Jeo-Strateji

25 Şubat 2022

Yazdır

Rusya ve Ukrayna’yı neler bekliyor? Putin’in zihninde ne var?

Ukrayna’nın doğusundaki Donbass’a, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in emriyle özel askerî operasyon başlatıldı sabahın erken saatlerinde. Çok geçmeden hava saldırılarına geçildi. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’daki askerî hava limanları ve hava kuvvetlerinin “yüksek hassasiyetli silahlarla” etkisiz hale getirildiğini duyurdu. Öte yandan, Rus askerlerinin Kiev’e girdiği haberleri geldi.

Uluslararası politika uzmanı, gazeteci, yayıncı ve eski diplomat Alexander Bauno, Carnegie Moscow Center için yazdığı yazıda son gelişmeleri yorumluyor.

Yazıdan önemli bölümleri aktarıyoruz:

“Rusya, Ukrayna’dan ayrılan bölgelerin bağımsızlığını resmen tanıdı, ancak Moskova’nın niyetleri ile ilgili soru işaretleri sürüyor. Putin’in öngörülebilir olmayı veya başkalarının zaman çizelgesini takip etmekten hoşlanmadığı ve yaptığı hamlelerde askerî özel harekatların mantığını izlediği göz önüne alındığında, bu bölgelerin tanınmasının ne anlama geldiği konusunda bazı kafa karışıklıkları var. Sınırda askerî yığınak yapılması ve Ukrayna’yı işgal etme tehdidi, Rusya’nın sözde Donetsk ve Luhansk halk cumhuriyetlerini (DNR ve LNR) tanıması için bir örtbas operasyonu muydu? Yoksa cumhuriyetlerin tanınması, Ukrayna’nın işgal edilmesi ve mevcut hükümetin devrilmesi için bir örtbas operasyonu muydu?

Başka bir ihtimal daha var: Bütün bunlar Rusya’nın bölgedeki ana diplomatik hedefi olan Ukrayna’nın federalizasyonu ve Batı’dan uzaklaştırılması ile ana küresel hedefi olan Rusya’nın Soğuk Savaşı kaybeden ülke olduğu algısına son vermek için süregelen bir örtbas operasyonu olabilir mi?

Ukrayna sınırlarında savaş düzeni

Donbass’taki cumhuriyetlerinin tanınması beklenmiyordu, çünkü bu, aşırı basit ve dolayısıyla Rusya’nın elindeki araçların boyutunu yansıtmayan düşük bir ihtimal olarak görülüyordu. Moskova’nın, yalnızca sahadaki statükoyu ayarlamak için ordusunu Ukrayna sınırlarında savaş düzenine geçirmesine, Batı’dan Soğuk Savaş’ın sonucunu resmen iptal etmesini talep etmesine ve askerî tatbikatlarda nükleer başlık takılabilen füzeleri fırlatmasına gerek yoktu. Bu, dağın kükremesi ve bir fare doğurması olayıdır.

Yine de, dağ kükrediği için, statükoyu değiştirmeden itibarını koruması mümkün değildi. Ukrayna’yı işgal etmek çok riskli olurdu ve bu aşamada planın bir parçası olması mümkün değil. Kremlin, Afganistan ve Irak’ta alınan dersleri gördü: Bir düşmanın ordusu mağlup edilse de, bu size ülkenin kontrolünü kesin olarak sağlamayabilir.

Ayrıca, Ukrayna’nın işgal edilmesi Batı için bulunmaz bir nimet olurdu, çünkü en azından böyle bir durum, son haftalarda Rus yorumcular arasında alay konusu olan Batı’nın Rusya hakkındaki en büyük korkularını, Batı medyasının doğruluğunu ve Batı istihbaratının kalitesini doğrulayacaktı.

Batılı istihbarat raporlarını haklı çıkarma konusunda isteksiz olan Putin, en az beklenen ve en az hazırlıklı olunan seçeneği tercih etti: yedek seçenek. En kötü ihtimal, yani Ukrayna’nın işgal edilmesi bekleniyordu. Batılı liderler, çarpıcı ifadelerine ve telaşlı diplomatik çabalarına bakıldığında, askerî kanıtlara ve kendi istihbaratlarına dayanarak işgalin yakın zamanda gerçekleşeceğine gerçekten inanıyorlardı ve çabalarını en tehlikeli sonuç olarak bu senaryoya yoğunlaştırmışlardı.

Almanya ve Fransa suç ortağı

Görünüşe göre cumhuriyetlerin tanınması, Ukrayna’nın doğusundaki çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan Minsk Protokolü’nün Ukrayna tarafından hayata geçirilmesindeki başarısızlıkta Almanya ve Fransa’nın suç ortağı olduğunu ortaya koyan belgelerin Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından Kasım ayında yayınlanmasıyla başlayan mevcut krizin planlanan ilk sonucuydu.

Moskova’nın DNR ve LNR’yi resmen tanıyacağı hususunda, Washington ve Londra yerine Paris ve Berlin’i bilgilendirmesiyle Rusya’nın planı artık son aşamasına girdi.

Bazı açılardan söz konusu cumhuriyetlerin tanınması, Batı için bir armağandır. Rusya, Batı’ya çetrefilli güvenlik meselelerinde kendisiyle yürüttüğü müzakerelerden çekilmesi ve yaptırımlar uygulaması için bir bahane sağladı. Aynı zamanda bu, Ukrayna ve Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski için en kötü sonuç değil.

Minsk Anlaşmaları, Kiev için öyle bir yüktü ki, anlaşmalar Ukrayna’dan ziyade Rusya tarafından feshedildiği için utanç verici toprak kaybına rağmen Ukrayna rahatlayacaktır. Her halükarda, söz konusu cumhuriyetlerin tanınması, tıpkı daha önce Kırım’ın Rusya tarafından ihlakında olduğu gibi, Ukrayna’nın bu toprakların iadesini talep etmesi ve tarihin onlara böyle bir fırsatı sunmasını beklemek için bir engel değil.

Rusya üçüncü seçeneği tercih etti

Cumhuriyetlerin tanınması, Rusya için bir fırsat; zira bu gerilimin zirvesinde somut bir kazanç anlamına geliyor. Öte yandan eli boş bir şekilde geri çekilmek, Kremlin’in prestiji ile ülkenin askerî ve diplomatik organları için oldukça yıkıcı bir sonuç olurdu.

Rusya’nın elinde üç seçenek vardı: Minsk Protokolü vasıtasıyla federalizasyon için Kiev’e baskı uygulamak; Batı’yı NATO’nun genişlemesine son vermeye zorlamak ve Donbass cumhuriyetlerini tanımak. İki esas hedefe ulaşamayan Rusya, üçüncü seçeneğe başvurdu.

Rusya’nın en son hamlesi, Batı’nın, Rus tarafının güvenlik talepleriyle ilgili müzakereleri sonlandırması için bir sebep olarak görülebilir. Öte yandan bu durum, Rusya’nın niyetinin ciddiyetini ve bir bedeli olsa bile sözlerini eyleme dökmeye hazır olduğunu gösteriyor.

Bazı Batılı politikacılar için bu, nihayetinde Rusya ile konuşmak adına daha az değil, daha fazla neden olduğu anlamına gelecektir. En azından Kremlin açıkça böyle olacağını umuyor.

Rusya, askerî altyapısını NATO’ya doğru hareket ettiriyor

DNR ve LNR’yi tanımak, Batı’nın Rus tarafının güvenlik taleplerini reddetmesi durumunda Moskova’nın tehdit ettiği “askerî-teknik yanıtlar” olabilir. NATO’nun askerî altyapısını Rusya’nın sınırlarına yerleştirmesine tepki olarak Rusya, kendi askerî altyapısını Kiev ve NATO’ya doğru hareket ettiriyor. Eşitlik arayan bir gücün eşit görünmek istediği güçler gibi davranacağı ilkesi, Rusya’nın eylemlerinin en önemli motivasyonlarından ve açıklamalarından biridir.

Yine de, DNR ve LNR’nin tanınması, gerilimin gerçekten barışçıl bir şekilde sona ermesi halinde Kiev ve Batı için nispeten kabul edilebilir bir sonuçtur, ancak gerilimin burada sona ereceğinin garantisi yoktur. Bu durum, mevcut gerilimin azalmasına veya daha da kızışmasına sebep olabilir. Rusya’nın birliklerini Ukrayna sınırlarından çekip çekmeyeceği ayrı bir meseledir, ancak şu anda Rusya, söz konusu kuvvetleri dünyanın geri kalanı tarafından Ukrayna’nın bir parçası olarak tanınan bölgelere sevk ediyor.

Askerleri geri çekmeden bu cumhuriyetleri tanımak, Ukrayna’nın federlizasyonu veya Batı’dan güvenlik garantileri elde etme konularında Rus baskılarının sona ereceği anlamına gelmiyor. Moskova, amaçlarına ulaşmak için ayrılıkçıların fiilen elinde bulunan toprakları mı, yoksa hâlâ Kiev tarafından kontrol edilen Donetsk ve Luhanks bölgelerini de içeren her iki cumhuriyetin anayasasında belirtilen toprakları mı tanıdığı hususundaki belirsizliğini koruyor.

Putin daha sonra bu kafa karışıklığını giderdi; tabii ki yalnızca durumu daha karmaşık hale getirmek için. Rusya, her iki cumhuriyetin de “anayasal”, yani görünüşteki sınırlarını tanıyor, toprak meselelerinin ise Kiev ile yapılacak görüşmelerde çözülmesi gerekecek. Elbette bu görüşmeler başarısızlığa uğramaya veya hiç başlamamaya mahkumdur, böyle bir durum tekrar “müzakareler başarısız oldu, eyleme geçmemiz gerekti” seçeneğini gündeme getirecektir.

“Cehennemden gelen yaptırımlar”

Mevcut krizde Rusya, Ukrayna ve Batı arasındaki bağların zayıf noktalarını gözler önüne serdi. ABD, Avrupa ve hatta NATO’nun açıkça Ukrayna için savaşmayı reddetmelerini ve hatta Rusya’ya bir uyarı olarak bile oraya asker göndermemelerini sağladı. Batı’ya, en agresif senaryoda bile tepkilerin ekonomik ve sınırlı olacağını, “cehennemden gelen yaptırımların” bile sınırları olacağını kabul ettirdi. Böylece Rusya’nın uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten atılması, Kuzey Akım 2 (Nord Stream 2) doğalgaz boru hattının ruhsatlandırma sürecinin durdurulması, Rus petrol ve doğalgazının satın alınmasının yasaklanması gibi en ciddi önlemler bile tartışmaya açılmış olacak. Her halükârda Putin’in yakın çevresinin büyük bir kısmı, ithal ikame sözleşmeleri vesilesiyle bu yaptırımlardan faydalanıyor.

Son olarak; Batı, büyükelçilikleri tahliye, uçuşları iptal ederek ve vatandaşlarına ülkeyi terk etme çağrısı yaparak Ukrayna’ya güvenmediğini gösterdi. İş dünyasına ve yatırımcılara yönelik bu uzun vadeli darbenin Ukrayna’ya vereceği zarar, Rusya’ya yapılan yaptırımlardan daha fazla olacak: Doğrudan bütçe yardımı bile meydana gelen yatırım kaybını telafi edemeyecek.

Bu nedenle Moskova, Rusya’ya sırt çevirmenin her zaman ulusal refah getirmeyeceğini bir kez daha göstermiş oldu. Yine de böyle bir şeyi Rusya’nın kendisi bırakın Ukrayna’nın tamamını, Donbass’a bile sunamaz. Rusya, dost rejimlere güvenlik sağlayabilir, ancak ekonomik başarı sağlama konusunda çok daha az başarılıdır.

Putin’in görev süresi 2024 yılında bitiyor

Rusya artık Donbass bölgesine de güvenlik sağlayacak. DNR ve LNR’ın tanınması ve Rus askerlerinin bölgeye gelişiyle söz konusu cumhuriyetlerde geri kalan sakinlerin hayatları muhtemelen daha barışçıl bir hale gelecek: Kremlin, Ukrayna topraklarına daha fazla ilerleme kararı vermediği sürece Ukrayna askerlerinin Rus askerlerine karşı güç kullanma eşiği, isyancılara karşı olduğundan daha yüksek olacak.

Rusya’nın söz konusu cumhuriyetleri tanıması, Rusya’nın içinde de sonuçlar doğuracaktır. Ukrayna’nın Donbass sakinlerine yönelik tehdidi ve bunun sonucunda oradaki vatandaşların çektiği acılar, son sekiz yıldır özellikle son haftalarda giderek artıp Rus medyasında geniş yer buldu. Bu sorunun Putin’in şu anki görev süresi 2024 yılında bitene kadar çözülmesi gerekiyordu ve Rusya tekrar Batı’ya aynen karşılık vermenin bir yolunu buldu: Eğer Batı Ukrayna’yı Rus saldırısından koruduysa, Rusya da Donbass bölgesini Ukrayna saldırısından korudu.

2024 yılı için ise Kiev’de Rus yanlısı bir hükümetin iktidara gelmesi gibi düşük olasılıklı bir gelişmeden, Donbass’ın Rusya’nın veya Rusya ve Beyaz Rusya arasındaki Birlik Devleti’nin bir parçası haline gelmesine kadar muhtelif seçenekler mevcut.

Son olarak; Batı’nın Rusya devlet başkanının Sovyetler Birliği’nin tekrar inşa etmeye çalıştığına dair yanlış anlamalarına rağmen, Putin’in konuşmasının önemli bir kısmı Sovyetler Birliği’ni eleştirmeye ayrılmıştı.

Yaptığı konuşma bizlere bir kez daha Putin’in esasında Rusya’yı ve uluslararası düzeni kendi tarihsel adalet ilkelerine ve değişen güç dengelerine göre tekrar inşa ettiğini gösteriyor.”

Bu yazı ilk kez 25 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

 

Uluslararası politika uzmanı, gazeteci ve eski diplomat Alexander Bauno’nun Carnegie Moscow Center adlı sitede yayınlanan “Putin’s Special Ops Mindset: What Next for Russia and Ukraine?” başlıklı yazısından öne çıkan bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişilebilir: https://carnegiemoscow.org/commentary/86501

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Okuyucu
Okuyucu
26/02/2022 22:34

Paylaştığınız yazıların tamamını yayınlamanız çok daha iyi olacaktır.

1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend