Avrupalı çiftçiler ne istiyor?

Avrupalı çiftçiler haftalardır sokaklarda, protestolar düzenliyorlar. Peki, şikayetleri ne? Talepleri ne? İçinde bulundukları şartların sorumlusu kim? Aşırı sağ bu işin neresinde?

Dünya Ticaret Örgütü’nün 26 Şubat’ta Abu Dabi’de gerçekleştirdiği Bakanlar Konferansı’nın arifesinde Avrupa’daki çiftçiler Ocak ayından beri sürdürdükleri, artan maliyetlere, fiyatlardaki düşüşe ve Avrupa Birliği’nin (AB) tarım politikalarına karşı protestolara devam ettiler.

Dünya genelinde küçük ve orta ölçekli çiftçileri temsil eden Belçika merkezli bir kuruluş olan Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) genel koordinatörü Morgan Ody ve Belçika çiftçi sendikası FUGEA’nın sözcüsü Vincent Delobel, Al Jazeera için kaleme aldıkları yazılarında, Avrupa’daki çiftçilerin yaşadıklarını, protestoların ardında yatan sebepleri ve AB tarafından son dönemde uygulanan neoliberal politikaların çiftçiler üzerindeki olumsuz etkilerini ele alıyorlar.

Yazının öne çıkan bazı kısımlarını sizlerle paylaşıyoruz:

Avrupalı çiftçiler ne yaşıyor?

“… Bu trajik durum, Ocak ayından bu yana Avrupa genelinde sokaklara dökülen, otoyolları ve lojistik tesislerini kapatan çiftçilerin devam eden protestolarıyla daha da görünür hale geldi.

Çiftçiler, ister geleneksel ister organik, ister küçük ister orta ölçekli olsun, Avrupa’nın gıda ihtiyacını üreten insanlar. Bu insanlar ortak bir gerçeklik karşısında birleştiler: Hayatlarını doğru dürüst bir gelir elde etmeden durmaksızın çalışarak geçirmekten bıkmış durumdalar.

Bu noktaya onlarca yıldır uygulanan neoliberal tarım politikaları ve serbest ticaret anlaşmaları yüzünden geldik. Üretim maliyetleri son yıllarda istikrarlı bir şekilde artarken, çiftçilere ödenen fiyatlar durgunlaştı ve hatta düştü.

Bu durum karşısında çiftçiler çeşitli ekonomik stratejiler izlediler. Bazıları fiyatlardaki düşüşü telafi etmek için üretimi artırmaya çalıştı. Bazıları ise daha fazla arazi satın aldı, makinelere yatırım yaptı, çok fazla borçlandı ve iş yüklerinin önemli ölçüde arttığını gördü. Stres ve azalan gelirler büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Diğer çiftçiler organik tarıma ve kısa dağıtım kanallarına yönelerek ürünleri için daha iyi fiyatlar bulma arayışına girdiler. Ancak çoğu için bu pazarlar COVID-19 salgınından sonra çöktü.

Tüm bunlar olurken, birleşmeler ve spekülasyonlar yoluyla büyük tarım şirketleri daha da büyüdü ve güçlendi, bu da çiftçiler için fiyatlar ve kullandıkları yöntemler üzerinde artan bir baskı oluşturdu.

Avrupalı çiftçilerin içinde bulunduğu şartların sorumlusu kim?

Avrupa Via Campesina Koordinasyonu, Avrupa’daki çiftçilerin eylemlerinde aktif olarak yer aldı. Üyelerimiz de azalan gelirlerden, yüksek borçlanmaya bağlı stresten ve aşırı iş yükünden çok etkilendi. Avrupa Birliği’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından desteklenen tarım piyasalarının büyük tarım şirketleri lehine kuralsızlaştırılması politikalarını ve yıkıcı uluslararası rekabeti benimsemesinin içinde bulunduğumuz durumdan doğrudan sorumlu olduğunu açıkça görüyoruz.

Avrupalı çiftçiler için adil fiyatlar sağlayan çeşitli düzenlemeler 1980’lerden bu yana ortadan kaldırıldı. AB tüm inancını, dünyadaki tüm çiftçileri birbirleriyle rekabete sokan, onları kendi gelirlerinin azalması ve borçlarının artması pahasına mümkün olan en düşük fiyattan üretim yapmaya teşvik eden serbest ticaret anlaşmalarına bağladı.

Ancak son yıllarda AB, özellikle Yeşil Anlaşma’nın tarımsal bileşeni olan Tarladan Sofraya Stratejisi ile daha sürdürülebilir bir tarım modeline doğru ilerleme niyetini açıkladı.

Çiftçi örgütleri olarak bu kararlılığı memnuniyetle karşılamakla birlikte, Avrupa tarımının sürdürülebilirliğinin uluslararası rekabet mantığından uzaklaşılmadan geliştirilemeyeceğini de vurguladık.

Çiftçiler imkansız bir hedefle mi karşı karşıya?

Ekolojik üretimin sağlığımız ve gezegenimiz için büyük faydaları var, ancak çiftçiler için daha maliyetli ve bu nedenle agroekolojik geçişi sağlamak için tarım piyasalarının korunması gerekiyor. Ne yazık ki sesimizi duyan olmadı.

Bu nedenle Avrupalı çiftçiler imkansız bir hedef ile karşı karşıya kaldı: mümkün olan en düşük fiyata üretim yaparken agroekolojik bir dönüşüm sağlamak. Sonuç olarak, çiftçi örgütleri arasındaki anlaşmazlıklar açıkça su yüzüne çıktı.

Bir tarafta Copa-Cogeca ile ilişkili büyük çiftçiler ve tarım şirketleri neoliberal yönelimin devam etmesini istiyor ve bu nedenle AB’nin Yeşil Anlaşması’nda yer alan çevresel tedbirlerin geri çekilmesini talep ediyorlar.

Diğer taraftan, Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) ve diğer kuruluşlar çevre ve iklim krizlerinin gerçek ve ciddi olduğunu ve önümüzdeki on yıllar boyunca gıda bağımsızlığını sürdürmek için kendimize bunlarla mücadele edecek araçlar sağlamanın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bizler için karşı çıkılması gereken şey çevre düzenlemeleri değil, neoliberal sistemdir.

Serbest ticaret anlaşmalarının etkisi ne?

Özellikle AB’nin çeşitli ülke ve bölgelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarını kınıyoruz. Bunlardan biri de Mercosur ülkeleriyle (Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay) müzakere edilen anlaşma. Nihai metin 2019’da hazırlandı ancak her iki tarafça da imzalanmadı ya da onaylanmadı.

Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, Mercosur ülkelerinden diğer ürünlerin yanı sıra et ithalatının da artmasına yol açacağından, Avrupalı besiciler için bir felaket olacaktır. Bu da potansiyel olarak fiyatları aşağı çekerek zaten zor durumda olan Avrupalı besiciler üzerinde daha da fazla ekonomik baskı yaratacaktır.

Ayrıca anlaşma, AB’nin benimsediği gıda güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik konusundaki katı standartları karşılamayan ürünlerin ithal edilmesine yol açabilir.

Gıda bağımsızlığı nasıl sağlanır?

Tarımsal ürünlerin uluslararası ticaretine karşı olmamakla birlikte, ticaretin gıda bağımsızlığı temelinde yapılmasını savunuyoruz. Bu, tarımsal ürünlerin ithalat ve ihracatına izin verilmesi, ancak bunun yerel gıda üretimine ve küçük ölçekli gıda üreticilerinin geçim kaynaklarına zarar vermemesi koşuluyla yapılması anlamına geliyor.

AB, çiftçilerini korumak ve agroekolojiye geçmelerine yardımcı olmak yerine, Yeşil Anlaşma’nın önemli bir hükmünü tersine çevirerek büyük çiftçilerin ve tarım şirketlerinin taleplerini karşılamayı seçerek 2030 yılına kadar pestisit kullanımını yarıya indirmeyi tercih etti.

Bazı Avrupa ülkeleri de neoliberal politikaları sürdürürken çevresel önlemleri kaldırarak bu krizi aşmaya karar verdi. Örneğin Fransa, Ecophyto pestisit azaltma planını durdururken, Almanya tarım araçlarındaki vergi indirimlerini kaldırma planını iptal etti ve arazi araçları için dizel yakıt sübvansiyonlarını kaldırmaya yönelik mevzuatı hafifletti.

Çevresel düzenlemeleri kaldırmak çok riskli bir tercih çünkü çiftçilerin gelirlerinin azalması gibi temel bir sorunu kalıcı olarak çözmek için hiçbir işe yaramıyor. Dolayısıyla çiftçilerin protestolarının önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğinden emin olabiliriz.

Aşırı sağ bu işin neresinde?

Tüm bunlar aşırı sağın dünya genelinde yükselişe geçtiği bir dönemde yaşanıyor. Aşırı sağ, daha iyi bir gelir dağılımı sağlayarak sorunları çözmek yerine, azınlık nüfusları günah keçisi olarak ilan ediyor (göçmenler, kadınlar, LGBTQ vb.) ve halk hareketleri üzerindeki şiddetli baskıyı arttırıyor.

Hollanda’da çiftçilerin öfkesi, daha fazla oy almak için sistem karşıtı ve ekoloji karşıtı söylemleri kullanan sağcı Çiftçi-Vatandaş Hareketi partisi (BBB) tarafından istismar edildi. Sonuç olarak BBB, eyalet ve ulusal seçimlerde önemli kazanımlar elde ederek parlamentodaki sandalye sayısını birden yediye çıkardı.

AB’nin çiftçilerin protestolarına verdiği tutarsız tepki nedeniyle, bu eğilimin Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de devam etmesi riski bulunuyor.

Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) bünyesindeki çiftçi sendikaları, Avrupalı çiftçiler için gerçek çözümlerin Güney ülkeleriyle işbirliği içinde piyasaları düzenleyecek ve gıda bağımsızlığını teşvik edecek politikalar olduğunu savunuyor. Sermaye gelirlerinin hızla arttığı bir dönemde, çiftçiler olarak, tüm işçiler için adil bir gelir ve küresel iklim krizine çözüm olacak tutarlı politikalar talep etmek üzere işçi sendikaları ve iklim hareketinin yanında yer alıyoruz.”

Bu yazı ilk kez 29 Şubat 2024’te yayımlanmıştır.

 

Morgan Ody ve Vincent Delobel’nin Al Jazeera web sitesinde yayınlanan “Farmers’ protests in Europe and the deadend of neoliberalism” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.aljazeera.com/opinions/2024/2/25/farmers-protests-in-europe-and-the-deadend-of-neoliberalism

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Avrupalı çiftçiler ne istiyor?

Avrupalı çiftçiler haftalardır sokaklarda, protestolar düzenliyorlar. Peki, şikayetleri ne? Talepleri ne? İçinde bulundukları şartların sorumlusu kim? Aşırı sağ bu işin neresinde?

Dünya Ticaret Örgütü’nün 26 Şubat’ta Abu Dabi’de gerçekleştirdiği Bakanlar Konferansı’nın arifesinde Avrupa’daki çiftçiler Ocak ayından beri sürdürdükleri, artan maliyetlere, fiyatlardaki düşüşe ve Avrupa Birliği’nin (AB) tarım politikalarına karşı protestolara devam ettiler.

Dünya genelinde küçük ve orta ölçekli çiftçileri temsil eden Belçika merkezli bir kuruluş olan Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) genel koordinatörü Morgan Ody ve Belçika çiftçi sendikası FUGEA’nın sözcüsü Vincent Delobel, Al Jazeera için kaleme aldıkları yazılarında, Avrupa’daki çiftçilerin yaşadıklarını, protestoların ardında yatan sebepleri ve AB tarafından son dönemde uygulanan neoliberal politikaların çiftçiler üzerindeki olumsuz etkilerini ele alıyorlar.

Yazının öne çıkan bazı kısımlarını sizlerle paylaşıyoruz:

Avrupalı çiftçiler ne yaşıyor?

“… Bu trajik durum, Ocak ayından bu yana Avrupa genelinde sokaklara dökülen, otoyolları ve lojistik tesislerini kapatan çiftçilerin devam eden protestolarıyla daha da görünür hale geldi.

Çiftçiler, ister geleneksel ister organik, ister küçük ister orta ölçekli olsun, Avrupa’nın gıda ihtiyacını üreten insanlar. Bu insanlar ortak bir gerçeklik karşısında birleştiler: Hayatlarını doğru dürüst bir gelir elde etmeden durmaksızın çalışarak geçirmekten bıkmış durumdalar.

Bu noktaya onlarca yıldır uygulanan neoliberal tarım politikaları ve serbest ticaret anlaşmaları yüzünden geldik. Üretim maliyetleri son yıllarda istikrarlı bir şekilde artarken, çiftçilere ödenen fiyatlar durgunlaştı ve hatta düştü.

Bu durum karşısında çiftçiler çeşitli ekonomik stratejiler izlediler. Bazıları fiyatlardaki düşüşü telafi etmek için üretimi artırmaya çalıştı. Bazıları ise daha fazla arazi satın aldı, makinelere yatırım yaptı, çok fazla borçlandı ve iş yüklerinin önemli ölçüde arttığını gördü. Stres ve azalan gelirler büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

Diğer çiftçiler organik tarıma ve kısa dağıtım kanallarına yönelerek ürünleri için daha iyi fiyatlar bulma arayışına girdiler. Ancak çoğu için bu pazarlar COVID-19 salgınından sonra çöktü.

Tüm bunlar olurken, birleşmeler ve spekülasyonlar yoluyla büyük tarım şirketleri daha da büyüdü ve güçlendi, bu da çiftçiler için fiyatlar ve kullandıkları yöntemler üzerinde artan bir baskı oluşturdu.

Avrupalı çiftçilerin içinde bulunduğu şartların sorumlusu kim?

Avrupa Via Campesina Koordinasyonu, Avrupa’daki çiftçilerin eylemlerinde aktif olarak yer aldı. Üyelerimiz de azalan gelirlerden, yüksek borçlanmaya bağlı stresten ve aşırı iş yükünden çok etkilendi. Avrupa Birliği’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından desteklenen tarım piyasalarının büyük tarım şirketleri lehine kuralsızlaştırılması politikalarını ve yıkıcı uluslararası rekabeti benimsemesinin içinde bulunduğumuz durumdan doğrudan sorumlu olduğunu açıkça görüyoruz.

Avrupalı çiftçiler için adil fiyatlar sağlayan çeşitli düzenlemeler 1980’lerden bu yana ortadan kaldırıldı. AB tüm inancını, dünyadaki tüm çiftçileri birbirleriyle rekabete sokan, onları kendi gelirlerinin azalması ve borçlarının artması pahasına mümkün olan en düşük fiyattan üretim yapmaya teşvik eden serbest ticaret anlaşmalarına bağladı.

Ancak son yıllarda AB, özellikle Yeşil Anlaşma’nın tarımsal bileşeni olan Tarladan Sofraya Stratejisi ile daha sürdürülebilir bir tarım modeline doğru ilerleme niyetini açıkladı.

Çiftçi örgütleri olarak bu kararlılığı memnuniyetle karşılamakla birlikte, Avrupa tarımının sürdürülebilirliğinin uluslararası rekabet mantığından uzaklaşılmadan geliştirilemeyeceğini de vurguladık.

Çiftçiler imkansız bir hedefle mi karşı karşıya?

Ekolojik üretimin sağlığımız ve gezegenimiz için büyük faydaları var, ancak çiftçiler için daha maliyetli ve bu nedenle agroekolojik geçişi sağlamak için tarım piyasalarının korunması gerekiyor. Ne yazık ki sesimizi duyan olmadı.

Bu nedenle Avrupalı çiftçiler imkansız bir hedef ile karşı karşıya kaldı: mümkün olan en düşük fiyata üretim yaparken agroekolojik bir dönüşüm sağlamak. Sonuç olarak, çiftçi örgütleri arasındaki anlaşmazlıklar açıkça su yüzüne çıktı.

Bir tarafta Copa-Cogeca ile ilişkili büyük çiftçiler ve tarım şirketleri neoliberal yönelimin devam etmesini istiyor ve bu nedenle AB’nin Yeşil Anlaşması’nda yer alan çevresel tedbirlerin geri çekilmesini talep ediyorlar.

Diğer taraftan, Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) ve diğer kuruluşlar çevre ve iklim krizlerinin gerçek ve ciddi olduğunu ve önümüzdeki on yıllar boyunca gıda bağımsızlığını sürdürmek için kendimize bunlarla mücadele edecek araçlar sağlamanın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bizler için karşı çıkılması gereken şey çevre düzenlemeleri değil, neoliberal sistemdir.

Serbest ticaret anlaşmalarının etkisi ne?

Özellikle AB’nin çeşitli ülke ve bölgelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarını kınıyoruz. Bunlardan biri de Mercosur ülkeleriyle (Brezilya, Arjantin, Paraguay ve Uruguay) müzakere edilen anlaşma. Nihai metin 2019’da hazırlandı ancak her iki tarafça da imzalanmadı ya da onaylanmadı.

Bu anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, Mercosur ülkelerinden diğer ürünlerin yanı sıra et ithalatının da artmasına yol açacağından, Avrupalı besiciler için bir felaket olacaktır. Bu da potansiyel olarak fiyatları aşağı çekerek zaten zor durumda olan Avrupalı besiciler üzerinde daha da fazla ekonomik baskı yaratacaktır.

Ayrıca anlaşma, AB’nin benimsediği gıda güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik konusundaki katı standartları karşılamayan ürünlerin ithal edilmesine yol açabilir.

Gıda bağımsızlığı nasıl sağlanır?

Tarımsal ürünlerin uluslararası ticaretine karşı olmamakla birlikte, ticaretin gıda bağımsızlığı temelinde yapılmasını savunuyoruz. Bu, tarımsal ürünlerin ithalat ve ihracatına izin verilmesi, ancak bunun yerel gıda üretimine ve küçük ölçekli gıda üreticilerinin geçim kaynaklarına zarar vermemesi koşuluyla yapılması anlamına geliyor.

AB, çiftçilerini korumak ve agroekolojiye geçmelerine yardımcı olmak yerine, Yeşil Anlaşma’nın önemli bir hükmünü tersine çevirerek büyük çiftçilerin ve tarım şirketlerinin taleplerini karşılamayı seçerek 2030 yılına kadar pestisit kullanımını yarıya indirmeyi tercih etti.

Bazı Avrupa ülkeleri de neoliberal politikaları sürdürürken çevresel önlemleri kaldırarak bu krizi aşmaya karar verdi. Örneğin Fransa, Ecophyto pestisit azaltma planını durdururken, Almanya tarım araçlarındaki vergi indirimlerini kaldırma planını iptal etti ve arazi araçları için dizel yakıt sübvansiyonlarını kaldırmaya yönelik mevzuatı hafifletti.

Çevresel düzenlemeleri kaldırmak çok riskli bir tercih çünkü çiftçilerin gelirlerinin azalması gibi temel bir sorunu kalıcı olarak çözmek için hiçbir işe yaramıyor. Dolayısıyla çiftçilerin protestolarının önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğinden emin olabiliriz.

Aşırı sağ bu işin neresinde?

Tüm bunlar aşırı sağın dünya genelinde yükselişe geçtiği bir dönemde yaşanıyor. Aşırı sağ, daha iyi bir gelir dağılımı sağlayarak sorunları çözmek yerine, azınlık nüfusları günah keçisi olarak ilan ediyor (göçmenler, kadınlar, LGBTQ vb.) ve halk hareketleri üzerindeki şiddetli baskıyı arttırıyor.

Hollanda’da çiftçilerin öfkesi, daha fazla oy almak için sistem karşıtı ve ekoloji karşıtı söylemleri kullanan sağcı Çiftçi-Vatandaş Hareketi partisi (BBB) tarafından istismar edildi. Sonuç olarak BBB, eyalet ve ulusal seçimlerde önemli kazanımlar elde ederek parlamentodaki sandalye sayısını birden yediye çıkardı.

AB’nin çiftçilerin protestolarına verdiği tutarsız tepki nedeniyle, bu eğilimin Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de devam etmesi riski bulunuyor.

Avrupa La Via Campensina Koordinasyonu (ECVC) bünyesindeki çiftçi sendikaları, Avrupalı çiftçiler için gerçek çözümlerin Güney ülkeleriyle işbirliği içinde piyasaları düzenleyecek ve gıda bağımsızlığını teşvik edecek politikalar olduğunu savunuyor. Sermaye gelirlerinin hızla arttığı bir dönemde, çiftçiler olarak, tüm işçiler için adil bir gelir ve küresel iklim krizine çözüm olacak tutarlı politikalar talep etmek üzere işçi sendikaları ve iklim hareketinin yanında yer alıyoruz.”

Bu yazı ilk kez 29 Şubat 2024’te yayımlanmıştır.

 

Morgan Ody ve Vincent Delobel’nin Al Jazeera web sitesinde yayınlanan “Farmers’ protests in Europe and the deadend of neoliberalism” başlıklı yazısından öne çıkan bazı bölümler Caner Köseler tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısıyla yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.aljazeera.com/opinions/2024/2/25/farmers-protests-in-europe-and-the-deadend-of-neoliberalism

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x