G-7 Zirvesi pandeminin sona ermesi için neden önemli?

COVID-19 salgınını sona erdirmede tek çare olarak görülen aşılama konusunda yaşanan gelişmeler, tüm dünyada eşitsizliklerin altını çizmeye devam ediyor. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı eski yöneticisi ve Rockefeller Vakfı Başkanı Rajiv J. Shah, Foreign Affairs’in internet sitesinde yayımlanan yazısında, 11 Haziran’da İngiltere’de yapılacak G7 Zirvesi’nde dünya liderlerinin tüm dünyanın aşılanması için üretim ve dağıtımların güvence altına alınması konusunda küresel çaplı taahhütlerde bulunması gerektiğini vurguluyor.

Yazının öne çıkan bazı bölümlerini aktarıyoruz:

“Aralık ayında COVID-19 aşılamasına başlayan ABD’de, bugüne kadar ülke çapında 297 milyondan fazla aşı dozu uygulandı. Bu yazı yazıldığı sırada yüzde 41’i tamamen aşılanmış olan ABD’liler işyerlerine, barlara ve stadyumlara maskesiz olarak geri dönüyor. Yalnız değiller: İngiltere (yüzde 39), İsrail (yüzde 57) ve Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 63) dahil olmak üzere yüksek aşılama oranlarına sahip birkaç zengin ülkede hayat istikrarlı bir şekilde normale dönüyor.

Ancak dünyanın büyük bir bölümü aşılanmamış durumda ve tehlikeli yeni koronavirüs varyantlarının ortaya çıkması, aşılara küresel erişimdeki çarpıcı eşitsizlikleri ortaya çıkarıyor. Nüfusun yüzde 3’ünden biraz fazlasının tam olarak aşılandığı Hindistan’da, öldürücü B.1.617 varyantı yıkıcı oldu ve birçok Hint şehrinde cenaze ateşleri günde 24 saat yandı. Benzer ölümcül senaryolar Brezilya (yüzde 11), Kolombiya (yüzde 7) ve Nepal (yüzde 3) gibi düşük aşılama oranlarına sahip gelişmekte olan diğer ülkeler için de geçerli.

Salgını sona erdirmenin tek yolunun dünyayı aşılamak olduğu konusunda geniş bir mutabakat var. Ancak henüz hiç kimse herhangi bir plan uygulamaya koymadı veya bunu başarmak için düzenli destek oluşturmadı. Sonuç, iki ayrı dünya: Biri aşılanmış, diğeri de önümüzdeki yıllarda COVID-19 tehdidi altında.

Geçmişteki girişimler, dünyayı aşılamanın mümkün olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ancak bu, ABD de dahil her ülkenin daha fazlasını yapmasını gerektirecek. Dünya liderleri, küresel satın alma gücünden yararlanarak ve farklı ülkelerdeki üretim kapasitesini geliştirerek, önümüzdeki haftalarda ve aylarda sadece bu salgını sona erdirmek için rotayı belirlemekle kalmayıp gelecek yıllarda da halk sağlığına destek olabilir.”

Dünyayı aşılamanın önündeki üç engel

Yazar, dünyayı COVID-19’a karşı aşılamanın kolay olmadığını, yeterli bağışıklığa ulaşmanın, herhangi bir nüfusun tahminen yüzde 70’inin aşılanmış veya virüse karşı antikor geliştirmiş olmasıyla mümkün olacağını belirtiyor: “Şimdiye kadar yaklaşık 2 milyar aşı yapılırken, güçlendirici dozlar da dahil olmak üzere milyarlarca aşıya ihtiyaç duyulacak. Şu ana kadar Afrika’da nüfusun sadece yüzde 1,2’si, Asya’da yüzde 4,8’i ve Güney Amerika’da yüzde 14’ü aşılandı.”

Düşük ve orta gelirli ülkelerin aşılanabilmesi hedefine ulaşılabilmesi için gözler, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) oluşturduğu COVID-19 Aşıları Küresel Erişim Programı’na yani COVAX’a dönüyor. Yazar benzer durumlarda aşıların yaygınlaştırılması konusunda deneyimli:

“Dünyanın, bu yıl 92 düşük ve orta gelirli ülke nüfusunun yüzde 27’sini aşılamayı hedefleyen ancak yetersiz finansman ve tedarik ile karşı karşıya kalan COVAX ile aşılama çalışmalarını yeniden tasarlaması gerekiyor.

Yaklaşık 20 yıl önce, COVAX’ı destekleyen Aşı İttifakı Gavi’nin önemli bir bileşeni olan Bağışıklama için Uluslararası Finans Aracı’nın oluşturulmasına katkı sunan ekibin bir parçasıydım. Bu deneyim ve son zamanlardaki diğer aşılama girişimleri, başarılı bir COVID-19 küresel aşılama planının üç ana engeli ele alması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor: Tedarik, teslimat ve finansman.

Dünya öncelikle, dünyayı aşılamak için gerekli milyarlarca doz etkili aşının (özellikle bazılarının etkinliğine meydan okuyan varyantlar göz önüne alındığında) nasıl geliştirileceğine odaklanmalı. Şimdiye kadar tedarik, Pfizer, Moderna ve diğer aşı üreticileriyle yapılan sözleşmeler ve üretim ile belirlendi. ABD de dahil olmak üzere ülkeler fazla aşılarının bir kısmını bağışladı. ABD Başkanı Joe Biden, Haziran ayı sonuna kadar yurt dışına 80 milyon doz göndermeyi taahhüt etti ve Avrupa 100 milyon doz daha göndermeyi planlıyor. (…) Bağışların zarar vermemesi de gerekiyor. Aşılar, Dünya Sağlık Örgütü yönergelerini karşılayacak kadar güvenli ve etkili olmalı ve yapılan katkılar, eşitsizliği artıracak veya milliyetçiliği besleyecek ödemeler ve kayırmacılıktan uzak durmalıdır.

Üretimi artırmak, maliyetleri azaltmak

Küresel liderler COVAX’ı destekleyerek, alıcıların (tek tek ülkeler, ülke blokları veya çok taraflı kurumlar) etkili aşı satın almak üzere sözleşmeler yapmalarına yardımcı olarak arzı artırabilir. Mevcut üreticiler, ABD ve Avrupa’dan gelen aşı talebinin azaldığını gördükçe gelişmekte olan ülkelerden ve çok taraflı kuruluşlardan gelen siparişleri karşılamak üzere daha fazla kapasiteye sahip olacaklar. Muhtemel alıcıları bağlantılar ve kaynaklarla desteklemek, üreticileri üretimlerini artırmaya teşvik edecektir.

Küresel destek, aşıların maliyetini de azaltabilir. Halihazırda fiyatlandırmada değişkenlik söz konusu: Bazı zengin ülkeler doz başına 30 dolar öderken, Afrika’daki ülkeler 3 ila 10 dolar arasında ödüyor. Ülkeler, COVAX gibi girişimler aracılığıyla satın alma gücünü ne kadar birleştirirse, fiyat o kadar düşebilir. Üreticiler ayrıca, siparişler arttıkça marjinal maliyeti de azaltabilecektir. Bu türden düşük fiyatların, aşı üreticilerinin daha zengin ülkelere yaptığı satışlarla telafi edildiği göz önüne alındığında, sürdürülebilir olması gerekir.

Arzın artırılması aynı zamanda sorumlu teknoloji transferi gerektirecektir, böylece gelişmekte olan ülkeler aşıları kendileri üretmeye başlayabilirler. Biden yönetiminin patent feragatini desteklemeye yönelik son kararının gösterdiği gibi, üretimi genişletmek için gereken düzenleyici çalışma şimdiden başlasa da önümüzdeki yılın sonuna kadar küresel aşı arzının artırılması için çok yavaş ilerliyor.

Küresel liderlerin güvenli ve etkili COVID-19 aşı üreticilerini, feragatlerin ötesinde gelişmekte olan ekonomilerdeki güvenilir ortaklara teknoloji lisansı ve transferi yönünde acilen teşvik etmesi gerekiyor. Bu tür düzenlemeler yeni değil: İlaç şirketleri COVID-19, hepatit C ve diğer hastalıkların tedavisi için benzer anlaşmalar yaptı. Bu tür girişimleri teşvik etmek için daha zengin ülkeler, COVAX veya başka bir mekanizma aracılığıyla lisans ücretlerini ödemeyi kabul edebilir. Bu anlaşmaları başarılı kılmak üzere aynı ülkeler aşı bileşenleri, ekipman ve üretim malzemeleri için tedarik zincirinde koordinasyonu ve kapasiteyi geliştirmeye yardımcı olabilir.

Dağıtım sorunlarını gidermek

Aşıların üretimi konusunda küresel ölçekte büyük bir endişe olmasına rağmen, aşıların ihtiyacı olan insanlara teslim edilmesine daha az dikkat gösterildi. Düşük gelirli ülkelerde COVID-19 aşılarının temin edilmesinin zengin ülkelerde olduğundan çok daha zor olması muhtemel. Örneğin Hindistan’da sağlık çalışanları, aşıları elektrik kesintilerinin çok sık olduğu kırsal alanlara ulaştırmak için mücadele ederken, Brezilya’da hükümet yetkisinin sınırlı olduğu gecekondu mahalleleri için aşı kampanyaları tasarlamak zorunda kalıyorlar. İki doz rejimleri ve soğuk depolama gereksinimleri, lojistiği daha da karmaşık hale getirerek masrafları artırıyor. (…)

Aşı İttifakı Gavi ve diğer ortaklarla birlikte zengin ülkeler, orta ve düşük gelirli sağlık makamlarının sağlıkla ilgili diğer görevlerini yerine getirirken aşı altyapısını genişletmelerine de yardımcı olmalıdır. Bu tür bir destek, ek sağlık çalışanlarının işe alınmasını, eğitimleri ve ücretlendirmesini; soğuk zincir ve diğer altyapıların oluşturulmasını, ilerlemenin izlenmesini ve aşı karnelerinin alınmasını içerecektir.”

Yazar, düşük gelirli ülkelerde altyapı daha sınırlıyken, gelişmiş ekonomilerdeki aşı kampanyalarının erişimi artırma ve direnci en aza indirme konusunda faydalı dersler sunduğunu ifade ediyor: “ABD ve başka yerlerde, siyasi liderler aşı kampanyalarını teşvik etme ve yönetme konusunda aktif ve görünür bir rol üstlendiler. Aşıların doğrudan evlere ve işyerlerine, ayrıca plajlar ve barlar gibi insanların toplandığı yerlere götürülmesinin zengin ülkelerde etkili olduğu kanıtlandı. Gelişmekte olan ülkeler de benzer şekilde alışılmışın dışında dağıtım yöntemlerini dikkate almalıdır.

Bağışıklığa yatırım

Dünyayı, salgını sona erdirecek derecede aşılamak şu anda mevcut olandan daha fazla kaynak gerektirecektir. Şimdiye kadar COVAX’ın, düşük gelirli ülkelerde nüfusun yüzde 27’sini aşılamak için bu yıl ihtiyaç duyduğu finansmanın milyarlarca doları eksik. Neyse ki 2 Haziran’da Japonya’da düzenlenen toplantıda bağış yapan ülkeler, hayırseverler ve çok taraflı kurumlar, 2021 için gerekenlerin çoğunu sağlamayı taahhüt etti. Ancak bu yatırım, yeterli bağışıklığa ulaşmak için gerekenden hâlâ çok uzak.

Bu hafta İngiltere’de yapılacak G-7 toplantılarında liderler, bu yılın ötesine bakarak 2022’de dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’ini aşılamak üzere 25 ila 50 milyar dolar ek kaynak bulmalı ve adımlar atmalıdır. Bu oldukça yüksek bir miktar, ancak ülkelerin COVID-19 müdahalesi ve ekonomilerini yeniden canlandırmak için harcadıkları trilyonlarca dolara kıyasla o kadar da yüksek değil. Bu, gelişmekte olan ekonomilerde yeterli aşı erişiminin olmaması halinde dünyanın bu yıl kaybedeceği öngörülen 9,2 trilyon dolara göre de makul bir miktar.

G-7’de liderlerin, yalnızca milyarlarca dozun üretimini değil, aynı zamanda dünyanın gelecek yıllarda sağlıklı kalması için gerekli olan aşı kampanyaları ve üretim kapasitesi de dahil olmak üzere sağlık altyapısını finanse etmek için yaratıcı olmaları gerekecek. (…) Üzerinde anlaşırlarsa, zengin ülkeler, aşılar da dahil salgına yönelik müdahalede finansman açığını gidermek ve diğer ekonomik toparlanma ihtiyaçlarını karşılamak üzere en az 100 milyar doları yüksek gelirli ülkelerden düşük gelirli ülkelere yönlendirecek yaratıcı yollar bulabilir.

Evrensel bir deneyim

Bunların hiçbiri kolay olmayacak. Dünyanın, 2022’nin sonuna kadar salgını kontrol altına alacak şekilde aşılanması; çok sayıda aktör, milyarlarca dolar ve devasa bir koordinasyon gerektirecek. Bu girişimin kapsamı ve yaygınlığı tarihsel açıdan emsalsiz olsa bile, dünya bu anı nasıl karşılayacağını biliyor: Hem aşıları var hem de küresel aşılama ve daha geniş sağlık girişimleriyle ilgili deneyime sahip. Ancak dünya, herhangi bir planın başarısının uygulanmasında olduğunu da öğrenmiş durumda.

Bu hafta ve önümüzdeki aylarda yapılacak G-7 toplantılarında Başkan Biden ve diğer liderler dünyayı aşılama konusunda gerekli taahhütleri verebilirler. Bu, herhangi bir ulusun salgınla kendi sınırları ötesinde savaşmak için henüz yapmadıklarından daha fazlasını, daha uzun süre boyunca yapmasını gerektirecektir. Bugünün liderleri bu adımları atarsa, elde edilecek faydalar salgının bitmesinden bile daha önemli olacaktır. Kolları sıvayarak COVID-19 aşısı olmak, milyarlarca kişi tarafından paylaşılan evrensel bir deneyim haline gelecek. Dünyayı aşılamak, onu çok az şeyin yapabileceği şekilde birleştirecek.”

Bu yazı ilk kez 7 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

 

Rajiv J. Shah’ın, Foreign Affairs internet sitesinde yayımlanan “COVID’s Haves and Have-Nots” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Nevra Yaraç tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline ve tamamına aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.foreignaffairs.com/articles/world/2021-06-04/covids-haves-and-have-nots

Fikir Turu

Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend