16 Haziran 2021

Toplum

Yorum yap

Yazdır

Kız çocukları matematik konusunda neden kendine güvenmiyor?

Bir okul döneminin daha sonuna yaklaşıyoruz. Eminim ki birçok öğrenciyi şimdiden matematik notunun ne olacağı stresi sarmaya başladı.

Bu, bir tek öğrencilerin stresi değil elbette. Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 3 yılda bir düzenlenen ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren PISA testinin 2018 yılı Türkiye sonuçları, çocuklarımızın matematik becerilerinin önceki yıllara kıyasla artmasına rağmen halen OECD ortalamasının altında olduğunu gösteriyor.

Özetle, eğitim hayatımız söz konusu olduğunda matematik hepimiz için klasik bir “korku” nesnesi ama özellikle kız çocukları arasında matematiğe karşı olumsuz tutum geliştirme eğilimi daha yaygın. Hal böyle olunca da tüm dünyada kız çocuklarının STEM alanlarında (bilim, teknoloji, mühendislik, matematik kelimelerinin İngilizce yazılışlarının baş harflerinden oluşan bir kısaltma) nitelikli eğitime erişimi konusu günümüzde de üzerinde çalışılması gereken mühim toplumsal sorunlarımızdan biri.

Kızlar matematik alanında daha mı endişeli?

Almanya ve Amerika’da yapılan araştırmalar kız çocuklarının STEM konularına dair geliştirdikleri korkuların gelecekte o alanlarda başarılı olmalarının önündeki en büyük engel olduğunu ortaya koyuyor. Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün (DIW)1 yeni bir araştırmasına göre, beşinci sınıfta öğrenim gören kız çocukları matematik becerilerine yaşıtları erkek çocuklardan daha az güveniyor. Bu yaştaki birçok erkek çocuk ise notları düşük olsa bile daha öz güven sahibi.

Kız öğrenciler aslında matematikten daha mı çok korkuyorlar yoksa toplum mu onlara bunu söylüyor? Thurgau Pedagoji Yüksekokulu ve Konstanz Üniversitesi’nin ortak yürüttüğü bir bilimsel araştırma, bu klişenin arka planına ışık tutuyor ve eski bir önyargıyı tersine çeviriyor. Ayrıntılı sonuçları Psychological Science (Psikolojik Bilimler) dergisinde “Kızlar gerçekten matematik alanında daha mı fazla endişe duyuyor?” başlıklı makalede anlatılan araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar çok dikkat çekici.

Araştırmaya katılan kız öğrenciler, matematik dersine ilişkin yeterlilikleri sorulduğunda erkek öğrencilere oranla daha fazla matematik korkusu gösterip, toplumsal cinsiyet stereotiplerine göre becerilerini erkeklerden önemli ölçüde daha düşük olarak değerlendirmişler.

Bununla birlikte başarılı oldukları bir test sırasında aynı soru yöneltildiğinde kız çocuklarının da aynı öz güvenle cevap verdiği saptanmış. Ama daha da ilginci, öğrenciler kendilerini nasıl değerlendirirlerse değerlendirsinler, yapılan sınavlar kız çocuklarının, erkek çocuklarla eşit matematik becerilere sahip olduğunu ortaya koymuş.

Bu araştırmanın sonuçlardan çıkan gerçek şu: Cinsiyetler arasındaki farklı yeteneklerin kızlarda zayıf matematik beceriler olarak sonuçlanmasının sebebi, kız öğrencilerin matematikte zayıf olduklarını düşünmeleri. Bu durum kendi kendini gerçekleştiren kehanet adını verdiğimiz psikolojik kavramın klasik bir örneği. O kişiden beklenilen davranış, kişinin kendi davranışıyla ortaya çıkar ve beklenti gerçekleşir. Alman Ekonomik Araştırma Enstitüsü’nün çalışmasının da gösterdiği gibi, çarpıcı olan, matematik konusunda öğrenciler arasındaki farklı öz değerlendirmelerin tüm okul yaşamları boyunca devam etmesi.

“Matematik dersi zor, hadi alışverişe gidelim”

Çocukların geleceklerine dair hayallerinin şekillendiği, duygusal olarak regüle olabildikleri en güçlü alan oyun. Kız ve erkek çocuklara biçilen meslekler ve gelecek perspektifi kendisini oyun ve oyuncaklarda da gösteriyor. Tüm dünyada kız çocuğu oyuncakları arasında büyük bir piyasa payına sahip olan Barbie bebek, Ağustos 1992’de 260 cümlelik bir repertuara sahip konuşan “Teen Talk Barbie” ürününü piyasaya sürdüğünde, bebeğin kurduğu cümlelerden biri şöyleydi: “Matematik dersi çok zor; hadi alışverişe gidelim. (Math class is tough, let’s rather go shopping.)”

Ulusal Matematik Öğretmenleri Konseyi de dâhil olmak üzere Amerikalı eğitimciler, konuşan Barbie’nin “matematik dersi zordur” ifadesini, kız çocuklarının hâlihazırda önünde güçlükler olan matematik ve fen öğrenmeye teşvik etme çabalarına zarar verdiği için protesto ettiler. Barbie’nin sahibi olan Mattel firması başlangıçta yoğun eleştiriler üzerine bebekleri konuşmayanlarla değiştirmeyi teklif etse de daha sonra özür diledi ve matematik dersi ifadesini gelecekte üretilecek bebeklerden geri çekti.

Matematik ve kadın kelimelerinin çok bir araya gelmemesi sadece ABD’de değil, Avrupa’da da yakın zamana kadar yaygındı. Oysa, matematik günümüz dijital dünyasında büyük önem taşıyan 21. yüzyıl becerilerinin birçoğu ile yakından ilişkili. Özellikle geleceği inşa eden bilim dallarının çoğunda başarılı olmak için vazgeçilmez olan bu alana karşı daha hayatlarının başında böyle bir olumsuz bakış geliştiren kız çocuklarının sonraki olası başarısızlıklarından tüm toplum sorumlu tutulmalı.

Tüm dünyada yaygın olan bu algı, kız çocuklarının toplum içinde zaten “çok zor” olduğu kabulü yerleşmiş matematik dersine daha da mesafeli olmaları ve gelecek hayatlarında matematikteki başarısızlığın mühendislik, tasarım, teknoloji gibi alanlarda da kariyerlerini olumsuz etkilemesiyle sonuçlanıyor.

“Matematik zor, ben yapamam” yargısı nasıl kırılır?

Bu toplumsal etkiyi telafi etmek için, genel olarak tüm çocukların olmakla birlikte özellikle kız çocuklarının ilkokul çağında matematikle ilgilenmelerinin önünü açmak ve STEM alanlarında öz güven geliştirmelerini sağlayacak projeler geliştirmek gerekiyor.

2012 yılından bugüne kurucularından biri olduğum Usturlab bünyesinde, Türkiye’nin birçok bölgesinde gerçekleştirdiğimiz eğitimlerde çocukların zihinlerine sinmiş bu korku ile ben de yüzleştim. Yedi yaşında bir ilkokul sırasında otururken yaşadığım, uzun yıllar içimde beni takip eden ve yıllar sonra matematik eğitimim sırasında aslında gerçek matematikle tanıştığımda aşabildiğim o korku ile aynıydı. Yüz on binden fazla çocukla gerçekleştirdiğimiz matematik, astronomi, orman kaşifleri, sanat, felsefe ve STEM atölyelerinde deneyimledik ki çocuğun güçlendirilmesi için oyun temelli özgür atölye çalışmaları bu korkularla mücadelede en güçlü yöntem.

“Ben yapabilirim!” bakışının yaparak/yaşayarak öğrenildiği, zaman, not/sınav veya kazanım baskısı olmadan gerçekleştirilen kendi içinde merakın ateşlendiği bir sorgulama ile başlayan, konu hakkında deney ve tecrübe edinimi ile bilgi sahibi olunan ve sonucunda bir üretim yapılan bu atölye çalışmalarında çocuklar matematiği ve bilimi keşfederek öğrenme imkânı buluyor.

Matematik korkusuna karşı neler yapılabilir?

  • Kendini Gerçekleştiren Kehanet (Beklenti Etkisi): Matematiğe karşı öz güven geliştiren çocuklar daha iyi performans gösteriyorlar. Elbette, kendine güven tek başına kız çocuklarımızı bir matematik dehası yapmaz, ancak korkmadan öğrenme fırsatına sahip olmak potansiyelini ortaya koyması için en büyük yardımcısı olur.
  • Rol model: Kendi ailesinden veya yaşadığı toplumdan başarılı kadınlar ile tanışması kızınızın “Ben de yapabilirim!” bakışını geliştirmesini sağlar.
  • Övgü: Kızınızın matematik ve fen konularındaki başarısını vurgulayın. Kızınıza bu alanda iyi olduğunu söyleyin.
  • Oyuncaklar: Kızınıza matematiksel ve bilimsel beceriler geliştiren ve bu konudan zevk almasını sağlayan oyuncaklar verin. Örneğin, çocuklar için STEM kitleri, kimya veya fizik laboratuvar setleri, kutu oyunları gibi.
  • Oyun: Onunla matematik oyunları oynayın ve bulmacalar çözün.
  • Yenilikçi Öğrenim Yöntem Teknikleri: Tüm motivasyon çalışmalarına rağmen hala zorlanıyorsa, modern pedagojinin yenilikçi öğrenim yöntemleri yardımcınız olabilir.

Matematik becerileri, soyut problemleri anlamak için kafada ne kadar iyi uygulamaya konulduğu ile de gösterilir. Kesirleri pratik kare çikolata ile gösterin. Veya bir paket renkli yapı oyuncakları veya yün yumağı ile eğlenceli matematik atölyeleri yapabilirsiniz.

Çocuğunuzun doğal oyun içgüdüsüne dayanan alışılmadık öğretim yöntemlerini deneyin. Örneğin; pozitif ve negatif sayılarla mı hesaplama yapıyorsunuz? Çocuk odası negatif sayılar diyarı, kapı eşiği sıfır ve koridor negatif sayıların yaşadığı yer olabilir ve oyuncaklar oradan diğerine geçerken pozitif ve negatif işaret alabilir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 16 Haziran 2021’de yayımlanmıştır.

  1. https://www.diw.de/de/diw_01.c.568725.de/ursache_fuer_frauenmangel_in_mint_berufen_maedchen_unterschaetzen_ihre_faehigkeiten_im_schulfach_mathematik.html

Sümeyye Ceylan

Sümeyye Ceylan - Eğitim tasarımcısı, Usturlab kurucusu. Ceylan, 1984 yılında İstanbul'da doğdu. Viyana Üniversitesi Matematik Bölümü'nden mezun oldu. Hızlı Fourier Dönüşümü üzerine yaptığı yüksek lisans çalışmasına ek olarak pedagoji alanında ikinci yüksek lisans çalışmasını tamamladı. Viyana Kuffner Rasathanesi'nde Astronomi eğitimi aldı. Başlıca akademik ilgi alanları toplum-bilim çalışmaları, doğa ve oyun temelli bilim eğitimi, matematik felsefesi, mantık, bilim tarihi, STEAM eğitimi ve sosyal girişimciliktir. Ceylan eğitim sisteminin çalışma biçimini değiştirecek çalışmalar yapmak, çocuk dostu, oyun ve hayal gücüne dayalı bir eğitim metodolojisi oluşturmak amacıyla eğitim içerikleri, oyunlar, eğitim materyalleri, eğitim mekanları, bilimsel sergiler ve bilim merkezleri tasarlayan Usturlab'ın kurucularındandır. Çeşitli eğitim kurumları, kamu kuruluşları ve özel şirketler için danışmanlık yapmaya devam eden Sümeyye Ceylan evli ve iki çocuk annesidir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend