Su ayak izimiz bizi susuz bırakır mı?

İklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının hızla azalması… Bunlar yüzyüze olduğumuz kritik sorunlar. Ancak kullandığımız ürünlerin veyahut besin seçimlerimizin, yeme alışkanlıklarımızın da su tüketimini etkilediğini bilmek tercihlerimiz üzerine düşünmemizi sağlayabilir. Örneğin, içtiğimiz 1 fincan kahve için 140 litre, 1 bardak çay için 34 litre su tüketiliyor. Veya et yerine daha çok sebze odaklı beslendiğimizde daha az su tüketilmesini de sağlamış oluyoruz.

Son yıllarda artan nüfus yoğunluğu, şehirleşmenin yanı sıra iklim değişikliğinin etkilerinin de artması, dünyanın su kaynaklarının hızla azalmasına neden oluyor. Evet, dünya yüzeyinin yüzde 71’ini okyanuslar kaplıyor ancak alarm sinyalleri veren “su kaynağı”ndan söz ederken anlamamız gereken, bir bölgede kullanım için mevcut olan; göller, nehirler ve akarsular gibi yüzey sularının ve yeraltı sularının da dâhil olduğu tatlı sular.

İklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetinin artması, su güvenliğini de tehdit ediyor. Yoğun yağış sebebiyle artan yüzey akışı, aşırı kuraklık dönemlerinde kaynak sularda kirletici konsantrasyonunun artması, kuru topraktaki yarıkların oluşmasıyla kirleticilerin hızla içme suyu kaynaklarına ulaşması ve su sıcaklıklarının artması sonucu patojenlerin üremeleri için uygun koşulların oluşmasına sebep oluyor; içme suyu kaynakları da böylece zarar görüyor.

Yanlış su kullanımının ağır sonuçları

Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte su talebi, bireylerin tatlı su kaynaklarını gereksiz ve yanlış kullanımı, biyoçeşitliliğin azalması başta olmak üzere sulak alanlarda değişikliklere yol açarak birçok ekonomik ve çevresel probleme neden oluyor.

Her yıl insan kaynaklı nedenler ile artan bir şekilde, suyun buharlaşma ile atmosfere ve yoğunlaşarak tekrar yeryüzüne dönmesi olarak tanımlanan hidrolojik döngü de değişiyor. Bu değişimler, su dengesi, su kaynakları ve kullanılabilecek su miktarını etkiliyor.

İnsan kaynaklı aktiviteler yer altı sularının da yapısının değişmesine neden oluyor, her sene yer altı sularından 20 bin km³ su azalıyor. (Toplam yer altı suyu rezervi 14×109 m³) Su kaynaklarının üzerine kurulan barajlar suların hareketini yavaşlatarak (ana denize ulaşmasını yavaşlatarak) suyun kalitesini etkiliyor. Su hareketinde yavaşlama kirleticilerin birikmesine neden oluyor. Okyanusların kirlenmesi, örneğin okyanuslardaki petrol kirliliği su buharlaşmasını %10 azaltıyor, bu da su döngüsüne zarar veriyor.

Türkiye 2030’da su fakiri olabilir mi?

Yılda, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.000 metreküpten daha az olan ülkeler su fakiri sayılıyor. Bu miktar, 2.000 metreküpten daha az olduğunda ‘su azlığı’, 8 -10.000 metreküpten daha fazla ise ‘su zengini’ olarak tanımlanıyor.

2030 yılında 700 milyon insan su kıtlığı çekecek.

Türkiye’de ise kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 2018 yılı verilerine göre; 1.363 metreküp civarında. Yani Türkiye su azlığı yaşıyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2030 yılı için Türkiye nüfusunun 100 milyon olacağını ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının yıllık 1.120 metreküp civarında olacağını tahmin ediyor. Bu durumda, Türkiye de gelecekte su stresinden muzdarip bir ülke olabilir.

Yıllık su tüketimimiz 54 milyar metreküp. Bunun 40 milyar metreküpünü (%74) sulama, 7 milyar metreküpünü (%13) içme-kullanma ve 7 milyar metreküpünü de (%13) sanayi suyu ihtiyaçlarımız için kullanıyoruz.

Su tüketimini değerlendirirken göz önüne almamız gereken başka bir ölçüm de su kullanım indeksi (WEI). Tatlı sulardan çekilen yıllık toplam su miktarının, yıllık yenilenebilir tatlı su kaynaklarına bölünmesi ile elde edilen ve yüzdelik oran olarak ifade edilen bir kavram bu.

Su kullanım indeksi değeri %20’nin üzerinde ise su kıtlığı, %40’ın üzerinde olduğunda şiddetli su kıtlığı yaşanıyor. Türkiye’nin su kullanım indeksi 2010 yılı için %21.3; 2016 yılı için %25.8 idi. Bu veriler bize gösteriyor ki, Türkiye sürdürülebilir su kaynakları yönetimi konusunda önlemler almalı.

Su ayak iziniz ne kadar?

Üzerinde düşünmemiz gereken başka bir kavram da su ayak izi. Bu belirli bir miktar ürünün üretilmesi için gerekli olan ve kirletilen su miktarını simgeler.

Su yönetimi uzmanı Prof. Arjen Hoekstra ve arkadaşlarının 2002 yılında, su tüketimini ve tatlı su kaynaklarının ne amaçla kullanılıp nasıl kirletildiğini ölçmek için geliştirdiği bu terim, tarlada yetiştirilen bir ürün, örneğin bir pirinç için ya da içtiğiniz kahve, giydiğiniz kıyafetler, arabanıza aldığınız yakıt için tatlı su kaynaklarından ne kadar harcandığı ya da bu kullanımlar sonucunda ne kadar su kaynaklarının kirletildiğini ifade etmek için kullanılır.

Mesela, kahve yetişmeyen bir ülkede yaşayan bir birey kahve tükettiğinde; ithal edildiği ülkeden kendi ülkesine gelene kadar geçen her aşamada harcanan tatlı su kaynaklarının ve kirlenen suyun toplam miktarıdır su ayak izi.

Su ayak izinin üç temel bileşeni var; yeşil, mavi ve gri su ayak izleri. Bu üç bileşen sayesinde dolaylı yollardan tükettiğimiz su miktarından da haberdar oluruz. Kabaca özetlemek gerekirse, yeşil ve mavi su tüketimini, gri ise su kirliğini gösterir.

Yeşil su ayak izi; yağışlar sonucunda toprakta biriken ve bitkiler tarafından buharlaşma yolu ile kullanılan suyu ifade eder.

Mavi su ayak izi: Bir ürünün üretim zinciri boyunca kullandığı yüzey ve yer altı sularının tüketimini ifade eder.

Gri su ayak iziyse, tatlı su kaynaklarının içilebilir kaliteye ulaştırmak ya da doğal haline dönüştürmek için harcanan su miktarını ifade eder.

Su ayak izi ile ilgili yapılan çalışmalar; 1996-2005 yılları arasında küresel su ayak izi tüketiminin 1385m³/yıl olduğu gösteriyor. Bu tüketimin %92’si tarımsal ürünlere, %5’i endüstriyel ürünlere ve %4’ü ise evsel kullanıma harcandı. Küresel su ayak izinin beşte birini, ihracat için üretilen üretim malzemeleri oluşturuyor.

Su ayak izini bir ülkedeki nüfusun yoğunluğu, tüketim alışkanlıkları, üretim ithalat, ihracat durumu ve teknolojik gelişmeler, su kıtlığı ve kirlilik etkiler.

Beslenme tercihlerimiz ve tükettiğimiz su

Bireylerin besin seçimleri ve yeme alışkanlıkları da su ayak izini etkileyen önemli bir etmen.

Küresel hayvansal kaynaklı besinlerin üretimi için yıllık olarak yaklaşık 2422 m³ suya gereksinim var (%87.2 yeşil, %6.2 mavi ve %6.6 gri su). Tüketilen suyun üçte biri büyük baş hayvan üretiminde ve %19‘u süt ve süt ürünleri üretiminde kullanılıyor. Hayvansal üretimde kullanılan suyun %98’i hayvan yemlerinin üretiminde kullanılan su. Büyük baş hayvanların üretilmesi için yıllık harcanan su 15.400 m³/ton, koyunlar için 10.400 m³/ton, tavuk için 4.300 m³/ton, tavuk yumurtası için 3.300 m³/ton ve inek sütü için 1000m³/ton su ayak izidir. Hayvan yetiştiriciliğinde hayvanların içmek için tükettikleri su, toplam harcanan suyun yalnızca %1,1’ini oluşturuyor.

Günlük gereksinimleri karşılayan vejetaryen bir diyetin günlük su ayak izi 1500-2.600 litre arasında, hayvansal kaynaklı protein ve yağ açısından zengin bir diyetin günlük su ayak izi ise 4.000-5.000 litre.

Hayvansal kaynaklı besin üretiminin her aşamasında su fazla miktarlarda kullanılıyor ve bu nedenle de günlük beslenmemizde hayvansal kaynaklı besinler, tarımsal besinlere kıyasla daha yüksek su ayak izine sahip. Etten sağlanan enerji için gerekli su ayak izi, bitkisel kaynaklı (tahıl ve nişastalı vb.) besinlere göre 20 kat daha fazla. Süt, yumurta ve tavuktan sağlanan bir gram protein için gerekli su ayak izi kurubaklagillerden sağlanan protein için harcanan su ayak izinden 1,5 kat fazla. Etten sağlanan bir gram protein için, kurubaklagilden sağlanan protein için gerekli su ayak izinden 6 kat daha fazla.

1 fincan kahve için 140 litre su tüketiliyor

Günlük beslenmemizde çok önemli bir yere sahip olan çay ve kahve tüketimi için gerekli su miktarı, çay ve kahvenin getirildiği bölgeye göre değişkenlik gösterse de yapılan hesaplamalara göre 1 damla kahve tüketimi için 1100 damla su harcanıyor.

1 fincan kahve için 140 litre, 1 bardak çay için 34 litre su tüketiliyor. Dünya genelinde 1 fincan kahve içmek için 1100 milyar m3, çay için ise 30 milyar m3 su gerekli. Kahve genel olarak Güney Amerika’da ve Afrika’da, çay ise Güney Doğu Asya ve ülkemizden (Türkiye dünya çay üretiminde ilk sıralarda yer alıyor) dünyaya sunuluyor. Her ülke çay ve kahve tüketimi için ihracat yapıyor. Kahve ve çayın getirildiği bölgenin uzaklığına göre su ayak izi değerleri de değişiklik gösteriyor. Bu nedenle ülkemiz için yerli üretim çay için su ayak izi, kahvenin su ayak izinden daha düşük.

Su kaynaklarına olan bağımlılığımız gelecek yıllarda daha da artış gösterecek. Besin güvencesi ve çevresel sürdürülebilirlik açısından problemler ortaya çıkabilecek.

Yapılan bir çalışmada 2050 yılında su ayak izinin 2000 yılına göre %130-175 oranında artacağı öngörülüyor; endüstriyel ürünlerin üretimi için su ayak izi %600, tarımsal ürünlerin üretilmesi için %112-180 oranında artış olacağı tahmin ediliyor. Evsel kullanım, yemek pişirme, duş, temizlik, yeme-içme için ise kullanılan su tüketiminin ise 2050 yılında %18 artacağı düşünülüyor. Genel olarak yapılan hesaplamalarda 2025 yılında dünya nüfusunun yaklaşık %67’nin su kıtlığı yaşayacağı öngörülüyor.

Suyu bilinçli tüketmenin yolu ne?

Özetle, canlı hayatının her aşamasını büyük oranda etkileyen su kaynaklarının korunması giderek daha da kritik hale geliyor. Türkiye’de su kaynaklarının daha verimli kullanılabilmesi için; tatlı su kaynak rezervlerinin korunması, yer altı-yer üstü su kaynaklarının kirlenmesinin engellenmesi, kullanılmış suyun yeniden kullanılması ve suyun dağıtımında minimal kaybın sağlanması gerekiyor. Bu konuda hem bireylere hem de yönetimlere (belediyeler ve hükümetler) büyük sorumluluklar düştüğü aşikâr.

Fakat buna rağmen ülkemizde su kaynaklarının korunması, etkin kullanılması ve yeniden dönüştürülmesine yönelik su kanunu hâlâ çıkarılmadı. Bu da etkin bir risk yönetiminin oluşturulamamasına neden oluyor.

Toplumsal ve bireysel bilincin oluşması da su kaynaklarının akılcı kullanımına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu doğrultuda su okuryazarlığı bilincinin, toplumun her kesiminde oluşturulması ve öneminin kavranması gerekli. Çünkü su ayak izini sürdürülebilir miktarlara indirmek ancak bilinçli tüketim ile mümkün.

Ev içi su kullanımının azaltılması, artıkların minimum düzeye indirilmesi, tüketici alışkanlıklarının mevcut kaynaklara göre değiştirilmesi, tarımsal üretim için mavi ve yeşil su ayak izi verimliliğinin artırılması ve tarımsal üretimlerde gübre ve pestisit kullanımının azaltılması su kaynaklarının korunması için alınacak tedbirlerden bazıları…

Kaynaklar

1. Shiklomanov IA, Rodda JC. World water resources at the beginning of the twenty-first century: Cambridge University Press; 2004.
2. Food and Agriculture Organization (FAO). Water at FAO Information Note. 2020. Available from: http://www.fao.org/3/a-ap529e.pdf [Access date: 10 December 2020
3. Water statistics Eurostat Statistics Explained 2020 [Available from: https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Water_statistics#Water_as_a_resource [Access date: 10 December 2020
4. Rickert B, van den Berg H, Bekure K, Girma S, de Roda Husman AM. Including aspects of climate change into water safety planning: literature review of global experience and case studies from Ethiopian urban supplies. International journal of hygiene and environmental health. 2019;222(5):744-55.
5. Bunn SE. Grand challenge for the future of freshwater ecosystems. Frontiers in Environmental Science. 2016;4:21.
6. World Health Organization (WHO). Climate-resilient water safety plans: managing health risks associated with climate variability and change. 2017.
7. World Health Organization (WHO). Safely managed drinking water: thematic report on drinking water 2017. (2017).
8. Wright-Contreras L. Global water partnerships for people or performance? Increased access to safe water and the improvement of (sub-) urban water services in Vietnam: strengthening local capacity through global water operators’ partnerships: Technische Universität; 2020.
9. Setty KE, Enault J, Loret J-F, Serra CP, Martin-Alonso J, Bartram J. Time series study of weather, water quality, and acute gastroenteritis at Water Safety Plan implementation sites in France and Spain. International journal of hygiene and environmental health. 2018;221(4):714-26.
10. World Health Organization (WHO). Drinking Water, (2019). [Available from: https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/drinking-water [Access date: 10 December 2020
11. Vorosmarty C, Hoekstra AY, Bunn S, Conway D, Gupta J. Fresh water goes global. Science. 2015;349(6247):478-9.
12. Balian EV, Segers H, Martens K, Lévéque C. The freshwater animal diversity assessment: an overview of the results. Freshwater animal diversity assessment: Springer; 2007. p. 627-37.
13. Budapest Water Summit 2013 [Available from: https://www.worldwatercouncil.org/en/2013-budapest-water-summit [Access date: 13 December 2020.
14. Ensure availability and sustainable management of water and sanitation for all United Nations2015 [Available from: https://sustainabledevelopment.un.org/ [Access date: 10 December 2020
15. Food and Agricultural Organization (FAO). Water, (2020). [Available from: http://www.fao.org/water/en/ [Access date: 10 December 2020
16. Camkin J, Neto S. Roles, rights, and responsibilities in water governance: reframing the water governance debate. World Affairs. 2016;179(3):82-112.
17. Casadei S, Peppoloni F, Pierleoni A. A New Approach to Calculate the Water Exploitation Index (WEI+). Water. 2020;12(11):3227.
18. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı. Toprak ve Su Kaynaklarının Kullanımı ve Yönetimi Dokuzuncu Kalkınma Planı 2007-2013. 2007.
19. Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Su Kullanımı 2020 [Available from: https://cevreselgostergeler.csb.gov.tr/su-kullanimi-i-85738 [Access date: 10 December 2020.
20. Water Scarcity Clock 2020 [Available from: https://worldwater.io/?utm_source=google&utm_medium=search&utm_campaign=Waterscarcityclock&campaignid=6444167483&adgroupid=75248439485&adid=376898575385&gclid=Cj0KCQiAzZL-BRDnARIsAPCJs70hPD13J5bTBZhnGf-HHI21ZkCIvk3tpsVvHLv0sO8xPk6qOqBVv90aAgXtEALw_wcB [Access date: 10 December 2020.
21. Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı. Su Kaynakları Yönetimi ve Güvenliği On Birinci Kalkınma Planı, (2018).
22. Hoekstra AY, editor Virtual water trade: A quantification of virtual water flows between nations in relation to international crop trade. Proceedings of the International Expert Meeting on Virtual Water Trade 12, Delft, 2003; 2003.
23. Hoekstra AY, Chapagain AK, Mekonnen MM, Aldaya MM. The water footprint assessment manual: Setting the global standard: Routledge; 2011.
24. Hoekstra AY, Chapagain AK, Aldaya MM, Mekonnen MM. Water footprint manual: Water footprint network Enschede, the Netherlands; 2009.
25. Mekonnen MM, Hoekstra AY. National water Footprint accounts: the green, blue and grey water Footprint of production and consumption. Volume 1: Main Report. 2011.
26. Ercin AE, Hoekstra AY. Water footprint scenarios for 2050: A global analysis. Environment international. 2014;64:71-82.
27. Chapagain, A.K., Hoekstra, A. y. (2007) Ecolocigal Economics . 64: 109-118.
28. Mekonnen M, Hoekstra A. The green, blue and grey water footprint of farm animals and animal products. 2011.
29. Chapagain AK, Hoekstra AY. The water footprint of coffee and tea consumption in the Netherlands. Ecological economics. 2007;64(1):109-18.
30. Lovarelli D, Bacenetti J, Fiala M. Water Footprint of crop productions: A review. Science of the Total Environment. 2016;548:236-51.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 13 Ocak 2021’de yayımlanmıştır.

Derya Dikmen

Doç. Dr. Derya Dikmen - 2002 yılında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Sağlık Eğitimi Anabilim Dalı’nda 2006 yılında, doktora eğitimini Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı’nda 2012 yılında tamamladı. Dr. Dikmen 2007-2012 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak, 2012-2014 yılları arasında öğretim görevlisi, 2014-2017 yılları arasında yardımcı doçent olarak akademik çalışmalarını yürüttü. 2017 Ekim’de Doçent unvanını alan Dikmen halen Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nde Toplu Beslenme Sistemleri Ana Bilim Dalı’da öğretim üyesi olarak çalışıyor. Avrupa Diyetetik Federasyonu (EFAD) Uzman Komitesinde üye olan Dikmen’in besin ögesi örüntü profilleri, besin etiketleri, gıda güvenliği, besin seçimi ve sürdürülebilirlik alanında çalışmaları mevcut.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend