Netflix’in sırrı ne?

Netflix bugünkü konumuna nasıl geldi? Rakiplerinden ayrıştığı noktalar neler? İki yazılımcının kurduğu şirket nasıl Hollywood’u, televizyon ve sinema sektörünü tehdit eder hale geldi? Medya alışkanlıklarını nasıl etkiledi?

Sandvine tarafından yayımlanan 2019 Küresel İnternet Olguları Raporu’na göre dünya üzerindeki internet trafiğinin yüzde 11.44’lük kısmını oluşturan Netflix medyadaki küreselleşmenin başat aktörü. 1990’ların sonlarında kurulduğunda dev rakiplerinin hiç şans vermediği şirket, bugün Hollywood’un küresel etkisini azaltmaktan insanların televizyon izleme alışkanlıklarını değiştirmeye pek çok konuda medyayı etkiliyor.

1997 yılında, iki genç yazılımcının online DVD ve film kiralama hizmeti vermek amacıyla kurduğu Netflix 2000’li yıllarda dünyada artan küreselleşme eğilimiyle birlikte, bu doğrultuda politikalarını gözden geçirdi. Zamanla küreselleşen dünyada her an her yerde artan tüketim talebini karşılayamayan film kiralama sektörü insanların istediği yerde ve istediği zaman film izleyebileceği bir yapıya büründü.

2007’ye gelindiğinde Netflix “Anında İzle” (Watch in an Instant) sloganıyla filmlerin ve dizilerin tek tıkla izlenebilmesi fırsatını sundu. Günümüzde popülerliği küresel olarak artan ve 2021’in dördüncü çeyreği itibariyle yaklaşık 222 milyon ücretli abonesi olan Netflix, 2016 Ocak ayında VPN kullanıcılarının siteye bağlanamayacağını duyurmasına rağmen izlenme oranları düşmedi ve izleyiciler siteye bağlanmak için yeni yollar keşfetti. 2020’nin Mart ayından beri dünyayı etkisi altına alan pandemi süresince pek çok medya organı güçlükler yaşarken, Netflix abone sayısını artırdı, rakiplerini geride bıraktı.

Netflix insanlar arasında popülaritesini arttırırken literatüre de yeni kavramlar eklendi. Bunlardan biri “Netflix etkisi”. Bu etkilerden biri İngilizce adıyla “binge-watching” denilen bir TV serisinin bölümlerini art arda ve kısa zamanda izleme davranışı. Görülüyor ki, Netflix de hızlı tüketilen bir medya aracı olarak tüketim alışkanlıklarının biçim değiştirdiği küresel dünyada yerini aldı. Bu yönüyle Netflix’in izleyicilerin televizyon, film izleme alışkanlıklarını değiştirici gücünün altını çizmek gerekir. Örneğin, para kazanma ölçütünün bilet satış rakamları üzerinden olduğu Hollywood’un aksine Netflix’in ölçütü tek tıkla yapılan abonelikler. Bu da her şeyin hızla tüketilmekte olduğu günümüzde Netflix için önemli bir avantaj.

Televizyon ve sinema sektörü panikte

Netflix’in ekonomik etki alanının genişliğine gelecek olursak, Netflix 2021 itibariyle, dünya çapında 190’ın üzerinde ülkede yayın yapıyor. ABD piyasasını aşabildi ve Statista’ya göre bugün Netflix’in yaklaşık 222 milyon abonesinin 75 milyonu ABD ve Kanada’dan gelirken, kalanı diğer ülkelerden geliyor. Bu anlamda Statista’ya göre Netflix’in ABD ve Kanada dışından edindiği gelir (yaklaşık 3.3 milyar $), Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya Pasifik bölgesinden edindiği gelire (yaklaşık 4.4 milyar $) göre düşük. Ancak bu 190 ülkenin Netflix gibi yerel medya şirketleri olduğunu da hesaba katınca bu durumun rekabeti beraberinde getirdiği ve yerel medya şirketleri üzerinde baskı oluşturduğu gerçeğini görmek gerek.

Bunun yanı sıra, Netflix sadece televizyon üzerinde değil, sinema sektörü üzerinde de baskı oluşturuyor. Örneğin, Organize İşler 2: Sazan Sarmalı isimli filmin vizyona girdikten hemen sonra Netflix’te de yayınlanması Türkiye’de sinema camiasında büyük tepki toplamıştı. Küresel düzeyde de benzer durumlar üzerine tartışmalar yaşanmış, hatta Amerikalı ünlü yönetmen Steven Spielberg 2018 Mart’ta “Netflix yapımı filmlerin Oscar ödüllerine aday olmaması gerektiği” yönünde görüş belirtmişti. Özellikle, pandemiyle ve Netflix’in ivme kazanmasıyla sinema sektörünün etkilendigi ve Cannes Film Festivali gibi geleneksel mecraların panik içinde olduğu görülüyor.

Netflix Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve DirecTV CEO’su Micheal White ise, CNBC’ye verdiği demeçte Netflix etkisi nedeniyle medya şirketlerinin küresel piyasada devamlılıklarını sürdürebilmek adına uluslararası fırsatları değerlendirmeye çalıştığını ifade ediyor. Zira, Netflix’in Eski Finans Kurulu Başkanı David Wells, Netflix’in 700 orijinal içeriğinin 80’inin uluslararası odağa sahip olduğunu doğruluyor. Bütün bu veriler Netflix’in dünya çapındaki başarısını ortaya koymakla birlikte Netflix’in medya sektöründeki boşluğu fark ederek küresel izleyici kavramının tam anlamıyla içini doldurduğunu da gösteriyor. Örneğin eğlence sektöründe dünyanın en büyük medya şirketlerinden Disney gibi Netflix’in diğer rakipleri, onun izlediği yolu seçerek, küresel çapta yerel medya şirketleriyle çeşitli ortaklıklar geliştirmeye başladı. Bu gösteriyor ki diğer medya şirketleri de çeşitli yönleriyle Netflix’i referans alıyor. Ancak bütün bu çabalara rağmen, neden Netflix’in kazandığı ivmeyi yakalayamıyorlar?

Netflix hangi noktalarda farklılaşıyor?

İlk olarak Netflix diğer birçok medya hizmetine göre daha makul üyelik ücretlerine sahip. ABD’de 8.99 dolar abonelik ücretine sahipken, başka bir platform olan kablolu yayın operatörü Comcast’in abonelik ücreti 50 dolardan başlıyor. Dolayısıyla, ekonomik rekabetin olduğu neoliberal dünyada izleyicilerin Netflix izleme tercihi aynı zamanda rasyonel olan davranış.

Bunun yanında, Netflix film ve diziler için hemen hemen tüm dillerde altyazı seçeneği sunuyor ve bu sayede dil bariyeri ortadan kalkarak dünyanın birçok yerinde izleyiciler kendi ana dilleriyle Netflix programlarına erişim sağlayabiliyor.

Ayrıca Google’da ya da Facebook’ta olduğu gibi kişiselleştirilmiş hizmet sunan Netflix algoritması izleyicilerin kendi kişisel zevklerine göre film ya da dizilerle karşılaşmasına olanak sağlıyor. Dijital medyanın insan zevklerini kişisel temelde ele alma düşüncesinden hareketle ileride kitle iletişim stratejilerinin de biçim değiştireceği ve kitlenin kişisel hale gelebileceği (mass individualization) tahmini yapılabilir. Bu durum aynı zamanda bir kitle iletişim aracı olan televizyonun Netflix karşısında popülerliğinin düşmekte olmasının bir nedeni sayılabilir zira istatistiklere göre ABD’de kablolu televizyon üyeliklerinde büyük düşüş söz konusu. Diğer yandan tüketici alışkanlıklarındaki değişime paralel olarak zamanlarının 1.5 – 2 saatini televizyon karşısında dizi izleyerek geçirmek istemeyen insanlar için 30-40 dakika gibi daha kısa süren Netflix yapımları tercih edilesi olabiliyor.

Yerelle küreselin güçlü bağı

İnternet araştırmaları yoluyla izleyici profilini belirlemeye çalışan ve bu yolla kullanıcı alışkanlıklarını anlamaya çalışan Netflix aslında sadece küresel içerik değil, aynı zamanda ülkelere özel içerikler de üretiyor. Böylece, her ülke o dizilerde kendi kültüründen birtakım parçalar görebiliyor ve bu da dizileri o ülkenin toplumu için daha ilgi çekici hale getiriyor. Bu, Netflix’in dünyaya açılabilmesinde önemli bir adım.

Örneğin, 2018’de Netflix Türkiye için ilk kez “Hakan: Muhafız” ismiyle bir dizi piyasaya sürdü. Fatih Sultan Mehmet’le ilişkili olan ve içinde Osmanlı motiflerini barındıran dizi kısa sürede Türkiye toplumunun ilgisini çekti. Bu yönden Netflix sadece ABD merkezli bir yapı olarak ele alınmamalı. Netflix içeriklerinin global kültürle iç içe geçmesi, demografik kimliği aşan bir zevk anlayışını da ortaya çıkarmayı başardı. Bunu başarmak içinse Netflix özellikle çalıştığı ülkenin yerel uzmanlarından destek alıyor.

Netflix’in içerik üretiminden sorumlu başkanı Ted Sarandos “iyi öykü anlatıcılığı, sınırları aşar” mottosundan güç aldıklarını söylüyor. Netflix “yerel için yerel” değil, “yerel için küresel” anlayışıyla hareket ediyor. Bir başka deyişle, ülkelerin kültürleri birbirinden farklı olsa bile, Netflix’in ülkeler için uyguladığı strateji evrensel. Netflix’de gösterilen yapımların farklı ülkelerde aynı anda Twitter’da Trend Topic listelerinde yer alması gibi örneklere rastlanabiliyor. Bu da yerelin küreselle bağının ne denli güçlü hale geldiğinin önemli göstergelerinden.

Netflix’in belirli stratejiler dahilinde her ülke için ayrı içerikler üretme çabasına girmesi de aslında Netflix’in Amerikan kültürünü yaymak yerine ticari amaçlarını öncelediği ve bu yönüyle Hollywood film endüstrisinden ayrıldığını ortaya koyuyor. Bu bakımdan Netflix’in geç kapitalizmin bir ürünü olarak neoliberal dünyanın kültür endüstrisinin önemli bir aracı ve en nihayetinde kâr etme amacı güden bir şirket olduğu unutulmamalı.

Netflix ve küresel köy konsepti

Netflix’in küreselleşme ile olan ilişkisini tartışırken ünlü iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın ortaya attığı küresel köy kuramına da değinmek yerinde olabilir. Temelinde insanların teknoloji yoluyla birbirleriyle etkileşime girerek benzerliklerini paylaşması ve gittikçe benzer hale gelmeleri fikri yatan küresel köy kuramının günümüz elektronik çağında farklı coğrafyalardan insanların aynı bilgiye erişiminin hız kazanmasıyla doğrulanırlığı arttı. İletişim teknolojilerindeki gelişmeyle dünyanın küçüldüğü hissi daha da belirgin hale geldi. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından, farklı kültürlerden, farklı dilleri konuşan ve birbirlerini tanımayan insanlar bugün Netflix aracılığıyla ortak bir zeminde buluşabiliyor.

Sonuç olarak, bu başarıyı başlı başına Netflix’e yüklemek doğru olmaz. Özellikle 1990’lardan itibaren dünyayı etkisi altına alan küreselleşme dalgası Netflix’in başarısında önemli bir zemin hazırladı. Diğer bir deyişle, Netflix’in küreselleşmeyle ilişkisi tek yönlü değil, karşılıklı. Bu yolla Türkiye, Çin, Rusya gibi birbirinden farklı ülkelerde insanların birçoğunun yaşamlarını ulusal rollere göre biçimlendirmediğini fark eden Netflix dünyadaki insanların aynı dilden konuşabilmesine bir açıdan aracılık etti. Farklı kültürlerin farklı egemen anlayışlara sahip olabileceği düşüncesiyle Netflix tüm ülkelere aynı tür anlayışla yaklaşamayacağının da farkındaydı ve bu stratejinin bir parçası olarak tüm piyasalara aynı anda girmedi. Amerikan kültürüne yakınlığı sebebiyle yurtdışında açıldığı ilk piyasa 2010’da Kanada iken, Türkiye’ye 2016 yılında geldi.

Netflix’in bugün geldiği konum, teknoloji ve işletme alanlarındaki adımların doğru atılmasının bir sonucu. Ancak şirket, ekonomik analizinde ülkelerin kültürel farklılıklarını da hassasiyetle hesaba kattı. Böylece eski deneyimlerine yaslanarak 190’in üzerinde ülkede yayın yapan bir online platform haline geldi.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 24 Temmuz 2020’de yayımlanmıştır.

Özden Öz
Özden Öz
Özden Öz - Almanya’da yüksek lisans eğitimini sürdürüyor. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Pazarlama ve dijitalleşme konularına ilgi duyuyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Netflix’in sırrı ne?

Netflix bugünkü konumuna nasıl geldi? Rakiplerinden ayrıştığı noktalar neler? İki yazılımcının kurduğu şirket nasıl Hollywood’u, televizyon ve sinema sektörünü tehdit eder hale geldi? Medya alışkanlıklarını nasıl etkiledi?

Sandvine tarafından yayımlanan 2019 Küresel İnternet Olguları Raporu’na göre dünya üzerindeki internet trafiğinin yüzde 11.44’lük kısmını oluşturan Netflix medyadaki küreselleşmenin başat aktörü. 1990’ların sonlarında kurulduğunda dev rakiplerinin hiç şans vermediği şirket, bugün Hollywood’un küresel etkisini azaltmaktan insanların televizyon izleme alışkanlıklarını değiştirmeye pek çok konuda medyayı etkiliyor.

1997 yılında, iki genç yazılımcının online DVD ve film kiralama hizmeti vermek amacıyla kurduğu Netflix 2000’li yıllarda dünyada artan küreselleşme eğilimiyle birlikte, bu doğrultuda politikalarını gözden geçirdi. Zamanla küreselleşen dünyada her an her yerde artan tüketim talebini karşılayamayan film kiralama sektörü insanların istediği yerde ve istediği zaman film izleyebileceği bir yapıya büründü.

2007’ye gelindiğinde Netflix “Anında İzle” (Watch in an Instant) sloganıyla filmlerin ve dizilerin tek tıkla izlenebilmesi fırsatını sundu. Günümüzde popülerliği küresel olarak artan ve 2021’in dördüncü çeyreği itibariyle yaklaşık 222 milyon ücretli abonesi olan Netflix, 2016 Ocak ayında VPN kullanıcılarının siteye bağlanamayacağını duyurmasına rağmen izlenme oranları düşmedi ve izleyiciler siteye bağlanmak için yeni yollar keşfetti. 2020’nin Mart ayından beri dünyayı etkisi altına alan pandemi süresince pek çok medya organı güçlükler yaşarken, Netflix abone sayısını artırdı, rakiplerini geride bıraktı.

Netflix insanlar arasında popülaritesini arttırırken literatüre de yeni kavramlar eklendi. Bunlardan biri “Netflix etkisi”. Bu etkilerden biri İngilizce adıyla “binge-watching” denilen bir TV serisinin bölümlerini art arda ve kısa zamanda izleme davranışı. Görülüyor ki, Netflix de hızlı tüketilen bir medya aracı olarak tüketim alışkanlıklarının biçim değiştirdiği küresel dünyada yerini aldı. Bu yönüyle Netflix’in izleyicilerin televizyon, film izleme alışkanlıklarını değiştirici gücünün altını çizmek gerekir. Örneğin, para kazanma ölçütünün bilet satış rakamları üzerinden olduğu Hollywood’un aksine Netflix’in ölçütü tek tıkla yapılan abonelikler. Bu da her şeyin hızla tüketilmekte olduğu günümüzde Netflix için önemli bir avantaj.

Televizyon ve sinema sektörü panikte

Netflix’in ekonomik etki alanının genişliğine gelecek olursak, Netflix 2021 itibariyle, dünya çapında 190’ın üzerinde ülkede yayın yapıyor. ABD piyasasını aşabildi ve Statista’ya göre bugün Netflix’in yaklaşık 222 milyon abonesinin 75 milyonu ABD ve Kanada’dan gelirken, kalanı diğer ülkelerden geliyor. Bu anlamda Statista’ya göre Netflix’in ABD ve Kanada dışından edindiği gelir (yaklaşık 3.3 milyar $), Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve Asya Pasifik bölgesinden edindiği gelire (yaklaşık 4.4 milyar $) göre düşük. Ancak bu 190 ülkenin Netflix gibi yerel medya şirketleri olduğunu da hesaba katınca bu durumun rekabeti beraberinde getirdiği ve yerel medya şirketleri üzerinde baskı oluşturduğu gerçeğini görmek gerek.

Bunun yanı sıra, Netflix sadece televizyon üzerinde değil, sinema sektörü üzerinde de baskı oluşturuyor. Örneğin, Organize İşler 2: Sazan Sarmalı isimli filmin vizyona girdikten hemen sonra Netflix’te de yayınlanması Türkiye’de sinema camiasında büyük tepki toplamıştı. Küresel düzeyde de benzer durumlar üzerine tartışmalar yaşanmış, hatta Amerikalı ünlü yönetmen Steven Spielberg 2018 Mart’ta “Netflix yapımı filmlerin Oscar ödüllerine aday olmaması gerektiği” yönünde görüş belirtmişti. Özellikle, pandemiyle ve Netflix’in ivme kazanmasıyla sinema sektörünün etkilendigi ve Cannes Film Festivali gibi geleneksel mecraların panik içinde olduğu görülüyor.

Netflix Yönetim Kurulu Eski Başkanı ve DirecTV CEO’su Micheal White ise, CNBC’ye verdiği demeçte Netflix etkisi nedeniyle medya şirketlerinin küresel piyasada devamlılıklarını sürdürebilmek adına uluslararası fırsatları değerlendirmeye çalıştığını ifade ediyor. Zira, Netflix’in Eski Finans Kurulu Başkanı David Wells, Netflix’in 700 orijinal içeriğinin 80’inin uluslararası odağa sahip olduğunu doğruluyor. Bütün bu veriler Netflix’in dünya çapındaki başarısını ortaya koymakla birlikte Netflix’in medya sektöründeki boşluğu fark ederek küresel izleyici kavramının tam anlamıyla içini doldurduğunu da gösteriyor. Örneğin eğlence sektöründe dünyanın en büyük medya şirketlerinden Disney gibi Netflix’in diğer rakipleri, onun izlediği yolu seçerek, küresel çapta yerel medya şirketleriyle çeşitli ortaklıklar geliştirmeye başladı. Bu gösteriyor ki diğer medya şirketleri de çeşitli yönleriyle Netflix’i referans alıyor. Ancak bütün bu çabalara rağmen, neden Netflix’in kazandığı ivmeyi yakalayamıyorlar?

Netflix hangi noktalarda farklılaşıyor?

İlk olarak Netflix diğer birçok medya hizmetine göre daha makul üyelik ücretlerine sahip. ABD’de 8.99 dolar abonelik ücretine sahipken, başka bir platform olan kablolu yayın operatörü Comcast’in abonelik ücreti 50 dolardan başlıyor. Dolayısıyla, ekonomik rekabetin olduğu neoliberal dünyada izleyicilerin Netflix izleme tercihi aynı zamanda rasyonel olan davranış.

Bunun yanında, Netflix film ve diziler için hemen hemen tüm dillerde altyazı seçeneği sunuyor ve bu sayede dil bariyeri ortadan kalkarak dünyanın birçok yerinde izleyiciler kendi ana dilleriyle Netflix programlarına erişim sağlayabiliyor.

Ayrıca Google’da ya da Facebook’ta olduğu gibi kişiselleştirilmiş hizmet sunan Netflix algoritması izleyicilerin kendi kişisel zevklerine göre film ya da dizilerle karşılaşmasına olanak sağlıyor. Dijital medyanın insan zevklerini kişisel temelde ele alma düşüncesinden hareketle ileride kitle iletişim stratejilerinin de biçim değiştireceği ve kitlenin kişisel hale gelebileceği (mass individualization) tahmini yapılabilir. Bu durum aynı zamanda bir kitle iletişim aracı olan televizyonun Netflix karşısında popülerliğinin düşmekte olmasının bir nedeni sayılabilir zira istatistiklere göre ABD’de kablolu televizyon üyeliklerinde büyük düşüş söz konusu. Diğer yandan tüketici alışkanlıklarındaki değişime paralel olarak zamanlarının 1.5 – 2 saatini televizyon karşısında dizi izleyerek geçirmek istemeyen insanlar için 30-40 dakika gibi daha kısa süren Netflix yapımları tercih edilesi olabiliyor.

Yerelle küreselin güçlü bağı

İnternet araştırmaları yoluyla izleyici profilini belirlemeye çalışan ve bu yolla kullanıcı alışkanlıklarını anlamaya çalışan Netflix aslında sadece küresel içerik değil, aynı zamanda ülkelere özel içerikler de üretiyor. Böylece, her ülke o dizilerde kendi kültüründen birtakım parçalar görebiliyor ve bu da dizileri o ülkenin toplumu için daha ilgi çekici hale getiriyor. Bu, Netflix’in dünyaya açılabilmesinde önemli bir adım.

Örneğin, 2018’de Netflix Türkiye için ilk kez “Hakan: Muhafız” ismiyle bir dizi piyasaya sürdü. Fatih Sultan Mehmet’le ilişkili olan ve içinde Osmanlı motiflerini barındıran dizi kısa sürede Türkiye toplumunun ilgisini çekti. Bu yönden Netflix sadece ABD merkezli bir yapı olarak ele alınmamalı. Netflix içeriklerinin global kültürle iç içe geçmesi, demografik kimliği aşan bir zevk anlayışını da ortaya çıkarmayı başardı. Bunu başarmak içinse Netflix özellikle çalıştığı ülkenin yerel uzmanlarından destek alıyor.

Netflix’in içerik üretiminden sorumlu başkanı Ted Sarandos “iyi öykü anlatıcılığı, sınırları aşar” mottosundan güç aldıklarını söylüyor. Netflix “yerel için yerel” değil, “yerel için küresel” anlayışıyla hareket ediyor. Bir başka deyişle, ülkelerin kültürleri birbirinden farklı olsa bile, Netflix’in ülkeler için uyguladığı strateji evrensel. Netflix’de gösterilen yapımların farklı ülkelerde aynı anda Twitter’da Trend Topic listelerinde yer alması gibi örneklere rastlanabiliyor. Bu da yerelin küreselle bağının ne denli güçlü hale geldiğinin önemli göstergelerinden.

Netflix’in belirli stratejiler dahilinde her ülke için ayrı içerikler üretme çabasına girmesi de aslında Netflix’in Amerikan kültürünü yaymak yerine ticari amaçlarını öncelediği ve bu yönüyle Hollywood film endüstrisinden ayrıldığını ortaya koyuyor. Bu bakımdan Netflix’in geç kapitalizmin bir ürünü olarak neoliberal dünyanın kültür endüstrisinin önemli bir aracı ve en nihayetinde kâr etme amacı güden bir şirket olduğu unutulmamalı.

Netflix ve küresel köy konsepti

Netflix’in küreselleşme ile olan ilişkisini tartışırken ünlü iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın ortaya attığı küresel köy kuramına da değinmek yerinde olabilir. Temelinde insanların teknoloji yoluyla birbirleriyle etkileşime girerek benzerliklerini paylaşması ve gittikçe benzer hale gelmeleri fikri yatan küresel köy kuramının günümüz elektronik çağında farklı coğrafyalardan insanların aynı bilgiye erişiminin hız kazanmasıyla doğrulanırlığı arttı. İletişim teknolojilerindeki gelişmeyle dünyanın küçüldüğü hissi daha da belirgin hale geldi. Dünyanın çeşitli coğrafyalarından, farklı kültürlerden, farklı dilleri konuşan ve birbirlerini tanımayan insanlar bugün Netflix aracılığıyla ortak bir zeminde buluşabiliyor.

Sonuç olarak, bu başarıyı başlı başına Netflix’e yüklemek doğru olmaz. Özellikle 1990’lardan itibaren dünyayı etkisi altına alan küreselleşme dalgası Netflix’in başarısında önemli bir zemin hazırladı. Diğer bir deyişle, Netflix’in küreselleşmeyle ilişkisi tek yönlü değil, karşılıklı. Bu yolla Türkiye, Çin, Rusya gibi birbirinden farklı ülkelerde insanların birçoğunun yaşamlarını ulusal rollere göre biçimlendirmediğini fark eden Netflix dünyadaki insanların aynı dilden konuşabilmesine bir açıdan aracılık etti. Farklı kültürlerin farklı egemen anlayışlara sahip olabileceği düşüncesiyle Netflix tüm ülkelere aynı tür anlayışla yaklaşamayacağının da farkındaydı ve bu stratejinin bir parçası olarak tüm piyasalara aynı anda girmedi. Amerikan kültürüne yakınlığı sebebiyle yurtdışında açıldığı ilk piyasa 2010’da Kanada iken, Türkiye’ye 2016 yılında geldi.

Netflix’in bugün geldiği konum, teknoloji ve işletme alanlarındaki adımların doğru atılmasının bir sonucu. Ancak şirket, ekonomik analizinde ülkelerin kültürel farklılıklarını da hassasiyetle hesaba kattı. Böylece eski deneyimlerine yaslanarak 190’in üzerinde ülkede yayın yapan bir online platform haline geldi.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 24 Temmuz 2020’de yayımlanmıştır.

Özden Öz
Özden Öz
Özden Öz - Almanya’da yüksek lisans eğitimini sürdürüyor. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamladı. Pazarlama ve dijitalleşme konularına ilgi duyuyor.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

1
0
Would love your thoughts, please comment.x