17-18 Ekim hafta sonunda yaşananlar, modern Fransa tarihinde kamu düzeninin en ciddi biçimde bozulduğu olaylar arasında yer aldı. Cumartesi günü yarım milyondan fazla kişi, artan hayat pahalılığını ve nitelikli devlet eğitimi de dahil olmak üzere temel kamu hizmetlerine erişimin giderek zorlaşmasını protesto etti. Göstericilerin büyük çoğunluğu barışçıldı. Ancak siyah giysili ve maskeli eylemcilerin yanı sıra kamu malına zarar veren grupların ortaya çıkmasıyla protestolar yer yer şiddete dönüştü. Yaklaşık bin 500 işyerinin yağmalandığı ve tahrip edildiği tahmin ediliyor. Peki, gençler ne istiyor? Gösteriler politik mi? Politikse hangi siyasi hareketleri destekliyor?
Sosyolog ve siyaset bilimci Anne Muxel, Sciences Po Siyaset Araştırmaları Merkezi’nin araştırma direktörü olarak, Le Monde gazetesinde yayımlanan yazısında, lise öğrencilerinin eylemlerinde ifade edilen endişe ve radikal tutumların 17 Ekim gününden önce Fransızların çoğunluğu tarafından da paylaşıldığını belirtiyor. Yani gençler, toplumun geniş kesimlerinin öfkesini sokağa yansıtıyor olabilir.
Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
Gençlerin öfkesi toplumun genelindeki hoşnutsuzluğu yansıtıyor
“Öfke, hoşnutsuzluk, endişe. Bu duygular haftalardır lise ve üniversite öğrencilerinin eylemlerine yön veriyor. Ancak 17 Ekim öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, bu duygular Fransızların çoğunluğu tarafından da paylaşılıyor. Birçoğu, siyasetçilerin korkularını yatıştırmakta yetersiz kalması karşısında kendini çaresiz hissediyor. Çok yönlü krizlerin hüküm sürdüğü, sosyal, siyasi, ekonomik ve çevresel açıdan çıkmazların yaşandığı bir gelecekten endişe duyuyorlar. Her on Fransızdan dördü, önümüzdeki birkaç on yıl içinde dünyanın sonunun geleceğini bile öngörüyor. Gençler arasında bu görüşü paylaşanların oranı daha da yüksek.
Gelecek için umut kalmadığında, bugünün aciliyeti daha güçlü biçimde hissediliyor.
Bugün ülkenin gençliği, toplumumuzdaki işlevsizliklerin sesi oluyor. Bazen aşırıya kaçabilen bir radikallik sergiliyorlar; ancak bu tutum, siyasi görüşlerin sandıkta da tehlikeli biçimde kutuplaştığı bir toplumla uyum içinde. Bu durum, demokrasinin özü olan tartışma kültürünü ve çoğulculuğa saygıyı tehdit ediyor.
2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Fransızların yüzde 40’tan fazlası siyasi yelpazenin iki ucunda yer alan Ulusal Birlik (RN)[1] ve İtaatsiz Fransa (LFI)[2] gibi siyasi güçlere oy vermişti. 35 yaşın altındaki gençlerin ise yarısından fazlası bu iki partiye yönelmişti. Eylül ayında yayımlanan ve Ipsos BVA-CESI Mühendislik Okulu tarafından gerçekleştirilen Fransız Seçim Araştırması da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri için bu eğilimin güçlendiğini gösteriyor.
İlk turda Jean-Luc Mélenchon ve Marine Le Pen’e yönelik oy verme niyetlerinin toplamı, 35 yaşın altındaki seçmenlerde yüzde 62’ye ulaşıyor. Tüm Fransızlar arasındaki oran ise yüzde 49. Seçim günü hâlâ uzakta ve cumhurbaşkanlığı kampanyasında pek çok beklenmedik gelişme yaşanabilir. Ancak gençler büyük ölçüde sandığa giderse, köklü bir değişim arzusunu ortaya koyacakları görülüyor. 18-24 yaş grubunda yüzde 42, ilk turda Jean-Luc Mélenchon’a; yüzde 21 ise Marine Le Pen’e oy verme niyetinde.
Gençleri daha radikal siyasi tercihlere iten ne?
Gençler, hangi toplumsal kesimden gelirlerse gelsinler, ebeveynlerinin yaşadıklarından daha zorlu bir iş hayatına giriş, mali bağımsızlık ve barınma koşullarıyla karşı karşıya. Buna, yapay zekânın yükselişiyle daha da belirsiz hale gelen geleceğin mesleklerine ilişkin kaygılar ekleniyor. Yükseköğretime geçişte kullanılan Parcoursup[3] platformunun algoritması da gençleri öfkelendiriyor; sistemin kararlarının keyfiliğine ilişkin algı bu hoşnutsuzluğu artırıyor.
Bu derin endişeler, ister sol ister sağ görüşlü ailelerden gelsinler, gençleri daha radikal siyasi tercihlere yöneltiyor. Gençler, lise öğrencilerinin düzenlediği gösteri ve okul işgallerinde zaman zaman görülen şiddete de başvurabiliyor. Bazen kolluk kuvvetlerinin uyguladığı şiddetle daha da körüklenen bu tutum, geleceğe ilişkin yaygın bir kaygıdan besleniyor.
İtaatsiz Fransa (LFI), gençlerin hoşnutsuzluğunu ve toplumda köklü bir dönüşüm arzusunu yakalamayı başardı. İktidardaki solun yarattığı hayal kırıklıkları karşısında mezun gençlerin bir bölümü daha radikal görüşlere yöneldi. Örneğin 2002’de Sciences Po[4] öğrencilerinin çoğu Lionel Jospin[5] çizgisindeki solla özdeşleşirken, 2022’de büyük bir bölümü Jean-Luc Mélenchon’u tercih etti.
LFI liderinin kişiliği de önemli bir rol oynuyor. İkna edici retoriği ve sınırları aşan, hatta kışkırtıcı üslubu öğrencilerin bir bölümünü cezbediyor. Marine Le Pen ise sosyal ve ekonomik açıdan kırılgan, mesleki hayata giriş ve satın alma gücü sorunlarıyla doğrudan karşı karşıya kalan gençlere hitap ediyor. Bu iki siyasi hareket, merkez partilerin başaramadığı bir şeyi gerçekleştirerek gençleri stratejilerinin merkezine yerleştirdi.
Gençlerin siyasi tercihlerinin arkasında yalnızca eğitim sorunları mı var?
Yukarıda bahsettiğimiz ankete göre, her on Fransızdan yedisi, yani yüzde 71’i, ülke için gerçek bir siyasi ve sosyal değişim talep ediyor. Gençler hem talepleri hem de kendilerini ifade etme biçimleriyle toplumun genelinde zaten var olan hareketleri ve dinamikleri daha görünür hale getiriyor.
Ekim ayında yayımlanan Ipsos-CESI siyasi barometresine göre Fransızların yüzde 91’i ülkenin ekonomik durumu konusunda karamsar veya çok karamsar. Yüzde 76’sı ise istihdam durumunun daha da kötüleşeceğini düşünüyor. Lise öğrencilerinin hareketinin büyüklüğünün, gençlerin de yaşadığı zorlukların ve duyduğu yaygın kaygıların ailelerde her gün ifade edilen öfkeyle orantılı olduğuna şüphe yok.
Eğitim sistemine duyulan güven neden azalıyor?
Lise öğrencilerinin eleştirdiği eğitim koşullarındaki bozulma, PISA[6] araştırmasının son sonuçlarında ortaya çıkan eğitim sisteminin performansındaki düşüş ve cumhuriyetçi eşitlik vaadiyle çelişen eğitim eşitsizliklerinin artması, siyasi ve eğitim kurumlarına duyulan güven kaybını daha da güçlendiriyor.
PISA, 15 yaşındaki öğrencilerin öğrenme kazanımlarını izleyen uluslararası bir değerlendirme programı. Sonuçların ortaya koyduğu gerileme, eğitim sistemine yönelik kaygıları artırıyor. Bu koşullar altında Ipsos-CESI siyasi barometresine göre Fransızların yarısından fazlasının, yüzde 54’ünün, lise öğrencilerinin başlattığı hareketi desteklemesi şaşırtıcı değil.
Eylemlerde gençlerle aileleri ilk kez aynı yerde mi buluşuyor?
Bu, lise öğrencilerinin eylemlerinde bir ilk: Ebeveynler bilinçli olarak çocuklarını destekliyor. Elbette onları gösterilerdeki şiddetten korumak için, ancak aynı zamanda taleplerini paylaştıkları için de.
Böylece, hem toplumun genel durumu hem de lise ve üniversite öğrencilerinin sosyal koşulları hakkında çok şey söyleyen, farklı toplumsal kesimleri aşan bu hareketin yankısını daha da güçlendiriyorlar.”
Bu yazı ilk kez 21 Ekim 2026’da yayımlanmıştır.

[1] Ulusal Birlik (RN): Marine Le Pen’in uzun süre liderliğini yaptığı, Fransız siyasetinin sağındaki milliyetçi ve göç karşıtı çizgiyi temsil eden parti. 2018’de, daha önce Ulusal Cephe (Front National) adını taşıyan siyasi hareketin yeniden markalaştırılmasıyla bugünkü adını aldı.
[2] İtaatsiz Fransa (LFI): Jean-Luc Mélenchon’un öncülüğünde şekillenen radikal sol siyasi hareket. 2016’da kurulan LFI, Fransa’da mevcut siyasi ve ekonomik düzenin dönüştürülmesini, sosyal devletin güçlendirilmesini ve Altıncı Cumhuriyet’e geçilmesini savunuyor. Hareketin özellikle gençler ve büyük kentlerdeki seçmenler arasındaki desteği son yıllarda dikkat çekiyor.
[3] Parcoursup: Fransa’da lise son sınıf öğrencilerinin yükseköğretim programlarına başvurmak için kullandığı ulusal dijital platform. Öğrenciler tercihlerini sistem üzerinden bildiriyor; üniversiteler ve yüksekokullar başvuruları değerlendiriyor. Sistem, öğrencilerin eğitim hayatlarını doğrudan etkilediği için son yıllarda Fransa’daki gençlik tartışmalarının önemli başlıklarından biri haline geldi.
[4] Sciences Po: Fransa’nın siyaset, kamu yönetimi, ekonomi ve sosyal bilimler alanında en seçkin yükseköğretim kurumlarından biri. Paris Siyasal Çalışmalar Enstitüsü (Institut d’études politiques de Paris) olarak da bilinen okul, ülkenin siyasi ve idari elitlerinin yetişmesinde tarihsel olarak önemli bir role sahip.
[5] Lionel Jospin: Fransız Sosyalist Partisi’nin önde gelen siyasetçilerinden biri olan Jospin, 1997-2002 yılları arasında Başbakanlık yaptı. 2002 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti’nin adayı olarak ilk turda oyların yüzde 16’sını aldı ve ikinci tura kalamadı. Jospin’in elenmesi, Fransız solunda önemli bir kırılma noktası olarak kabul edildi.
[6] PISA: OECD tarafından uygulanan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki bilgi ve becerilerini ölçen uluslararası öğrenci değerlendirme programı.



