İyi görünmek avantajlı bir şey midir?

İnsanlar mümkün olduğunca iyi görünmeyi arzu eder. Bu bize medya ve sosyal çevremiz tarafından dikte edilir. Zira iyi görünmenin başarıya ve kişisel mutluluğa katkıda bulunduğuna inanılır. Dolayısıyla başkalarına çekici gelmek için hem çok fazla zaman hem de çok para harcanır. Peki, güzellik her zaman bir avantaj mıdır, yoksa güzel bir görünümün de dezavantajları var mıdır?

İnsanlık tarihi kadar eski bir konu – iyi görünmek!

Beğenilmek, takdir edilmek, rakiplerini geçmek, kalplere girmek gibi pek çok sebebi var iyi görünmenin. Ancak sabit, değişmez bir formülü yok.

Ludwig-Maximilians Üniversitesi Psikoloji bölümünden iki akademisyen, Dr. Maria Agthe ile Dr. Daniela Niesta-Kayser, popüler psikoloji sitesi IM – Inquisitive Minds için yazdıkları makalede, iyi görünmenin avantaj mı, dezavantaj mı olduğu konusunu işlemişler. İyi görünmenin öryargılara yol açıp açmadığını tartışmışlar.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“İyi görünmek işe yarar – bu görüş yalnızca popüler edebiyatta ve medyada sıklıkla dile getirilmez, aynı zamanda genel anlamda herkesin zihnine hâkim olan görüşte böyledir. Peki, ama bu gerçekten doğru mu? Yoksa güzel görünümün bazı durumlarda olumsuz bir etkisi de var mı?

Birini ne zaman çekici buluruz?

Güzellik, karşımızdaki kişinin bize bakan gözlerindeki yansımasıdır. Bu genel kabul görmüş bir fikir. Belli noktalarda bu görüşün haklı olduğu taraflar var. Ancak bireysel etkiler de söz konusu. Örneğin, insanların yargıları, sosyalleşme veya kültürel bağlamın yanı sıra mevcut ruh hallerine veya hormonal durumlarına göre farklılık gösterebilir.

Bununla birlikte, en azından yüzlerin çekiciliği söz konusu olduğunda, fiziksel çekiciliği değerlendirmek için evrensel bir standart veya güzellik algısında ortak bir temel var gibi görünüyor.

İnsan yüzünün fiziksel çekiciliğini değerlendirmede üç ana faktör önemli rol oynuyor:

  1. Yüzün ortalamalığı
  2. Yüzün simetrisi
  3. Yüz hatlarında ikincil cinsiyet özelliklerinin ifadesi (örneğin kadınlarda yüksek elmacık kemikleri, erkeklerde geniş çene).

Burada, “ortalamalık” terimi, bir yüzün nüfus ortalamasına ne ölçüde benzerlik gösterdiğini ifade eder. Bu tür “ortalama yüzler” (prototipler) genellikle daha çekici olarak değerlendirilir; bu, bazı çalışmaların “ortalama yüzleri” daha tanıdık bulması ve insanların sağlığıyla ilgili ipuçlarını yansıtıyor gibi görünmesiyle ilgili olabilir.

Doğurganlığı, genetik zindeliği ve sağlığı (örn. gençlik, dolgun saç, açık ten) ve olumlu yüz ifadelerini (örn. gülümseme) işaret eden diğer etkiler de insanların çekici olarak görülmesine katkıda bulunur. Bununla birlikte, bakım ve sosyal uyumluluk gibi bazı özellikler de yüzlerde çekici olarak algılanır.

Bu nedenle çekicilik, çoklu işlevlere hizmet eden karmaşık bir olgudur. Bir kişinin bir başkasını ne ölçüde güzel ve çekici olarak algıladığı, o kişinin temel anlamda güdülerine de bağlıdır. Örneğin, bir insandaki çocuksu özellikler, bizde sevecen duygular uyandırarak kişiyi çekici gösterebilir. Aynı şekilde, cinsel olgunluğun özellikleri de bizde ilişki kurmaya dair ilgi uyandırabilir ve böylece bir kişinin çekici görünmesini sağlayabilir. Ya da olumlu duyguları ileten dışavurumcu özellikler bize arkadaşlık için umut verebilir ve bu da kişiyi yakışıklı ya da güzel olarak değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Çekicilik algısı karmaşıktır ve belirli bir dereceye kadar bu algı, mesela makyaj ve uygun kıyafet kullanımı yoluyla manipüle edilebilir.

Güzel görünmek mutlak mutluğun formülü müdür?

Çekici insanlar iş yahut özel hayatlarında gerçekten daha kolay yaşam koşullarına mı sahiptir?

Aslında, çok sayıda araştırma, fiziksel çekiciliğin farklı yaşam alanlarında, yaşlarda ve kültürlerde birçok olumlu sonuçla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde gösteriyor.

Langlois ve meslektaşlarının 2000’li yıllarda 900’den fazla çalışmayı içeren meta-analizleri, çekici insanların hayatın hemen her alanında sıradan görünümlü insanlara göre daha olumlu değerlendirilmekle kalmadıklarını, aynı zamanda genellikle daha olumlu da karşılandıklarını kanıtlamıştır.

Özellikle iyi görünümlü insanlar, sosyal destek görür, daha çok yardım alır, akademik başarısı daha yüksek olur, mahkemelerde daha hafif cezalara çarptırılır, daha fazla toleransla karşılanır.

Fiziksel çekicilik genellikle profesyonel ve finansal alanlarda, örneğin terfiler veya daha yüksek maaşlar açısından bu kişilere avantaj sağlamaktadır. Ayrıca, özellikle arkadaşlıklar ve ilişkiler açısından iyi görünüm büyük öneme sahiptir, özellikle ilişkilerin başlangıcında, fiziksel çekicilik, diğer insanlar üzerinde etki yaratabilir ve delicesine âşık olma duygularını uyandırabilir.

Birçok insan muhtemelen potansiyel olarak ilişkiye girebileceği kişilerin görünümüne ne kadar dikkat ettiklerini kendilerince sorgulamıştır. Çoğu kişi, bir eş seçerken sadece görünüşün değil, “iç değerlerin” de önemli olduğu konusunda hemfikir olsa da, araştırmalar, şüpheye düştüğünde, bir kişinin çekici görünümünün, onları tekrar görmek isteyip istemediği konusunda, örneğin zekâ, arkadaşlık veya sosyal beceriler olarak üstün özelliklerinden ziyade, dış görünüşünün genellikle daha belirleyici olabileceğini göstermiştir.

İyi görünenin kusurları göz ardı edilir mi?

Psikolojik jargonda, göze çarpan bir özellik (fiziksel çekicilik veya sıcak kalplilik gibi) sürekli olarak kendisinden bağımsız olan diğer özelliklerin (yeterlilik veya yaratıcılık gibi) değerlendirilmesini etkilediğinde, bu noktada “balon” etkisinden söz edilebilir. Bu, iyi görünüm gibi olumlu bir özelliğin, çekici kişinin diğer birçok özellik açısından da daha olumlu değerlendirilmesine ve kusurlarının daha cömertçe göz ardı edilmesine yol açabileceği anlamına gelir.

Bu, Snyder, Tanke ve Berscheid tarafından 1977 senesinde yapılan bir deneyde etkileyici bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Birbirini tanımayan erkek test katılımcıları, sözde fotoğrafı olan bir kadınla on dakikalık bir telefon görüşmesi yapmış, telefon partnerinin çok çekici olduğu söylendiğinde, erkekler onun hakkında çok daha olumlu bir izlenime sahip olmuştur. Daha az olumlu değerlendirilen daha az çekici bir kadının fotoğrafının kendilerine sunulmasıyla yapılan bir karşılaştırmada onları daha dengeli, esprili ve sevimli olarak algıladıkları görülmüştür. Kadının fotoğrafı gösterilmeyen ve sadece kasetlere dayanarak karar veren bağımsız denekler ise, ikinci grubun kararlarıyla aynı fikirde olduklarını belirtmiştir. Başka bir deyişle; kadınların resmini görmemiş, sadece konuşmasını duymuş olan değerlendiriciler bile çekici kadınları karakter olarak daha sevimli bulmuşlardır.

Bu tür avantajlar göz önüne alındığında, çekiciliğin – yaşa, cinsiyete ve kişiye bağlı olarak farklı ölçülerde de olsa – kısmen insanların öznel iyi oluşlarına veya yaşam doyumuna katkıda bulunması şaşırtıcı değildir.

Güzellik başa bela mı?

Bununla birlikte, çekici insanların sahip olduğu birçok avantaj, başkalarında yoksunluk duyguları ve bunun sonucunda kıskançlık ve öfke de yaratabilmekte ve bunun sonucu devalüasyon, kaçınma veya sosyal dışlanma ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca, iyi görünümlü insanlara, özellikle de oldukça çekici insanlara (yani, son derece yakışıklı ve bu açıdan genel nüfustan önemli ölçüde farklılık gösteren insanlara) karşı olumsuz önyargılar da ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, genellikle daha sığ, materyalist, kendini beğenmiş, züppe, bencil, sadakatsiz, daha az empatik ve hatta daha az iyi ebeveynler olduklarına karar verilebilmektedir. Bu, özellikle değerlendiricilerin kendilerini çekici bulmama eğiliminde olduklarında veya düşük özsaygıya sahip olduklarında geçerli bir durumdur.

Bu sözde “güzellik başa bela” etkisi, çekiciliğin kadınlara özellikle yöneticilik pozisyonları açısından zarar verebileceğini iddia etmektedir. Daha ileri araştırmalarda, araştırmacı Madeline Heilman, çok güzel görünen kadınların, sözde “kadınsı” (yani toplum odaklı) özelliklerle ilişkilendirilme olasılığının daha yüksek olduğunu, buna karşılık yöneticilik pozisyonlarında “tipik olarak erkeksi” özelliklerle (örneğin, atılganlık) ilişkilendirilme eğiliminde, çekici bir kadının yöneticilik işi için uygunsuz olarak algılandığını tespit etmiştir.

Profesyonel hayatın dışında bile çekici insanların reddedildiği ve değersizleştirildiği durumlar olabilir. Örneğin, halihazırda istikrarlı bir ilişki içinde olan ve yüksek bir eş potansiyeli olma durumuna sahip (yani mevcut birlikteliklerine yüksek derecede bağlılık ve bunu sürdürme arzusu) olan (heteroseksüel) insanlar, karşı cinsten çekici insanları daha olumsuz yargılar ve onları daha fazla göz ardı ederler. Bunun olası bir açıklaması, mevcut partnerlerine olası bir alternatif düşünmemelerinin daha kolay olduğu olabilir.

İnsanlar genellikle reddedilmekten korktukları için son derece çekici insanlara daha az sıklıkla bir randevu talebiyle yaklaşılabilir, ancak genellikle onlarla bir ilişki içerisine girdiklerinde gizli bir çıkar gözetildiği düşünülebilmektedir.

Erkeklerin çok çekici ve dolayısıyla ulaşılmaz kadınlar hakkında endişe duyması, muhtemelen kadının taleplerini bir şekilde karşılayamayacaklarına dair bu fenomen, çoğu zaman özellikle güzel bir kadının gönlünü kazanmaya çalışmadıkları anlamına da gelmektedir; bu nedenle, fazla iyi görünüm bazen varsayılan popülerlik yerine artan yalnızlık olasılığıyla da sonuçlanabilmektedir.

Buna göre, ergenlikten itibaren (yani bir eş arama ve iç cinsiyet rekabeti gibi sosyal güdüler önem kazanır kazanmaz), özellikle karşı cinsten insanlar tarafından yargılandıklarında, çekici insanlara karşı olumlu önyargılar ve olumlu tepkiler ortaya çıkmakta, buna karşılık, aynı cinsiyetten son derece çekici insanların olumsuz önyargıları ve olumsuz tepkileri uyandırma olasılığı daha yüksek oranda görülebilmektedir.

Gençlerin başkalarına çekici görünmeleri özellikle önemli olduğundan ve genellikle kendilerini başkalarıyla görünüşleri açısından karşılaştırdıklarından, çekici akranlarına kıskançlıkla tepki vermelerine neden olabilmektedir. Örneğin, güzel sınıf arkadaşlarına olumsuz tepkiler, her şeyden önce istenmeyen rakipler olarak algılandıklarında ve koruyucu bir arkadaş çevreleri olmadığında ortaya çıkmaktadır. Çekicilik araştırmacısı Nancy Etcoff, “Sadece En Güzel Olan Hayatta Kalır” adlı kitabında bunu mecazi olarak dile getirmiş ve şu şekilde tanımlamıştır: “Temelde, hiçbir kadın kendi ışığının yanında parlayan bir deniz feneri tarafından gölgede kalmak istemez.”

Çekicilik klişeleri

Genel olarak, insanların görünüşleriyle ilişkilendirdiği önyargılar yaygındır ve sonuçları genellikle geniş kapsamlıdır. Bu nedenle, bozulma etkilerinin farkında olmak ve herhangi bir dezavantajı ortadan kaldırmanın yollarını bulmak çok önemli.

Daha objektif bir seçim süreci açısından profesyonel önlemler alınabilir. Mesela başvurulara fotoğraf eklenmeyebilir.

Çekiciliğin -beklenenin aksine- sadece olumlu etkiler yaratmadığı, aynı zamanda olumsuz ön yargılar da yaratabileceği varsayılır.

Özetle, çekicilik klişesinin gerçekte ne kadar doğru olduğu sorusu henüz kesin olarak cevap bulamamıştır.”

Bu yazı ilk kez 24 Ağustos 2022’de yayımlanmıştır.

 

Dr. Maria Agthe ile Dr. Daniela Niesta-Kayser’in IM – Inquisitive Minds adlı internet sitesinde yayınlanan “Vor- oder Nachteil? Wenn gutes Aussehen zu Vorurteilen führt” başlıklı yazıdan bölümler Meral Harzem tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://de.in-mind.org/article/vor-oder-nachteil-wenn-gutes-aussehen-zu-vorurteilen-fuehrt

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

İyi görünmek avantajlı bir şey midir?

İnsanlar mümkün olduğunca iyi görünmeyi arzu eder. Bu bize medya ve sosyal çevremiz tarafından dikte edilir. Zira iyi görünmenin başarıya ve kişisel mutluluğa katkıda bulunduğuna inanılır. Dolayısıyla başkalarına çekici gelmek için hem çok fazla zaman hem de çok para harcanır. Peki, güzellik her zaman bir avantaj mıdır, yoksa güzel bir görünümün de dezavantajları var mıdır?

İnsanlık tarihi kadar eski bir konu – iyi görünmek!

Beğenilmek, takdir edilmek, rakiplerini geçmek, kalplere girmek gibi pek çok sebebi var iyi görünmenin. Ancak sabit, değişmez bir formülü yok.

Ludwig-Maximilians Üniversitesi Psikoloji bölümünden iki akademisyen, Dr. Maria Agthe ile Dr. Daniela Niesta-Kayser, popüler psikoloji sitesi IM – Inquisitive Minds için yazdıkları makalede, iyi görünmenin avantaj mı, dezavantaj mı olduğu konusunu işlemişler. İyi görünmenin öryargılara yol açıp açmadığını tartışmışlar.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“İyi görünmek işe yarar – bu görüş yalnızca popüler edebiyatta ve medyada sıklıkla dile getirilmez, aynı zamanda genel anlamda herkesin zihnine hâkim olan görüşte böyledir. Peki, ama bu gerçekten doğru mu? Yoksa güzel görünümün bazı durumlarda olumsuz bir etkisi de var mı?

Birini ne zaman çekici buluruz?

Güzellik, karşımızdaki kişinin bize bakan gözlerindeki yansımasıdır. Bu genel kabul görmüş bir fikir. Belli noktalarda bu görüşün haklı olduğu taraflar var. Ancak bireysel etkiler de söz konusu. Örneğin, insanların yargıları, sosyalleşme veya kültürel bağlamın yanı sıra mevcut ruh hallerine veya hormonal durumlarına göre farklılık gösterebilir.

Bununla birlikte, en azından yüzlerin çekiciliği söz konusu olduğunda, fiziksel çekiciliği değerlendirmek için evrensel bir standart veya güzellik algısında ortak bir temel var gibi görünüyor.

İnsan yüzünün fiziksel çekiciliğini değerlendirmede üç ana faktör önemli rol oynuyor:

  1. Yüzün ortalamalığı
  2. Yüzün simetrisi
  3. Yüz hatlarında ikincil cinsiyet özelliklerinin ifadesi (örneğin kadınlarda yüksek elmacık kemikleri, erkeklerde geniş çene).

Burada, “ortalamalık” terimi, bir yüzün nüfus ortalamasına ne ölçüde benzerlik gösterdiğini ifade eder. Bu tür “ortalama yüzler” (prototipler) genellikle daha çekici olarak değerlendirilir; bu, bazı çalışmaların “ortalama yüzleri” daha tanıdık bulması ve insanların sağlığıyla ilgili ipuçlarını yansıtıyor gibi görünmesiyle ilgili olabilir.

Doğurganlığı, genetik zindeliği ve sağlığı (örn. gençlik, dolgun saç, açık ten) ve olumlu yüz ifadelerini (örn. gülümseme) işaret eden diğer etkiler de insanların çekici olarak görülmesine katkıda bulunur. Bununla birlikte, bakım ve sosyal uyumluluk gibi bazı özellikler de yüzlerde çekici olarak algılanır.

Bu nedenle çekicilik, çoklu işlevlere hizmet eden karmaşık bir olgudur. Bir kişinin bir başkasını ne ölçüde güzel ve çekici olarak algıladığı, o kişinin temel anlamda güdülerine de bağlıdır. Örneğin, bir insandaki çocuksu özellikler, bizde sevecen duygular uyandırarak kişiyi çekici gösterebilir. Aynı şekilde, cinsel olgunluğun özellikleri de bizde ilişki kurmaya dair ilgi uyandırabilir ve böylece bir kişinin çekici görünmesini sağlayabilir. Ya da olumlu duyguları ileten dışavurumcu özellikler bize arkadaşlık için umut verebilir ve bu da kişiyi yakışıklı ya da güzel olarak değerlendirmemize yardımcı olabilir.

Çekicilik algısı karmaşıktır ve belirli bir dereceye kadar bu algı, mesela makyaj ve uygun kıyafet kullanımı yoluyla manipüle edilebilir.

Güzel görünmek mutlak mutluğun formülü müdür?

Çekici insanlar iş yahut özel hayatlarında gerçekten daha kolay yaşam koşullarına mı sahiptir?

Aslında, çok sayıda araştırma, fiziksel çekiciliğin farklı yaşam alanlarında, yaşlarda ve kültürlerde birçok olumlu sonuçla ilişkili olduğunu tutarlı bir şekilde gösteriyor.

Langlois ve meslektaşlarının 2000’li yıllarda 900’den fazla çalışmayı içeren meta-analizleri, çekici insanların hayatın hemen her alanında sıradan görünümlü insanlara göre daha olumlu değerlendirilmekle kalmadıklarını, aynı zamanda genellikle daha olumlu da karşılandıklarını kanıtlamıştır.

Özellikle iyi görünümlü insanlar, sosyal destek görür, daha çok yardım alır, akademik başarısı daha yüksek olur, mahkemelerde daha hafif cezalara çarptırılır, daha fazla toleransla karşılanır.

Fiziksel çekicilik genellikle profesyonel ve finansal alanlarda, örneğin terfiler veya daha yüksek maaşlar açısından bu kişilere avantaj sağlamaktadır. Ayrıca, özellikle arkadaşlıklar ve ilişkiler açısından iyi görünüm büyük öneme sahiptir, özellikle ilişkilerin başlangıcında, fiziksel çekicilik, diğer insanlar üzerinde etki yaratabilir ve delicesine âşık olma duygularını uyandırabilir.

Birçok insan muhtemelen potansiyel olarak ilişkiye girebileceği kişilerin görünümüne ne kadar dikkat ettiklerini kendilerince sorgulamıştır. Çoğu kişi, bir eş seçerken sadece görünüşün değil, “iç değerlerin” de önemli olduğu konusunda hemfikir olsa da, araştırmalar, şüpheye düştüğünde, bir kişinin çekici görünümünün, onları tekrar görmek isteyip istemediği konusunda, örneğin zekâ, arkadaşlık veya sosyal beceriler olarak üstün özelliklerinden ziyade, dış görünüşünün genellikle daha belirleyici olabileceğini göstermiştir.

İyi görünenin kusurları göz ardı edilir mi?

Psikolojik jargonda, göze çarpan bir özellik (fiziksel çekicilik veya sıcak kalplilik gibi) sürekli olarak kendisinden bağımsız olan diğer özelliklerin (yeterlilik veya yaratıcılık gibi) değerlendirilmesini etkilediğinde, bu noktada “balon” etkisinden söz edilebilir. Bu, iyi görünüm gibi olumlu bir özelliğin, çekici kişinin diğer birçok özellik açısından da daha olumlu değerlendirilmesine ve kusurlarının daha cömertçe göz ardı edilmesine yol açabileceği anlamına gelir.

Bu, Snyder, Tanke ve Berscheid tarafından 1977 senesinde yapılan bir deneyde etkileyici bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Birbirini tanımayan erkek test katılımcıları, sözde fotoğrafı olan bir kadınla on dakikalık bir telefon görüşmesi yapmış, telefon partnerinin çok çekici olduğu söylendiğinde, erkekler onun hakkında çok daha olumlu bir izlenime sahip olmuştur. Daha az olumlu değerlendirilen daha az çekici bir kadının fotoğrafının kendilerine sunulmasıyla yapılan bir karşılaştırmada onları daha dengeli, esprili ve sevimli olarak algıladıkları görülmüştür. Kadının fotoğrafı gösterilmeyen ve sadece kasetlere dayanarak karar veren bağımsız denekler ise, ikinci grubun kararlarıyla aynı fikirde olduklarını belirtmiştir. Başka bir deyişle; kadınların resmini görmemiş, sadece konuşmasını duymuş olan değerlendiriciler bile çekici kadınları karakter olarak daha sevimli bulmuşlardır.

Bu tür avantajlar göz önüne alındığında, çekiciliğin – yaşa, cinsiyete ve kişiye bağlı olarak farklı ölçülerde de olsa – kısmen insanların öznel iyi oluşlarına veya yaşam doyumuna katkıda bulunması şaşırtıcı değildir.

Güzellik başa bela mı?

Bununla birlikte, çekici insanların sahip olduğu birçok avantaj, başkalarında yoksunluk duyguları ve bunun sonucunda kıskançlık ve öfke de yaratabilmekte ve bunun sonucu devalüasyon, kaçınma veya sosyal dışlanma ortaya çıkabilmektedir.

Ayrıca, iyi görünümlü insanlara, özellikle de oldukça çekici insanlara (yani, son derece yakışıklı ve bu açıdan genel nüfustan önemli ölçüde farklılık gösteren insanlara) karşı olumsuz önyargılar da ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, genellikle daha sığ, materyalist, kendini beğenmiş, züppe, bencil, sadakatsiz, daha az empatik ve hatta daha az iyi ebeveynler olduklarına karar verilebilmektedir. Bu, özellikle değerlendiricilerin kendilerini çekici bulmama eğiliminde olduklarında veya düşük özsaygıya sahip olduklarında geçerli bir durumdur.

Bu sözde “güzellik başa bela” etkisi, çekiciliğin kadınlara özellikle yöneticilik pozisyonları açısından zarar verebileceğini iddia etmektedir. Daha ileri araştırmalarda, araştırmacı Madeline Heilman, çok güzel görünen kadınların, sözde “kadınsı” (yani toplum odaklı) özelliklerle ilişkilendirilme olasılığının daha yüksek olduğunu, buna karşılık yöneticilik pozisyonlarında “tipik olarak erkeksi” özelliklerle (örneğin, atılganlık) ilişkilendirilme eğiliminde, çekici bir kadının yöneticilik işi için uygunsuz olarak algılandığını tespit etmiştir.

Profesyonel hayatın dışında bile çekici insanların reddedildiği ve değersizleştirildiği durumlar olabilir. Örneğin, halihazırda istikrarlı bir ilişki içinde olan ve yüksek bir eş potansiyeli olma durumuna sahip (yani mevcut birlikteliklerine yüksek derecede bağlılık ve bunu sürdürme arzusu) olan (heteroseksüel) insanlar, karşı cinsten çekici insanları daha olumsuz yargılar ve onları daha fazla göz ardı ederler. Bunun olası bir açıklaması, mevcut partnerlerine olası bir alternatif düşünmemelerinin daha kolay olduğu olabilir.

İnsanlar genellikle reddedilmekten korktukları için son derece çekici insanlara daha az sıklıkla bir randevu talebiyle yaklaşılabilir, ancak genellikle onlarla bir ilişki içerisine girdiklerinde gizli bir çıkar gözetildiği düşünülebilmektedir.

Erkeklerin çok çekici ve dolayısıyla ulaşılmaz kadınlar hakkında endişe duyması, muhtemelen kadının taleplerini bir şekilde karşılayamayacaklarına dair bu fenomen, çoğu zaman özellikle güzel bir kadının gönlünü kazanmaya çalışmadıkları anlamına da gelmektedir; bu nedenle, fazla iyi görünüm bazen varsayılan popülerlik yerine artan yalnızlık olasılığıyla da sonuçlanabilmektedir.

Buna göre, ergenlikten itibaren (yani bir eş arama ve iç cinsiyet rekabeti gibi sosyal güdüler önem kazanır kazanmaz), özellikle karşı cinsten insanlar tarafından yargılandıklarında, çekici insanlara karşı olumlu önyargılar ve olumlu tepkiler ortaya çıkmakta, buna karşılık, aynı cinsiyetten son derece çekici insanların olumsuz önyargıları ve olumsuz tepkileri uyandırma olasılığı daha yüksek oranda görülebilmektedir.

Gençlerin başkalarına çekici görünmeleri özellikle önemli olduğundan ve genellikle kendilerini başkalarıyla görünüşleri açısından karşılaştırdıklarından, çekici akranlarına kıskançlıkla tepki vermelerine neden olabilmektedir. Örneğin, güzel sınıf arkadaşlarına olumsuz tepkiler, her şeyden önce istenmeyen rakipler olarak algılandıklarında ve koruyucu bir arkadaş çevreleri olmadığında ortaya çıkmaktadır. Çekicilik araştırmacısı Nancy Etcoff, “Sadece En Güzel Olan Hayatta Kalır” adlı kitabında bunu mecazi olarak dile getirmiş ve şu şekilde tanımlamıştır: “Temelde, hiçbir kadın kendi ışığının yanında parlayan bir deniz feneri tarafından gölgede kalmak istemez.”

Çekicilik klişeleri

Genel olarak, insanların görünüşleriyle ilişkilendirdiği önyargılar yaygındır ve sonuçları genellikle geniş kapsamlıdır. Bu nedenle, bozulma etkilerinin farkında olmak ve herhangi bir dezavantajı ortadan kaldırmanın yollarını bulmak çok önemli.

Daha objektif bir seçim süreci açısından profesyonel önlemler alınabilir. Mesela başvurulara fotoğraf eklenmeyebilir.

Çekiciliğin -beklenenin aksine- sadece olumlu etkiler yaratmadığı, aynı zamanda olumsuz ön yargılar da yaratabileceği varsayılır.

Özetle, çekicilik klişesinin gerçekte ne kadar doğru olduğu sorusu henüz kesin olarak cevap bulamamıştır.”

Bu yazı ilk kez 24 Ağustos 2022’de yayımlanmıştır.

 

Dr. Maria Agthe ile Dr. Daniela Niesta-Kayser’in IM – Inquisitive Minds adlı internet sitesinde yayınlanan “Vor- oder Nachteil? Wenn gutes Aussehen zu Vorurteilen führt” başlıklı yazıdan bölümler Meral Harzem tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://de.in-mind.org/article/vor-oder-nachteil-wenn-gutes-aussehen-zu-vorurteilen-fuehrt

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x