Nasıl hayır denir ve denmelidir?

Hayır dememe (veya diyememe) günümüzde pek çok insanın muzdarip olduğu, hayatı birçok açıdan zorlaştıran bir alışkanlık. Yapmanız gereken birçok önemli iş varken, bir nedenden dolayı iyi izlenim vermeniz gerektiğini düşündüğünüz bir kişiden gelen, size pek de bir fayda sağlamayacak bir işe hayır diyemiyor musunuz? Partnerinizin bitmek bilmeyen taleplerini karşılayabilmek için aklınıza yatmayan, canınızın istemediği veya size bir şekilde zarar verebilecek durumlara evet demek zorunda mı hissediyorsunuz?

Sevdiğiniz ve kaybetmek istemediğiniz birinin ısrarları sonucunda kendinizi pek de istemediğiniz durumlarda mı buluyorsunuz? Hayatınız hayır diyemediğiniz için birikmiş bir sürü angarya, duygusal ve/veya maddi yükle dolup taşıyor ve siz asıl taşımanız gereken veya taşımak istediğiniz yükü taşıyamaz hale mi geldiniz? O zaman siz de çağımızın “hayır diyememe” tuzağına düşmüş durumdasınız ve bu yazı bunu neden yaptığınıza ve bu durumdan nasıl kurtulabileceğinize dair ipuçları içeriyor.

Hayır diyemediğimizde hayatımızda neler olur?

Hayır diyememek, hayatımızın birçok alanında problem yaşamamıza neden olur.

Çok aklınıza gelmese bile, fiziksel sağlığınız tam da bu nedenle bozulabilir. Hayır diyemediğimiz için kendimizi birçok konuda zor ve stresli durumlara sokabiliriz ve bu da kronik bir stres kaynağı haline gelebilir. Kronik stresin beyin ve bedendeki hormonal ve metabolik dengeleri bozarak vücutta birçok sisteme zarar verdiği biliniyor.

Öte yandan ruhsal sağlığınız da çoğu zaman risk altında olur. Çağımızın yaygın ruhsal bozukluklarından olan depresyon ve anksiyete (kaygı) bozuklukları hayır diyemediğimiz için yaşadığımız zor ve çatışmalı durumlardan kaynaklanabilir.

Hayır diyemediğimiz için üzerimize aldığımız angarya işler, bilgisayarda arkada sürekli çalışan programlar gibidir: Bilişsel ve fiziksel enerjimizi boşa harcamamıza ve iş gücümüzde azalmaya yol açarlar. Üretkenliğimiz zamanla azalır.

Zamanı yetiştirememe, hayır diyemeyenlerin hayatlarının adeta bir parçasıdır. Hayır diyemediğimiz için üzerimize aldığımız gereksiz işler zamanımızı da boşa harcamamıza, asıl önemli ve gerekli işleri ertelememize veya ihmal etmemize yol açarak zamanı verimli kullanamamamıza neden olurlar. Bu durum ileride kronik yorgunluk sendromu ve tükenmişlik sendromu gibi durumlara yol açabilir.

Hayır diyemediğimiz için ilişkilerde sürekli veren kişi konumuna düşebiliriz, bu da bir süre sonra hayal kırıklığı ve kırgınlık yaşayıp ilişkimizde yıpranmaya yol açabilir.

Zamanla kendimize olan saygı da azalır. Hayır diyemediğimizde aslında kendimizi etkin bir şekilde ifade etmemiş, gerçek duygu ve düşüncelerimizi yansıtmamış oluruz ve bu bir alışkanlık haline geldiğinde hayatı “-mış gibi yaşayan” bir birey haline dönüşebiliriz.

Neden ‘hayır’ diyemiyoruz?

Hayır diyememe birçok nedenden kaynaklanıyor olabilir. Bu nedenlerin bir kısmı bilinçli, bir kısmı ise bilinçdışıdır. Elbette kişiye ve duruma göre bu nedenler çeşitlilik gösterebilir ancak en sık görülen nedenleri sıralamak yine de mümkündür.

Çatışmadan kaçınma, bu listenin ilk sırasında gelir. Zira hayır dediğimiz zaman insanlarla çatışmaya girme, hatta kavga etme olasılığımız ortaya çıkar. Bazı kişiler için çatışmaya girmek korkutucu, hatta kaçınılması gereken bir durumdur. Bunun nedeni olasılıkla altta yatan değersizlik, yetersizlik ve sevilmeme ile ilgili inançlardır.

Bazı kişiler hayır dedikleri takdirde diğer kişilerin kendisini sevmekten vazgeçeceğini veya artık tercih edilmeyeceklerini düşünebilirler. İnsanların sevgisini kaybetmekten korkmak, kişileri ilişkilerde aşırı fedakâr veya sürekli verici bir tutum içerisine sokabilir.

Hayır demekten kaçınan insanların azımsanmayacak bir kısmı ise, insanların birer sosyal tehdit haline dönüşmesinden korkar. Özellikle diğer insanların bir şekilde tehlikeli olduğuna dair inançları olan kişiler, hayır dedikleri takdirde insanların birer “düşman” haline dönüşüp kendilerine sosyal anlamda zarar verebileceklerinden – diğer kişilere kötüleme, dedikodusunu yapma, vs. – korktukları için hayır demekten kaçınırlar.

Özellikle iş hayatında hayır diyememenin önemli bir nedeni, fırsatları kaçırmak istememedir. Bu nedenle aslında kendilerine maddi veya prestij anlamında hiçbir fayda getirmeyecek, zamanı gereksiz yere tüketecek işleri bile üzerine alırlar. Oysa bu durum, gerçek fırsatları kaçırmalarına da neden olabilir.

Hayır demeyi bencil davranmakla aynı kefeye koymak da sık rastlanılan bir durumdur. Bu kişiler gereksiz yere kendilerini geri plana atıp başkalarının isteklerini ve beklentilerini karşılamaya yönelik bir hayat kurabilirler.

Hayır, demek sorumsuzluk mudur? Bazı insanlar için öyledir. Aşırı sorumluluk sahibi kişiler kendilerine söylenen herhangi bir işi yapmama veya kendilerinden beklenen herhangi bir davranışı göstermeme durumunu, yanlış bir şekilde, “sorumsuz” davranmakla eşdeğer görebilirler.

Bazı kişiler için sorun çözücü biri olmak ve insanların bu nedenle takdirini toplamak çok önemlidir. Onlar “Kahraman” veya “dünyayı kurtaran kişi” rolü oynamanın keyfini sürmeyi severler. Bu kişiler, başkalarının isteklerini hayır demeden gerçekleştirme çabasına girerek aslında becerikli, başarılı, iş bitiren kişi unvanını alarak benlik saygılarını beslerler.

Hayır demek öğrenilebilir mi?

Peki, bu durum değişebilir mi? Hayır demek öğrenilebilir mi?

Cevap, kesinlikle evet. Zaten hayır diyememe hali, olası ciddi sonuçları itibariyle çoğu zaman sürdürülebilir değildir. Hayır diyemeyen kişi, eninde sonunda değişmek zorunda kalır.

Fakat bunu yapmak genelde çok kolay olmaz. Öncelikle neden hayır demek istediğimizi kendi içimizde iyice bir anlamak ve analiz etmek gerekir. Hayır dediğimiz zaman neler olacak? Neleri kaybedebiliriz? Bunlar gerçekçi düşünceler mi? Bunları kaybetmeyi tolere edebilecek miyiz? Peki ya kazançlarımız ne olacak?

Örneğin; bir iş arkadaşımız kendi işini bize yaptırmak istiyor. Hayır dediğimiz zaman bize küsme ihtimali var çünkü onun alıngan bir kişiliği olduğunu biliyoruz. O kişinin arkadaşlığı bizim için ne kadar değerli? Ayrıca, hayır dediğimiz için bize küsen bir arkadaşımız gerçek bir arkadaş mıdır? Yoksa bizimle sadece çıkar ilişkisi kuran biri midir? Bizimle sadece çıkar ilişkisi kuran biriyle arkadaşlık etmek istiyor muyuz? Bu gibi soruları zihinde analiz edip cevaplarını bulmak, ne yapmak istediğimiz konusunda daha net karar vermemizi sağlayacaktır.

Nasıl hayır denir?

Diyelim ki, hayır demek istediğimize karar verdik. Bunu en uygun şekilde yapmanın yolu nedir? Öncelikle en rahat nerede hayır diyebileceğinize karar verin. Konunun içeriğine ve hayır demek üzere olduğumuz kişinin bizim hayatımızdaki önemine göre hayır diyeceğimiz ortam (örneğin; yüz yüze, mail veya mesaj aracılığıyla vs.) değişebilir.

Mutlaka “hayır” sözcüğünü kullanmak zorunda değilsiniz. Eğer biraz zaman kazanmak istiyorsanız, “İzin ver bunu biraz düşüneyim” veya “Bu fikri biraz olgunlaştıralım” diyebilirsiniz.

Hayır diyeceğiniz zaman basit cümleler kullanın ve kendinizi uzun uzun açıklamaya kalkmayın. Şu cümleler faydalı olabilir:

  • Şu anda bu önerin bana cazip gelmedi.
  • Belki başka zaman.
  • Şu anda başka önceliklerim var ve buna ayıracak zamanım yok.
  • Yaptığın öneriyi düşündüm ve bana uygun olmadığına karar verdim.
  • Benden beklentilerini karşılayamayacağım.

Eğer meselenin bir kısmına hayır demek istiyorsanız, daha rahat kabul edebileceğiniz bir alternatifi karşı tarafa sunabilirsiniz. Örneğin:

  • Benden istediğin yazıyı yazamam ama şöyle bir yazı hazırlayabilirim.
  • Dediğin işi yapmak istiyorum ama verdiğin süre yeterli değil.

İnançları gözden geçirmek

Hayır demeyi kolaylaştıracak bir diğer yöntem de neden hayır diyemediğimizi anlamak ve bu nedenin altında yatan inançlarımızı gözden geçirmektir. Bu inançları gözden geçirip daha gerçekçi, mantıklı ve işlevsel inançlar geliştirebiliriz. Aşağıdaki tablo bununla ilgili örnekleri içeriyor.

Hayır diyememe, hayatımızı birçok açıdan zorlaştıran ve gereksiz yüklerin altına girmemize neden olan bir alışkanlık. Bundan vazgeçerken neden hayır demekte zorlandığımızı iyi analiz etmek, bu zorluğun altında yatan inançları gözden geçirmek ve hayır diyebilmek için uygun tarzı bulabilmek gerekiyor.

Unutmamalıyız ki çoğunlukla ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz önemli. Uygun bir şekilde söylenen “hayır” kişiye zarardan çok fayda getirecektir.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 21 Ocak 2020’de yayımlanmıştır.

Aslıhan Dönmez

Prof. Dr. Aslıhan Dönmez - Psikiyatri uzmanı ve nörobilim doktoru. Çalışma alanları kaygı bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları. Uzmanlık alanı Bilişsel Davranışçı Terapi. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak dersler veriyor.

Yorumu Gör

avatar

Send this to a friend