İnsan

21 Aralık 2020

Yazdır

2020’nin kazandırdıkları

2020 yılı birçok insanın hoşlanmadığı bir yıl oldu. Corona virüs salgını hayatın birçok alanında olumsuz etkiler yarattı; kısıtlamalara, kayıplara, zorunlu değişikliklere neden oldu.

Fakat aslında 2020 yılı psikolojik açıdan güçlenmek için bazı fırsatlar da sundu.

Corona yılında, çağımızın insanı belirsizliğe tahammülsüzlük, olumsuz duygulardan ve durumlardan kaçınma, yıkıcı ve yorucu mükemmeliyetçilik, hedefler peşinde koşarken değerlerini unutmak, düşük özgüven nedeniyle onay alma ihtiyacı gibi en zorlandığı konularda test edildi. Bu sınavı verebilenler gerekli güncellemeleri alarak bir üst versiyonlarına geçebildiler ve böylelikle ruhsal olarak daha dayanıklı hale geldiler.

Corona yılında belirsizliğe tepki testi

Virüs salgınının en başından beri tam bir belirsizlik hâkimdi. Virüs nasıl yayılıyor, eldiven ve maske takmalı mıyız, gelen kargoyu ne kadar balkonda bekletmeliyiz, ölü sayısı kaç, hasta kişi tanımı ne, kimler karantinaya alınmalı, hangi ilaçlar faydalı, hangi aşı en güvenli?

Bunlar gibi birçok hayati soru kafalarda cevabını bir süre bulamadan dönüp durdu, halen de dönüp duruyor. Tam “Bir belirsizliği giderdik” derken, başka bir belirsizlik ortaya çıktı. Bu belirsizlikler, hayatın kontrol edilebilen kısmını iyi kotarmış, bilgiye çabuk ulaşabilen çağımız insanları için tolere edilmesi güç bir durum oluşturdu.

Bu sınavdan geçebilenler bu süreçte şunu fark ettiler: Biz sadece kendi seçim ve davranışlarımızı kontrol edebiliriz. Bunun dışında kalan durumlar (başkalarının duyguları, düşünceleri, davranışları, çevresel olaylar vs.) bizim kontrolümüzde değildir. Hayatın kontrol edilemez yanı konusunda işe yarayan tek tutum bu gerçeği kabul etmek ve bırakmaktır. Kendi seçim ve davranışlarımız konusunda elimizden geleni yapalım, gerisi için arkamıza yaslanarak neler olup bittiğini huşu içinde izleyelim. 2020’nin insanlara verdiği önemli bir mesaj buydu.

Corona yılında olumsuz duygular testi

Pandemi bizde birçok olumsuz duygu yarattı: Kaygı, korku, endişe, yas, hayal kırıklığı, üzüntü, tükenmişlik, öfke…

Özellikle hayatı boyunca bu olumsuz duyguları hissetmenin kabul edilemez, katlanılamaz ve/veya güçsüzlükle alakalı bir durum olduğuna inanan kişiler, bu olumsuz duygular karşısında genel stratejileri olan bu duyguları görmezden gelme, halı altına süpürme gibi kaçınma stratejilerine sarıldılar. Bir dönem her tarafta “pandemi sürecinde iyi hissetmenin yolları” başlığı altında birçok önerinin yayınlandığını, konuşulduğunu gördük, duyduk. Oysa olumsuz duygular biz onları yok saydığımız zaman ortadan kaybolmazlar. Tam tersine birikir ve bir noktadan sonra tahammülsüzlük, öfke patlamaları, depresif ve tükenmiş hissetme, kendine yabancılaşma, vücut ağrıları, uyku bozuklukları ve duygusal yeme gibi farklı görüntülerle karşımıza çıkarlar.

2020 yılı olumsuz duygularımızı fark etmek, kabullenmek ve bu duygularla başa çıkmak için iyi bir fırsat sundu. İyi hissetmeye çalışmak yerine, iyi başa çıkmanın yollarını bulmaya çalışmak gerekti. Aslında 2020 yılı, çağımızın işler ve günlük koşuşturmalar altında ezilmek üzere olan, otomatik pilotta yaşayan, bu telaş içerisinde kendini ve sevdikleri (hatta değerlerini) ihmal eden insanı için bir “dur” mesajıydı.

Corona yılında yıkıcı ve yorucu mükemmeliyetçilik testi

Mükemmeliyetçilik, bazı olumsuz duygu ve durumlardan kaçmak/kaçınmak için kullanılan bir strateji olduğunda bir süre sonra yıkıcı ve yorucu bir süreç haline gelerek depresyona yol açabilir. Pandeminin önümüze çıkardığı bütün zorluklar ve kısıtlamalar karşısında bile mükemmeliyetçilik çıtalarını esnetmeyen ve yüksek standartlarını sürdürmeye çalışıp her şeye yetişmeye çalışanlar sürecin uzaması ile birlikte tükenmişlik ve depresif duygu-durum yaşamaya başladılar. Yıllardır ince ince örerek kurduğu, dışarıdan “mükemmel” gibi görünen ama arka odalarında halledilmemiş içsel çatışmaların, dile getirilmemiş olumsuz duyguların biriktirildiği evlerde yaşayanlar, pandeminin dayattığı değişimler konusunda bocaladılar.

2020 tüm acı gerçeklikleriyle insanlara mükemmeliyetçiliğin sanal bir havuç olduğunu hatırlattı, aslında “yeterince iyi” olmaya çalışmanın yeterli olduğunu öğretti. Bu mesajı alabilenler mükemmel ol(a)mamanın tadını çıkarıp kendilerini oldukları gibi, yani hataları ve yaralarıyla kabul edebildiler ve bu kabulleniş onları özgürleştirdi.

Korona yılında hedeflere yönelik yaşama testi

İnsan değerleriyle var olur ve hayatını sürdürür. Değerler bizi biz yapan, hayatımızda önem ve öncelik verdiğimiz konulardır. Başarı, aile, dostluk, sevgi, sağlık, etik, ahlak, vicdan gibi.

Çağımızın hızlı temposuna ayak uydurmaya, hayatın zorlayıcı taleplerini bile bir şekilde olur kılmaya çalışan ve başardıkça daha da kamçılanan insanoğlu, hayatlarını değerlerine göre yönlendirmeyi bırakıp (unutup) hedeflere yönelik yaşar hale gelmişti. Başarıyı aldığı unvanlarla ve terfilerle ölçmeye, dostluklarını sosyal medyadaki beğenilme sayılarına göre değerlendirmeye başlamıştı. Ve hayatı bir yapılacaklar listesi gibi yaşıyordu: Yanına tik atılan her maddeden sonra “eee, peki, şimdi sırada ne var” deyip yeni bir hedefe doğru (üstelik o hedefi gerçekten isteyip istemediğini sorgulamadan) koşmaya başlamıştı. Bu nedenle çağımız insanı kendisine ve çevresine giderek yabancılaşmıştı.

2020 yılında pek çok insan günlük rutinlerinin, dönüp durduğu çarkların dışına çıktı. Bu durum hayatında ne olup bittiğine bakma fırsatı sundu. 2020 insanlara şu soruları sordu: Dur ve düşün; gerçekte ne istiyorsun? Hayatı bu kadar kalabalıklaştırmaya ihtiyacın var mı? Tüm bu koşuşturma ne için? Gerçekte neye ihtiyacın var?

Bu soruları duyanlar ve cevaplayabilenler için 2020 değişimler, sadeleşmeler, hayatı basitleştirmeler ve aslında kişinin yüreğinde yattığı halde iş-güç-koşuşturma nedeniyle ertelenen işlerin, hayallerin gerçekleştirildiği bir yıl oldu. Hayatını hedefler ve plastik zaferler üzerine kurmaktan vazgeçenler rotalarını değerleri doğrultusunda yaşamaya çevirdiler ve bu, onlar için büyük bir değişimin kapısını açtı. Bu uyanış başka nasıl tetiklenebilirdi, bilmem.

Korona yılında onay alma ihtiyacı testi

Çağımız insanının önemli bir sorunu da düşük özgüven. Üstelik bu özgüven eksikliği kişinin başarılarından ve zaferlerinden de bağımsız bir durum; yani her ne kadar somut başarılara sahip olsa da gitmeyen, azalmayan ve düzelmeyen bir durum.

Imposter sendromu olarak da bilinen bu durum kişinin kendi iç kaynaklarına olan güvensizliğinden kaynaklanır. Kişi başarılarının tesadüf eseri olduğuna ve bir gün foyasının ortaya çıkacağına inanır. Bu durum biraz da yetiştirilme tarzından kaynaklanır; hemen her ihtiyacı hızlıca bir şekilde giderilmiş, sorunları onun adına ve onun yerine hemencecik çözülmüş, hayatın ufak çelmelerine bile takılmasın diye sürekli kucakta taşınmış olan bireylerin kendi iç kaynaklarını zenginleştirmeleri tabii ki mümkün değildir. İç kaynakları yetersiz kalan bireyler ise kendilerine güvenebilmek için dış kaynaklara ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaçlarını da sürekli çevreden teyit ve onay almayla gidermeye çalışırlar.

2020 yılı insanoğlunu iç kaynakları açısından da sınadı. Karantina ve sosyal izolasyon nedeniyle ailemiz ve arkadaşlarımızla eskisi kadar sık görüşemedik. Onlara her yaşadıklarını bir özet geçme ve onlardan hemen her konuda teyit ve onay alma ihtiyacı duyanlar, bu ihtiyaçlarını eski yoğunlukta karşılayamaz hale geldiler ve iç kaynakları ile yetinmek zorunda kaldılar. İç kaynaklarını keşfedebilen ve geliştirebilenler özgüvenlerini onarabildiler. Bunu başaramayanların ise kaygıları ve depresif belirtileri arttı.

Corona yılının kazancı: Dayanıklılık

Ruhsal dayanıklılık, yaşanan zorluklar ve hatta çöküşler karşısında kendine birtakım dersler çıkarıp, daha da güçlenerek yoluna devam etmek olarak tanımlanır. Yani aslında düştüğümüzde yerden bir parça toprak alıp kalkmak demektir.

2020 insanoğluna ruhsal dayanıklılığını arttırmak için bir fırsat sundu. İnsanoğlu yukarıda bahsedilen sınavlardan geçti. Evet, hayatı boyunca başka zamanlarda da sınanmıştı fakat 2020 yılının farkı, bütün dünya insanlarının benzer sınavlara girmesiydi. Nasıl telefonlar, bilgisayarlar zaman zaman yaşadıkları teknolojik aksamaları gidermek, yeniliklere sahip olmak için güncellemeler alıyor ve hatta bir üst versiyonları çıkıyorsa, insanlığın da güncellenip bir üst versiyona geçmesi için 2020 mükemmel bir fırsat sundu. Hem bireysel hem de toplumsal dayanıklılığın artması için bir fırsattı bu.

2021 yılında sınav sonuçları yavaş yavaş açıklanacak. Sınavı veremeyenler kendilerini güncelleyemedikleri için eski normallerine dönmeye çalışacaklar ve bocalayacaklar. Çünkü dünya eski normalleri ile uyum sağlayamayacakları kadar değişmiş olacak. Sınavı verebilenler ise eski normallerine dönmeyenler olacak, güncellenip bir üst versiyonlarına geçebildikleri için değişen çağın ihtiyaçlarına karşı daha dayanıklı hale gelmiş olacaklar.

Tüm bu nedenlerden dolayı 2020 yılına her iki açıdan da bakılabilir. Kimisinin aklında 2020 yılı engellenmelerin, kayıpların, hayal kırıklıkları ve üzüntülerin yılı olarak kazındı. Kimisinin aklına ise değişimlerin, uyanışların, fark edişlerin ve güncellemelerin yılı olarak kazındı. Hangi grupta olursanız olun, sizce de 2020 yılı kocaman ve coşkulu bir vedayı hak etmedi mi?

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 21 Aralık 2020’de yayımlanmıştır.

Aslıhan Dönmez

Prof. Dr. Aslıhan Dönmez - Psikiyatri uzmanı ve nörobilim doktoru. Çalışma alanları kaygı bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları. Uzmanlık alanı Bilişsel Davranışçı Terapi. Halen Boğaziçi Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak dersler veriyor.

guest
1 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Hülya Bozan
Hülya Bozan
31/12/2020 13:51

Aslıhan hocam emeğinize , yüreğinize sağlık . Makalenizi okurken farkındalığımız arttı , 2020 bize çok şey öğretti , dilerim 2021 tüm dünya için güzelliklerle dolu olarak gelir.
Tüm sevdiklerinizle birlikte nice mutlu yıllarınız olsun.

Hülya Bozan

1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend