Toplum

8 Şubat 2024

Yazdır

Facebook 20 yaşında!

4 Şubat 2004’te kurulan Facebook, 20. yaşını üç milyardan fazla kullanıcısıyla, dünyanın en güçlü sosyal ağ platformu ve bir teknoloji devi olarak kutluyor. 2021’de Meta Platforms Inc. (Meta) olarak yeniden markalaşan şirket, fiziksel dünya ile dijital dünyanın iç içe geçtiği, avatarlarımızla sosyalleşebildiğimiz, üretebildiğimiz, eğlenebildiğimiz, sanal yaşam evreni Metaverse ile geleceğin internetine dönüşüyor.

Şirketin tüm bu dönüşüm çabalarına, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçeklik (AR) teknolojilerindeki hamlelerine karşın, ürünlerindeki teknik sorunlar, kullanıcı deneyimindeki zorluklar ve sürekli artan maliyetler, Meta’nın parlak vizyonunu gölgeleyen soru işaretleri oluşturuyor. Facebook’un geçmişteki eleştirilere, sosyal ve politik meydan okumalara gösterdiği dirençlilik, bundan sonrası için de mücadelesine devam edeceğine işaret ediyor.

Facebook ilk gününden itibaren eleştirilerin hedefinde

2003 yazında, Harvard Üniversitesi öğrencisi Mark Zuckerberg, kampus içi bir web sitesi olan Facemash’i yaratıyor. Zuckerberg, Harvard’ın bilgisayar ağını hackleyerek tüm öğrenci dosyalarına erişim sağlıyor ve iki kadın öğrenci fotoğrafını yan yana koyarak çekici olanın oylandığı bir sistem oluşturuyor. Site hızla popüler oluyor ve sadece ilk dört saatte 22.000 görüntülenmeye ulaşıyor, birkaç gün içinde ise, neredeyse tüm Harvard öğrencilerinin görüntülediği bir siteye dönüşüyor. Bu hızlı popülerlik üniversite yetkililerinin dikkatini çekiyor ve hızla Facemash sitesi kapatılıyor, Zuckerberg güvenlik ihlali nedeniyle altı ay süreli bir akademik ceza alıyor.

Zuckerberg hızını kesmeden, Facemash’in bazı özelliklerinden yararlanarak yeni bir web sitesi olarak tasarladığı Facebook üzerinde çalışmaya başlıyor ve Şubat 2004’te Facebook’un resmî lansmanı yapılıyor. Üyeler platform üzerinden resim ve bilgilerini paylaşabiliyor ve profillerini, arkadaşlarının profillerine bağlayabiliyorlar. Facebook’un lansmanı ardından bir ay içinde Harvard Üniversitesi öğrencilerinin yarısından fazlası platforma üye oluyor.

Sitenin potansiyelini fark eden Zuckerberg, platformu Boston bölgesindeki diğer üniversitelerin yanı sıra Stanford, Columbia ve Yale Üniversitelerine de açıyor. Eylül 2006 itibarı “.edu” uzantılı e-posta adresine sahip olma şartı kaldırılarak 13 yaşından büyük herkesin kullanımına açılıyor ve dünyanın en çok kullanıcıya sahip sosyal ağı olmayı başaran Facebook’un serüveni başlıyor.

Facebook öncesinde

Sosyal medya platformları, aslında Facebook’un kuruluşundan çok önce hayatımıza girmişti. 1997 yılında kurulan SixDegrees.com ilk sosyal ağ platformu olarak tanımlanıyor. Frigyes Karinthy’nin 1929 yılında yazdığı “Six Degrees of Separation” teorisine dayanan bu ilk sosyal ağ platformu, insanlar arasındaki bağlantıların en fazla altı sosyal ağ bağlantısından oluşabileceği varsayımına dayanır. Yani yeryüzünde yaşayan herhangi bir insana en fazla altı bağlantı ile ulaşılabileceği varsayımından hareketle ilk sosyal ağ platformu oluşturuldu.

Boyd ve Ellison 2007 yılında yayınlanan makalelerinde, sosyal ağ tanımını geliştirirken ilk sosyal ağ platformlarını da listeliyor. Buna göre 1997-2003 tarihleri arasında sırasıyla, SixDegrees.com, LiveJournal, AsianAvenue, BlackaPlanet, MiGente, Cyworld, Ryze, Friendster, Fotolog ve Skyblog kuruluyor. 2003 yılından sonra ise sosyal ağların çoğaldığını ve yaygınlaşarak günümüzün popüler sosyal ağlarının kurulduğunu görüyoruz.

Sosyal ağ tarihçesine baktığımızda, Facebook’un 2009 yılında ulaşabildiği 300 milyon kullanıcı sayısına çok daha öncesinde ilk ulaşan sosyal ağın Orkut.com’un olduğunu görüyoruz. Türk yazılım mühendisi Orkut Büyükökten tarafından 2003 yılında kurulan Orkut, Google’ın sosyal medya projesi Google+’a dönüştü. 2010 yılından sonra Facebook’un giderek artan popülaritesi ve diğer sosyal ağların ortaya çıkmasıyla kullanıcı sayısı hızla düşen sosyal ağ 2016 yılında kapandı. Orkut’un hâlâ ulaşımda olan web sitesinde “nefret ve yanıltıcı bilgiye dayanmayan, sadece fotoğraflarınızı beğenen ve yorum yapan insanlarla değil, gerçek insanlarla tanışabileceğiniz bir topluluk haline getirmek için çok çalıştık.” ifadesini görebiliyorsunuz.

Facebook neden eleştiriliyor?

2022 yılı sonunda 2,93 milyar kullanıcı sayısına ulaşan Facebook, 19 yıllık serüveninde, veri güvenliği ihlalleri, oluşturduğu merkezi yapı ve içerik denetlemedeki eksiklikleri ile skandalların ve eleştirilerin merkezinde yer aldı.

Facebook’a yöneltilen eleştirilerin ilk sırasında veri güvenliği ihlalleri bulunuyor. 2016 ABD başkanlık seçimlerinde, 87 milyon Facebook hesabı kişisel verilerinin, kullanıcıların bilgisi olmadan, İngiliz siyasi danışmanlık firması Cambridge Analytica’ya, mikro hedef odaklı seçim kampanyası oluşturmak üzere verildiğinin ortaya çıkması, büyük bir skandala ve beraberinde de soruşturmaya neden oldu. Bu kişisel veri ihlali, 2016 ABD başkanlık seçimleri sırasında yaşanan diğer seçmen manipülasyonuna yönelik soruşturmalarla birleştiğinde, mahremiyet, güven ve sosyal medyanın toplumsal değerler ve idealler üzerindeki etkisiyle ilgili tartışmaları da alevlendirdi.

Bir diğer eleştiri konusu da, yönettiği Büyük Veri ve ekonomik gücü ile Facebook’un oluşturduğu merkezi yapı oldu. Facebook’un potansiyel rakiplerini satın alarak veya en popüler özelliklerini kopyalayarak monopol oluşturması, kamuoyunda ve siyasi çevrelerde rahatsızlık yaratmaya devam ediyor. Facebook, yükselen uygulamaları tespit ederek satın alma ve kopyalama yoluna gittiği için eleştirilerin hedefinden düşmüyor. Popüler sosyal medya platformu Instagram’ı; kullanıcıların ayrıntılı verilerine ulaşım sağlayan Onavo VPN şirketini; potansiyel bir tehdit olarak tespit ettiği mesajlaşma uygulaması WhatsApp’ı satın alması, Facebook’u dijital ekonominin merkezine yerleştirdi.

Satın alamadığı şirketlerin de teknolojik know how’ını transfer ederek merkezi yapısını daha da güçlendirdi. Örneğin, 2013 yılında Facebook’un satın alma teklifini reddeden Snapchat’in yüz filtreleri ve 24 saat boyunca görülebilen fotoğraf ve videoları içeren Snapchat Stories gibi popüler özelliklerini kopyalayarak diğer dijital girişimlerin önüne geçmesini engelledi. The Woshington Post’da (30 Mart 2019) yayınlanan bir makalede, Zuckerberg Facebook’un giderek büyüyen merkezi yapısından endişe duyanları haklı bulduğunu ifade etti: “Kongre üyeleri konuşmalarımızda bana çok fazla güç sahibi olduğumuzu ifade ediyorlar, açıkçası ben de katılıyorum.”

Sahte haber ve dezenformasyon ile mücadelede yetersiz mi?

Eleştiri aldığı bir diğer konu ise içerik denetlemede, özellikle de sahte haber ve dezenformasyon ile mücadelede yetersiz kalması oldu. Facebook’un kullandığı yapay zeka ve içerik moderatörleri, pornografik içeriği, spam ve sahte hesapları denetleyebiliyor ama özellikle nefret söylemini ve dezenformasyonu kontrol etmekte yetersiz kalıyor. Ülkeden ülkeye farklılık gösteren yasalar, içerik oluşturmada kullanılan 100’den fazla dil, ihlaller içeren gönderilerin çokluğu Facebook’un içerik denetimini daha da zorlaştırıyor.

Özellikle, 2016 seçimlerinde, seçmenleri manipüle etmek için platforma sahte haber yerleştirmek, algoritmanın önerdiği haberlerle, ön yargıları körüklemek, toplumu kutuplaştırmak ve dezenformasyonu yaygınlaştırmakla suçlandı. Zuckerberg 10 Kasım 2016’da yaptığı açıklamada “Facebook’daki sahte haberler siyasi spektrumun iki tarafında da paylaşıldı, neden bir tarafta sahte haber olduğu düşünülürken diğer tarafta olmayacağını düşünülüyor” diyerek kendini savunuyordu. Suçlamaları kabul etmemekle birlikte, bu skandalın hemen ardından “Facebook Ağı Topluluk Standartları’nı yayınladı. Buna göre şiddet ve suç davranışları, emniyet, uygunsuz içerikler, bütünlük ve güvenilirlik, fikri mülkiyet haklarına saygı ana başlıkları altında içerik denetiminin geliştirileceği vaat ediliyordu. Yapılan düzenlemelerle hata oranının %1’den az olmasının ve kullanıcılar tarafından bildirilen sakıncalı içeriğin 24 saat içinde incelenmesinin hedeflendiği açıklandı. Facebook geliştirdiği algoritmalar ve içerik moderatörleri sayısındaki büyük artışa rağmen, ilan ettiği topluluk standartlara uygun şekilde içeriğini yönetmekte zorlanmaya devam ediyor. Facebook’un içerik yönetimi deneyiminin, Metaverse’in vaat ettiği yeni yaşama ilişkin çok da umutlandırıcı bir perspektif oluşturmadığını söylemek gerekir.

En çok ilgi gördüğü ülkelerden biri Türkiye

Facebook’un 20 yıllık serüvenini özetlerken, kendi deneyimimden de bahsetmek isterim. Facebook dünyada hızla yayılırken en çok ilgi gördüğü ülkelerden biri de Türkiye oldu. 2023 yılında, en çok Facebook kullanan ülkeler sıralamasında 14. sıradaydı.

Hikayesini Türkiye’ye gelmeden önce takip etmeye başladığım Facebook’a karşı hep şüpheci yaklaştım ve hesap açmama kararı verdim. Sosyal medyaya ilişkin dersler vermem, saha çalışmaları yapmam ve yazılar yazmam beni bu inadımdan vazgeçiremedi. Bu yüzden birçok sınıf toplantısını, düğün fotolarını, yaş günlerini, dertleşmeleri bazen de önemli tartışmaları ve popüler kültür söylevlerini kaçırdım. Ama sanırım “internetin geleceği” iddiasını taşıyan ve şimdiden dönüştürücü gücünü hissettirmeye başlayan Metaverse evreninde olmamayı göze alamayacağım ve pes edeceğim. Benim de bir Meta hesabım sonunda olacak gibi gözüküyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 8 Şubat 2024’te yayımlanmıştır.

Nazlı Ülbay Aytuna

Doç.Dr. Nazlı Ülbay Aytuna, Galatasaray Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi bölümünü tamamlamış, Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Devlet burslusu olarak gittiği Fransa’da Paris I Pantheon Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında gerçekleştirmiştir. 2012 yılında iletişim bilimleri alanında doçent olmuştur. Siyasi iletişim, ikna stratejileri, dijital iletişim alanlarında yayınları bulunmaktadır. Halen Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde lisans ve yüksek lisans düzeyinde dersler vermektedir.

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Send this to a friend