Gediz Deltası – Yaşayan en eski İzmirlilerin sucul mahallesi

Sığ sularda gezinirken göz alabildiğine pembe. Lagünler, tuzlu çayırlar, sazlıklar ve çamur düzlükleri. Flamenko yapan flamingolar. 462 bitki türüyle benzersiz bir habitat. Kuş Cenneti olarak bilinen bu delta, Türkiye’de üreyen 313 kuş türünden 113’ünü barındırıyor. Sima Özkan yazdı.

Nüfusu dört buçuk milyonu bulan İzmir gibi büyük bir kentin, bir metropolün çılgın kalabalıklarından pek de uzak olmayan, ama bir o kadar kalbinde; körfezi kucaklayan, tek başına gökyüzünü ve yerin mavi örtüsünü birleştiren bir ekosistem var: Gediz Deltası. Akdeniz havzasındaki en geniş sulak alan…

Lagünleriyle, tatlı su gölleri, tuzlu çayırları, çamur düzlükleri, sazlıkları ile tuzcul sulak alanlarımızın baş tacı. Oluşumu 2 milyon yıldır devam eden bir jeoloji harikası.

Karaburun Yarımadası’nın körfeze uzanan koluyla korunan, bir iç körfeze dökülerek oluşan 40 bin hektarlık alanı kaplayan bu deltanın bir eşi benzeri yok.

Flamingolar – yaşayan en eski İzmirliler

Gediz Nehri, Kütahya il sınırlarından başlayıp Uşak ve Manisa il sınırlarını aşarak, Foça tepelerinden geçiş denize ulaşırken 401 kilometrelik bir yolculuk yapıyor. Anadolu’dan doğup Ege’ye kavuşan, Büyük Menderes’ten sonra ikinci en büyük nehir o. Volkanik Kula yöresinden gelen küçük dereleri de bünyesine katarak besleniyor.

Burası hep buradaydı. Binlerce yıldır… Biz ise zamanla bir parçası olduk. Oysa flamingolar, Gediz Nehri’nin Ege’ye döküle döküle oluşturduğu bu bereketli deltanın 2 milyon yıllık yerleşimcileri. Gelgelelim, bu bölgedeki insan yerleşimi 8 bin 500 yıl öncesiyle tarihleniyor.

Yaşayan en eski İzmirliler, aslında ne Efesliler ne Karşıyakalılar – flamingolar. Bu yaban alanını, bu sucul mahalleyi bu kadar özel kılanlar da onlar. İzmir’de olduğunuz her mevsim, rotayı buraya çevirmeye sebep yine onlar. Çünkü bir sahil kenti olan İzmir, aynı zamanda bir flamingo kenti. Mavi olduğu kadar pembe bir kent. En çok da İzmir Kuş Cenneti olarak bilinen bu yerde.

Dünyadaki flamingoların yaklaşık %10’u Gediz Deltası’nda yaşıyor ve Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’de en yoğun nüfusla üredikleri ikinci bölge burası. Dünyadaki en büyük yapay kuluçka adası yine Gediz’de. Her yıl 15-20 bin yavru flamingo burada dünyaya gözlerini, kanatlarını denize açıyor.

Kara gagalı sumrular, karabataklar, gri balıkçıllar

Yaza girdiğimiz o ilk sıcak günlerde sonsuz gibi görünen pembeliklerin arasına, denizi ve göğü yeni keşfeden gri ve siyah renklerdeki yavrular karışıyor. Kanatlı ve uzun boyunlu, uzun bacaklı bu İzmirlilerin giysileri mevsimler içinde değişecek…

Doğal kuluçka adası yıllar önce dalga erozyonuyla suya karıştıktan sonra, 2012 yılında Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekipleri, deltaya tam 6,5 dönümlük yapay bir kuluçka adası kurdular.

Yavru flamingolar, kuluçkada geçirdikleri 20-25 günün sonunda, işte bu adanın üzerinde yumurtadan çıkıyorlar. Suyun içinde toplu halde gözlemlenebildikleri kreş adı verilen kalabalıklarıyla tuz karidesleriyle beslendikçe tüyleri gitgide pembeleşmeye başlıyor. Mevsim yazdan güze dönerken uçmayı ve doğada kendi başlarının çaresine bakabilmeyi öğreniyorlar.

Ancak buranın daha nice sakini var: Ne zaman Üçkuyular’dan Bostanlı vapuruna binsem karşılaştığım pelikanlar en sevdiklerimden. Nesli tehlike altına giren bu tepeli pelikanların da dünya nüfusunun %3 deltada yaşıyor. Kurutulan Marmara Gölü’nden buraya sığınmışlar. İri başlı deniz kaplumbağası ve Akdeniz foku yine burada… Kara gagalı sumrular, karabataklar, gri balıkçıllar, kervançullukları, akbalıkçıllar, kerkenezler, akça cılıbıtlar… Bugüne kadar 300 farklı kuş türü gözlemlenmiş. Kış aylarında 80 bin kuşun yuvası oluyor delta. Türkiye’de üreyen 313 kuş türünden 113’ü deltada ürüyor.

462 bitki türüyle benzersiz bir habitat

Orta ve büyük memelilerden oluşan yaban hayatı da Gediz Deltası’nda yabana atılmayacak kadar zengin. Tilki, çakal, porsuk, sansar, domuz, tavşan, yılkı atı, susamuru, tilki, saz kedisi, sırtlan, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Listesi’nde hassas ve soyu küresel ölçekte tehlike altında olan 10’a yakın yarasa türüne da ev sahipliği yapıyor. 71 balık türü için yaşam imkânı sunuyor. 462 bitki türüyle benzersiz bir habitat.

Gediz Deltası renklerden pembeyle nam salmış, çilekli patlamış mısır diyarı uzanıyor önümüzde. Çünkü her yer flamingo. Boyu 1,5 metreyi bulan, bu denli iri kuşlardan, yanı başımızda binlercesi. Mavişehir’in açıklarında ve Kent Ormanı’nda da şehrin daha içlerinde bile onlara rastlamak mümkünken Gediz Deltası’nda onlar kendi dünyalarında gezinirken, beslenirken, sosyalleşirken birden siz beliriveriyorsunuz karşılarında. Turun amacı onları ürkütmeden yaşamlarının ve yaşam alanlarının kıyısından geçip gitmek, tur boyunca paylaşımlı olarak kullandığımız dürbünlere sarılarak onlara yakından bakmak.

Deniz börülcesini meze yapmazsak…

Dahası, bu bereketli alanda yer gök deniz börülcesi. Tuzlu toprak onların en sevdiği yer. Üzücü olansa neredeyse tüm Türkiye’ye burada deniz börülcesi ticareti yapılırken kaçak kökleyenler yüzünden, yumurtlama döneminde flamingoların strese sokulması, bazen yuvalarının yağmalanması. Börülcelerin, börülce adalarında filizlendiği dönemle, kuşların yumurtladığı döneme denk gelmesi…

Biz deniz börülcelerini meze yapmasak soframıza, sorarım size ne kaybederiz? Çünkü yine o deniz börülceleri flamingoların yediği tuz karideslerine, delta ekosisteminde diğer kuşların dâhil olduğu besin zincirinde önemli bir halka olan böceklere de yaşam alanı oluyor. Peki, ya balık tutanların pek sevdiği boru kurtlarını toplamak için yine deltayı işgal edenler…

Deltanın girişinde okaliptus ağaçları var. Avustralya’dan gelmiş, yapraklarını koalaların yemesi gereken, yeraltı sularını emen, üzerine tek bir kuşun yuva yapmadığı, konmadığı ağaçlar dikilmiş vakti zamanında. Kurusun diye batalıklar; kimin fikriyse…

Onların önünde sazlıklar. Suyu seven sazlıklar, su için kapışıyor tonlarca su çeken okaliptuslarla. O sazlıklar ve ilkbaharda pembe pembe açan ılgınlar ki nice kuşa kucak açmış…

Uluslararası Ramsar Sözleşmesi, Dünya Sulak Alanları Koruma Sözleşmesi ile devletin kendi imzasıyla koruduğu bir alan. Türkiye’deki 14 Ramsar Alanı’ndan biri. Az kalsın köprü ve otoban projesine kurban gidecekken, ÇED raporu onaylanmadı ve 2017’de reddedildi. Ama deltayı kuşatan daha sayısız tehdit var.

Karadan ve sudan keşfetme

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir oluşum olan İzdoğa’nın düzenlediği iki ayrı tur ile Gediz Deltası’nı karadan ve sudan keşfetmek benzersiz bir hafta sonu gezi rotası olabilir. Bu noktada biraz İzdoğa’dan da bahsetmek isterim:

İzDoğa Seyahat Acentesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı. Kentin kültürel mirasını ve doğal yaşamını hem İzmirli hem de yabancı gezginlere, sürdürülebilir turizm anlayışıyla sunan çalışmalar düzenliyor. Rehberler eşliğindeki, günübirlik ve konaklamalı yürüyüş rotalarının, arkeolojik ve tarihi rotalarının, kırsal rotalarının sayısını her geçen gün arttırıyorlar.

Flamingo Yolu Tekne Turu ve Flamingo Yolu Otobüs Turu seferlerin biletlerini İzdoğa’nın internet sayfasından almak mümkün ve hafta içi bir, hafta sonları iki ayrı tur düzenleniyor. Güney ya da Orta Gediz Deltası’na götüren, iki saat süren, 35 kişilik otobüs turları. Hafta içi altı, hafta sonu sekizer sefer düzenleyen, 75 dakika süren, 6 kişilik tekne turları.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın girişinden kalkan otobüsler, Flamingo Yolu’na doğru yola koyulduğu gibi geri dönüyor. Özel gözlem alanlarında otobüsten inip rehber eşliğinde kısa yürüyüşler yapıp yaşam alanının bitki örtüsünü, toprak yapısını inceleme şansı da yakalayabiliyorsunuz.

Deltaya @izmirizdoga’nın flamingo yolu tekne turuyla gelmek de bambaşka bir deneyim. İzdoğa’nın Mavişehir’deki Balıkçı Barınağı’ndaki özel iskelesinden, bir rehber eşliğinde denize açılan bu minik ve sessiz tekne, deltanın deniz börülceleriyle kaplı adacıklarına doğru çeviriyor dümeni…

Sığ sularda gezinirken göz alabildiğine pembe. Üstelik başladılarsa aşk danslarına, boyunlar sarmaş dolaş, flamenko edaları boyunlarında. Başlarını hızlı hızlı, sert hareketlerle sağa sola çeviriyor, kanatlarını bir açıp bir kapatıyorlar. Bildiğiniz flamenko…

UNESCO Dünya Mirası listesine aday

Flamingoların eşsiz kur oyunlarına daha yakından tanık olmak için deltayı denizden gözlemleme deneyimi sunan bu özel tekne seferi benim gibi amatör kuş gözlemcileri ve fotoğrafçıları için daha eşsiz kareler sunuyor. Bunun için benim tercih ettiğim dönem, flamingoların flamenko dansına adını veren aşk danslarına başladıkları Ocak-Şubat aylarını tercih edebilirsiniz.

Dahası yer gök karabaş martı, tepeli pelikan, sumru, kervançulluğu, küçük sarıbacak, kızılbacak, küçük ak balıkçıl…

Gezegenimizdeki bilinen tüm hayvan türlerinin yüzde onundan fazlası ve tüm balık türlerinin yüzde ellisi sulak alanlarda yaşar. Sulak alan ekosistemleri yeraltı sularını besler, su rejimini düzenleyerek aşırı hava olaylarıyla ortaya çıkan sel ve taşkın felaketlerini önler, erozyon ve toprak kaybının önüne geçer, kuşlar için beslenme, yuvalama ve kışlama alanıdır ve milyonlarca insanı besler. Gediz Deltası ve tüm sakinleri, şimdilik UNESCO Dünya Mirası listesine aday. Tüm kriterleri sağlıyor ve yapılan başvuru sonucu listeye alınmayı bekliyor.

İzmir dediğimizde aklımıza her zaman deniz, kum, güneş ya da içinde ve civarındaki antik kentleri gelse de her mevsiminde başka tatlar, başka başka flora ve fauna gözlemleri sunan alternatif bir rota arayanlar için: Neden mi İzmir’e gitmeliyiz? Yaşayan en eski İzmirlileri, kendi sucul mahallelerinde ziyaret etmek için.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 4 Ağustos 2023’te yayımlanmıştır.

Sima Özkan
Sima Özkan
SİMA ÖZKAN – Yazar, çevirmen ve editör. 1988'de Bursa'da doğdu. 2011 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı ile Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümlerinden mezun oldu. Yüksek lisans öğrenimini Bilgi Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde tamamladı. Okul öncesi İngilizce öğretmenliği yaptığı dönemde, günlerimin tamamını çocuklarla çocuk olarak, onlara birbirinden güzel kitaplar okuyarak geçirdi. Her yaştan çocuklarla iklim değişikliğinden, geri dönüşüme, sıfır atıktan kompost ve bahçeciliğe kadar pek çok konuda atölye çalışmaları yapıyor. Bugüne dek yayımlanmış dokuz kitabı var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Gediz Deltası – Yaşayan en eski İzmirlilerin sucul mahallesi

Sığ sularda gezinirken göz alabildiğine pembe. Lagünler, tuzlu çayırlar, sazlıklar ve çamur düzlükleri. Flamenko yapan flamingolar. 462 bitki türüyle benzersiz bir habitat. Kuş Cenneti olarak bilinen bu delta, Türkiye’de üreyen 313 kuş türünden 113’ünü barındırıyor. Sima Özkan yazdı.

Nüfusu dört buçuk milyonu bulan İzmir gibi büyük bir kentin, bir metropolün çılgın kalabalıklarından pek de uzak olmayan, ama bir o kadar kalbinde; körfezi kucaklayan, tek başına gökyüzünü ve yerin mavi örtüsünü birleştiren bir ekosistem var: Gediz Deltası. Akdeniz havzasındaki en geniş sulak alan…

Lagünleriyle, tatlı su gölleri, tuzlu çayırları, çamur düzlükleri, sazlıkları ile tuzcul sulak alanlarımızın baş tacı. Oluşumu 2 milyon yıldır devam eden bir jeoloji harikası.

Karaburun Yarımadası’nın körfeze uzanan koluyla korunan, bir iç körfeze dökülerek oluşan 40 bin hektarlık alanı kaplayan bu deltanın bir eşi benzeri yok.

Flamingolar – yaşayan en eski İzmirliler

Gediz Nehri, Kütahya il sınırlarından başlayıp Uşak ve Manisa il sınırlarını aşarak, Foça tepelerinden geçiş denize ulaşırken 401 kilometrelik bir yolculuk yapıyor. Anadolu’dan doğup Ege’ye kavuşan, Büyük Menderes’ten sonra ikinci en büyük nehir o. Volkanik Kula yöresinden gelen küçük dereleri de bünyesine katarak besleniyor.

Burası hep buradaydı. Binlerce yıldır… Biz ise zamanla bir parçası olduk. Oysa flamingolar, Gediz Nehri’nin Ege’ye döküle döküle oluşturduğu bu bereketli deltanın 2 milyon yıllık yerleşimcileri. Gelgelelim, bu bölgedeki insan yerleşimi 8 bin 500 yıl öncesiyle tarihleniyor.

Yaşayan en eski İzmirliler, aslında ne Efesliler ne Karşıyakalılar – flamingolar. Bu yaban alanını, bu sucul mahalleyi bu kadar özel kılanlar da onlar. İzmir’de olduğunuz her mevsim, rotayı buraya çevirmeye sebep yine onlar. Çünkü bir sahil kenti olan İzmir, aynı zamanda bir flamingo kenti. Mavi olduğu kadar pembe bir kent. En çok da İzmir Kuş Cenneti olarak bilinen bu yerde.

Dünyadaki flamingoların yaklaşık %10’u Gediz Deltası’nda yaşıyor ve Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’de en yoğun nüfusla üredikleri ikinci bölge burası. Dünyadaki en büyük yapay kuluçka adası yine Gediz’de. Her yıl 15-20 bin yavru flamingo burada dünyaya gözlerini, kanatlarını denize açıyor.

Kara gagalı sumrular, karabataklar, gri balıkçıllar

Yaza girdiğimiz o ilk sıcak günlerde sonsuz gibi görünen pembeliklerin arasına, denizi ve göğü yeni keşfeden gri ve siyah renklerdeki yavrular karışıyor. Kanatlı ve uzun boyunlu, uzun bacaklı bu İzmirlilerin giysileri mevsimler içinde değişecek…

Doğal kuluçka adası yıllar önce dalga erozyonuyla suya karıştıktan sonra, 2012 yılında Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürlüğü İzmir Şubesi ekipleri, deltaya tam 6,5 dönümlük yapay bir kuluçka adası kurdular.

Yavru flamingolar, kuluçkada geçirdikleri 20-25 günün sonunda, işte bu adanın üzerinde yumurtadan çıkıyorlar. Suyun içinde toplu halde gözlemlenebildikleri kreş adı verilen kalabalıklarıyla tuz karidesleriyle beslendikçe tüyleri gitgide pembeleşmeye başlıyor. Mevsim yazdan güze dönerken uçmayı ve doğada kendi başlarının çaresine bakabilmeyi öğreniyorlar.

Ancak buranın daha nice sakini var: Ne zaman Üçkuyular’dan Bostanlı vapuruna binsem karşılaştığım pelikanlar en sevdiklerimden. Nesli tehlike altına giren bu tepeli pelikanların da dünya nüfusunun %3 deltada yaşıyor. Kurutulan Marmara Gölü’nden buraya sığınmışlar. İri başlı deniz kaplumbağası ve Akdeniz foku yine burada… Kara gagalı sumrular, karabataklar, gri balıkçıllar, kervançullukları, akbalıkçıllar, kerkenezler, akça cılıbıtlar… Bugüne kadar 300 farklı kuş türü gözlemlenmiş. Kış aylarında 80 bin kuşun yuvası oluyor delta. Türkiye’de üreyen 313 kuş türünden 113’ü deltada ürüyor.

462 bitki türüyle benzersiz bir habitat

Orta ve büyük memelilerden oluşan yaban hayatı da Gediz Deltası’nda yabana atılmayacak kadar zengin. Tilki, çakal, porsuk, sansar, domuz, tavşan, yılkı atı, susamuru, tilki, saz kedisi, sırtlan, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği’nin (IUCN) Kırmızı Listesi’nde hassas ve soyu küresel ölçekte tehlike altında olan 10’a yakın yarasa türüne da ev sahipliği yapıyor. 71 balık türü için yaşam imkânı sunuyor. 462 bitki türüyle benzersiz bir habitat.

Gediz Deltası renklerden pembeyle nam salmış, çilekli patlamış mısır diyarı uzanıyor önümüzde. Çünkü her yer flamingo. Boyu 1,5 metreyi bulan, bu denli iri kuşlardan, yanı başımızda binlercesi. Mavişehir’in açıklarında ve Kent Ormanı’nda da şehrin daha içlerinde bile onlara rastlamak mümkünken Gediz Deltası’nda onlar kendi dünyalarında gezinirken, beslenirken, sosyalleşirken birden siz beliriveriyorsunuz karşılarında. Turun amacı onları ürkütmeden yaşamlarının ve yaşam alanlarının kıyısından geçip gitmek, tur boyunca paylaşımlı olarak kullandığımız dürbünlere sarılarak onlara yakından bakmak.

Deniz börülcesini meze yapmazsak…

Dahası, bu bereketli alanda yer gök deniz börülcesi. Tuzlu toprak onların en sevdiği yer. Üzücü olansa neredeyse tüm Türkiye’ye burada deniz börülcesi ticareti yapılırken kaçak kökleyenler yüzünden, yumurtlama döneminde flamingoların strese sokulması, bazen yuvalarının yağmalanması. Börülcelerin, börülce adalarında filizlendiği dönemle, kuşların yumurtladığı döneme denk gelmesi…

Biz deniz börülcelerini meze yapmasak soframıza, sorarım size ne kaybederiz? Çünkü yine o deniz börülceleri flamingoların yediği tuz karideslerine, delta ekosisteminde diğer kuşların dâhil olduğu besin zincirinde önemli bir halka olan böceklere de yaşam alanı oluyor. Peki, ya balık tutanların pek sevdiği boru kurtlarını toplamak için yine deltayı işgal edenler…

Deltanın girişinde okaliptus ağaçları var. Avustralya’dan gelmiş, yapraklarını koalaların yemesi gereken, yeraltı sularını emen, üzerine tek bir kuşun yuva yapmadığı, konmadığı ağaçlar dikilmiş vakti zamanında. Kurusun diye batalıklar; kimin fikriyse…

Onların önünde sazlıklar. Suyu seven sazlıklar, su için kapışıyor tonlarca su çeken okaliptuslarla. O sazlıklar ve ilkbaharda pembe pembe açan ılgınlar ki nice kuşa kucak açmış…

Uluslararası Ramsar Sözleşmesi, Dünya Sulak Alanları Koruma Sözleşmesi ile devletin kendi imzasıyla koruduğu bir alan. Türkiye’deki 14 Ramsar Alanı’ndan biri. Az kalsın köprü ve otoban projesine kurban gidecekken, ÇED raporu onaylanmadı ve 2017’de reddedildi. Ama deltayı kuşatan daha sayısız tehdit var.

Karadan ve sudan keşfetme

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir oluşum olan İzdoğa’nın düzenlediği iki ayrı tur ile Gediz Deltası’nı karadan ve sudan keşfetmek benzersiz bir hafta sonu gezi rotası olabilir. Bu noktada biraz İzdoğa’dan da bahsetmek isterim:

İzDoğa Seyahat Acentesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı. Kentin kültürel mirasını ve doğal yaşamını hem İzmirli hem de yabancı gezginlere, sürdürülebilir turizm anlayışıyla sunan çalışmalar düzenliyor. Rehberler eşliğindeki, günübirlik ve konaklamalı yürüyüş rotalarının, arkeolojik ve tarihi rotalarının, kırsal rotalarının sayısını her geçen gün arttırıyorlar.

Flamingo Yolu Tekne Turu ve Flamingo Yolu Otobüs Turu seferlerin biletlerini İzdoğa’nın internet sayfasından almak mümkün ve hafta içi bir, hafta sonları iki ayrı tur düzenleniyor. Güney ya da Orta Gediz Deltası’na götüren, iki saat süren, 35 kişilik otobüs turları. Hafta içi altı, hafta sonu sekizer sefer düzenleyen, 75 dakika süren, 6 kişilik tekne turları.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın girişinden kalkan otobüsler, Flamingo Yolu’na doğru yola koyulduğu gibi geri dönüyor. Özel gözlem alanlarında otobüsten inip rehber eşliğinde kısa yürüyüşler yapıp yaşam alanının bitki örtüsünü, toprak yapısını inceleme şansı da yakalayabiliyorsunuz.

Deltaya @izmirizdoga’nın flamingo yolu tekne turuyla gelmek de bambaşka bir deneyim. İzdoğa’nın Mavişehir’deki Balıkçı Barınağı’ndaki özel iskelesinden, bir rehber eşliğinde denize açılan bu minik ve sessiz tekne, deltanın deniz börülceleriyle kaplı adacıklarına doğru çeviriyor dümeni…

Sığ sularda gezinirken göz alabildiğine pembe. Üstelik başladılarsa aşk danslarına, boyunlar sarmaş dolaş, flamenko edaları boyunlarında. Başlarını hızlı hızlı, sert hareketlerle sağa sola çeviriyor, kanatlarını bir açıp bir kapatıyorlar. Bildiğiniz flamenko…

UNESCO Dünya Mirası listesine aday

Flamingoların eşsiz kur oyunlarına daha yakından tanık olmak için deltayı denizden gözlemleme deneyimi sunan bu özel tekne seferi benim gibi amatör kuş gözlemcileri ve fotoğrafçıları için daha eşsiz kareler sunuyor. Bunun için benim tercih ettiğim dönem, flamingoların flamenko dansına adını veren aşk danslarına başladıkları Ocak-Şubat aylarını tercih edebilirsiniz.

Dahası yer gök karabaş martı, tepeli pelikan, sumru, kervançulluğu, küçük sarıbacak, kızılbacak, küçük ak balıkçıl…

Gezegenimizdeki bilinen tüm hayvan türlerinin yüzde onundan fazlası ve tüm balık türlerinin yüzde ellisi sulak alanlarda yaşar. Sulak alan ekosistemleri yeraltı sularını besler, su rejimini düzenleyerek aşırı hava olaylarıyla ortaya çıkan sel ve taşkın felaketlerini önler, erozyon ve toprak kaybının önüne geçer, kuşlar için beslenme, yuvalama ve kışlama alanıdır ve milyonlarca insanı besler. Gediz Deltası ve tüm sakinleri, şimdilik UNESCO Dünya Mirası listesine aday. Tüm kriterleri sağlıyor ve yapılan başvuru sonucu listeye alınmayı bekliyor.

İzmir dediğimizde aklımıza her zaman deniz, kum, güneş ya da içinde ve civarındaki antik kentleri gelse de her mevsiminde başka tatlar, başka başka flora ve fauna gözlemleri sunan alternatif bir rota arayanlar için: Neden mi İzmir’e gitmeliyiz? Yaşayan en eski İzmirlileri, kendi sucul mahallelerinde ziyaret etmek için.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 4 Ağustos 2023’te yayımlanmıştır.

Sima Özkan
Sima Özkan
SİMA ÖZKAN – Yazar, çevirmen ve editör. 1988'de Bursa'da doğdu. 2011 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Amerikan Kültürü ve Edebiyatı ile Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümlerinden mezun oldu. Yüksek lisans öğrenimini Bilgi Üniversitesi, Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde tamamladı. Okul öncesi İngilizce öğretmenliği yaptığı dönemde, günlerimin tamamını çocuklarla çocuk olarak, onlara birbirinden güzel kitaplar okuyarak geçirdi. Her yaştan çocuklarla iklim değişikliğinden, geri dönüşüme, sıfır atıktan kompost ve bahçeciliğe kadar pek çok konuda atölye çalışmaları yapıyor. Bugüne dek yayımlanmış dokuz kitabı var.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x