Jeo-Strateji

23 Aralık 2021

Yazdır

Putin’in Ukrayna’yı istikrarsızlaştırma hamlesi

Karadeniz’in kuzeyinde sular yine ısındı. ABD ve Ukrayna Rusya’yı Ukrayna sınırına asker yığmakla, Moskova ise Kiev’i Batı silahları alıp, Rusya sınırına yığarak ve Karadeniz’deki NATO tatbikatlarına katılarak tansiyonu artırmakla suçluyor. Peki, askerî yığınak iddiaları ne kadar doğru ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in amacı ne? Batı buna nasıl yanıt vermeye hazırlanıyor? Almanya’nın Der Spiegel dergisinin muhabirleri bu sorunun yanıtlarını aradı. Yazıdan bölümler aktarıyoruz:

“ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 7 Aralık’taki video konferans görüşmesinden üç gün önce Moskova’nın 60 kilometre batısındaki Poluşkino köyünden zırhlı araç dolu bir tren hızla geçip gitti. Takma adı “dinisvogonov” olan bir tren meraklısı trenin filmini çekti ve TikTok’ta yayınladı.

Aslında o, “dinisvogonov” adlı şüpheli kargoyu ilk fark eden kişi değildi. Başka bir demiryolu meraklısı aynı kargoyu günler önce doğuda binlerce kilometre ötede videoya almıştı. O da görüntüleri internete yüklemişti.

Dahası, askerî konularda uzman bağımsız Rus araştırmacı grubu Çatışma İstihbaratı Ekibi (Conflict Intelligence Team – CIT) vagonlardaki rakamları kullanarak trenlerin nereye gittiğini tespit edebildi. Tren, Belarus sınırına 100, Ukrayna sınırına ise 300 kilometre uzaklıktaki küçük Yelnya kasabasına gidiyordu. CIT, askerî araçların Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun memleketinin bulunduğu Moğolistan sınırına yakın konuşlandırılmış seçkin bir birliğe ait olduğunu da tespit etti. Söz konusu seçkin birlik Rusya’nın 41’inci Ordu’suna mensuptu.

Sibirya ordusunun Ukrayna sınırında işi ne?

Peki, 41’inci Ordu’yu Sibirya’dan Rusya’nın batısına getiren ne? Bu bilmece gözlemcileri bugünlerde diken üstünde tutuyor. Ayrıca ABD ve Rus liderlerin iki hafta önce iki saat konuşmasının nedenlerinden biri de bu.

Washington, Rusya’nın Ukrayna’yı yeniden işgal etme tehdidinin belirdiğine inanıyor. Bu, en azından teoride, Avrupa’da büyük bir savaşı tetikleyebilir ve Moskova’nın kıtayı yeniden iki nüfuz alanına bölünmesi girişiminin bir parçası olabilir.

41’inci Ordu’nun diğer birlikleri ve ağır teçhizatı, geçen ilkbahar, zaten batıya, Ukrayna sınırına yaklaşık 200 kilometre uzaklıktaki Voronez’e kaydırılmıştı. Söz konusu birlikler hâlâ Rusya’nın batısında… Büyük Sapad tatbikatlarından sonra bildirildiği gibi Sibirya’daki evlerine dönmek yerine Yelnya’ya aktarıldılar. Uydu görüntülerinde dizi dizi tanklar, personel taşıyıcıları ve topları görülüyor.

Moskova ayrıca, Kafkasya’da konuşlu 49’uncu ve 58’inci orduların unsurlarını ilhak ettiği Kırım’a, Moskova’daki Birinci Tank Muhafız Ordusu’nun bir kısmı da Voronez’e aktarıldı.

175 bin Rus askeri Ukrayna sınırına konuşlandırılabilir

Kremlin, gözlemcilerin kafasını karıştırmak için elinden geleni yapıp geride kalan izlerini siliyor gibi görünüyor. Elbette görünmesini istediği bazı şeyler görünüyor, ama en önemli şeyler saklı kalıyor.

Amerikan düşünce kuruluşu CNA’dan Michael Kofman, büyük resmi görmenin yine de mümkün olduğunu söylüyor. Moskova’da saygın bir isim olan Kofman, halen süren askerî yığınağın ilkbahardakinden çok daha geniş kapsamlı olduğunu söylüyor.

Washington Post’a sızdırılan bir ABD belgesine göre, 50 kadar “muharebe taktik grubu” şimdiden Ukrayna sınırına ve ilhak edilen Kırım sınırına çok da uzak olmayan bir noktaya konuşlandırıldı. Ayrıca bu noktaya 50 ek birlik nakledildi. Muharebe taktik grupları, özel bir görev için bir araya getirilen binden az askerden oluşan birlikler. Silah altına alınabilecek 100 bin yedek askerle birlikte toplam 175 bin askerlik toplam güç olabilir.

Kofman, gerçek rakam daha az olsa bile bu kadar asker toplanmasının büyük çaplı bir işgal dışında herhangi bir şey için çok fazla olduğunu söylüyor. Rusya’nın Donbass cephesini ayrılıkçı bölgenin lehine değiştirmek gibi daha önemsiz görevler için bu kadar askere ihtiyacı yok. Rusya çok az askerle Donbass’a 2014 ve 2015’de müdahalelerde bulunmuştu. Kofman bundan Putin’in olası bir saldırıya hazırlandığı ya da en azından Rus liderin istila seçeneğinin masada olmasını istediği sonucuna ulaşıyor. Özellikle Putin’in bu hazırlıkları gizli tutması endişe yaratıyor. İlkbaharda bunu gizli tutmamıştı.

Askerî yığınağın izleri siliniyor

CIT, sınırdaki tahkimatın sosyal medyada silindiğini, TikTok videolarının kısa sürede yok olduğunu, çünkü kısmen de olsa Rus istihbarat servisi FSB’nin Ekim ayından beri bunları askerî sır olarak gördüğünü söylüyor.

Kofman “Çok sayıda teçhizat aşağı yukarı geceleri taşındığı için artık nerede olduklarını bilemiyorsunuz.” diyor, ancak bir istila için henüz erken olduğunu sözlerine ekliyor. Moskova’daki bir NATO üyesi ülkenin gözlemcisi, bunun olabilmesi için gerekli cephane, yakıt ve gıdanın cepheye nakledilmesi gerektiğini söylüyor ve “Bunun gerçekleştiğini henüz görmüyoruz” diye ekliyor.

Her halükârda birliklerde hareketlilik sürüyor. Biden ile Putin konuştuktan bir gün sonra bir TikTok kullanıcısı Voronez’den tren istasyonunda bekleyen Buk füze sistemleri, zırhlı araçlar ve havan toplarının yeni görüntülerini yayınladı.

Putin diplomatlara işaretini vermiştir

Birkaç hafta önce soğuk bir Kasım gününde Putin, Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda yaptığı konuşmada, stratejisini kısmen ifşa etmişti. Konuşma, asker konuşlandırmayı haber veriyor gibiydi. Putin, ilk kez Rusya’nın Batı’da gerginliği “tetiklemesinden” bahsediyordu ve bunu açıkça olumlu yorumluyordu. Putin, Batı’nın Rusya’nın NATO’nun doğuya doğru genişlemesine karşı çıkışını görmezden geldiğini, ama bunun nihayet değişmeye başladığını söylüyordu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “Rusya’nın güvenliğini sağlayan ciddi uzun vadeli garantiler” için Batı’ya baskıda bulunması gerektiğini vurguluyordu.

Putin de ilk kez somut bir talepte bulunuyordu: NATO’nun doğuya daha fazla genişlemeyeceği veya askerî altyapısını daha fazla zorlamayacağına dair resmî bir güvence…

Ukrayna’nın “Finlandiyalaşması”

Dış politika uzmanı Lukyanov, Moskova’nın II. Dünya Savaşı’ndan sonra küçük komşusu Finlandiya’ya dayattığı tarafsız statüye atıfta bulunarak Ukrayna’nın “Finlandiyalaşmasından” bahsediyor. Putin’e göre Rusya, Ukrayna devletinin varlığını ancak Rusya’nın dostu olarak kaldığında tanıyabilir.

Rusya’nın Donbass’taki askerî yenilgisinin ardından 2015 yılında Ukrayna’ya dayattığı Minsk Protokolü, Ukrayna’nın Moskova’ya karşı kampa geçemeyeceğinin garantisiydi. Lukyanov buna “acil durum freni” diyor. Anlaşmaya göre, Donbass’a Ukrayna anayasasında geniş kapsamlı haklar veren özel bir statü verilmelidir.

Ancak bu acil durum freni başarısız oldu. Ukrayna hiç hız kesmeden Batı’ya doğru ilerliyor. Kremlin’in bakış açısından bu durumu izlemek sinir bozucu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Başkan Vladimir Zelenskiy, selefinin Batı yanlısı yönelimini sürdürüyor, hatta Putin’e ve onun Ukraynalı seçkinler arasındaki en yakın dostu oligark Viktor Medvedchuk’a yaptırım bile uyguladı. Minsk Protokolü’nün uygulanma olasılığı azalıyor.

Bu arada, Ukrayna’nın birçok NATO ülkesiyle askerî işbirliği yoğunlaşıyor. Ukrayna, Türkiye’den Bayraktar silahlı insansız hava aracı (SİHA) aldı. Bunlar, Azerbaycan’ın 2020’de Ermenistan’a karşı başarıyla kullandığı SİHA’ların aynısı. İlk kez Ekim ayında Donbass’ta cephede Rus topçularını hedef alarak kullanıldılar. Ukrayna ayrıca ABD’den Javelin tanksavar silahları aldı.

Bu silahların, elbette Rus ordusundan çok Moskova yanlısı ayrılıkçılar için bir tehdit oluşturma olasılığı daha yüksek. Ancak bu eğilim tek başına Moskova’yı endişelendirmeye yetiyor. Lukyanov, “Ukrayna, NATO üyesi olmadan ittifakın ve ABD’nin bir ileri karakolu mu oluyor?” diye soruyor.

ABD blöfü görüyor, yine de kızıyor

Tek başına hareket eden Putin’in aksine Biden, Washington’un müttefikleriyle safları yakınlaştırmaya çalışıyor. ABD, geçtiğimiz haftalarda kapalı kapılar ardında Avrupalıları, Moskova’ya karşı daha sert bir duruş sergilemeye çağırdı.

Putin’in Dışişleri Bakanlığı’ndaki açılış konuşmasından bir gün önce, Brüksel’deki NATO karargâhına alışılmadık bir konuk geldi. Kuzey Atlantik Konseyi’nin dinleme cihazından arındırılmış toplantı odasında ABD istihbarat teşkilatlarının koordinatörü Avril Haines, tam bir destek kadrosuyla NATO üye devletlerinin büyükelçilerinin önüne çıktı.

Toplantı hakkında bilgi sahibi kaynakların bildirdiğine göre, Haines girizgâhı kısa tutup doğrudan konuya girdi ve Müttefik istihbaratına Rus yığınağının fotoğraflarını gösterdi. Ukrayna sınırına yakın bir askerî yığınak, bazıları son derece net uydu fotoğraflarında açıkça görülüyordu.

NATO Konseyi’ne sunulan ABD analizi afallatıcıydı: Bu kadar askerî yığınakla Rusya, Ukraynalılar dirense bile birkaç gün içinde bu ülkeyi işgal edebilecek ve fethedilen toprakları elinde tutabilecek bir konumda olacaktı. Müttefiklere takip eden günlerde benzer bireysel brifingler verildi. Almanya’da ABD, hem istihbarat servislerine hem de Dışişleri Bakanlığı’na geçmişe göre daha detaylı bilgi sağlıyor. Yakın bir saldırı yok gibi görünüyor ancak bir saldırı ihtimali Batı’dan ortak bir yanıt gerektiriyor.

NATO Konseyi’ndeki sunumdan ancak iki hafta sonra ABD, ittifakın Riga’daki dışişleri bakanları toplantısında konuyu siyasi düzeye taşıdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rus bankalarına karşı sert yaptırımlar önerdi ve Rusya’nın en büyük finans kurumu olan Sberbank’tan özellikle bahsetti. İngiltere Dışişleri Bakanı Elizabeth Truss, Rusya’nın uluslararası ödeme sistemi SWIFT’e erişimini kesme fikrini de gündeme getirdi.

İngiltere ayrıca Alman-Rus doğalgaz boru hattı Kuzey Akımı 2’nin Moskova’ya bağımlılığı daha da artıracağı konusunda uyardı. Proje tamamlandı, ancak boru hattının faaliyete geçmesi için Almanya veya Avrupa Birliği’nden hâlâ onay alınmadı. Almanlar, en azından gaz boru hattını olası cezai tedbirler listesine dahil etmeye ikna edildi. Anlaşmaya göre Rusya Ukrayna’yı işgal ederse, Almanya boru hattı projesini derhal durdurmak zorunda kalacak.

Dışişleri bakanları Amerikalıların öfkesi karşısında şaşırdılar. Ancak birçok Avrupalının tepkisi ihtiyatlı oldu. Çünkü Rusya’nın aslında Ukrayna’yı işgal etmeyi planladığına dair yeterli kanıt görmüyorlar. ABD de birliklerin konuşlandırılmasını sadece bir provokasyon olarak görüyor ama Putin’in yanına kâr kalmasını da istemiyorlar.

Beyaz Saray, Biden’ın görüntülü görüşmesi sırasında Putin’i gerçekte hangi yaptırımlarla tehdit ettiğini açıklamadı. Ayrıca Biden, görünüşe göre Putin ile ikili görüşmeleri ilerletmeyi kabul etti. İki cumhurbaşkanının Haziran ayında Cenevre’de gerçekleştirecekleri zirvede Avrupa’nın güvenliğine ilişkin görüşmeler de olacak.

Putin yığınağı ne zaman kaldırır?

Ancak bu, Putin’i askerî yığınağı geri çekmesine yetecek mi? Putin’in oradaki asker tahkimatı gereğinden fazla sürdürmesi çok pahalıya patlayabilir. Öte yandan söz konusu yığınak büyük tavizler vermeden geri çekilemeyecek kadar büyük. Kofman, “İnsanlar blöf yaptığını görmeden önce aynı oyunu kaç kez oynayabilirsin?” diye soruyor.

Kiev’in sınıra yakın Rus tanklarına bu kadar sakin tepki vermesi gerçekten şaşırtıcı. 2014-2019 yılları arasında Ukrayna ordusunun genelkurmay başkanı olarak görev yapan Viktor Muzhenko, “Tehdit, ilkbaharda olduğundan daha güçlü ve daha gerçek hissettiriyor” diyor. Rus ordusunun sadece üstün hava gücüne sahip Ukrayna ordusundan daha üstün olduğundan kuşkusu yok. Ancak bir işgalin Rusya’ya maliyetinin yüksek olacağını söylüyor: “Direniş çok, çok güçlü olacaktır.” Muzheno sonuçta işin topluma kalacağını, Putin’in muhtemelen ülkeyi öncelikle içeriden zayıflatmaya çalışacağını düşünüyor. Muzhenko, “Herhangi bir askerî işgalin ön koşulu, Ukrayna’nın siyasi istikrarsızlaştırılmasıdır” diyor.

Kiev’deki bir düşünce kuruluşu olan Razumkov Center’da askerî uzman olan Nikolay Sungurovski, “Tabii ki Ukrayna Rusya’ya karşı tek başına duramaz” diyor. Elbette NATO, Ukrayna ittifaka üye olmadığı için muharip birlikler göndermez, diyor. Sungurovsky, Rusya’nın iki askerî yenilginin ardından Ukrayna’nın şimdi Minsk 1 ve Minsk 2 olarak adlandırılan Minsk ateşkes anlaşmalarını imzalamak zorunda kaldığı 2014 ve 2015 senaryosunu tekrarlamak istemesinden endişe duyuyor.

Sungurovski, Putin’in ülkeyi bir yenilgiye daha zorlamak istediğini savunuyor ve “Ukrayna’yı Minsk 3’e hazırlıyor” diyor. Ukrayna ilk iki yenilgiyi yüzlerce kayıpla ödedi. Sungurovsky bu kez kaybın binlere ulaşmasından endişe ediyor.”

Bu yazı ilk kez 23 Aralık 2021’de yayımlanmıştır.

 

Christian Esch, Christina Hebel, Roland Nelles, Matthias Gebauer ve Christoph Schult’un Spiecel International sitesinde yayınlanan “Putin’in Ukrayna’yı İstikrarsızlaştırma Adımı” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.spiegel.de/international/world/russian-military-buildup-putin-s-move-to-destabilize-ukraine-a-4a168a14-96ee-4491-8ed3-d25e29838017

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

En Güncel Makaleler

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend