Jeo-Strateji

28 Şubat 2022

Yazdır

Ukrayna: Yeni bir tür dünya savaşı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali dünya gündeminin başlıca konusu. Bu yaşananlar ise bir çok açıdan ilk olma özelliğini koruyor. ABD’nin önde gelen deneyimli gazetecilerinden, üç Pulitzer ödüllü Thomas Friedman da bu düşüncede olanlardan… Friedman, New York Times gazetesindeki köşe yazısında, bugün yaşanan savaşın tarihte bir benzeri olmadığını ve bugünkü olayların ve şartların farklılığını anlatıyor. Yazının öne çıkan bazı bölümlerini yayınlıyoruz.

“Gazetecilikteki en tehlikeli beş kelime şunlardır: “Dünya artık eskisi gibi olmayacak.” Gazetecilik yaptığım kırk yılı aşkın süredir bu ifadeyi kullanmaya nadiren cesaret edebildim. Ancak şimdi Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgalinin ardından bu cümleyi kullanıyorum.

Dünya artık eskisi gibi olmayacak çünkü bu savaşın tarihte bir benzeri yok. Bu, 21. yüzyılın küreselleşmiş dünyasında bir süper güç tarafından yapılan 18. yüzyıl tarzı bir toprak gaspıdır.

Bu, yalnızca akıllı telefonlara sahip süper güçlendirilmiş bireyler tarafından Tiktok’ta ele alınacak ilk savaş, bu yüzden şiddet eylemleri kayıt altına alınacak ve herhangi bir editör veya filtre olmadan dünya çapında yayınlanacak. Savaşın ilk gününde, işgali Rus tank birliklerinin beklenmedik bir şekilde Google Haritalar tarafından ifşa edildiğini gördük, çünkü Google, Rus zırhlı birliklerinin trafik sıkışıklığına neden olduğu konusunda sürücüleri uyarmak istiyordu.

Böyle bir şeyi daha önce yaşamadınız.

Evet, Rusya’nın Ukrayna’yı ele geçirme girişimi, bir Avrupa hükümdarının veya Rus çarının daha fazla toprak istediğinde bunu gerçekleştirmek için doğru zamanın geldiğine karar verdiği, Amerika ve Fransa’daki demokrasi devrimlerinden önceki yüzyıllara geri dönüş. Bölgedeki herkes söz konusu hükümdarın mümkün olduğunca daha fazla toprak ele geçireceğini biliyordu ve onu durduracak bir küresel topluluk yoktu.

Ancak Putin, bugün bu şekilde hareket ederken yalnızca 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana yürürlükte olan, hiçbir devletin komşusunu öylece işgal edemeyeceğini ön gören uluslararası sistemin kurallarını tek taraflı olarak yeniden yazmayı amaçlamakla kalmıyor, aynı zamanda Soğuk Savaş’tan sonra Rusya’ya dayatıldığını düşündüğü güç dengesini de değiştirmeye çalışıyor.

Bu denge, ya da Putin’in bakış açısına göre dengesizlik, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’ya dayatılan aşağılayıcı Versay Antlaşması ile eşdeğerdi. Rusya’nın durumunda bu, NATO’nun genişlemesinin yalnızca Polonya gibi Sovyetler Birliği’nin nüfuz alanının bir parçası olan Doğu Avrupa ülkeleriyle sınırlı kalmayarak Ukrayna gibi Sovyetler Birliği’nin doğrudan parçası olan devletleri de içereceğini Moskova’nın zorla kabul etmesi anlamına geliyordu.”

Artık her şey bağlantılı

Friedman, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali için yapılan benzetmeleri de şöyle yorumluyor:

“Putin’in başlattığı işgalin tezahür ettiği bu iğrenç ve vahşi jeopolitik tarzının geri dönüşünü özetlemek için birçok insanın Robert Kagan’ın “The Jungle Grows Back” adlı güzel kitabına atıfta bulunduğunu görüyorum. Ancak her şey tam olarak böyle değil. Çünkü artık 1945 veya 1989’da değiliz. Ormana geri dönmüş olabiliriz ama bugün söz konusu ormanda her şey birbiriyle bağlantılı.

Telekomünikasyon, uydular, ticaret, internet, karayolu, demiryolu ve havayolu ağları, finansal piyasalar ve tedarik zincirleri sayesinde daha önce hiç olmadığı kadar birbirimizle bağlantılıyız. Dolayısıyla, Ukrayna sınırları içinde savaş devam ederken, Putin’in başlattığı işgalin riskleri ve etkileri dünya çapında hissediliyor, hatta Kremlin’deki dostu için endişelenmesi gereken Çin’de bile.

Tamamen birbiriyle bağlantılı dünyadaki ilk savaş olan Bağlantılı Dünya Savaşı’na hoş geldiniz. Bu, Rus Kazaklarının internet ile tanışması olacak. Daha önce dediğim gibi, böyle bir şeyi daha önce yaşamadınız.

Irak’ta ABD ordusunda piyade subayı ve gazeteci olarak görev yapan Daniel Johnson, perşembe günü öğleden sonra Slate’de ‘Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin üzerinden 24 saatten az bir süre geçti ancak orada olup bitenler hakkında Irak Savaşı sırasında bir hafta içinde sahip olduğumuzdan daha fazla bilgiye sahibiz,’ diye yazdı. ‘Cep telefonlarına, internete ve buna bağlı olarak sosyal medya uygulamalarında ülke genelinde vatandaşlar ve askerler tarafından kolay erişim sağlanmadan Ukrayna’dan ortaya çıkan içerikleri bu ölçekte üretmek imkânsız. Büyük ölçekli modern bir savaş, her dakikasıyla, her muharebesiyle, her can kaybıyla tüm dünyaya canlı olarak yayınlanacak. Daha henüz ilk gün açıklanan bilgilere göre bile yaşananlar şimdiden korkunç.’”

Putin’in emperyalist aşırı genişlemesi onun sonunu getirecek mi?

Deneyimli yazar, Putin’in muhtemelen çok hesaba katmadığı sonuçlara da dikkat çekiyor: “Putin’in emperyalist aşırı genişlemesi onun sonunu getirecek mi? Bunu söylemek için çok erken. Ancak bu günlerde, Avrupa’daki komşularını istila etmeye karar veren farklı bir çarpık liderin gözlemlediklerini hatırlıyorum. Onu ismi Adolf Hitler’di ve o şöyle dedi: “Her savaşın başlangıcı, karanlık bir odanın kapısını açmak gibidir. Karanlıkta nelerin gizlendiğini kimse asla bilemez.”

Putin’in içinde bulunduğu durum hakkında kendimi şu soruyu sorarken buluyorum: Putin karanlığın yanı sıra görünürde nelerin saklandığını biliyor mu? Bugünün yeni dünyasında Rusya’nın yalnızca güçlü taraflarını değil, aynı zamanda zayıf taraflarını da bilmiyor mu? İzin verirseniz onlar sayayım.

Rusya, kendi nüfusunun üçte birinden biraz daha az olan 44 milyonluk nüfusa sahip özgür bir ülkeyi zorla ele geçirme sürecinde. Söz konusu Ukraynalıların çoğu 30 yıldır demokratik, serbest piyasa yanlısı Batı’nın bir parçası olmak için mücadele ediyor ve bu süreçte Avrupa Birliği’ndeki şirketler, kurumlar ve medya kuruluşları ile sayısız ticari, kültürel ve internet bağı kurdu.

Putin’in hipersonik füze kabiliyetlerinden gelişmiş siber savaş araçlarına kadar birçok alanda Rusya’nın silahlı kuvvetlerini büyük ölçüde geliştirdiğini biliyoruz. Ukrayna’yı dize getirecek ateş gücüne sahip. Ancak yaşadığımız bu modern çağda, Rusya gibi özgür olmayan ve ekonomisi Texas’tan daha küçük olan bir ülkenin uluslararası sistemin kurallarını yeniden yazmaya ve Ukrayna gibi büyük bir özgür ülkeyi ele geçirmeye kalkıştığını daha önce hiç görmedik.

Ukrayna’nın en büyük ticaret ortağı Rusya değil, Avrupa Birliği

Bir de şunu düşünün: Hızla gerçekleşen küreselleşme sayesinde, Ukrayna’nın en büyük ticaret ortağı Rusya’dan ziyade Avrupa Birliği…

2012 yılında Ukrayna ihracatının yüzde 25,7’si Rusya’ya gerçekleştirilirken, yüzde 24,9’u AB’ye gerçekleştiriliyordu. Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinden ve doğu Ukrayna’daki ayrılıkçıları desteklemesinden sonra Ukrayna, AB ile ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendirdi. Bruegel.org tarafından yayınlanan son analize göre, bundan yalnızca altı yıl sonra ‘Rusya’nın Ukrayna ihracatındaki payı yalnızca yüzde 7,7’ye düşerken, AB’nin payı ise yüzde 42,6’ya kadar fırladı.’

Putin bu bağları çözmezse, Ukrayna batıya doğru yönelmeye edecek, eğer bu bağları çözebilirse Ukrayna’nın ekonomisi boğulacak. Eğer AB, Rusya kontrolündeki Ukrayna’yı boykot ederse, Putin Ukrayna ekonomisini ayakta tutmak için Rusya’nın parasını kullanmak zorunda kalacak.

Bu, Putin’in savaş planlarına dahil miydi? Öyle gözükmüyor. Ya da Moskova’daki emekli bir Rus diplomatın bana gönderdiği eposta gibi: ‘Söyle bana, bu savaş nasıl bitecek? Maalesef burada bu soruyu sorabileceğim kimse yok.’

Ancak Rusya’daki herkes olup bitenleri izleyebilecek. Bu savaş Tiktok, Facebook, YouTube ve Twitter’da gözler önüne serilirken, Putin, çatışmalar meskûn mahal evresine girdiğinde ortaya çıkacak korkunç görüntüleri bırakın dünyanın geri kalanını, kendi Rus halkından bile saklayamaz. The Times’ın bir haberine göre savaşın yalnızca ilk gününde, Rusya genelinde birçoğu “savaşa hayır” sloganları atan 1300’den fazla protestocu gözaltına alındı. Putin’in muhalefete pek tahammülü olmadığı bir ülkede bu az bir rakam değil.

Kim bilir bu görüntüler, özellikle Ukraynalı mülteciler sınırlarında yığıldığı zaman Polonya’yı nasıl etkileyecek. Polonya’dan özellikle bahsediyorum çünkü bu ülke Rusya için Almanya’ya ve Batı Avrupa’nın geri kalanına açılan önemli bir köprüdür. Strateji uzmanı Edward Luttwak’ın Twitter’da belirttiği gibi, eğer Polonya, Rusya’dan Almanya’ya yönelik tır ve demiryolu trafiğini ‘olması gerektiği gibi’ durdurursa, bu durum Rusya ekonomisi için ciddi bir tahribat yaratacaktır çünkü geriye kalan yollar şu anda çok daha tehlikeli hale gelen Ukrayna’dan geçiyor.

Rus mallarının Polonya üzerinden Batı Avrupa’ya gitmesini önlemek için Putin karşıtı bir tır şoförü grevine hazır olan var mı? Bu meseleyi iyi takip edin. Birkaç barikat, kamyon ve akıllı telefona sahip bazı süper güçlendirilmiş Polonya vatandaşları, her şeyin bağlantılı olduğu bu dünyada Rusya’nın tüm ekonomisini boğabilir.”

Çin için de bir stres testi

Dış politika uzmanı Friedman, yaşananların Çin açısından da çok önem taşıdığını öne sürüyor:

“Tarihsel bir örneği bu yalnızca Amerika ve Avrupalı müttefikleri için bir stres testi olmakla kalmayacaklar. Aynı zamanda Çin için de bir stres testi olacak. Putin resmen Pekin’e meydan okudu: “Amerikan liderliğindeki düzeni devirmek isteyenlerle mi duracaksınız yoksa ABD şerifinin çetesine mi katılacaksınız?”

Bu, Pekin için can sıkıcı bir soru olmamalı ancak öyle. Küresel danışmanlık firması Macro Advisory Partners’ın kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Nader Mousavizadeh’in bana, “Çin ve Rusya’nın çıkarları aynı değil,” dedi. “Çin, Amerika ile ekonomi, inovasyon ve teknolojinin Süper Kupa’sında rekabet etmek istiyor ve kazanabileceğini düşünüyor. Putin ise mağduriyetlerini gidermek için stadyumu yakmaya ve içindeki herkesi öldürmeye hazır.”

Mousavizadeh’e göre Çin’in ikilemi şu şekilde, ‘Ekonomik mucizelerini mümkün kılan türden bir düzen, istikrar ve küreselleşme hususundaki tercihleri, ülkelerinde tekrar ortaya çıkan otoriterlik ve dünyanın hâkim süper gücü ve kural koyucusu olarak ya Çin’in gücü ya da Amerika’nın zayıflığı vesilesiyle Amerika’nın yerini alma hırslarıyla sert bir gerilim içinde.’

Çin devlet başkanı Şi Jinping’in içtenlikle, Putin’in herhangi bir sonuçla yüzleşmeden Ukrayna’yı ele geçirmesini ve ABD’yi küçük düşürmesini umduğumdan hiç şüphem yok. Ne de olsa bu onun, Tayvan’ı ele geçirmeye ve orayı tekrar Çin anayurduna bağlama arzusu için dünyadaki mukavemeti yumuşatacaktır.

Ancak Şi bir aptal değil. İşte her şeyin birbirine bağlantılı olduğu dünyadan birkaç ilginç gerçek daha: Birincisi, Çin’in ekonomisi Ukrayna’ya Rusya’dan daha bağımlı. Reuters’a göre, “Çin, Rusya’yı geçerek 2019 yılında Ukrayna’nın en büyük ticaret ortağı oldu ve o seneki ticaret hacmi 2013’e kıyasla yüzde 80’lik bir sıçrama ile 18,98 milyar dolara ulaştı. … Çin, 2020-21 pazarlama yılında Ukrayna’dan en çok arpa ithal eden ülke oldu ve Çin’in mısır ithalatının yaklaşık yüzde 30’u Ukrayna’daki çiftliklerden geldi.

İkincisi, Çin 2020’de ABD’yi geçerek Avrupa Birliği’nin en büyük ticaret ortağı haline geldi ve Pekin, AB’nin giderek saldırganlaşan bir Rusya ve dengesiz bir Putin ile çatışmaya girmesini göze alamaz. Çin’in istikrarı ve iktidardaki Komünist Parti’nin meşruiyeti, Xi’nin sahip olduğu devasa orta sınıfı sürdürme ve büyütme kabiliyetine bağlıdır. Bunun için de istikrarlı ve büyüyen bir küresel ekonomi gerekiyor.

Çin’in bırakın ABD ve AB gibi Ukraynalıları silahlandırmayı, Rusya’ya yaptırım uygulayacağını bile beklemiyorum. Pekin’in şu ana kadar yaptığı tek şey, Putin’in işgalinin “görmeyi umduğumuz bir şey olmadığını” mırıldanmak oldu. Bu arada, Washington’un NATO genişlemesi ve yaklaşmakta olan Rus işgali ile ilgili uyarıları ile “alevleri körüklemekten” “suçlu” olduğunu ima etti.

Çin açıkça kararsız bir durumda, ancak nükleer silahlara sahip üç önemli süper güçten (ABD, Çin ve Rusya) birisi olan Çin, söyledikleri ve söylemedikleri ile Putin’in Ukrayna’da saçtığı dehşetin yanına kâr kalıp kalmayacağı konusunda büyük önem arz ediyor.

Liderlik birtakım tercihler yapmayı gerektirir ve Çin’in dünya lideri olarak ABD’nin yerini almak gibi bir iddiası varsa, mırıldanmaktan daha fazlasını yapması gerekecek.

Putin mi daha etkili Selena Gomez mi?

Son olarak, Putin’in keşfedeceği görünürde saklanan başka bir şey daha var. Günümüzün bağlantılı dünyasında bir liderin “nüfuz alanı” artık tarih ve coğrafyadan edinilen bir hak değil, başkalarını zorlamadan sizi takip etmeye ikna ederek her gün kazanmanız elinizde tutmak için çaba harcamanız gereken bir şeydir.

Müzisyen ve oyuncu Selena Gomez’in Instagram’da yaklaşım 298 milyonun üzerinde takipçisi var, yanı Rusya nüfusunun iki katı. Evet Vladimir, buradan güldüğünü ve Stalin’in papa hakkındaki esprisini tekrarladığını duyabiliyorum: “Selena Gomez’in kaç tümeni var?”

Hiç tümeni yok. Ancak o, takipçileri olan bir fenomen ve internette savaşa karşı olduklarını Instagram’da paylaşan Rus ünlüler de dahil olmak üzere binlerce Selena var. Tanklarını geri döndürmeseler de Batı’daki her liderin size serilen kırmızı halıları kaldırmalarını sağlayabilirler, böylece siz ve yolsuz dostlarınız bir daha asla bu ülkelere seyahat edemezsiniz. Artık resmen tüm dünyadan dışlandın. Umarım Çin ve Kuzey Kore mutfağını seviyorsundur.

Tüm bu nedenlerden dolayı, savaşın bu aşamasında Putin hakkında tek bir tahminde bulunacağım: Vladimir, hayatının geri kalanı için bu savaşın ilk günü en iyi günündü. Kısa vadede ordularının galip geleceğinden hiç şüphem yok ancak uzun vadede geleceği geçmiş ile gömmeye çalışan liderlerin sonu hiç hayırlı olmamıştır. Uzun vadede ismin utanç ile anılacak.

Biliyorum, biliyorum Vladimir, hiç umursamıyorsun. Bu savaşı tüm hızıyla devam eden bir pandeminin ortasında başlatmış olman hiç umurunda değil. Ve itiraf etmeliyim ki bu Bağlantılı Dünya Savaşı hakkındaki en korkutucu olan şey de bu. Uzun vadeli sonuçlar çok uzaklarda olabilir ve geri kalanımız senin çılgınlıklarından soyutlanmadık. Ukrayna’nın tek başına Putin’in Waterloo’su olacağını kaygısızca tahmin edebilmeyi dilerdim. Ancak edemiyorum çünkü bağlantılı dünyamızda Waterloo’da olanlar Waterloo’da kalmıyor.”

Günümüz dünyasının en tehlikeli yanı ne?

“Bana günümüz dünyasının en tehlikeli yanının ne olduğunu sorarsanız, Putin’in Stalin’den bu yana diğer tüm Rus liderlerden daha fazla kontrolsüz güce sahip olduğu gerçeğidir derim. Bunun yanında Xi, Mao’dan bu yana diğer tüm Çinli liderlerden daha fazla kontrolsüz güce sahip. Ancak Stalin’in zamanında onun aşırılıkları büyük ölçüde Rusya ve kontrol ettiği sınırlı bir bölgeyle sınırlıydı. Ayrıca Mao’nun zamanında Çin o kadar dünyadan izoleydi ki, onun aşırılıkları yalnızca Çin halkını etkiliyordu.

Artık öyle değil, günümüzün dünyası aynı anda iki uç noktada duruyor: Dünyanın en güçlü üç nükleer ülkesinden ikisinin liderleri, Putin ve Şi, daha önce hiçbir zaman bu kadar kontrolsüz güce sahip olmamıştı ve insanlar dünyanın bir ucundan diğer ucuna bu şekilde hep beraber bağlantılı bir hale gelmemişti. Dolayısıyla bu iki liderin sahip oldukları kontrolsüz güçle yapmaya karar verdikleri şeyler doğrudan veya dolaylı olarak neredeyse hepimizi etkileyecek.

Putin’in Ukrayna’yı işgali, her şeyin bu şekilde bağlantılı olduğu dünyanın daha ne kadar çılgın ve istikrarsız olabileceğine dair ilk tecrübemiz. Bu sonuncusu da olmayacak.”

Bu yazı ilk kez 28 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

 

Thomas Friedman’ın The New York Times web sitesindeki “We have never been there before” başlıklı yazısından bazı bölümler, Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.nytimes.com/2022/02/25/opinion/putin-russia-ukraine.html

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend