2025’te manşetlere taşınmayan haberler: Dünya sandığınızın aksine iyiye gidiyor olabilir

2025’te çatışmalar, felaketler ve krizler yaşandı. Sürekli alarm hâli, dünyayı yalnızca “çöküş” merceğinden görmemize yol açtı. Oysa çocuk ölümleri düşüyor, aşılama artıyor, çevresel yıkım bazı alanlarda yavaşlıyor ve daha çok insan hayatından memnun.

2025 yılı, savaşlar, insani felaketler ve siyasi gerilimlerle hatırlanıyor. Küresel medya başlıkları çoğunlukla çöküş, kriz ve umutsuzluk etrafında şekillendi. Ancak aynı yıl, dünya genelinde gıda güvenliği, sağlık, istihdam, çevre ve vahşi yaşamın korunması alanlarında önemli ilerlemeler de kaydedildi. Siyasi ekonomist ve gazeteci Angus Harvey, kurucusu olduğu Fix The News sitesinde, küresel haber sisteminin çoğu zaman görmezden geldiği bu ilerlemelere dikkat çekiyor. Aşağıda, makaleden öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

“2025’te yaşanan çatışmalar, felaketler ve siyasi krizler gerçekti; ancak olağanüstü olan yalnızca yaşananlar değil, bunların haberlerde nasıl sunulduğuydu. Sürekli alarm hâli, dünyayı yalnızca “çöküş” merceğinden görmemize yol açtı. Oysa veriler farklı bir tablo çiziyordu: çocuk ölümleri düşüyor, aşılama artıyor, çevresel yıkım bazı alanlarda yavaşlıyor ve daha fazla insan hayatından memnun olduğunu söylüyordu. Sorun, tehlikelerin inkâr edilmesi değil; ilerlemenin sistematik biçimde görünmez kılınmasıydı. Panik ile etkili tepki arasındaki fark, yalnızca alarmlara değil, tüm göstergelere bakabilmekten geçiyordu.

Yoksul çocuklar gıdaya daha iyi erişebiliyor

Gıdadaki gelişmelere bakın. Asya ve Amerika’daki kazanımların etkisiyle, küresel açlık pandemiden bu yana ilk kez azalıyor. 2025 yılında dünya, üçüncü yıl üst üste rekor düzeyde buğday, pirinç ve soya fasulyesi hasadı gerçekleştirdi ve tahıl fiyatları yüzde 8 düştü, pirinç fiyatları ise 18 yılın en düşük seviyesine geriledi. Üstelik bu, daha az arazi kullanılarak gerçekleştirildi.

Bu bolluk olağanüstü kazançlara dönüştü: Endonezya, çocuklarda büyüme geriliğini on yıl önceye kıyasla yüzde 30,8’den yüzde 19,8’e geriledi.

Yüz milyonlarca insan aşırı yoksulluktan kurtuldu

Yoksulların küresel gelirden payı artıyor. Küresel işsizlik 1991’den bu yana en düşük seviyesine ulaştı.

Dünyadaki yetişkinlerin yüzde 80’inden fazlası artık banka hesabına erişebiliyor, bu oran 2011’de yüzde 50 idi.

Aşırı yoksulluk, çatışmalardan etkilenen dışında, her yerde azalıyor.

Sadece Hindistan ve Çin değil, Endonezya, Meksika, Özbekistan, Nepal, Vietnam gibi ülkelerde de son yıllarda yüz milyonlarca insan en kötü yoksulluktan kurtuldu. Dünya Bankası, son on yılda yaklaşık 100 milyon çocuğun yoksulluktan kurtarıldığını gösteren bir rapor yayınladı.

Bunlar her yerde her şeyin kötüye gittiği yönündeki anlatıyı karmaşıklaştırıyor.

Kamu hizmetlerinde görülmemiş ilerleme

Kamu su hizmetleri, gıda tedarik zincirleri ve kamu sağlığı ağları, medeniyetin en büyük başarıları arasında yer alır.

WHO ve UNICEF Ağustos ayında, son on yılda 961 milyon insanın güvenli içme suyuna ve 1,5 milyar insanın temel hijyen hizmetlerine erişim kazandığını gösteren verileri yayınladı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre elektriksiz yaşayan insan sayısı 292 milyon azaldı.

Musibetler bir bir tarihe karışıyor

The Lancet’in Eylül ayında açıkladığı rakamlara göre bulaşıcı hastalık kaynaklı ölümler dünya genelinde yüzde 13’e yakın düştü.

Tüberküloz, alt solunum yolu enfeksiyonları, ishal, HIV/AIDS, hepsi yüzde 25 ile yüzde 49 arasında azaldı. Bu ilerleme o kadar dramatik oldu ki, türümüzün tarihinde ilk kez, yaşam tarzı hastalıkları (kalp hastalığı, kanser, diyabet) bulaşıcı hastalıkların yerini küresel tehdit olarak aldı.

Kaldı ki kronik hastalıklardan ölüm oranı da düşüyor: Dünya genelinde kanser ölüm oranları, 1990’a kıyasla üçte bir oranında, çocuk lösemi ölümleri ise yüzde 59 azaldı.

Bu yıl rekor sayıda 17 ülke, körlüğe yol açabilen bulaşıcı bir hastalığı trahomu ortadan kaldırdı; bu, tarihteki en yüksek sayıdır. Sadece trahom değil; Nijer, Afrika’da nehir körlüğünü ortadan kaldıran ilk ülke oldu, Gine ve Kenya uyku hastalığını yendi, Maldivler üç hastalığı ortadan kaldırmayı başardı: HIV, hepatit B veya sifiliz ile doğan bebek yok. Japonya ve 21 Pasifik ülkesi de bu yıl kızamık ve kızamıkçık hastalığından arındırılmış ilan edildi.

On milyondan fazla çocuk sıtmaya karşı aşılandı; bu, küresel aşılama seviyelerini rekor seviyelere çıkaran daha geniş çaplı bir artışın parçasıydı.

Pakistan, 50.000 sağlık çalışanını seferber ederek rahim ağzı kanserine karşı ilk aşılama kampanyasını başlattı. Hollandalı-Amerikalı bir ekip, Huntington hastalığını ilk kez başarıyla tedavi etti.

New York’taki hayırseverler, 120 düşük ve orta gelirli ülkeye yeni bir mucizevi HIV ilacı tedarik etmek için anlaşmalar yaptıklarını duyurdu.

Bolivya, kızlar ve sivil toplum gruplarının dört yıl süren kampanyasının ardından çocuk evliliğini yasaklayan 14. Latin Amerika ülkesi oldu.

Cinayetler ve suçlar azaldı

Belki de daha da çarpıcı olanı, dünyanın her zamankinden daha güvenli bir yer olmasıdır.

Çoğu insan buna itiraz edecektir; anketler, neredeyse her ülkede çoğunluğun şiddetin arttığına inandığını gösteriyor. Buna karşılık Dünya Bankası’nın Eylül ayında açıkladığına göre, bu yüzyılda küresel cinayet oranının her kıtada düştü.

Gallup, dünya genelinde insanların yüzde 73’ünün artık geceleri tek başına yürürken kendini güvende hissettiğini ortaya koydu. Bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviye. ABD, 2025 yılını tarihindeki en düşük cinayet oranıyla kapattı. Ülkede şiddet ve mülkiyeti ihlal suçları 1968’den bu yana en düşük seviyede.

Cinayet sayısı Brezilya’da 2012’den bu yana en düşük seviyeye idi. Meksika’da Başkan Sheinbaum döneminde günlük cinayetler yüzde 37 azaldı.

Yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtları solladı

Paris Anlaşması 2016’da yürürlüğe girdiğinden beri, küresel emisyon artışının yaklaşık yüzde 90’ından Çin sorumlu. Çin hariç tutulduğunda, dünyanın geri kalanından kaynaklanan emisyonlar son on yılda sabit kaldı. Başka bir deyişle, tüm yalvarışlar, gizli anlaşmalar, belgeseller, yürüyüşler işe yaradı!

Ancak bu mücadeleler sürerken, Çin patlama yaşadı ve her yıl yüz milyonlarca ton ek karbon saldı, bu da küresel emisyon defterine beş Almanya eklemekle eşdeğerdi.

Şimdi bu durum da değişti. Çin’in emisyonları 18 aydır sabit veya düşüş eğiliminde. Bunun nedeni ekonomik durgunluk değil, enerji sisteminin yapısının dönüşmesi. Çin, artık büyüyen ekonomisinin elektrik ihtiyacını kömür veya gaz santralleri güneş yerine panelleri, rüzgâr türbinleri ve pillerle karşılıyor. Çin’in 2025’te en az 330 gigawatt güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesi eklediği tahmin ediliyor. Sadece Mayıs ayında 230 milyon güneş paneli kurdular. Kasım ayında, Çin’in ürettiği motorlu taşıtların yüzde 52’si elektrikliydi. Ülkede güneş enerjisi üretimi yıllık bazda yüzde 50, rüzgâr enerjisi üretimi ise yüzde 37 arttı. Kömürün toplam elektrik üretimindeki payı, iki yıl önceki yüzde 59’dan yüzde 53’e düştü.

Trump ABD’si bile yenilenebilir enerjiye kayıyor

Daha da önemlisi, Çin temiz enerjiye geçişini her yere ihraç ediyor. Dünyadaki güneş panellerinin, rüzgâr türbinlerinin ve pillerin yüzde 70’inden fazlasını üreten Çin, fiyatları düşüren ve temiz enerjiyi bariz bir ekonomik tercih haline getiren bir ölçekte üretim yapıyor.

Pakistan, altı yıl önce sıfır olan güneş enerjisi üretimini 2025 yılında elektriğinin üçte birini güneş enerjisinden elde edecek düzeye çıkardı. Afrika’ya güneş paneli ithalatı yüzde 60 arttı. Avustralya’da yenilenebilir enerji kaynakları kömürü geride bıraktı. Hindistan’ın enerji sektörü emisyonları yarım asırda ikinci kez düştü. İngiltere artık elektriğinin yarısından fazlasını rüzgâr ve güneş enerjisinden elde ediyor. Güneş enerjisi, Kaliforniya’da ilk kez fosil gazını geçerek en büyük elektrik kaynağı oldu.

Tarihte ilk kez, yenilenebilir enerji kaynakları bu yıl küresel elektriğin en büyük kaynağı olarak kömürü geride bıraktı ve yılın ilk yarısındaki tüm büyüme rüzgâr ve güneş enerjisinden sağlandı.

Bu nedenle Science dergisi yenilenebilir enerjiyi yılın en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi. Bu, hepimizin beklediği yapısal değişimdir. Dünyanın en büyük dört emisyon kaynağı olan Çin, AB ve Hindistan’da fosil yakıtlardan üretilen enerji miktarı sabit kalıyor veya düşüyor.

Trump yönetiminin bir yıl boyunca kömür santrallerini yeniden açmaya ve rüzgâr santrallerini engellemeye çalıştığı ABD’de bile, Kasım ayına kadar yeni elektrik kapasitesinin yüzde 92’si güneş, rüzgar ve pillerden sağlandı.

Yenilenebilir enerji kaynakları kömür ve gazın yerini alıyor, onları tamamlamıyor. Tabii ki iklim sadece elektrikten ibaret değil. Ancak on yıl önce, tahminler bize 4°C veya daha fazla ısınmaya doğru gittiğimizi gösteriyordu. Bugün bu tahminler 2,7°C seviyesinde.

Ekolojik korumada ardı ardına iyi haberler

Altıncı Kitlesel Yok Oluş, biyolojik çeşitlilik krizinin kısaltması haline gelmiş ve o kadar sık tekrarlanıyor ki, sanki kesin bir gerçekmiş sanılıyor. Ancak bu yılın Kasım ayında yayınlanan, Arizona Üniversitesi’nden iki ekolojistin araştırmasına göre, türlerin yok oluşu yaklaşık bir asır önce zirveye ulaştıktan sonra geriledi.

Bulguları, ekolojik krizi inkâr etmiyor. Sıçanlar, domuzlar ve keçiler gibi istilacı türler savunmasız kuşları, bitkileri ve sürüngenleri yok etti. Günümüzün tehditleri farklı: habitat kaybı, iklim stresi, ekosistem bozulması. Ancak bu yıl birçok cephede insanlar bu tehditlerin peşine düştü ve başardıkları şey dikkat çekiciydi.

2006 yılında, Orta Asya’nın çayırlarında yaklaşık 30 bin Saiga antilopu kalmıştı. Alınan sınırötesi önlemler sayesinde 2025 yılında sayıları 4 milyona çıktı.

Bu yıl, Hindistan’ın kaplan nüfusunun on yılda iki katına çıktığını öğrendik. Yeşil kaplumbağalar, nesli tükenmekte olan türler listesinden çıkarıldı. Doğu Avustralya’daki kambur balinaların sayısı, balina avcılığı öncesindeki sayıyı aştı. Avrupa bizonlarının sayısı 1920’lerde 54 iken bugün 10.000’e çıktı. Afrika’daki siyah gergedanların sayısı da artıyor.

Ormanlar genişliyor, yaban hayatı geri dönüyor

Ormanlar daha karmaşık bir hikâye anlatıyordu. Olumlu tarafı, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre, net orman kaybı 1990’lardan bu yana yarıdan fazla azaldı ve yıllık 10,7 milyon hektardan 4,12 milyon hektara düştü.

Brezilya’da Amazon’daki ormansızlaşma 11 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Kolombiya, Kaliforniya büyüklüğündeki tüm yağmur ormanlarını yeni büyük ölçekli madencilik faaliyetlerine kapalı ilan etti.

Meksika, Guatemala ve Belize, Amazon’dan sonra Amerika kıtasındaki en büyük koruma alanı olan 57.000 kilometrekarelik Maya ormanını koruyan üç ülkeli bir rezerv kurdu.

Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Orta Asya’da terk edilen 18 milyon kilometre kare tarım arazisi, otlaklara ve ormanlara dönüşüyor ve buralarda yaban hayatı yeniden canlanıyor. Avrupa’nın kurt popülasyonu on yılda yüzde 58, kahverengi ayılar yüzde 17 arttı.

Bu arada çöl arazileri tarıma kazandırılıyor. Çin, saman ızgaraları içeren basit bir teknik kullanarak on binlerce kilometrekarelik çölünü yeşil tarım arazisine dönüştürdü.

Karamsarlık her zaman daha iyi sayıyor

İnsanlık tarihinin en güvenli medeniyetini inşa ederken, kendimizi en tehlikeli medeniyette yaşadığımıza ikna ettik. Yüz milyonlarca insan için dünya şu anda korkunç bir yer gibi görünüyor. Ama dünyanın çöküş yaşadığı fikrine inananlar kendilerini fazla kaptırmışlar. Bunların neredeyse tamamı, olağanüstü konforlu yaşamlarının kıyametle son bulacağından korkanlar tarafından ortaya atılıyor.

2025 yılında milyarlarca insan sağlık, güvenlik ve maddi koşullarda ölçülebilir iyileşmeler yaşadı. Bu ilerleme haberlere yansımadı. İyileşmeler sessizce gerçekleşti. Çalışmalar teknik, pahalı ve yavaştı. İyi haber değil karamsarlık satar.

Modern bilgi akış sistemimizin mantığına göre, 2025 yılında yaşanan en önemli olaylar genellikler siyasiydi. Haber, rapor değildir. Habercilik, neyin önemli olduğuna dair çok özel kurallara sahiptir. Bu kurallar, önemle hiçbir ilgisi yoktur, ancak ilgi çekici bir anlatı oluşturmakla ilgilidir.

2025 yılı çok korkunç görünüyordu. Gazeteciler yalan söylediği için değil, tüm medya aygıtı şikayetlere dayalı dikkat çekmeye yönelik yapılandırıldığı için. Neyin haber yapılacağına ve neyin yapılmayacağına karar veren bir kötü adam ya da kötü niyetli bir dahi yok. Sistem kimse tarafından yönetilmiyor; bu, on yıllar boyunca yapılan milyarlarca seçimin, öfkeyi ödüllendiren izleyicilerin, terfi arayan muhabirlerin sonucudur. Kötü niyetli değil. Kendiliğinden ortaya çıkan bir durum.

Karamsarlık popülist politikacılara yarar

Dünyanın daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi gittiğini kanıtlayamazsınız. Şu anki bakış açımızdan bunu görmek çok zor. Bunu gelecek nesiller bizim için karar verecek.

Ancak ilerlemeleri görmezden gelip haber akışına bakmak paniğe yol açar ve panik, çağımızı tanımlayan felaketleri sadece kendilerinin düzeltebileceğini iddia eden popülistlere alan açar.

Ekim ayında, Mongabay’in[1] kurucusu Rhett Butler, köşesinde “Optimizm, doğru anlaşıldığında, bir ruh hali değil. Bir yöntemdir,” diye yazdı. Argümanı basitti: optimizmi bir disiplin olarak ele alın. Etkinlik yaratan hikayeler anlatın. Manşetleri trend çizgileriyle karıştıran tembel kaderciliği reddedin. Kader sabit değildir.

Bu yöntem önemlidir, çünkü bir kez yerleşen anlatılar kolay kolay yerinden oynatılmaz.”

Bu yazı ilk kez 12 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Angus Harvey’in, Fix The News’te yayınlanan “The Telemetry: All the news the headlines missed in 2025” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://fixthenews.com/p/the-telemetry

[1] Mongabay, çevre, biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynakların korunmasına odaklanan, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir küresel haber platformudur.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

2025’te manşetlere taşınmayan haberler: Dünya sandığınızın aksine iyiye gidiyor olabilir

2025’te çatışmalar, felaketler ve krizler yaşandı. Sürekli alarm hâli, dünyayı yalnızca “çöküş” merceğinden görmemize yol açtı. Oysa çocuk ölümleri düşüyor, aşılama artıyor, çevresel yıkım bazı alanlarda yavaşlıyor ve daha çok insan hayatından memnun.

2025 yılı, savaşlar, insani felaketler ve siyasi gerilimlerle hatırlanıyor. Küresel medya başlıkları çoğunlukla çöküş, kriz ve umutsuzluk etrafında şekillendi. Ancak aynı yıl, dünya genelinde gıda güvenliği, sağlık, istihdam, çevre ve vahşi yaşamın korunması alanlarında önemli ilerlemeler de kaydedildi. Siyasi ekonomist ve gazeteci Angus Harvey, kurucusu olduğu Fix The News sitesinde, küresel haber sisteminin çoğu zaman görmezden geldiği bu ilerlemelere dikkat çekiyor. Aşağıda, makaleden öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

“2025’te yaşanan çatışmalar, felaketler ve siyasi krizler gerçekti; ancak olağanüstü olan yalnızca yaşananlar değil, bunların haberlerde nasıl sunulduğuydu. Sürekli alarm hâli, dünyayı yalnızca “çöküş” merceğinden görmemize yol açtı. Oysa veriler farklı bir tablo çiziyordu: çocuk ölümleri düşüyor, aşılama artıyor, çevresel yıkım bazı alanlarda yavaşlıyor ve daha fazla insan hayatından memnun olduğunu söylüyordu. Sorun, tehlikelerin inkâr edilmesi değil; ilerlemenin sistematik biçimde görünmez kılınmasıydı. Panik ile etkili tepki arasındaki fark, yalnızca alarmlara değil, tüm göstergelere bakabilmekten geçiyordu.

Yoksul çocuklar gıdaya daha iyi erişebiliyor

Gıdadaki gelişmelere bakın. Asya ve Amerika’daki kazanımların etkisiyle, küresel açlık pandemiden bu yana ilk kez azalıyor. 2025 yılında dünya, üçüncü yıl üst üste rekor düzeyde buğday, pirinç ve soya fasulyesi hasadı gerçekleştirdi ve tahıl fiyatları yüzde 8 düştü, pirinç fiyatları ise 18 yılın en düşük seviyesine geriledi. Üstelik bu, daha az arazi kullanılarak gerçekleştirildi.

Bu bolluk olağanüstü kazançlara dönüştü: Endonezya, çocuklarda büyüme geriliğini on yıl önceye kıyasla yüzde 30,8’den yüzde 19,8’e geriledi.

Yüz milyonlarca insan aşırı yoksulluktan kurtuldu

Yoksulların küresel gelirden payı artıyor. Küresel işsizlik 1991’den bu yana en düşük seviyesine ulaştı.

Dünyadaki yetişkinlerin yüzde 80’inden fazlası artık banka hesabına erişebiliyor, bu oran 2011’de yüzde 50 idi.

Aşırı yoksulluk, çatışmalardan etkilenen dışında, her yerde azalıyor.

Sadece Hindistan ve Çin değil, Endonezya, Meksika, Özbekistan, Nepal, Vietnam gibi ülkelerde de son yıllarda yüz milyonlarca insan en kötü yoksulluktan kurtuldu. Dünya Bankası, son on yılda yaklaşık 100 milyon çocuğun yoksulluktan kurtarıldığını gösteren bir rapor yayınladı.

Bunlar her yerde her şeyin kötüye gittiği yönündeki anlatıyı karmaşıklaştırıyor.

Kamu hizmetlerinde görülmemiş ilerleme

Kamu su hizmetleri, gıda tedarik zincirleri ve kamu sağlığı ağları, medeniyetin en büyük başarıları arasında yer alır.

WHO ve UNICEF Ağustos ayında, son on yılda 961 milyon insanın güvenli içme suyuna ve 1,5 milyar insanın temel hijyen hizmetlerine erişim kazandığını gösteren verileri yayınladı.

Uluslararası Enerji Ajansı’na göre elektriksiz yaşayan insan sayısı 292 milyon azaldı.

Musibetler bir bir tarihe karışıyor

The Lancet’in Eylül ayında açıkladığı rakamlara göre bulaşıcı hastalık kaynaklı ölümler dünya genelinde yüzde 13’e yakın düştü.

Tüberküloz, alt solunum yolu enfeksiyonları, ishal, HIV/AIDS, hepsi yüzde 25 ile yüzde 49 arasında azaldı. Bu ilerleme o kadar dramatik oldu ki, türümüzün tarihinde ilk kez, yaşam tarzı hastalıkları (kalp hastalığı, kanser, diyabet) bulaşıcı hastalıkların yerini küresel tehdit olarak aldı.

Kaldı ki kronik hastalıklardan ölüm oranı da düşüyor: Dünya genelinde kanser ölüm oranları, 1990’a kıyasla üçte bir oranında, çocuk lösemi ölümleri ise yüzde 59 azaldı.

Bu yıl rekor sayıda 17 ülke, körlüğe yol açabilen bulaşıcı bir hastalığı trahomu ortadan kaldırdı; bu, tarihteki en yüksek sayıdır. Sadece trahom değil; Nijer, Afrika’da nehir körlüğünü ortadan kaldıran ilk ülke oldu, Gine ve Kenya uyku hastalığını yendi, Maldivler üç hastalığı ortadan kaldırmayı başardı: HIV, hepatit B veya sifiliz ile doğan bebek yok. Japonya ve 21 Pasifik ülkesi de bu yıl kızamık ve kızamıkçık hastalığından arındırılmış ilan edildi.

On milyondan fazla çocuk sıtmaya karşı aşılandı; bu, küresel aşılama seviyelerini rekor seviyelere çıkaran daha geniş çaplı bir artışın parçasıydı.

Pakistan, 50.000 sağlık çalışanını seferber ederek rahim ağzı kanserine karşı ilk aşılama kampanyasını başlattı. Hollandalı-Amerikalı bir ekip, Huntington hastalığını ilk kez başarıyla tedavi etti.

New York’taki hayırseverler, 120 düşük ve orta gelirli ülkeye yeni bir mucizevi HIV ilacı tedarik etmek için anlaşmalar yaptıklarını duyurdu.

Bolivya, kızlar ve sivil toplum gruplarının dört yıl süren kampanyasının ardından çocuk evliliğini yasaklayan 14. Latin Amerika ülkesi oldu.

Cinayetler ve suçlar azaldı

Belki de daha da çarpıcı olanı, dünyanın her zamankinden daha güvenli bir yer olmasıdır.

Çoğu insan buna itiraz edecektir; anketler, neredeyse her ülkede çoğunluğun şiddetin arttığına inandığını gösteriyor. Buna karşılık Dünya Bankası’nın Eylül ayında açıkladığına göre, bu yüzyılda küresel cinayet oranının her kıtada düştü.

Gallup, dünya genelinde insanların yüzde 73’ünün artık geceleri tek başına yürürken kendini güvende hissettiğini ortaya koydu. Bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviye. ABD, 2025 yılını tarihindeki en düşük cinayet oranıyla kapattı. Ülkede şiddet ve mülkiyeti ihlal suçları 1968’den bu yana en düşük seviyede.

Cinayet sayısı Brezilya’da 2012’den bu yana en düşük seviyeye idi. Meksika’da Başkan Sheinbaum döneminde günlük cinayetler yüzde 37 azaldı.

Yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtları solladı

Paris Anlaşması 2016’da yürürlüğe girdiğinden beri, küresel emisyon artışının yaklaşık yüzde 90’ından Çin sorumlu. Çin hariç tutulduğunda, dünyanın geri kalanından kaynaklanan emisyonlar son on yılda sabit kaldı. Başka bir deyişle, tüm yalvarışlar, gizli anlaşmalar, belgeseller, yürüyüşler işe yaradı!

Ancak bu mücadeleler sürerken, Çin patlama yaşadı ve her yıl yüz milyonlarca ton ek karbon saldı, bu da küresel emisyon defterine beş Almanya eklemekle eşdeğerdi.

Şimdi bu durum da değişti. Çin’in emisyonları 18 aydır sabit veya düşüş eğiliminde. Bunun nedeni ekonomik durgunluk değil, enerji sisteminin yapısının dönüşmesi. Çin, artık büyüyen ekonomisinin elektrik ihtiyacını kömür veya gaz santralleri güneş yerine panelleri, rüzgâr türbinleri ve pillerle karşılıyor. Çin’in 2025’te en az 330 gigawatt güneş ve rüzgâr enerjisi kapasitesi eklediği tahmin ediliyor. Sadece Mayıs ayında 230 milyon güneş paneli kurdular. Kasım ayında, Çin’in ürettiği motorlu taşıtların yüzde 52’si elektrikliydi. Ülkede güneş enerjisi üretimi yıllık bazda yüzde 50, rüzgâr enerjisi üretimi ise yüzde 37 arttı. Kömürün toplam elektrik üretimindeki payı, iki yıl önceki yüzde 59’dan yüzde 53’e düştü.

Trump ABD’si bile yenilenebilir enerjiye kayıyor

Daha da önemlisi, Çin temiz enerjiye geçişini her yere ihraç ediyor. Dünyadaki güneş panellerinin, rüzgâr türbinlerinin ve pillerin yüzde 70’inden fazlasını üreten Çin, fiyatları düşüren ve temiz enerjiyi bariz bir ekonomik tercih haline getiren bir ölçekte üretim yapıyor.

Pakistan, altı yıl önce sıfır olan güneş enerjisi üretimini 2025 yılında elektriğinin üçte birini güneş enerjisinden elde edecek düzeye çıkardı. Afrika’ya güneş paneli ithalatı yüzde 60 arttı. Avustralya’da yenilenebilir enerji kaynakları kömürü geride bıraktı. Hindistan’ın enerji sektörü emisyonları yarım asırda ikinci kez düştü. İngiltere artık elektriğinin yarısından fazlasını rüzgâr ve güneş enerjisinden elde ediyor. Güneş enerjisi, Kaliforniya’da ilk kez fosil gazını geçerek en büyük elektrik kaynağı oldu.

Tarihte ilk kez, yenilenebilir enerji kaynakları bu yıl küresel elektriğin en büyük kaynağı olarak kömürü geride bıraktı ve yılın ilk yarısındaki tüm büyüme rüzgâr ve güneş enerjisinden sağlandı.

Bu nedenle Science dergisi yenilenebilir enerjiyi yılın en önemli gelişmesi olarak nitelendirdi. Bu, hepimizin beklediği yapısal değişimdir. Dünyanın en büyük dört emisyon kaynağı olan Çin, AB ve Hindistan’da fosil yakıtlardan üretilen enerji miktarı sabit kalıyor veya düşüyor.

Trump yönetiminin bir yıl boyunca kömür santrallerini yeniden açmaya ve rüzgâr santrallerini engellemeye çalıştığı ABD’de bile, Kasım ayına kadar yeni elektrik kapasitesinin yüzde 92’si güneş, rüzgar ve pillerden sağlandı.

Yenilenebilir enerji kaynakları kömür ve gazın yerini alıyor, onları tamamlamıyor. Tabii ki iklim sadece elektrikten ibaret değil. Ancak on yıl önce, tahminler bize 4°C veya daha fazla ısınmaya doğru gittiğimizi gösteriyordu. Bugün bu tahminler 2,7°C seviyesinde.

Ekolojik korumada ardı ardına iyi haberler

Altıncı Kitlesel Yok Oluş, biyolojik çeşitlilik krizinin kısaltması haline gelmiş ve o kadar sık tekrarlanıyor ki, sanki kesin bir gerçekmiş sanılıyor. Ancak bu yılın Kasım ayında yayınlanan, Arizona Üniversitesi’nden iki ekolojistin araştırmasına göre, türlerin yok oluşu yaklaşık bir asır önce zirveye ulaştıktan sonra geriledi.

Bulguları, ekolojik krizi inkâr etmiyor. Sıçanlar, domuzlar ve keçiler gibi istilacı türler savunmasız kuşları, bitkileri ve sürüngenleri yok etti. Günümüzün tehditleri farklı: habitat kaybı, iklim stresi, ekosistem bozulması. Ancak bu yıl birçok cephede insanlar bu tehditlerin peşine düştü ve başardıkları şey dikkat çekiciydi.

2006 yılında, Orta Asya’nın çayırlarında yaklaşık 30 bin Saiga antilopu kalmıştı. Alınan sınırötesi önlemler sayesinde 2025 yılında sayıları 4 milyona çıktı.

Bu yıl, Hindistan’ın kaplan nüfusunun on yılda iki katına çıktığını öğrendik. Yeşil kaplumbağalar, nesli tükenmekte olan türler listesinden çıkarıldı. Doğu Avustralya’daki kambur balinaların sayısı, balina avcılığı öncesindeki sayıyı aştı. Avrupa bizonlarının sayısı 1920’lerde 54 iken bugün 10.000’e çıktı. Afrika’daki siyah gergedanların sayısı da artıyor.

Ormanlar genişliyor, yaban hayatı geri dönüyor

Ormanlar daha karmaşık bir hikâye anlatıyordu. Olumlu tarafı, BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre, net orman kaybı 1990’lardan bu yana yarıdan fazla azaldı ve yıllık 10,7 milyon hektardan 4,12 milyon hektara düştü.

Brezilya’da Amazon’daki ormansızlaşma 11 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Kolombiya, Kaliforniya büyüklüğündeki tüm yağmur ormanlarını yeni büyük ölçekli madencilik faaliyetlerine kapalı ilan etti.

Meksika, Guatemala ve Belize, Amazon’dan sonra Amerika kıtasındaki en büyük koruma alanı olan 57.000 kilometrekarelik Maya ormanını koruyan üç ülkeli bir rezerv kurdu.

Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Orta Asya’da terk edilen 18 milyon kilometre kare tarım arazisi, otlaklara ve ormanlara dönüşüyor ve buralarda yaban hayatı yeniden canlanıyor. Avrupa’nın kurt popülasyonu on yılda yüzde 58, kahverengi ayılar yüzde 17 arttı.

Bu arada çöl arazileri tarıma kazandırılıyor. Çin, saman ızgaraları içeren basit bir teknik kullanarak on binlerce kilometrekarelik çölünü yeşil tarım arazisine dönüştürdü.

Karamsarlık her zaman daha iyi sayıyor

İnsanlık tarihinin en güvenli medeniyetini inşa ederken, kendimizi en tehlikeli medeniyette yaşadığımıza ikna ettik. Yüz milyonlarca insan için dünya şu anda korkunç bir yer gibi görünüyor. Ama dünyanın çöküş yaşadığı fikrine inananlar kendilerini fazla kaptırmışlar. Bunların neredeyse tamamı, olağanüstü konforlu yaşamlarının kıyametle son bulacağından korkanlar tarafından ortaya atılıyor.

2025 yılında milyarlarca insan sağlık, güvenlik ve maddi koşullarda ölçülebilir iyileşmeler yaşadı. Bu ilerleme haberlere yansımadı. İyileşmeler sessizce gerçekleşti. Çalışmalar teknik, pahalı ve yavaştı. İyi haber değil karamsarlık satar.

Modern bilgi akış sistemimizin mantığına göre, 2025 yılında yaşanan en önemli olaylar genellikler siyasiydi. Haber, rapor değildir. Habercilik, neyin önemli olduğuna dair çok özel kurallara sahiptir. Bu kurallar, önemle hiçbir ilgisi yoktur, ancak ilgi çekici bir anlatı oluşturmakla ilgilidir.

2025 yılı çok korkunç görünüyordu. Gazeteciler yalan söylediği için değil, tüm medya aygıtı şikayetlere dayalı dikkat çekmeye yönelik yapılandırıldığı için. Neyin haber yapılacağına ve neyin yapılmayacağına karar veren bir kötü adam ya da kötü niyetli bir dahi yok. Sistem kimse tarafından yönetilmiyor; bu, on yıllar boyunca yapılan milyarlarca seçimin, öfkeyi ödüllendiren izleyicilerin, terfi arayan muhabirlerin sonucudur. Kötü niyetli değil. Kendiliğinden ortaya çıkan bir durum.

Karamsarlık popülist politikacılara yarar

Dünyanın daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi gittiğini kanıtlayamazsınız. Şu anki bakış açımızdan bunu görmek çok zor. Bunu gelecek nesiller bizim için karar verecek.

Ancak ilerlemeleri görmezden gelip haber akışına bakmak paniğe yol açar ve panik, çağımızı tanımlayan felaketleri sadece kendilerinin düzeltebileceğini iddia eden popülistlere alan açar.

Ekim ayında, Mongabay’in[1] kurucusu Rhett Butler, köşesinde “Optimizm, doğru anlaşıldığında, bir ruh hali değil. Bir yöntemdir,” diye yazdı. Argümanı basitti: optimizmi bir disiplin olarak ele alın. Etkinlik yaratan hikayeler anlatın. Manşetleri trend çizgileriyle karıştıran tembel kaderciliği reddedin. Kader sabit değildir.

Bu yöntem önemlidir, çünkü bir kez yerleşen anlatılar kolay kolay yerinden oynatılmaz.”

Bu yazı ilk kez 12 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Angus Harvey’in, Fix The News’te yayınlanan “The Telemetry: All the news the headlines missed in 2025” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://fixthenews.com/p/the-telemetry

[1] Mongabay, çevre, biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynakların korunmasına odaklanan, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir küresel haber platformudur.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x