Çocuk

22 Ocak 2024

Yazdır

Çocuklarla kaliteli zaman nasıl geçirilir?

Sabah alarm saati ile uyanıp, hızla bir şeyler atıştırıp, çocuğu okul servisine yetiştirme telaşı size de tanıdık geldi mi? Çocuğumuz bir türlü uyanmak istemez, belki sabah kahvaltısını pas geçeriz. Akşam olduğunda, günün iş yoğunluğu sonrası eve zar zor ulaştığımızda, yemek telaşı, çocukların ödevleri, biraz evi toplayalım, mutfak bizi bekliyor ve bir bakmışız ki saat gece yarısı oluvermiş! Oysa neler neler yapmayı istiyoruz, lakin bir türlü hiçbir şeye yetişemiyoruz!

Eğer bu satırlarım size tanıdık geldiyse, merak buyurmayınız, doğru yerdesiniz.

Haydi, gelin birlikte, öncelikle aile ile vakit geçirmenin önemini hatırlayalım.  Ardından basit ipuçları ile çocuklarla kaliteli zaman nasıl geçirilir sorusunun cevaplarını keşfedelim.

Sohbetimizin başında değindiğim sabah koşturması ve akşam telaşı, aslında yaşamımızda bir şeylerin ters ve yolunda gitmediğinin işaretidir, görmeye hazır olana!

 Zaman, her birimize hediye edilen en değerli hazine!

Zamanı nasıl yönettiğimiz, bugün kim olduğumuzu ve gelecekte kim olacağımızı tanımlıyor. Uygar toplumlar daha çok çalışarak değil, verimli çalışarak kalkınmayı çözdüler.

Zamanı yönetirken, insanların kendilerine ve ailelerine ayırdıkları süreler değişiyor. Bunlarla ilgili dünya çapında bazı verileri inceleyeceğiz. Anne ve babanın aile içindeki rolleri ve sorumlulukları yeniden tanımlanıyor. Her iki ebeveyni ile eşit düzeyde kaliteli zaman geçiren çocukların akademik ve sosyal becerilerinde önemli düzeyde artış gözleniyor.

Çocukla kaliteli zaman geçirmek ne demek?

Günümüz toplumunda ev içi görev dağılım ve paylaşımları yeniden şekilleniyor! Bir kuşak öncemizi tarif eden x kuşağı babaları için, çocuğunun alt bezini değiştirmek ya da yemeğini yedirmek hayal bile etmeyecekleri davranışlardı. Oysa eşler günümüzde yoğun yaşam şartlarının gerektirdiği görev ve sorumlulukları eşit ve adil yönetmek zorundalar! Aksi takdirde, eşlerden birisi (çoğunlukla kadın!) ev ve çocuklarla daha çok ilgilenmek zorunda kalırsa, aile iletişiminde ve çocuk gelişiminde sorunlar yaşanması kaçınılmaz oluyor.

Yaşam denge üzerinde kuruludur. Denge bozulursa, beraberinde farklı sorunlar ortaya çıkar. Aile zamanının doğru yönetilmesi, çocukların ebeveyn ile ve ebeveynin kendi arasındaki iletişim kalitesini artırır.

Unutmayın, mutlu çocuk mutlu eşin kaynağıdır. Mutlu eş, mutlu yuvanın temel taşıdır.

Çocuğunuzu en son ne zaman 10 dakika dinlediniz?

Çocuğunuzla paylaşımlarda olağanüstü şeyler yapmanıza gerek yok. Önemli olan sadece onun için zaman ayırmanızdır. Çocuğunuzu her gün sadece 10 dakika dikkatle dinleyin.

Yaşamınızda bir gününüz içinde çocuğunuz sadece ona 10 dakika ayırmanızı hak etmiyor mu? Akıllı telefondan 10 dakika uzak durun. Bırakın duygu ve düşünceleriniz sizi yönlendirsin. Ne yaparsanız yapın; planlamadan, zorlamadan, akışta kalın! Odayı, mutfağı, balkonu, sokağı, marketi birlikte keşfedin.

Çocuğunuzla kurduğunuz bağın kalitesindeki değişimi 10 gün içinde izleyin. Sizinle geçirdiği zaman içinde birbirinizi daha çok tanıyacaksınız. Çocuğunuz duygularını ifade etme konusunda daha özgüvenli hale gelecektir.

Ebeveynlik türleri nedir?

Günümüzde kullanılan dört ana ebeveynlik türü, gelişim psikoloğu Diana Baumrind ile Stanford araştırmacıları Eleanor Maccoby ve John Martin’in çalışmalarına dayanır. Her ebeveynlik türünün çocukların davranışları üzerinde farklı etkileri vardır. Çocuğun duygu, düşünce ve davranışlarını temel olarak belirleyen 2 parametre vardır:

1- Ebeveyn, çocuklarının ihtiyaçlarına karşı ne kadar sıcak ve duyarlı yaklaşıyor?

2- Ebeveyn, çocuklarına uyguladığı kontrol derecesi hangi düzeyde?

İşte anne ve baba olarak çocuğumuzla kurduğumuz iletişimin düzeyini bu 2 soruya verdiğimiz yanıtlar belirliyor. Bu satırları buraya kadar okumaya veya dinlemeye devam ettiğinize göre, şu soruyu kendinize sormanızı öneririm: siz ve eşiniz, bu 2 soruya benzer yanıt oluşturuyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise, gönlünüz rahat olsun, birazdan paylaşacağım aile içinde kaliteli zaman geçirme ipuçları size pozitif katkı sağlayacaktır. Lakin bu 2 soruya verdiğiniz yanıtlar farklı ve birbirinden uzak ise, öncelikle anne ve baba olarak aynı ortak ebeveynlik türünde buluşmanız uygun olacaktır.

1- Hoşgörülü ebeveynlik türü

Yüksek duyarlılık gösteren ebeveynler, çocuklarına karşı düşük taleplerde bulunurlar. Çocuklarıyla açıkça iletişim kurar ve genellikle çocuklarına talimat vermek yerine kendilerinin karar vermesine izin verirler.

Kurallar ve beklentiler ya belirlenmiyor ya da nadiren uygulanıyordur. Anne ve baba, genellikle çocuklarını daha mutlu etmek için büyük çaba harcıyordur. Hoşgörülü ebeveynlerin çocuklarıyla ebeveynlik rolü yerine arkadaşlık rolünü üstlenme olasılıkları daha yüksektir. Çatışmalardan kaçınmayı tercih ederler ve genellikle ilk sıkıntı belirtisinde çocuklarının ricalarını kabul ederler. Bu ebeveynler çoğunlukla çocuklarının istediklerini yapmalarına izin verir ve sınırlı rehberlik veya yönlendirme sunarlar.

2- Demokratik ebeveynlik türü

Bu tarz ebeveynlik türü izleyen anne ve baba, çocuklarına karşı yüksek düzeyde duyarlıdır ve onlardan yüksek talep ve beklentileri vardır. Esneklik ve anlayış uygularken, çocukları için net kurallar koyarlar. Çocuklarıyla sık sık iletişim kurar; çocuklarının düşünce, duygu ve görüşlerini dinler ve dikkate alırlar.

Doğal sonuçların ortaya çıkmasına izin verirler. Sınavı için yeteri düzeyde çabalamayan çocuğun sınavda başarısız olması, bu anne babaya göre bir fırsattır. Çalışmadığı için sınavdan düşük not alan çocuk böylece olanları düşünecek ve yaşadığından kendi dersini çıkarması beklenir.

Demokratik ebeveynlik türü uygulayan anne babalar, akıl yürütmeyi öğretmek için çocuklarına açık ve dürüst tartışmalar yoluyla rehberlik ederler.

3- İhmalkâr ebeveynlik türü

Bu anne babaların ortak özelliği, çocuklarına düşük yanıt verme eğilimi ve ona karşı düşük beklenti içinde yaklaşırlar. Çocuklarının çoğunlukla kendi başlarının çaresine bakmasına izin verirler. Bu durum çocuğa duyulan güven ya da çocuğun kendi başının çaresine bakabilecek olmasına bağlı değildir. Ebeveynin çocuğu ile kurduğu bağ, onun ihtiyaçlarına karşı ilgisiz davranmasına neden olur.

Bu tür ebeveynler, çocuklarına çok az bakım, sınırlı düzeyde rehberlik ve ilgi sunarlar; çoğu zaman kendi özgüven sorunlarıyla boğuşur ve kendileri yakın ilişkiler kurmakta zorlanırlar.

Katılımsız ebeveynlik olarak da adlandırılan bu tarz, genel bir umursamazlık durumu olarak düşünülebilir. İhmalkar ebeveynlerin çocuklarıyla ilişkileri sınırlıdır ve kuralları nadiren uygularlar. Ayrıca soğuk ve umursamaz olarak da görülebilirler.

4- Otoriter ebeveynlik türü

Çocuğuna karşı otoriter ebeveynlik türü uygulamayı seçen anne ve babalar, ondan yüksek taleplerde bulunurken, ihtiyaçlarına yönelik düşük cevap verme eğiliminde olurlar. İnsan biyo-psiko-sosyal bir canlıdır. Yani çocuğumuzun biyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları vardır. Oysa bu tarz ebeveynler, çocuğunun duygusal ve davranışsal ihtiyaçlarını çok az dikkate alarak katı kurallar uygulamayı seçerler.

Eğer çocukları bir şekilde kendisine konulan kuralı veya sonucun ardındaki nedenleri sorgulayacak olursa, sıklıkla ”çünkü ben öyle dedim” diye yanıt verirler. Aile içi iletişim çoğunlukla ebeveynden çocuğa şeklinde tek yönlüdür.

Bu katı ebeveynlik türü, genellikle “sert sevgi” olarak gerekçelendirilen sert bir disiplin kullanır. Otoriter ebeveynler, kontrolü tamamen ellerinde tutmak için çocuklarına herhangi bir katkı veya geri bildirimi sınırlı paylaşırlar. Buna bağlı olarak, eğer çocuk duygu ve düşüncelerini sağlıklı yönetmeyi başarırsa, öz disiplin eğilimi yüksek ve kendi başlarına karar veren bireyler olurlar.

Bir ebeveyn çocuğuyla günde kaç saat geçirmeli? Ortalama bir ebeveyn çocuğuyla ne kadar zaman geçiriyor?

Hiç merak ettiniz mi, dünyanın her yerindeki insanlar zamanlarını nasıl geçiriyor?

Günlük aktiviteler ülkeler arasında nasıl farklılık gösteriyor ve bu farklılıklar insanların yaşamları açısından ne kadar önemli?

Zaman kullanımına ilişkin verileri ve araştırmaları incelediğimizde, ebeveynler olarak hepimizin çok dikkatli olmamız gereken bir bilgiye ulaştım.

Our World in Data verilerine göre, günümüzde ortalama bir ebeveyn çocuklarıyla günde yaklaşık 150 dakika geçiriyor. Ebeveynlerin zamanı kısıtlı olsa da, çocuk üzerinde en büyük etkiyi yaratan genellikle küçük, günlük olumlu bağlantı jestleridir.

Çok Uluslu Zaman Kullanımı Çalışması (MTUS) verileri ülkemizin de içinde olduğu OECD’den geliyor. Katılımcılar farklı faaliyetler için harcadıkları zaman miktarını belirli bir gün boyunca kayıt ediyorlar ve tüm kayıtlar geçmiş yılların verileri ile karşılaştırılarak analizler sağlanıyor. Ve bakın bu analizler biz ebeveynlere ne söylüyor?

Günümüzde ebeveynlerin çocuklarıyla geçirdikleri zaman giderek artıyor

Ortalama dünya ebeveynleri çocuklarıyla günde 150 dakika geçirirken, bu süre yıllar içinde artış göstermiş. İlerleyen yıllarda bu sürenin en az 180 dakika olacağı öngörülüyor.

Peki, bizler bu verinin neresindeyiz?

Hem çocuğumuzla geçirdiğimiz süreyi en azından dünya ortalamasına çıkartmalıyız, aynı zamanda da bu süre içinde paylaşacaklarımızın kalitesini düzenlemeliyiz.

Asla tatmin olmayan para ve prestij arzusundan kurtulun

Çocuğumuz, evimiz, yuvamız için koşturuyor, işe gidiyor ve çabalıyoruz, öyle değil mi? İşte buradaki kilit nokta, çocuğumuzun yaşamda en çok bizim onun yanında olmamıza ihtiyacı olduğunu unutmamaktır!

Her çocuk yaşamda kendisini kanatları altına alan, yaşamı ona öğreten, her adımında yanında olduğunu gördüğü anne ve babasına ihtiyaç duyar. Bunlar olmadığı takdirde çocuk yaşamda kendi değerini çözemez, korkar ve tedirgin olur. Anne ve babasını yanında hissetmeyen çocuğa her türlü maddi imkân sunulmuş olsa da, çocuk bu şekilde hissedecektir. Üstelik bu hissettiği duygular ömür boyu sürer. Çocukluk yıllarında bilinç düzeyinde dahi olmayan travmatik blokajlar, kişinin yetişkinlik dönemini etkilemeye devam eder. İlerleyen yıllardaki hayatı görece olarak ne kadar iyi olursa olsun, geçmişin olumsuzlukları onları rahatsız etmeye devam edecektir.

Çocuk, anne babasının ilgisine muhtaçtır!

Zira anne ve baba, çocuğun yaşamla nasıl iletişim kuracağını ve olaylara nasıl yanıt vereceğini izlediği en yakın örneklerdir. Bir sorun nasıl çözülür, kavga ederek mi, uzlaşarak mı, bunu çocuk anne babasını izleyerek öğrenir.

Çocuklar için kaliteli zaman nedir?

Ebeveyn olarak her birimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Oysa ne mükemmel ebeveynler ne de mükemmel çocuklar vardır! Tabii ki eksikler, yanlışlar olacak.

Her anne ve baba, ilk çocuklarıyla beraber ebeveynliği öğrenmeye başlar. İkinci ve daha sonraki çocuklarımızda işleri nasıl yöneteceğimizi deneyimlerle öğrenmiş oluyoruz. Bu yöntem, öğrenmenin bedeli olan, deneme ve yanılma yöntemidir. Oysa başkalarının yaptığı hataları inceleyip, kendi derslerimizi çıkarabilir, üstelik nörobilimsel açıdan çocuk psikolojisinin temel doğrularından kendi yöntemlerimizi geliştirebiliriz.

Ailece daha fazla kaliteli zaman geçirdikçe, aile bağları güçlenir. Güçlü aile bağları, zorlukların üstesinden çok daha kolayca gelmeyi sağlar. Birlikte geçirilen kaliteli vakit, çocuklarımıza onları önemsediğimizi gösterir ve çocukların gelişimine ve mutluluklarına faydalı olduğu kanıtlanmıştır.

Gün içinde birçok şeyle uğraşıp yoruluyoruz. Çocuklarımızla zaman geçirmenin iyi ve gerekli olduğunu biliyoruz, peki bunu nasıl yapacağız?

İşte tam olarak bu soruda takıldığınızı hissediyorsanız, kolaylıkla uygulanacak basit ipuçlarını incelemeye başlayalım.

İlk adım: Ev işlerini paylaşın

Anne ve baba olarak iş yaşam koşturmasından fırsat bulup, evin temel ihtiyaçlarını yerine getirmek her zaman bir mücadeleye dönüşür. Eğer çocuklarla işbirliği içinde planlı hareket edilirse, bir elin nesi var, iki elin sesi var! Bir aile toplantısı yapın ve herkesin aile işlerini tamamlamak için alacağı sorumluluğu ve nasıl çalışacağını açıklayın.

Beklentileri önceden belirlerseniz, homurdanmalar en aza indirilecektir. Küçük çocuklar bile masayı hazırlamaya, bulaşıkları temizlemeye veya çöpü taşımaya yardımcı olabilir. Anne çorbayı karıştırırken, baba salatayı hazırlıyorsa, çocuklar da işlerin ucundan tutacaktır! Yeter ki anne ve baba ortak hareket etsin! Eğer anne ve baba ortak plan dâhilinde hareket etmiyorlarsa, bu durum evdeki sorumluluk dengesini olumsuz etkileyecektir.

Ev işlerini aile olarak tamamlamak çok değerlidir. Herkes aynı çatı altında yaşarken, bunun gerektirdiği sorumlulukları bölüşmeliyiz. Birlikte çalışmak ekip çalışmasını geliştirir ve iş çok daha hızlı tamamlanabilir.

Küçük görevleri bölün ve paylaşın

Ev işlerini daha küçük görevlere ayırabilirsiniz. Tüm evi bir günde temizlemeye çalışmak yerine, her 15-20 dakikalık iş için bir gün belirlemeyi ve bunu aileden birine atamayı deneyin. Belki pazartesi günleri anne toz alacak, salı günleri baba çamaşırlarla ilgilenecek, çarşamba günleri çocuğunuz odasını süpürebilir.

Görevleri kendi aile dinamiğinize göre haftanın günleri için bölüştürün. Buzdolabına asılacak bir liste, herkesin sorumluluğunu hatırlaması için yardımcı olacaktır.

Düzenli aile zamanı oluşturun

Anne ve babanın çocuğu için en büyük sorumluluğu nedir, diye soracak olsanız, 25 yıllık mesleki deneyimim ile şu yanıtı veririm: Her anne ve babanın çocuğuna karşı en büyük sorumluluğu, onun ileride hatırlayacağı değerli anılar oluşturmaktır.

Haftada bir öğleden sonrayı veya akşamı ayırsanız da, belirli bir aile zamanı oluşturmak, çocuklarınızda ömür boyu sürecek anılar yaratabilir. İster film gecesi, ister oyun gecesi, hatta haftalık aile gezileri olsun, önemli olan haftada en az bir kez çocuğunuz için ayrılmış özel zamanınızın olmasıdır.

Soru: Çocuğunuzla birlikte en son ne zaman eğlenip, gülüp keyifli zaman geçirdiniz?

Bu sorunun cevabını daha netleştirmek için, soruyu çocuğunuza sorun, bakalım ne yanıt verecek? İşte her hafta mutlaka bir özel gününüz olsun. Maça gidin, evde maç izleyin, birlikte sinema film, gezi ne olursa olsun! Basit düşünün! Öncelikle uygulanabilir adımlar atılmalıdır. Basit olan iyidir. Basit olan uygulanır. Basit olanın devamlılığı kolaydır. Her pazar sabahı taze ekmek almak için mahalle fırınına gidin çocuğunuzla. Eve taze simit ve ekmek ile dönüp, birlikte hazırlayacağınız aile pazar kahvaltısına oturmaya ne dersiniz? Bu pazar günü örneğin?

25 yılın üzerindeki mesleki deneyimle danışmanlık desteği sağladığım ailelerle her zaman paylaştığım şu değerli hatırlatma ile bugünkü sohbetimizi tamamlayalım.

Dünyada bir yetişkinin sahip olacağı en büyük miras, çocuğudur. Çocuğumuz, gelecek nesillere genetik hazinemizi taşıyacak olan mirasımızdır. Sahip olabileceğimiz en büyük maddi hazineyi düşünelim, işte çocuğumuz ondan daha da değerlidir. Sevildiğini, değer gördüğünü, önemsendiğini hisseden çocuk, kendisiyle ve yaşadığı toplumla sağlıklı bağ geliştirir. Kendi yaşam potansiyelinin en üst düzeyine ulaşmak için cesaret ve heyecan hisseder.

Bir çocuğun anne babasıyla paylaştığı sevgi ve mutluluk anları, toplumun üretken ve değerli bir üyesi olma potansiyelini artıracaktır. Anne babası tarafından ilgi ve sevgi dolu ortak paylaşımlarla büyüyen çocuk, arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kurar, duygularını düzenler ve sosyal becerileri gelişir.

Yaşam koşturmasına verdiğiniz belki bir kahve molası eşliğinde bu satırları, buraya kadar ilgi ve merakla okuyup dinleyen siz değerli dostlarım, en değeri yaşam mirasınız çocuklarınıza her gün sevgiyle kocaman sarılın. Onların sizin için ne kadar özel olduklarını davranışlarınızla onlara hissettirmeyi ihmal etmeyin.

Kaynak 1: Elsevier, Journal of Consumer Psychology
Kaynak 2: MTUS – Multinational Time Use Study
Kaynak 3: Çocuk Büyütürken En Sık Sorulan 100 Soru 100 Cevap – Dr. Bora Küçükyazıcı

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 22 Ocak 2024’te yayımlanmıştır.

Bora Küçükyazıcı

Dr. Bora Küçükyazıcı – Klinik psikolog ve aile danışmanı. 1973 yılında İstanbul'da doğmuş. Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nden mezun olmuş, tıp hekimliği eğitimini Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi tamamlamış. Anadolu’nun birçok yerinde çalıştıktan sonra Actavis’te medikal yönetici, biyo-teknoloji şirketi USA Genzyme’de ise Business Unit Manager (iş birikimi yöneticisi) olarak görev yapmış. Katıldığı uluslararası eğitim ve yönetim toplantılarında Türkiye`yi birçok defa temsil etmiş. “Farklılaştırma Stratejisi ve İletişim” konulu çalışması ile yurt dışında “En Başarılı Uygulama” ödülünü almış. St. Clement’s Üniversitesi Klinik Psikoloji alanında doktora programında tamamladığı çalışmalar şöyle: Çocuk ve Yetişkin Psikolojisi, Yaşlılık Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Günümüzde Psikoterapi, Aile Sosyolojisi, Çocuk Psikopatolojisi, İletişim Psikolojisi. Ayrıca Philadelphia University, Yale University, The State University of New York, Maltepe Üniversitesi’nde eğitim programlarına katılmış, sertifikalar almış. biyo-teknoloji, dijital ebeveynlik dönüşümü ve Z Kuşağı çocuk yetiştirme konularında çalışmaları var. Yayımlanan ilk kitabı: “Çocuk Büyütürken En Sık Sorulan 100 Soru ve Cevap”…

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Send this to a friend