26 Şubat 2021

Spor

Yorum yap

Yazdır

Cüneyt Çakır’ın başarısına medya niçin kulak asmadı?

Hiç lafı dolaştırmaya gerek yok, Cüneyt Çakır’ın IFFHS (Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu – International Federation of Football History & Statistics) tarafından 21.Yüzyılın En İyi İkinci Hakemi seçilmesi büyük bir olaydır. Bunun, kişisel düzeyde, futbol tarihimizin en büyük başarısı olarak nitelendirilmesi, hiç de abartı olmaz.

Medyanın bu olaya pek kulak asmayışı sizi yanıltmasın. Bunun nedeni çok açıktır. Hakem, futbolun yalnız adamıdır; onun taraftarı yoktur. Onun başarısı gazete sattırmaz, televizyon seyrettirmez. Haliyle üzerinde durmaya da değmez. Tam tersine, bize özgü birtakım nedenlerle Cüneyt Çakır’a kızan milyonlarca insan vardır. Onun uluslararası başarısı filan da kimsenin umurunda değildir.

Futbolun bilgi bankası

İş o kadarla da kalmaz, “kim oluyormuş bu IFFHS” gibisinden birtakım tepkiler başlar. Sanki bize hakaret edilmiş ya da aleyhimize çok çirkin bir şey yapılmış gibi… Evet, IFFHS resmi bir kuruluş filan değil. Hepimiz başlangıçta onu FIFA’nın bir birimi sandık. (Aslında öyle de olması gerekir.) Hayır, değil; özel bir kuruluş. Merkezi Almanya’da. 1991’den bu yana futbol tarihiyle ve güncel durumlarla ilgili çeşitli istatistiki çalışmalar yapıyor. Bir tür futbolun bilgi bankası. Özellikle maçların olmadığı günler için medyanın haber üreticisi.

IFFHS’nin sürekli ve en çok ilgi gören çalışması, Dünyanın En Başarılı Futbol Takımları sıralaması. Ona da birtakım itirazlar olmuyor değil, ama bunlar bilgi eksikliği ve fanatizmden kaynaklı… IFFHS bu çalışmanın hangi esaslara göre yapıldığını anlatıyor. Bu esaslar uyarınca, kimileyin hiç beklenmedik takımlar büyük ataklar yapabiliyor. Örneğin, Galatasaray da 2001’in Ocak ayı sıralamasında dünya 2’incisi olmuştu. Sarı-kırmızılı taraftarlar bunu hatırlayacaktır…

IFFHS bazı seçimlerini eldeki verileri ölçme-tartma yöntemiyle yaparken, bazılarında da o alanın uzmanları olan kişiler arasında oylama yöntemiyle gerçekleştiriyor. Dünyanın En İyi Takımları sıralaması, çeşitli verilerin değerlendirilmesi ve puanlama yoluyla yapılıyor. Buna karşılık, en iyi hakem, teknik direktör, futbolcu gibi seçimler, işin uzmanı sayılan kişilerden oluşturulan jürilere yaptırılıyor. Dolayısıyla hepsinin bir dayanağı var. “IFFHS’nin sitesini sadece 900 kişi takip ediyor” gibisinden tezvirat (dedikodular) bunun için anlamsız.

Daha ötesi yok

Buradaki istatistikte son 20 yıllık dönemin ele alınıyor oluşu da önemli. Böylece rastlantısal bir durumun olmadığı ortaya çıkıyor. Gerçi Cüneyt Çakır bunun son 10 yıllık döneminde FIFA hakemi olarak görev yapıyor, ama bu da yeterince uzun bir süre ve yaptıkları ortada. Bu dönemde Cüneyt Çakır gerek Dünya Kupalarında, gerekse Avrupa Şampiyonası ile Şampiyonalar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nde çok önemli maçlar yönetti. Başarısı hep göz önünde, ama biz bunu kabul etmekte zorlanır gibiyiz.

Genel olarak hakemlerle, özellikle de onunla sorunlu bir ilişkimizin bulunduğu söylenebilir. O yıllardır Milli Takım’ın olmadığı ya da kulüp takımlarının bulunmadığı futbol zirvelerinde sürekli görev alıyor. Herhangi bir kulüp takımı artık Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmanın bile hayalini kuramazken, Cüneyt Çakır 2015’te Barcelona-Juventus Şampiyonalar Ligi finalini yönetti. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonalarında ‘daha ötesi yok’ denilebilecek bir yığın başarıya imzasını attı.

2012 Avrupa Şampiyonası’nda milli takımımız yoktu, ama o vardı. 2014 ve 2018 Dünya Kupalarında da ülkemizi o temsil etti. Daha önce dünya kupalarında görev yapan tek hakemimiz Doğan Babacan’dı ve bu onur, 40 yıl önce, 1974’te, Almanya’da yaşanmıştı. Cüneyt Çakır’ın başarısı, onunla kıyaslanamayacak derecede büyüktü. Hem ölçülebilir birtakım değerlere göre seçilmiş hem de bu kupalarda çok önemli maçları yönetmişti. Dünya Kupasına Avrupa’dan giden 13 hakem arasında yer alabilmek büyük olaydı.

Babalar ve oğullar

23 Kasım 1976 doğumlu olan Cüneyt Çakır hakemliğe erken yaşta başladı. Bunda kuşkusuz ki aynı işi yapan babası Serdar Çakır’ın payı büyük… Aslında Cüneyt Çakır’ın futbolculuğu da hiç fena değildir; kendisinden “Rıdvan Dilmen gibidir” diye övgüyle söz edilir. Böyleyken hakemliği seçmesinin bilinçli bir adım olduğu açık. Bunu ‘armut dibine düşer’ sözüyle de anlatabiliriz.

Cüneyt Çakır 2001’den itibaren Süper Lig düzeyinde maç yönetmeye başladı. Elbette ki öncesinde gerekli bütün aşamalardan geçti. Bu işte ilerlemeye başladığı dönemlerde babası Serdar Çakır ile ilgili birtakım iddialar gündeme geldi. MHK Asbaşkanı olarak da görev yapmış olan baba Çakır’ın oğlunu kolladığı yolundaki iddialar eksik olmadı. Bu işlerde babanın oğluna bile torpil yapmasının mümkün olmadığı, kötü yönettiğiniz birkaç maçtan sonra kaybolup gideceğiniz yolundaki doğrular, bizde kimseyi ilgilendirmezdi.

Bu, futbolumuzun bitmez tükenmez tartışma konularından biridir. Baba ve ardından oğulun hakem oluşu, sanki çok kirli ve karanlık birtakım durumların sürekliliği gibi ele alınır. Bunun aslında çok doğal bir durum olduğunu hemen hiç kimse düşünmek istemez. Sanırsınız ki dünyada baba mesleğini sadece Türk hakemler sürdürmekte ve bundan da çok büyük sıkıntılar doğmaktadır.

Manasız muhabbetler

Esasen bizde hakemlikle ilgili bütün tartışmalar, böylesi ‘manasız muhabbetler’ düzleminde gerçekleşir. Bir penaltının verilip verilmeyişi, pozisyonun ofsayt olup olmadığı günler-geceler boyu tartışılır. Elbette ki bu tartışmalardan hiçbir sonuç çıkması söz konusu değildir. Ancak milyonlarca insan bu tür anlamsızlıkları daha kolay benimser çünkü bunun bir parçası olabilmek için bilgi ya da fikir gerekmez; ağzı olan konuşur.

Cüneyt Çakır ya da başka bir hakemin nasıl biri olduğu yolunda en küçük bilgisi bulunmayan, onunla 10 saniye bile bir araya gelmemiş olan insanlar, akılalmaz birtakım suçlamalarda bulunabilir bizim toplumda. Kimse de bunun ahlak dışı bir davranış olduğunu filan düşünmez. Tam tersine hemen herkes, bu fani dünyadaki tek düzgün insanın kendisi olduğuna, sözü edilen herkesin de kötülüğüne inanır.

Böyle bir ortamda, teknolojik olanakların kullanılması da herhangi bir sonuç vermez. Bütün sorunları çözmesi beklenen Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasının pek yararı olmaz. Teknolojik olarak en iyi sistem kurulmuş ama sonuçta başına bizim insanımız konulmuştur. O nedenle doğru bir iş yapılması mümkün değildir. Onunla ilgili olarak da Futbol Federasyonu başta olmak üzere Merkez Hakem Kurulu ve hakemlerin çeşitli fırıldaklar çevirdiğine inanılır. Cüneyt Çakır da ister sahada olsun isterse VAR’ın başında, bu tür suçlamalardan kurtulamaz.

Değişik bir intihar yöntemi

Aslında böyle bir ortamda hakemliği seçmiş olmak, değişik bir intihar yöntemi gibi görünür ama elbette ki bu işin keyifli tarafları da vardır. En önemlisi de uluslararası alanda kazanılan başarılar olsa gerektir. Bunun yanında son yıllarda artan gelirler, en azından bu düzeydeki hakemliği cazip hale getirmiştir. Günümüzde tartışmaların bir bölümünü de bu oluşturur. Hakemlerin büyük paralar alıp da doğru-dürüst maç yönetmedikleri gibi bir değerlendirme herkese sempatik gelir.

Cüneyt Çakır uluslararası alana 2011’de çıktı ve sadece yukarıda belirtilen en üst düzey turnuvalarda değil daha aşağılarda da önemli maçlar yönetti. Belli ki onun yönetim tarzı Avrupa ve Dünyada daha çok tutuluyordu. Buna karşılık yurtiçindeki maçlarda tartışılmayan hakem yoktu ve onun da bundan kurtulabilmesi mümkün değildi. Ancak dışarıdaki başarısı ile içerdeki eleştiri bir çelişki oluşturuyordu. Bunun da formülü ‘içerde başka maç yönetiyor, dışarda başka’ diye bulundu.

Fenerbahçeliye göre o Galatasaraylı, Beşiktaşlıya göre Trabzonsporluydu. Maçlara da önyargılı olarak çıkıyor ve bir tarafı kollayıp ötekinin yenilmesini istiyordu. Mutlaka tuttukları takımın penaltısını vermemiş ve onların kaybetmesine yol açmıştı… Bunun gibi bir yığın saçmalık, televizyonlarda akıllı-uslu görünen birileri tarafından defalarca gündeme getirdi. “Yahu, insaf edin, böyle bir şey olabilir mi?” diyen bir Allah’ın kulu çıkmadı. Aynı adamın içerde yönettiği maçlarda ‘şeytanca’ bir tutum içinde olduğu, Edirne’den dışarı çıktığında da ‘melek’ haline geldiği kabul edildi.

İçerde başka, dışarda başka mı?

Toplum olarak onunla aramızdaki ilişki, patolojik bir ilişki adeta… Şu anda futbolda dünya sıralamasında ilk 100’e bile girebilecek neredeyse tek adamımız yokken, onun bayrağı zirveye dikmiş olmasını görmezden gelmeye çalışmak da böyle hastalıklı bir tutum. Saatler ve günler boyu tamamen ıvır zıvır konuşmalarla dolu, spor programı olduğu ileri sürülen mecralarda Cüneyt Çakır’ın bu büyük başarısına yer verilmeyişinin nedeni de bu.

Önümüzde 2020 Avrupa Şampiyonası’nın 2021’de yapılacak versiyonu var. Cüneyt Çakır’a muhtemelen orada da görev verilecek ve önemli maçlar yönetecek. Biz de, onunla iftihar ettiğimiz yolundaki gazete haberlerini ve televizyon söylemlerini okuyup izlemek zorunda kalacağız. Böyle bir ikiyüzlülükle de sorunu halletmiş olacağız. Bu gibi sorunlarımızı bir türlü çözemeyişimizin temelinde böyle bir ikiyüzlülüğün de bulunduğunu asla umursamayacağız.

Collina 11. Sırada

FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, 21. yüzyılın en iyi ikinci hakemi seçildi.

Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu (IFFHS), 2001-2020 yıllarını kapsayan dönemin en iyi hakemler listesinde açıkladı. Listenin ilk 10 sırasındaki hakemler şöyle sıralandı:

  1. Felix Brych (Almanya)…………. 141 puan
  2. Cüneyt Çakır (Türkiye)………… 140 puan
  3. Howard Webb (İngiltere)……… 137 puan
  4. Markus Merk (Almanya)………. 135 puan
  5. Björn Kuipers (Hollanda)……… 133 puan
  6. Nicola Rizzoli (İtalya)……….….. 121 puan
  7. Oscar Julian Ruiz (Kolombiya).. 104 puan
  8. Massimo Busacca (İsviçre)…… 96 puan
  9. Jorge Luis Larrionda (Uruguay).. 96 puan
  10. Lubos Michel (Slovakya)….…… 96 puan

11. sırada ilginç bir ad yer alıyor. Bizim de pek çok milli maçımızı yöneten ve 2002 Dünya Kupası’na katılma sürecindeki karşılaşmalar sırasında, ‘uğurlu hakem’ ilan ettiğimiz İtalyan Pierluigi Collina. Hakemliği 2005’te bıraktığı için olsa gerek, biraz unutulmuş gibi. Seçim yapanlardan düşük oy alışı bundan olabilir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 26 Şubat 2021’de yayımlanmıştır.

Ahmet Çakır

Ahmet Çakır - Spor yazarı, edebiyatla da ilgileniyor. Sporla ilgili 13 kitabı var. Edebiyatla ilgili Dostun Ölümü (Öykü) ve Bana Derler Balatlı (Anlatı) kitapları bulunuyor. 1980’de Dünyada ve Türkiye’de Sansür çalışması ile Yunus Nadi Ödülü kazandı. 1982’de Akademi Kitabevi Öykü ödülünü aldı. 12 yıl TRT’de ve sonrasında aralarında Hürriyet’in de bulunduğu çeşitli gazetelerde çalıştı. Radyo oyunları yazdı ve uyguladı. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanını hem radyo oyunu hem sahne oyunu olarak uyarladı. Türkiye Spor Yazarları Derneği’nde başkan yardımcısı ve genel sekreter olarak iki dönem görev yaptı. TGC üyesi. Sportstv kanalında Sporsever programını yapıyor. Sürekli basın kartı sahibi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend