Gençler neden iletişim kurmakta zorlanıyor?

Ekranlara, ağlara ve algoritmalara hiç olmadığı kadar bağlı bir kuşak neden kendini ifade etmekte zorlanıyor? Sürekli çevrim içi olmak, derin iletişimi ortadan mı kaldırıyor? Yazma ve konuşma becerilerindeki bu sessiz düşüş tersine çevrilebilir mi?

Günümüzün hiper-bağlantılı dijital dünyasında, paradoksal bir şekilde, gerçek insani iletişim giderek zayıflıyor. Sürekli mesajlaşıyor, sosyal medyada varlık gösteriyor, emojilerle tepki veriyoruz; ancak derin, yüz yüze diyaloglar, empati kurma ve kendimizi net ifade etme becerilerimiz aşınıyor. Özellikle teknolojiyle iç içe büyüyen genç nesil, bir yandan tarihin en bağlantılı kuşağı olarak anılırken, diğer yandan temel iletişim becerilerindeki gerileme ile karşı karşıya.

Pandemi, sosyal medya algoritmaları, anında cevap veren yapay zekâ asistanları ve test odaklı eğitim sistemi, bu düşüşü hızlandırıyor.  Bu durum sadece bireysel ilişkileri değil, zihinsel sağlığı, sivil katılımı ve geleceğin iş gücünü de derinden etkileme riski taşıyor.

Peki, bu sessiz çöküş nasıl tersine çevrilebilir? Stanford Üniversitesi’nden iletişim becerileri uzmanı Rachel Konrad ve Matt Abrahams, Time dergisinde yer alan yazılarında gençlerin yazma ve konuşma becerilerindeki düşüşe uzun süredir endişeyle yaklaşıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Üniversitede ders verirken veya Silikon Vadisi’ne danışmanlık hizmeti verirken gençlerin iletişim becerilerinin hızla aşındığını gözlemliyoruz. Oysa iletişim becerileri, sağlıklı ilişkiler kurmak, zihinsel sağlığı korumak, sivil katılımı desteklemek ve başarılı bir kariyer inşa etmek için temel bir gerekliliktir. Bugünün ergenleri, tarihteki en fazla araçla bağlantılı olan nesil olmalarına rağmen, derinlikli, kendinden emin ve empati dolu bir iletişim kurmaya en az hazırlıklı nesil gibi görünüyor.

Neden bu kadar hazırlıksızlar?

Öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirdikleri geleneksel ortamlar çözülüyor. Sosyal medya yüz yüze etkileşimlerin yerini alıyor, anlık iletişim memlerle sınırlanıyor. Test odaklı eğitim sistemimizin büyük kısmı ise ezberci öğrenmeyi ve standart sınavları ön plana çıkarırken, hikâye anlatımı gibi temel iletişim becerilerini ikinci plana atıyor. Hikâye anlatımı, kimliğimizi şekillendiren, topluluklarımızı birleştiren ve insanı benzersiz kılan temel bir bilişsel ve sosyal işlevdir. Sonuç olarak gençler, bizi birbirimize bağlayan bu kritik iletişim becerilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. İyi haber ise basit önlemlerle bu düşüşün önüne geçilebileceği…

Bu noktaya nasıl geldik?

Karantinalar, beğeniler ve büyük dil modelleri bu süreçte önemli rol oynadı. Pandemi döneminde Amerikalı gençlerin yüz yüze etkileşimleri büyük ölçüde azaldı. Bunun yerini yoğun mesajlaşma, sosyal medya ve 2022 sonlarından itibaren yapay zekâ arkadaşlıkları aldı. Bu araçlar norm haline geldikçe gerçek hayattaki iletişim de geri planda kaldı. ABD’li gençler günde ortalama beş saatlerini sosyal medyada geçiriyor; neredeyse yarısı gün boyu çevrimiçi durumda. Beğeniler, seriler ve emojiler geçici bir bağlantı hissi verebilir, ancak anlamlı yakınlık ve iletişim becerilerini güçlendiren şey yüz yüze kurulan diyaloglardır.

Sabırsız bir nesil mi yetişiyor?

Bir ankete göre, ABD’de 14-22 yaş arası öğrencilerin yaklaşık onda dokuzu okul ödevleri için yapay zekâ kullanıyor. Bir öğrenci, karmaşık bir soruyu sohbet robotuna yazdığında saniyeler içinde kusursuz görünen, ancak her zaman gerçek, doğru veya nüanslı olmayan bir yanıt alıyor. Sonuç olarak birçok öğrenci, herhangi bir birinci şahıs araştırması veya kişisel düşünce süreci gerektirmeden, hayatın sorularına ve zorluklarına anında çözümler bekler hale geldi.

Araştırmalar, sohbet robotlarının kullanımının zihinsel çabayı azalttığını, beyin aktivitesini düşürdüğünü ve hafıza ile yaratıcılıktan sorumlu beyin bölgelerindeki faaliyeti zayıflattığını gösteriyor. Bu durum genellikle özgün olmayan çalışmalar, azalan öz farkındalık, bilgiyi hatırlamada güçlük ve botlara artan bir bağımlılıkla sonuçlanıyor. Peki öğrenciler zihinsel dayanıklılıklarını kaybettikten sonra ne olacak? Uzmanlar, ergenlerin başkalarıyla bağ kurma konusunda isteksizleşebileceğinden endişe duyuyor. Bu durum daha büyük zihinsel sağlık sorunlarına, topluluklardan kopuşa ve mesleki alanda ciddi zorluklara yol açabilir. İletişim becerilerimizi yeniden canlandırmazsak, 2020’lerin “yalnızlık salgını” bir “yalnızlık yüzyılına” dönüşebilir.

Düşüş tersine çevrilebilir mi?

Teknoloji çılgınlığının merkezi olarak görülen San Francisco Körfez Bölgesi’nde yaşayan ve çalışan uzmanlar, yapay zekâ kullanımının burada Amerika genelinden bile daha yaygın olduğunu belirtiyor. Buradaki öğrenciler yapay zekayı üniversite başvurularını yazmak, romanları özetlemek, beslenme tavsiyesi almak, hatta depresyon teşhisi koymak için kullanıyor. Bazı ilkokul öğrencileri beşinci sınıftan itibaren yapay zekâ temelli dersler alıyor. Belki de bölge, en son teknolojinin en yoğun uygulandığı yer olduğu için, iletişim becerilerinin azalmasından endişe duyan gençlerin sesinin en erken duyulduğu yer haline geldi. Öğrenciler ilk kez, aşınan yazma ve konuşma becerilerini geri kazanmak için aktif olarak yardım talep ediyor.

Hangi adımlar atılabilir?

Uzmanlar, bu gerilemeyi tersine çevirmek için basit ancak etkili önlemler öneriyor. İlk olarak, gençlerin kendi düşünceleriyle gurur duyması ve yapay zekâyı özgün fikirlerinin yerine koymaması gerekiyor. Botlar ikinci veya üçüncü taslakları düzeltmek için kullanılabilir, ancak asıl yardımcı ve işbirlikçi araçlar olarak görülmelidir. İkinci olarak, bir topluluğa dahil olmak ve ekransız, paylaşımlı etkinliklerde fikirleri geliştirmek önemlidir. Drama, münazara ve doğaçlama kulüpleri bu anlamda ideal ortamlardır. Üçüncü bir önlem olarak, bir işte çalışmak öneriliyor. Bir kafede kahvaltı saatindeki yoğunluğu yönetmek, bir perakende mağazasında müşteri çatışmalarını yatıştırmak, farklı yaş, geçmiş, bakış açısı ve ana dile sahip insanlarla etkileşim kurmak, çevrimiçi anonim etkileşimlerin aksine empati ve sabır gibi becerileri geliştirir. Müşteri hizmetleri işleri özgeçmişi zenginleştirmenin yanı sıra bu hayati yetkinlikleri güçlendirir.

Öğretmenlere düşen görevler ne?

Öğretmenlere yönelik tavsiyelerde ise yapay zekâ kullanımını sınırlamaya çalışmanın boş bir çaba olduğu vurgulanıyor. Bunun yerine, geleneksel akademik çıktıdan ziyade entelektüel süreç önceliklendirilmeli. Tutarlı düşünme ve özlü iletişim gerektiren sık sınıf içi yazma ve sözlü alıştırmalar yapılmalı. Öğrenciler, eve götürdükleri ödevlerin veya hızlı hesaplamaların değil, analiz, sentez ve gerekçelendirme kalitelerinin üzerinden değerlendirilmelidir. Ayrıca öğretmenlerin soğuk çağrı (cold call) yöntemini kullanmaları öneriliyor; bu yöntemde öğrenciler el kaldırmadan rastgele seçilerek soruları yanıtlıyor. Öğrenciler, sınıf arkadaşlarının önünde kötü görünme kaygısının, sadece verilen okumayı veya kompozisyonu tamamlamaktan çok daha fazla, dersleri özümsemelerine ve ikna edici görüşler geliştirmelerine motive ettiğini sık sık ifade ediyor.

Peki, ya ebeveynlerin görevi?

Ebeveynler, çocuklarının yetişkin olarak güçlü iletişim becerilerine sahip olmalarına yardımcı olmak istiyorlarsa, “kasıtlı varlık” modelini örnek almalıdır. Çoklu görev yapmayı bırakmalı, yemek sırasında telefonları sessize almalı ve kendi sözsüz davranışlarını geliştirmelidirler; göz teması kurmak, jestleri ve beden dilini etkin kullanmak gibi. Fikirlerini nasıl ürettiklerini, çatışmaları nasıl çözdüklerini, çözümleri nasıl müzakere ettiklerini ve kendilerini nasıl ifade ettiklerini açıkça anlatarak, düşünce süreçlerini çocuklara gerçek zamanlı olarak gösterebilirler. Makaleleri, podcast’leri ve kitapları paylaşıp tartışarak, pasif tüketim yerine diyaloğu bir aile ritüeli haline getirebilirler.

Gelecek bir iletişim çölü mü olacak?

Sosyal medya ve yapay zekâ ortadan kalkmayacak. Aslında bu teknolojiler, gençlerin öğrenimini ve kariyerini güçlendirebilir; tabii bu süreçte yazma, konuşma ve düşünme becerilerini kaybetmezlerse. İletişim, nasıl düşündüğümüzü, bağlantı kurduğumuzu, öğrendiğimizi, çalıştığımızı ve birlikte yaşadığımızı belirler. İletişim olmadan, sivil yaşam için gerekli olan iş birliği, liderlik ve eleştirel düşünme becerilerinden yoksun bir nesil yetiştirme riskiyle karşı karşıya kalırız.”

Bu yazı ilk kez 6 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Rachel Konrad ile Matt Abrahams’ın Time’da yayınlanan “Why Young People Are Struggling to Communicate” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrildi ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
https://time.com/7339501/young-people-struggling-to-communicate/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Gençler neden iletişim kurmakta zorlanıyor?

Ekranlara, ağlara ve algoritmalara hiç olmadığı kadar bağlı bir kuşak neden kendini ifade etmekte zorlanıyor? Sürekli çevrim içi olmak, derin iletişimi ortadan mı kaldırıyor? Yazma ve konuşma becerilerindeki bu sessiz düşüş tersine çevrilebilir mi?

Günümüzün hiper-bağlantılı dijital dünyasında, paradoksal bir şekilde, gerçek insani iletişim giderek zayıflıyor. Sürekli mesajlaşıyor, sosyal medyada varlık gösteriyor, emojilerle tepki veriyoruz; ancak derin, yüz yüze diyaloglar, empati kurma ve kendimizi net ifade etme becerilerimiz aşınıyor. Özellikle teknolojiyle iç içe büyüyen genç nesil, bir yandan tarihin en bağlantılı kuşağı olarak anılırken, diğer yandan temel iletişim becerilerindeki gerileme ile karşı karşıya.

Pandemi, sosyal medya algoritmaları, anında cevap veren yapay zekâ asistanları ve test odaklı eğitim sistemi, bu düşüşü hızlandırıyor.  Bu durum sadece bireysel ilişkileri değil, zihinsel sağlığı, sivil katılımı ve geleceğin iş gücünü de derinden etkileme riski taşıyor.

Peki, bu sessiz çöküş nasıl tersine çevrilebilir? Stanford Üniversitesi’nden iletişim becerileri uzmanı Rachel Konrad ve Matt Abrahams, Time dergisinde yer alan yazılarında gençlerin yazma ve konuşma becerilerindeki düşüşe uzun süredir endişeyle yaklaşıyor.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“Üniversitede ders verirken veya Silikon Vadisi’ne danışmanlık hizmeti verirken gençlerin iletişim becerilerinin hızla aşındığını gözlemliyoruz. Oysa iletişim becerileri, sağlıklı ilişkiler kurmak, zihinsel sağlığı korumak, sivil katılımı desteklemek ve başarılı bir kariyer inşa etmek için temel bir gerekliliktir. Bugünün ergenleri, tarihteki en fazla araçla bağlantılı olan nesil olmalarına rağmen, derinlikli, kendinden emin ve empati dolu bir iletişim kurmaya en az hazırlıklı nesil gibi görünüyor.

Neden bu kadar hazırlıksızlar?

Öğrencilerin iletişim becerilerini geliştirdikleri geleneksel ortamlar çözülüyor. Sosyal medya yüz yüze etkileşimlerin yerini alıyor, anlık iletişim memlerle sınırlanıyor. Test odaklı eğitim sistemimizin büyük kısmı ise ezberci öğrenmeyi ve standart sınavları ön plana çıkarırken, hikâye anlatımı gibi temel iletişim becerilerini ikinci plana atıyor. Hikâye anlatımı, kimliğimizi şekillendiren, topluluklarımızı birleştiren ve insanı benzersiz kılan temel bir bilişsel ve sosyal işlevdir. Sonuç olarak gençler, bizi birbirimize bağlayan bu kritik iletişim becerilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. İyi haber ise basit önlemlerle bu düşüşün önüne geçilebileceği…

Bu noktaya nasıl geldik?

Karantinalar, beğeniler ve büyük dil modelleri bu süreçte önemli rol oynadı. Pandemi döneminde Amerikalı gençlerin yüz yüze etkileşimleri büyük ölçüde azaldı. Bunun yerini yoğun mesajlaşma, sosyal medya ve 2022 sonlarından itibaren yapay zekâ arkadaşlıkları aldı. Bu araçlar norm haline geldikçe gerçek hayattaki iletişim de geri planda kaldı. ABD’li gençler günde ortalama beş saatlerini sosyal medyada geçiriyor; neredeyse yarısı gün boyu çevrimiçi durumda. Beğeniler, seriler ve emojiler geçici bir bağlantı hissi verebilir, ancak anlamlı yakınlık ve iletişim becerilerini güçlendiren şey yüz yüze kurulan diyaloglardır.

Sabırsız bir nesil mi yetişiyor?

Bir ankete göre, ABD’de 14-22 yaş arası öğrencilerin yaklaşık onda dokuzu okul ödevleri için yapay zekâ kullanıyor. Bir öğrenci, karmaşık bir soruyu sohbet robotuna yazdığında saniyeler içinde kusursuz görünen, ancak her zaman gerçek, doğru veya nüanslı olmayan bir yanıt alıyor. Sonuç olarak birçok öğrenci, herhangi bir birinci şahıs araştırması veya kişisel düşünce süreci gerektirmeden, hayatın sorularına ve zorluklarına anında çözümler bekler hale geldi.

Araştırmalar, sohbet robotlarının kullanımının zihinsel çabayı azalttığını, beyin aktivitesini düşürdüğünü ve hafıza ile yaratıcılıktan sorumlu beyin bölgelerindeki faaliyeti zayıflattığını gösteriyor. Bu durum genellikle özgün olmayan çalışmalar, azalan öz farkındalık, bilgiyi hatırlamada güçlük ve botlara artan bir bağımlılıkla sonuçlanıyor. Peki öğrenciler zihinsel dayanıklılıklarını kaybettikten sonra ne olacak? Uzmanlar, ergenlerin başkalarıyla bağ kurma konusunda isteksizleşebileceğinden endişe duyuyor. Bu durum daha büyük zihinsel sağlık sorunlarına, topluluklardan kopuşa ve mesleki alanda ciddi zorluklara yol açabilir. İletişim becerilerimizi yeniden canlandırmazsak, 2020’lerin “yalnızlık salgını” bir “yalnızlık yüzyılına” dönüşebilir.

Düşüş tersine çevrilebilir mi?

Teknoloji çılgınlığının merkezi olarak görülen San Francisco Körfez Bölgesi’nde yaşayan ve çalışan uzmanlar, yapay zekâ kullanımının burada Amerika genelinden bile daha yaygın olduğunu belirtiyor. Buradaki öğrenciler yapay zekayı üniversite başvurularını yazmak, romanları özetlemek, beslenme tavsiyesi almak, hatta depresyon teşhisi koymak için kullanıyor. Bazı ilkokul öğrencileri beşinci sınıftan itibaren yapay zekâ temelli dersler alıyor. Belki de bölge, en son teknolojinin en yoğun uygulandığı yer olduğu için, iletişim becerilerinin azalmasından endişe duyan gençlerin sesinin en erken duyulduğu yer haline geldi. Öğrenciler ilk kez, aşınan yazma ve konuşma becerilerini geri kazanmak için aktif olarak yardım talep ediyor.

Hangi adımlar atılabilir?

Uzmanlar, bu gerilemeyi tersine çevirmek için basit ancak etkili önlemler öneriyor. İlk olarak, gençlerin kendi düşünceleriyle gurur duyması ve yapay zekâyı özgün fikirlerinin yerine koymaması gerekiyor. Botlar ikinci veya üçüncü taslakları düzeltmek için kullanılabilir, ancak asıl yardımcı ve işbirlikçi araçlar olarak görülmelidir. İkinci olarak, bir topluluğa dahil olmak ve ekransız, paylaşımlı etkinliklerde fikirleri geliştirmek önemlidir. Drama, münazara ve doğaçlama kulüpleri bu anlamda ideal ortamlardır. Üçüncü bir önlem olarak, bir işte çalışmak öneriliyor. Bir kafede kahvaltı saatindeki yoğunluğu yönetmek, bir perakende mağazasında müşteri çatışmalarını yatıştırmak, farklı yaş, geçmiş, bakış açısı ve ana dile sahip insanlarla etkileşim kurmak, çevrimiçi anonim etkileşimlerin aksine empati ve sabır gibi becerileri geliştirir. Müşteri hizmetleri işleri özgeçmişi zenginleştirmenin yanı sıra bu hayati yetkinlikleri güçlendirir.

Öğretmenlere düşen görevler ne?

Öğretmenlere yönelik tavsiyelerde ise yapay zekâ kullanımını sınırlamaya çalışmanın boş bir çaba olduğu vurgulanıyor. Bunun yerine, geleneksel akademik çıktıdan ziyade entelektüel süreç önceliklendirilmeli. Tutarlı düşünme ve özlü iletişim gerektiren sık sınıf içi yazma ve sözlü alıştırmalar yapılmalı. Öğrenciler, eve götürdükleri ödevlerin veya hızlı hesaplamaların değil, analiz, sentez ve gerekçelendirme kalitelerinin üzerinden değerlendirilmelidir. Ayrıca öğretmenlerin soğuk çağrı (cold call) yöntemini kullanmaları öneriliyor; bu yöntemde öğrenciler el kaldırmadan rastgele seçilerek soruları yanıtlıyor. Öğrenciler, sınıf arkadaşlarının önünde kötü görünme kaygısının, sadece verilen okumayı veya kompozisyonu tamamlamaktan çok daha fazla, dersleri özümsemelerine ve ikna edici görüşler geliştirmelerine motive ettiğini sık sık ifade ediyor.

Peki, ya ebeveynlerin görevi?

Ebeveynler, çocuklarının yetişkin olarak güçlü iletişim becerilerine sahip olmalarına yardımcı olmak istiyorlarsa, “kasıtlı varlık” modelini örnek almalıdır. Çoklu görev yapmayı bırakmalı, yemek sırasında telefonları sessize almalı ve kendi sözsüz davranışlarını geliştirmelidirler; göz teması kurmak, jestleri ve beden dilini etkin kullanmak gibi. Fikirlerini nasıl ürettiklerini, çatışmaları nasıl çözdüklerini, çözümleri nasıl müzakere ettiklerini ve kendilerini nasıl ifade ettiklerini açıkça anlatarak, düşünce süreçlerini çocuklara gerçek zamanlı olarak gösterebilirler. Makaleleri, podcast’leri ve kitapları paylaşıp tartışarak, pasif tüketim yerine diyaloğu bir aile ritüeli haline getirebilirler.

Gelecek bir iletişim çölü mü olacak?

Sosyal medya ve yapay zekâ ortadan kalkmayacak. Aslında bu teknolojiler, gençlerin öğrenimini ve kariyerini güçlendirebilir; tabii bu süreçte yazma, konuşma ve düşünme becerilerini kaybetmezlerse. İletişim, nasıl düşündüğümüzü, bağlantı kurduğumuzu, öğrendiğimizi, çalıştığımızı ve birlikte yaşadığımızı belirler. İletişim olmadan, sivil yaşam için gerekli olan iş birliği, liderlik ve eleştirel düşünme becerilerinden yoksun bir nesil yetiştirme riskiyle karşı karşıya kalırız.”

Bu yazı ilk kez 6 Ocak 2026’da yayımlanmıştır.

Rachel Konrad ile Matt Abrahams’ın Time’da yayınlanan “Why Young People Are Struggling to Communicate” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrildi ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz.
https://time.com/7339501/young-people-struggling-to-communicate/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x