık bir araya geliyorlar ve onları kendi saflarına çekmeye çalışıyorlar. Ayrıca İmran Han’ın kendi partisi içindeki hiziplerle de dirsek teması içindeler. Bu hiziplerdeki milletvekili sayısının 30 civarında olduğu söyleniyor. İmran Han ise, kendi partisindeki bu bölünmelerin nedeninin Ukrayna nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlarla dâhil olmadığı için Batı’nın komplosu olduğunu söylüyor ve tıpkı muhalefet gibi, büyük yürüyüşlere hazırlanıyor.

Pakistan’ın federal yapısı

Pakistan, eyalet yönetimlerinin belli derecede özerkliğe sahip olduğu federal bir parlamenter cumhuriyet. Yürütme yetkisi, merkezde iki meclisli parlamento ve yargı ile uyumlu bir şekilde çalışan Başbakan liderliğindeki ulusal kabineye ait. Çok partili bir demokrasi olan Pakistan’da siyasal partiler Ulusal ve Eyalet meclislerinde daha fazla sandalye kaparak yönetimleri ele geçirmeye çalışır. Nitekim şu an merkezi yönetimin başında bulunan İmran Han liderliğindeki merkez parti olan Pakistan Adalet Hareketi ülkenin en büyük eyaleti olan Pencap’ta iktidarda. Belucistan’da ise iktidarı Belucistan Halk Partisi ile kurduğu koalisyonla aracılığıyla elinde tutabiliyor. Sind gibi eyaletlerde merkez sol siyaseti takip eden Pakistan Halk Partisi iktidarı kontrol ediyor.

Bu kapsamda muhalefet, İmran Han’ı ulusal Meclis’te güvensizlik oyu ile iktidardan devirmek için Pencap ve Belucistan eyaletleri meclislerinde de güvensizlik oyu kartını devreye sokmaya, iktidarı destekleyen partileri de havuç ya da sopa yöntemiyle ikna etmeye çalışıyor. Bu çerçevede İmran Han yönetimi sonrası için, çeşitli partilere gerek ulusal gerekse eyalet düzeyinde kritik görevler önerdikleri kulislere yansıyor. Fakat bütün bu çabalar bir yana, ülkede herkesin kabul ettiği gerçek şu ki, hem iç hem de dış politikada son sözü söyleyen aktör Pakistan Ordusu.

Ordu İmran Han’dan desteğini çekiyor mu?

Her fırsatta siyasetle hiçbir ilgisi olmadığını dile getiriyor olsa da, asker desteğiyle gelen İmran Han’ın güven oylamasında tarafsız kalması bile iktidarın aleyhine olduğu izlenimi doğuruyor. Yine askerin izni olmadan muhalefetin bu kadar ilerlemesinin mümkün olmayacağı kabul ediliyor, Ordu ve muhalefet elitlerinin defalarca bir araya gelerek konuyu görüştükleri de iddialar arasında yer alıyor.

Ordu ve İmran Han’ın arasının ilk olarak Pencap Eyalet Başbakanlığına Osman Buzdar gibi Ordu’nun istemediği ve yetkin görülmeyen birinin getirilmesiyle açıldığı iddia ediliyor. Ekonomik kriz ve kötü yönetişimin askerî elitler arasında huzursuzluğu arttırdığı düşünülüyor. Ancak bardağı taşıran son damla, Pakistan İstihbarat Servisi (ISI) Şefi’nin atanması konusunda yaşandı. İmran Han’a yakınlığıyla bilinen dönemin ISI Şefi Faiz Hamid’in Ordu’nun başına getirilmek adına görevden alınıp özgeçmişinde bulunması gereken bir bölge komutanlığına atanması, Başbakan’ın Ordu’nun kritik mevkilerine kendine yakın isimleri getirmeye çalıştığı tartışmalarını başlatmıştı. O zamandan bu yana Ordu’nun İmran Han yönetiminden istikrarlı bir şekilde uzaklaştığı ve krizlerde yalnız bıraktığı dile getiriliyor. Askerî düzenin hâlâ kendisini desteklediğini savunan İmran Han’ın askerin hırsızları desteklemeyeceğini iddia ettiği sert mesajlar yolladığı TV konuşmaları sonrası ise krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

Bir taraftan İmran Han’ın kendisine bu kadar güvenmesinin ardındaki sebep tartışılıyor; diğer taraftan da Ordu’nun bu saatten sonra onunla yola devam etmesinin kendi itibar ve etki kapasitesini zedeleyeceği dile getiriliyor. Bu açıdan yumuşak geçiş ihtimalleri şu an Pakistan siyasetinin belki de en öncelikli gündemine karşılık geliyor. Kararsız vekillerin ise bu noktada ordudan gelecek bir sinyale göre hareket etmesi bekleniyor. Tüm opsiyonların tüketilip Ordu’nun darbe tarzı bir müdahalede bulunması için ise henüz böyle bir zeminin olmadığı söylenebilir.

Çin’in meseleye dâhil oluşu

Ülkedeki bu karışık duruma Çin de müdahil oldu. Çin’in ülkedeki Misyon Başkan Yardımcısı Pang Chunxue’nin gensoru oylamasında belki de en kritik parti olarak görülen ve Meclis’te 5 sandalyeye sahip Pakistan Müslüman Ligi’nin (Q) liderleriyle buluşup mevcut siyasi durumu tartışması ve de bu partinin liderlerinin “Çin, Pakistan’da siyasi ve ekonomik istikrar istiyor” yönündeki açıklamaları hem İmran Han’ın elini güçlendirdi hem de meselenin bölgesel siyaset açısından da ne kadar önem arz ettiğini bir kez daha hatırlattı.

Öyle ki muhalefet, İmran Han’ı koltuğundan indirmeyi başarabilse bile, ondan sonrası için mevcut yol haritası noktasında büyük bir muğlaklıkla karşı karşıya. Böyle bir belirsizlik durumunda zaten kriz içerisinde bulunan ülkenin daha büyük bir istikrarsızlığa yuvarlanabilecek olması ise ülkeyi küresel vizyonu adına en kritik partneri olarak gören Çin’in stratejik çıkarlarına ters bir durum ortaya çıkarabilecek.

Alternatif gelecek tartışmaları

Çin’in meseleye dâhil oluşu şüphesiz en fazla askerî elitleri yeniden düşünmeye sevk ediyor. Güven oylamasının neticesine göre ülkeyi bekleyen senaryolar da tartışılmaya devam ediyor.

İktidar cephesinden 23-24 vekilin desteğini aldıklarını iddia eden muhalefetin oylamayı kazanması durumunda İmran Han’ın yerine geçebilecek, askerin de onaylamaya hazır olduğu net bir isim bulunmuyor.

Pakistan Müslüman Ligi bir an önce seçimlere gidilmesini istiyorken; muhalefetin diğer büyük bileşeni PHP, Sind’deki hükümetini kaybetmek istemediği için seçimlere gitmeden mevcut meclisler üzerinden yapılacak kurum içi bir değişime hevesli görülüyor. Bu seçeneklere ek olarak gündemde olan başka bir senaryo da, yalnızca giden hükümet ve muhalefet lideri tarafından seçilecek geçici bir hükümet ile seçimlere gidilmesi. Ancak İmran Han ve ana muhalefet lideri Şehbaz Şerif’in böyle bir hükümet üzerinde anlaşmaya varma ihtimalleri çok düşük görülüyor. Bu durumu aşmanın tek yolu, Ordu’nun baskısıyla İmran Han’ı iktidar partisinden bir başkasıyla değiştirerek seçimlere kadar geçici bir hükümetin kurulması. Bu da önümüzdeki 4-6 ay boyunca Pakistan’ın çok sayıda hükümet değişikliği yaşayabileceği anlamına geliyor.

Büyük bir ekonomik kriz ve ciddi dış politika zorluklarının olduğu bir zamanda, böylesine bir siyasi istikrarsızlık ülkenin kaldıramayacağı bir süreç olabilir. Çin’i epey endişelendirebilecek böyle bir duruma Ordu’nun izin vermeyeceği her geçen gün daha da açığa çıkıyor. Nitekim İmran Han ve partisinin de bir taraftan gemiyi terk etmeyecek vekillere dair umut dolu açıklamalarının yanında, diğer taraftan parti disiplini ve direktifleri üzerinden vekillerine sert tedbirler uygulaması konjonktürün kendileri lehine döndüğünü okudukları yönünde ele alınıyor. Nitekim muhalefetin bileşenlerinden İslam Alimleri Cemiyeti-Fazl’in bazı liderlerin geçtiğimiz hafta tutuklanıp sonra serbest bırakılmaları da aynı yönde bir eğilim olarak değerlendiriliyor. Ayrıca İmran Han, güven oylamasını bir “dış komplo” ve yolsuzluk olaylarıyla ilişkilendirerek moral bir çerçeve çizmeyi unutmuyor. Bu moral çerçevenin de güven oylamasının ülkede düzenlenecek 23 Mart İslam İşbirliği Örgütü toplantısı sonrasına ertelenerek bir dış politika başarısı bağlamında rasyonel bir çerçeveyle desteklenmesi hesap ediliyor.

Netice olarak şu an İmran Han 7-8 muhalif vekil desteği ve 184 oy sayısıyla güven oyunu alacağını iddia ediyor. Muhalefet de aritmetik dengenin kendisinden yana olduğu iddiasında. Dolayısıyla son dakikaya kadar büyük bir çekişmeye şaşırtıcı olmayacak. İmran Han’ın bu süreçten ayakta kalarak çıkması ise asker-siyaset ilişkileri bağlamında ülkede yeni bir demokratikleşme sürecinin başlayabileceği umutlarını akıllara getiriyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 24 Mart 2022’de yayımlanmıştır.

Hayati Ünlü

Dr. Hayati Ünlü - Doktorasını Eylül 2019’da “Hindistan’da Hakim Parti Sistemi’nin Değişimi: Kurumsalcı Bir Analiz” teziyle İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalı’nda tamamladı. Ünlü’nün çalışma alanları, başta Hindistan olmak üzere Pakistan, Afganistan ve İran coğrafyalarına dair karşılaştırmalı siyasal kurumlar, devlet-toplum ilişkileri, milliyetçilik ve siyasal partilerdir. Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM)’da çalışmalarına devam eden Ünlü, aynı zamanda Türkiye Maarif Vakfı’nda Başkanlık Müşaviri olarak görev yapıyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

En Güncel Makaleler

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend