Göçmen krizi: Meksika sınırından Obamaların yazlığına

“Çok istiyorsan evinde besle” mantığıyla ABD’de Cumhuriyetçi eyaletlerden Demokrat eyaletlere gönderilen göçmenler nasıl bir siyasi kriz yarattı? New York’ta OHAL ilanı, ABD’nin geleceği hakkında ne söylüyor?

Martha’s Vineyard, ABD’nin Massachusetts eyaletine bağlı, Atlantik Okyanusu’nda bulunan, 20 bin kişinin yaşadığı küçük bir ada. Burası, ünlülerin, sinema sanatçılarının, gazetecilerin ve siyasetçilerin yazlarını geçirdiği bir sayfiye mekânı olarak biliniyor. Birçok isim bu adadan yazlık lüks villalar satın alıyor veya sezonluk kiralıyor. Adanın sakinleri arasında en dikkat çeken isim ABD’nin eski başkanlarından Barack Obama ve ailesi. Obama ailesi, 2019 yılında adada 12 milyon dolara lüks bir yazlık konut satın aldı ve yazları ABD’nin diğer önde gelen zenginleri ve siyasetçileriyle birlikte Martha’s Vineyard’da geçirmeye başladı.

Obama çifti de adanın diğer sakinleri gibi özel jetlerle adaya geliyor, genellikle bu uçaklar adanın ulaşımı için önemli olan Martha’s Vineyard Havalimanı’na iniyor.

15 Eylül’de bu havalimanına Florida’dan kalkan iki uçak habersiz bir şekilde indi, taşıdığı 50 yolcuyu bıraktı ve Florida’ya döndü. Uçaktan inen 50 kişinin çoğu İngilizce bilmiyordu, nereye geldikleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Grubun içindeki kadın ve çocukların fazlalığı dikkat çekiyordu. 50 kişilik kafile havalimanından çıktı ve ABD bayrağı olan resmî ofislere, binalara girmeye, dertlerini anlatmak için çabalamaya başladı.

Demokratların cennetinin orta yerine bırakılan 50 göçmen

Adanın beklenmedik misafirlerinin kim olduğu kısa bir sürede ortaya çıktı. Florida Valisi Cumhuriyetçi Ron deSantis, Florida’ya gelen 50 kaçak Venezuela göçmenini “iş, ev bulacakları” bir yere götüreceği yalanıyla uçaklara bindirmiş, Demokrat siyasetçilerin yazlık evlerinin olduğu sayfiye adasına yollamıştı.

2024 veya daha sonrasında Cumhuriyetçi Parti’den başkan adayı olmayı planlayan deSantis’in amacı, Demokrat eyaletlerin göçmen yükünü paylaşmasını sağlamak, ulusal siyasette göçmen konusuna dikkat çekmekti.

Nitekim Vali başarılı oldu. Cumhuriyetçiler, Martha’s Island’da yaşayan insanların “Neden buraya geldiler, burada konaklayacakları yer yok” tarzındaki mesajlarını sosyal medyada paylaştı, Demokratların göçmenleri sadece Cumhuriyetçi eyaletlerde kalmaları durumunda istediklerini belirtti.

Martha’s Island’daki yetkililer kısa bir sürede organize olarak göçmenlere kalacak yer ayarladı, gıda yardımı sağladı, göçmenlerin yeterli altyapının olduğu merkezlere aktarılacağı açıklandı.

50 Venezuelalı göçmenin bir Vali tarafından uçaklara doldurulup rakip siyasi partinin güçlü olduğu bir sayfiye adasına yollanması dünya kamuoyu için ilgi çekici bir vakaydı. Fakat uzun zamandır bir göç ve sınır krizi yaşayan ABD için oldukça olağan, yaklaşan Kasım 2022 ara seçimleri ve 2024 başkanlık seçimlerini de dikkate alınca yaşanma sıklığı daha da artacak bir durumdu.

3000 kilometrelik kriz

Krizin kaynağı 3000 kilometre uzunluğundaki Meksika-ABD sınırı. Bu uzun sınır çoğunlukla Ekvator, Brezilya, Venezuela, Haiti, Küba, El Salvador, Nikaragua gibi istikrarsız Orta Amerika ülkelerinden kaçan insanlar için bir umut noktası.

Çeşitli insan kaçakçısı kartellerin veya aktivistlerin desteğiyle sınır güvenliğinin yoğun olmadığı noktalardan geçen göçmenler, ABD’ye ulaştıklarında yetkililere teslim oluyor veya yakalanıyor, ardından geçici koruma merkezlerine yerleştiriliyor ve iltica talebinde bulunuyor. Çoğu kişi kendi ülkesinde yaşanan siyasi istikrarsızlıkları gerekçe gösteriyor, ülkesine geri dönerse yargılanacağını veya insan hakları ihlallerine maruz kalacağını söylüyor. Bir kısım göçmen ise, yetkililere yakalanmadan ABD’nin iç eyaletlerine doğru yolculuğa çıkıyor, genellikle İspanyolca konuşan ve göçmen kimlikli insanların yaşadığı şehirlere, Teksas ve Florida gibi eyaletlere gidiyor, kimisi daha önce ülkeye göç eden akrabalarını bulmaya çalışıyor.

2020 yılında sınırdan kaçak yolla ABD’ye giren göçmen sayısı sadece 650 bin iken, Ekim 2021 – Ekim 2022 döneminde 2.5 milyon kaçak göçmen Meksika sınırından ABD’ye geçti ve çoğu iltica talebinde bulundu.

Bu 2.5 milyon kişinin yaklaşık 18 bini Türk vatandaşlarından oluşuyor. Türk vatandaşları insan kaçakçı çetelerinin desteğiyle önce Meksika’ya uçuyor, ardından sınırı yaya bir şekilde geçip yetkililere teslim oluyor ve Türkiye’de LGBTİ, muhalif veya azınlık olduklarını ileri sürerek mahkemede Türkiye’ye iade edilmemeyi talep ediyor.

Sınırdan geçen Türklerin sayısını gösteren grafik https://www.cbp.gov/newsroom/stats/cbp-enforcement-statistics Sarı: 2022 senesi, Mavi: 2021 senesi, Kırmızı: 2020 senesi

Göçü azaltmak için çocukları ailelerden ayırma uygulaması

Donald Trump döneminde iltica talepleri mahkemece değerlendirilen isimlerin sınırda beklemesi öngörülürken, Biden döneminde bu kural değişti ve birçok isim iltica talepleri değerlendirilirken veya bu süreçte nihai sonuç için belirli bürokratik aşamaların geçmesi beklenirken ABD’de çalışıyor, çeşitli kentlerine gidebiliyor.

Yine Trump döneminde hükümet, sınıra akın edenlerin sayısını azaltmak için çocuklarıyla gelen göçmen ailelerden çocuklarını almış ve kafeslere koymuştu. Bu görüntüler birçok Demokrat Parti taraftarının, insan hakkı savunucusunun tepkisini çekmiş, mahkemeler bu uygulamanın aksine karar vermiş, Trump yönetimi ise bu sayede göçmenlerin sayısının azaldığını söylemişti. Uygulama neticesinde yaklaşık dört bin çocuk hâlâ ailesinde ayrı durumda, çünkü birçoğunun ailesi çocukları geçici mülteci merkezlerinde kafesteyken sınır dışı edildi.

Yine Trump döneminde, sınır yetkililerine, COVID pandemisi nedeniyle iltica duruşması veya başvurusu fırsatını tanımadan pandeminin yoğun bir şekilde görüldüğü ülkelerden gelen göçmenleri doğrudan sınır dışı etme imkanı tanınmıştı. Biden hükümeti yeni dönemde bu yasal mekanizmayı kaldırmak istedi, fakat sınırdaki uyuşmazlıklara bakan federal mahkeme bu uygulama lehine karar verdi, böylece sınır yetkilileri özellikle Orta Amerika’dan gelen göçmenleri iltica başvurularını yapmalarına fırsat vermeden sınır dışı etti.

Krizin varlığında mutabakat, çözümünde kavga

Cumhuriyetçiler de Demokratlar da bir göçmen krizi olduğunun farkında.

Sol kanat ve Hispanik Demokratlar, Orta Amerika’dan gelen göçmenlerin ülkeye gelip iltica başvurusu yapmasını ve serbest bir şekilde ülkede yaşamasını savunuyor. Bu görüşün temelinde, bu göçmenlerin ülkelerinden kaçmalarına sebep olan etkenlerin çoğunun ABD kaynaklı olduğu inancı var. Bu kişilere göre, ABD ekonomik ve siyasi müdahaleleriyle Orta Amerika ülkelerini istikrarsız bir hale getirdi. Başkan Yardımcısı Kamala Harris bu nedenle geçen sene Orta Amerika turuna çıktı ve ülkelere maddi destek verileceğini belirtti, açıkça kameralar karşısında “ABD’ye gelmeyin” diyerek ülke halklarına seslendi.

Biden hükümeti, sol kanadın itirazlarına rağmen sessiz bir şekilde sınır dışı işlemlerine devam ediyor, seçim kampanyasındaki göçmen savunuculuğunun tonunu düşürüyor, daha orta yolcu bir politika sergiliyor. Sınırdaki koşullar her ne kadar iyileştirilse de Biden döneminde yaklaşık 100 bin göçmen sınır dışı edildi.

Cumhuriyetçiler ise göçmen sorununu politika önceliklerinden biri haline getirdi. Senato’nun üçte birinin ve Temsilciler Meclisi’nin tamamının yenileceği Kasım 2022 ara seçimleri yaklaşırken, Cumhuriyetçiler Biden döneminde kaçak göçmenlerin sayısının artması üzerinden bir kampanya kurguladı. Florida ve Teksas eyaletlerinin Cumhuriyetçi Valileri eyaletlerindeki kaçak göçmenleri otobüslere doldurarak New York, California gibi Demokratların kalesi olan eyaletlere yolladı. Teksas Valisi özellikle başkent Washington D.C.’ye de otobüslerle göçmen yolladı, böylece siyasetçilerin tepkisini çekmeye çalıştı.

New York’ta OHAL ilanı

New York şehri belediye başkanı Adams, Ekim’in ilk haftası şehre Teksas ve Florida’dan 17 bin göçmenin geldiğini ve kentin kaynaklarının artık yetersiz kaldığını söyledi, kentte göçmenlerle ilgili OHAL ilan etti. New York şehrine yollanan göçmenleri ağırlamak için oteller konaklama merkezlerine çevrildi, çadır kentler kuruldu.

Cumhuriyetçiler, Demokratların kendilerine yönelik eleştirilerinden memnun, “Biz mültecileri istemiyoruz, isteyen kendi eyaletinde ağırlayabilir” söylemini yaklaşan seçimler için kullanıyor, Demokratları göçmenlerle özdeştiriyorlar.

Çözüm var mı?

Fakat ortada henüz bir çözüm yok. Biden yönetimi ve merkez Demokratlar seçimleri kaybetmemek ve Cumhuriyetçilere puan kazandırmamak için göçmenleri sınır dışı etmeye devam ediyor, bir yandan Cumhuriyetçiler bu sınır dışı işlemlerinin yetersiz kaldığını, Biden’in Trump’tan daha az sert olması nedeniyle ülkeye giren kaçak göçmenlerin arttığını söylüyor. Biden yönetimi ne sınır dışı işlemlerinin tamamen durmasını isteyen sol ve Hispanik Demokratları ne de Cumhuriyetçileri memnun edebiliyor.

Cumhuriyetçiler ise yaklaşan seçimlerde yasa dışı göçe karşı olan Hispanik kökenli gençleri ve kadınları ön plana çıkarıyor, özellikle sınır bölgelerinde bu tür isimlerle ara seçimleri kazanmayı planlıyor. Böylece kendilerine yönelik “ırkçı” suçlamasının etkisini kırmaya çalışıyor.

Şu anda ABD’de göç ve sınır güvenliği sorununu baştan sonra çerçeveleyen, makul ve hukuka uygun bir çözüm önerisi sunan, insan hakları kurumunu ayaklar altına almadan ülkenin çoğunluğunu rahatlatabilecek bir çözüm bulan bir siyasetçi yok. Göçmenler kandırılıp uçaklara doldurulup siyasi kutuplaşma uğruna ülkenin öbür ucuna yollanırken, yetkililere yakalanmamak için bindikleri tırlarda havasızlık yüzünden ölürken ve terk edilen cesetleri günler sonra bulunurken, Demokrat ve Cumhuriyetçiler kavga etmek ve seçim kazanmak için sorunun kaynağını değil, semptomlarını konuşmaya devam ediyor.

ABD’deki göç sorunu Meksika sınırından, Martha’s Vineyard’a, Florida’dan New York sokaklarına yayılırken tek bir makul çözüm önerisi şimdilik bulunamıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 17 Ekim 2022’de yayımlanmıştır.

Yunus Emre Erdölen
Yunus Emre Erdölen
Yunus Emre Erdölen - 1996'da İstanbul'da doğdu. Robert Kolej, Galatasaray Üniversitesi Hukuk ve New York Üniversitesi Uluslararası Hukuk Yüksek Lisans mezunu. Şu anda Galatasaray Üniversitesi'nde Kamu Hukuku Yüksek Lisansı yapıyor. Çeşitli mecralarda dış politika, ABD seçimleri ve siyaseti hakkında içerikler üretiyor. Youtube söyleşileri yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Göçmen krizi: Meksika sınırından Obamaların yazlığına

“Çok istiyorsan evinde besle” mantığıyla ABD’de Cumhuriyetçi eyaletlerden Demokrat eyaletlere gönderilen göçmenler nasıl bir siyasi kriz yarattı? New York’ta OHAL ilanı, ABD’nin geleceği hakkında ne söylüyor?

Martha’s Vineyard, ABD’nin Massachusetts eyaletine bağlı, Atlantik Okyanusu’nda bulunan, 20 bin kişinin yaşadığı küçük bir ada. Burası, ünlülerin, sinema sanatçılarının, gazetecilerin ve siyasetçilerin yazlarını geçirdiği bir sayfiye mekânı olarak biliniyor. Birçok isim bu adadan yazlık lüks villalar satın alıyor veya sezonluk kiralıyor. Adanın sakinleri arasında en dikkat çeken isim ABD’nin eski başkanlarından Barack Obama ve ailesi. Obama ailesi, 2019 yılında adada 12 milyon dolara lüks bir yazlık konut satın aldı ve yazları ABD’nin diğer önde gelen zenginleri ve siyasetçileriyle birlikte Martha’s Vineyard’da geçirmeye başladı.

Obama çifti de adanın diğer sakinleri gibi özel jetlerle adaya geliyor, genellikle bu uçaklar adanın ulaşımı için önemli olan Martha’s Vineyard Havalimanı’na iniyor.

15 Eylül’de bu havalimanına Florida’dan kalkan iki uçak habersiz bir şekilde indi, taşıdığı 50 yolcuyu bıraktı ve Florida’ya döndü. Uçaktan inen 50 kişinin çoğu İngilizce bilmiyordu, nereye geldikleri hakkında hiçbir fikirleri yoktu. Grubun içindeki kadın ve çocukların fazlalığı dikkat çekiyordu. 50 kişilik kafile havalimanından çıktı ve ABD bayrağı olan resmî ofislere, binalara girmeye, dertlerini anlatmak için çabalamaya başladı.

Demokratların cennetinin orta yerine bırakılan 50 göçmen

Adanın beklenmedik misafirlerinin kim olduğu kısa bir sürede ortaya çıktı. Florida Valisi Cumhuriyetçi Ron deSantis, Florida’ya gelen 50 kaçak Venezuela göçmenini “iş, ev bulacakları” bir yere götüreceği yalanıyla uçaklara bindirmiş, Demokrat siyasetçilerin yazlık evlerinin olduğu sayfiye adasına yollamıştı.

2024 veya daha sonrasında Cumhuriyetçi Parti’den başkan adayı olmayı planlayan deSantis’in amacı, Demokrat eyaletlerin göçmen yükünü paylaşmasını sağlamak, ulusal siyasette göçmen konusuna dikkat çekmekti.

Nitekim Vali başarılı oldu. Cumhuriyetçiler, Martha’s Island’da yaşayan insanların “Neden buraya geldiler, burada konaklayacakları yer yok” tarzındaki mesajlarını sosyal medyada paylaştı, Demokratların göçmenleri sadece Cumhuriyetçi eyaletlerde kalmaları durumunda istediklerini belirtti.

Martha’s Island’daki yetkililer kısa bir sürede organize olarak göçmenlere kalacak yer ayarladı, gıda yardımı sağladı, göçmenlerin yeterli altyapının olduğu merkezlere aktarılacağı açıklandı.

50 Venezuelalı göçmenin bir Vali tarafından uçaklara doldurulup rakip siyasi partinin güçlü olduğu bir sayfiye adasına yollanması dünya kamuoyu için ilgi çekici bir vakaydı. Fakat uzun zamandır bir göç ve sınır krizi yaşayan ABD için oldukça olağan, yaklaşan Kasım 2022 ara seçimleri ve 2024 başkanlık seçimlerini de dikkate alınca yaşanma sıklığı daha da artacak bir durumdu.

3000 kilometrelik kriz

Krizin kaynağı 3000 kilometre uzunluğundaki Meksika-ABD sınırı. Bu uzun sınır çoğunlukla Ekvator, Brezilya, Venezuela, Haiti, Küba, El Salvador, Nikaragua gibi istikrarsız Orta Amerika ülkelerinden kaçan insanlar için bir umut noktası.

Çeşitli insan kaçakçısı kartellerin veya aktivistlerin desteğiyle sınır güvenliğinin yoğun olmadığı noktalardan geçen göçmenler, ABD’ye ulaştıklarında yetkililere teslim oluyor veya yakalanıyor, ardından geçici koruma merkezlerine yerleştiriliyor ve iltica talebinde bulunuyor. Çoğu kişi kendi ülkesinde yaşanan siyasi istikrarsızlıkları gerekçe gösteriyor, ülkesine geri dönerse yargılanacağını veya insan hakları ihlallerine maruz kalacağını söylüyor. Bir kısım göçmen ise, yetkililere yakalanmadan ABD’nin iç eyaletlerine doğru yolculuğa çıkıyor, genellikle İspanyolca konuşan ve göçmen kimlikli insanların yaşadığı şehirlere, Teksas ve Florida gibi eyaletlere gidiyor, kimisi daha önce ülkeye göç eden akrabalarını bulmaya çalışıyor.

2020 yılında sınırdan kaçak yolla ABD’ye giren göçmen sayısı sadece 650 bin iken, Ekim 2021 – Ekim 2022 döneminde 2.5 milyon kaçak göçmen Meksika sınırından ABD’ye geçti ve çoğu iltica talebinde bulundu.

Bu 2.5 milyon kişinin yaklaşık 18 bini Türk vatandaşlarından oluşuyor. Türk vatandaşları insan kaçakçı çetelerinin desteğiyle önce Meksika’ya uçuyor, ardından sınırı yaya bir şekilde geçip yetkililere teslim oluyor ve Türkiye’de LGBTİ, muhalif veya azınlık olduklarını ileri sürerek mahkemede Türkiye’ye iade edilmemeyi talep ediyor.

Sınırdan geçen Türklerin sayısını gösteren grafik https://www.cbp.gov/newsroom/stats/cbp-enforcement-statistics Sarı: 2022 senesi, Mavi: 2021 senesi, Kırmızı: 2020 senesi

Göçü azaltmak için çocukları ailelerden ayırma uygulaması

Donald Trump döneminde iltica talepleri mahkemece değerlendirilen isimlerin sınırda beklemesi öngörülürken, Biden döneminde bu kural değişti ve birçok isim iltica talepleri değerlendirilirken veya bu süreçte nihai sonuç için belirli bürokratik aşamaların geçmesi beklenirken ABD’de çalışıyor, çeşitli kentlerine gidebiliyor.

Yine Trump döneminde hükümet, sınıra akın edenlerin sayısını azaltmak için çocuklarıyla gelen göçmen ailelerden çocuklarını almış ve kafeslere koymuştu. Bu görüntüler birçok Demokrat Parti taraftarının, insan hakkı savunucusunun tepkisini çekmiş, mahkemeler bu uygulamanın aksine karar vermiş, Trump yönetimi ise bu sayede göçmenlerin sayısının azaldığını söylemişti. Uygulama neticesinde yaklaşık dört bin çocuk hâlâ ailesinde ayrı durumda, çünkü birçoğunun ailesi çocukları geçici mülteci merkezlerinde kafesteyken sınır dışı edildi.

Yine Trump döneminde, sınır yetkililerine, COVID pandemisi nedeniyle iltica duruşması veya başvurusu fırsatını tanımadan pandeminin yoğun bir şekilde görüldüğü ülkelerden gelen göçmenleri doğrudan sınır dışı etme imkanı tanınmıştı. Biden hükümeti yeni dönemde bu yasal mekanizmayı kaldırmak istedi, fakat sınırdaki uyuşmazlıklara bakan federal mahkeme bu uygulama lehine karar verdi, böylece sınır yetkilileri özellikle Orta Amerika’dan gelen göçmenleri iltica başvurularını yapmalarına fırsat vermeden sınır dışı etti.

Krizin varlığında mutabakat, çözümünde kavga

Cumhuriyetçiler de Demokratlar da bir göçmen krizi olduğunun farkında.

Sol kanat ve Hispanik Demokratlar, Orta Amerika’dan gelen göçmenlerin ülkeye gelip iltica başvurusu yapmasını ve serbest bir şekilde ülkede yaşamasını savunuyor. Bu görüşün temelinde, bu göçmenlerin ülkelerinden kaçmalarına sebep olan etkenlerin çoğunun ABD kaynaklı olduğu inancı var. Bu kişilere göre, ABD ekonomik ve siyasi müdahaleleriyle Orta Amerika ülkelerini istikrarsız bir hale getirdi. Başkan Yardımcısı Kamala Harris bu nedenle geçen sene Orta Amerika turuna çıktı ve ülkelere maddi destek verileceğini belirtti, açıkça kameralar karşısında “ABD’ye gelmeyin” diyerek ülke halklarına seslendi.

Biden hükümeti, sol kanadın itirazlarına rağmen sessiz bir şekilde sınır dışı işlemlerine devam ediyor, seçim kampanyasındaki göçmen savunuculuğunun tonunu düşürüyor, daha orta yolcu bir politika sergiliyor. Sınırdaki koşullar her ne kadar iyileştirilse de Biden döneminde yaklaşık 100 bin göçmen sınır dışı edildi.

Cumhuriyetçiler ise göçmen sorununu politika önceliklerinden biri haline getirdi. Senato’nun üçte birinin ve Temsilciler Meclisi’nin tamamının yenileceği Kasım 2022 ara seçimleri yaklaşırken, Cumhuriyetçiler Biden döneminde kaçak göçmenlerin sayısının artması üzerinden bir kampanya kurguladı. Florida ve Teksas eyaletlerinin Cumhuriyetçi Valileri eyaletlerindeki kaçak göçmenleri otobüslere doldurarak New York, California gibi Demokratların kalesi olan eyaletlere yolladı. Teksas Valisi özellikle başkent Washington D.C.’ye de otobüslerle göçmen yolladı, böylece siyasetçilerin tepkisini çekmeye çalıştı.

New York’ta OHAL ilanı

New York şehri belediye başkanı Adams, Ekim’in ilk haftası şehre Teksas ve Florida’dan 17 bin göçmenin geldiğini ve kentin kaynaklarının artık yetersiz kaldığını söyledi, kentte göçmenlerle ilgili OHAL ilan etti. New York şehrine yollanan göçmenleri ağırlamak için oteller konaklama merkezlerine çevrildi, çadır kentler kuruldu.

Cumhuriyetçiler, Demokratların kendilerine yönelik eleştirilerinden memnun, “Biz mültecileri istemiyoruz, isteyen kendi eyaletinde ağırlayabilir” söylemini yaklaşan seçimler için kullanıyor, Demokratları göçmenlerle özdeştiriyorlar.

Çözüm var mı?

Fakat ortada henüz bir çözüm yok. Biden yönetimi ve merkez Demokratlar seçimleri kaybetmemek ve Cumhuriyetçilere puan kazandırmamak için göçmenleri sınır dışı etmeye devam ediyor, bir yandan Cumhuriyetçiler bu sınır dışı işlemlerinin yetersiz kaldığını, Biden’in Trump’tan daha az sert olması nedeniyle ülkeye giren kaçak göçmenlerin arttığını söylüyor. Biden yönetimi ne sınır dışı işlemlerinin tamamen durmasını isteyen sol ve Hispanik Demokratları ne de Cumhuriyetçileri memnun edebiliyor.

Cumhuriyetçiler ise yaklaşan seçimlerde yasa dışı göçe karşı olan Hispanik kökenli gençleri ve kadınları ön plana çıkarıyor, özellikle sınır bölgelerinde bu tür isimlerle ara seçimleri kazanmayı planlıyor. Böylece kendilerine yönelik “ırkçı” suçlamasının etkisini kırmaya çalışıyor.

Şu anda ABD’de göç ve sınır güvenliği sorununu baştan sonra çerçeveleyen, makul ve hukuka uygun bir çözüm önerisi sunan, insan hakları kurumunu ayaklar altına almadan ülkenin çoğunluğunu rahatlatabilecek bir çözüm bulan bir siyasetçi yok. Göçmenler kandırılıp uçaklara doldurulup siyasi kutuplaşma uğruna ülkenin öbür ucuna yollanırken, yetkililere yakalanmamak için bindikleri tırlarda havasızlık yüzünden ölürken ve terk edilen cesetleri günler sonra bulunurken, Demokrat ve Cumhuriyetçiler kavga etmek ve seçim kazanmak için sorunun kaynağını değil, semptomlarını konuşmaya devam ediyor.

ABD’deki göç sorunu Meksika sınırından, Martha’s Vineyard’a, Florida’dan New York sokaklarına yayılırken tek bir makul çözüm önerisi şimdilik bulunamıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 17 Ekim 2022’de yayımlanmıştır.

Yunus Emre Erdölen
Yunus Emre Erdölen
Yunus Emre Erdölen - 1996'da İstanbul'da doğdu. Robert Kolej, Galatasaray Üniversitesi Hukuk ve New York Üniversitesi Uluslararası Hukuk Yüksek Lisans mezunu. Şu anda Galatasaray Üniversitesi'nde Kamu Hukuku Yüksek Lisansı yapıyor. Çeşitli mecralarda dış politika, ABD seçimleri ve siyaseti hakkında içerikler üretiyor. Youtube söyleşileri yapıyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x