FAFO Doktrini: Trump dünyaya ne söylüyor?

Trump’ın Maduro hamlesi rastlantı mı, yoksa yeni bir doktrinin ilanı mı? ABD, Latin Amerika’yı kendi “doğal etki alanı” olarak mı görüyor? Trump’ın FAFO (Bulaş da belanı bul) yaklaşımı Washington’da kalıcı mı?

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından, sert ve alaycı ifadeler içeren açıklamalarda bulundu. Trump yönetiminin bu söylemini ve arkasındaki dış politika anlayışını sorgulayan The Atlantic yazarları Missy Ryan ile Ashley Parker’ın analizinden öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya göre, 3 Ocak’ta Venezuela’da yaşanan sıra dışı gelişmeler, Donald Trump’ın başkanlığına dair belki de en temel gerçeği ortaya koydu: Küresel liderler, Trump’a karşı çıkmanın bedelini göze almak zorunda. Rubio, Nicolás Maduro’nun yakalanmasından saatler sonra Mar-a-Lago’da gazetecilere, “Bunu hâlâ nasıl anlamadıklarını gerçekten anlamıyorum” dedi.

Trump’ın doktrini var mı, yok mu?

Dünya liderlerinin Trump Doktrini’ni kavramakta zorlanması anlaşılabilir. Özellikle de ABD’nin hâlâ karmaşık, kurumsallaşmış dış politika çerçeveleriyle hareket ettiğini varsayanlar için. Truman Doktrini’nden Reagan Doktrini’ne, hatta Trump’ın sıkça atıf yaptığı Monroe Doktrini’ne kadar birçok örnek üreten ABD, bugün çok daha basit ve gösterişli bir yaklaşımı benimsiyor: FAFO ya da “Bulaş da belanı bul” (Çev. Notu. İngilizce ifadesiyle Fuck Around and Find Out – FAFO; kaba bir deyim olup, “bulaş da belanı bul” anlamında kullanılıyor. Bu, bir aktörü hafife almanın ağır sonuçlar doğurabileceğini ima ediyor.)

Trump’ın Savunma Bakanı Pete Hegseth, Maduro’nun “FAFO’yu tecrübe ettiğini” söylerken bu yaklaşımı açıkça dile getirdi.

Bazı uzmanlara göre ise bu kadar kaba bir yaklaşımı “doktrin” olarak adlandırmak bile hatalı. Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanlığı yapan John Bolton, “Trump Doktrini diye bir şey yok. Yaptığı şeylerin arkasında tutarlı bir çerçeve bulunmuyor; o an ne işine geliyorsa onu yapıyor” diyor. American Enterprise Institute’ten Kori Schake ise Trump’ın politikasını “doktrin” diyerek yüceltmemek gerektiğini savunuyor.

“Önce Amerika” ne anlama geliyor?

Yirminci yüzyılın başlarında “Önce Amerika” sloganı, ABD’yi Avrupa’daki savaşlardan uzak tutmayı amaçlıyordu. Trump ise bu sloganı, 2016’da 11 Eylül sonrası uzun ve maliyetli savaşları sona erdirme vaadiyle yeniden gündeme taşıdı. Ancak 3 Ocak’ta Mar-a-Lago’da yaptığı açıklamada, “Venezuela’yı bir süreliğine fiilen yönetme” sözü verdi.

Trump’a göre bu, biraz “ulus inşası” anlamına geliyor ve Amerikan askerlerinin sahaya inmesini gerektiriyorsa kabul edilebilir bir bedel olarak görülüyordu. Başkan, dış müdahaleye karşı olduğunu söylese de, müdahalenin kontrolü kendi elindeyse farklı davrandığını bir kez daha ortaya koydu.

Irak yanlıştı, Venezuela neden farklı?

Trump, dış müdahalenin kontrolü kendisinde olduğu sürece sınırlı da olsa bu tür girişimleri sorun etmiyor gibi görünüyor. Bu yaklaşım, Trump’ın daha önce dış müdahaleleri kısa ve yoğun güç kullanımıyla sınırlama eğilimiyle kısmen çelişiyor. Bu eğilim, ilk döneminde İranlı askeri lider Kasım Süleymani’ye yönelik saldırıda ve daha yakın zamanda İran’ın iç bölgelerine ABD bombardıman uçakları gönderme kararında da görülmüştü.

Trump, Atlantic muhabiri Michael Scherer’a verdiği röportajda, “Venezuela’yı yeniden inşa etmek kötü bir şey değil; ülke cehenneme dönmüş durumda” dedi. Irak işgalinin neden yanlış olduğu sorulduğunda ise sorumluluğu George W. Bush’a yükledi: “Irak’a asla girmemeliydik. Orta Doğu felaketi orada başladı.” Daha önce Atlantic’e verdiği bir başka röportajda da “Önce Amerika”nın anlamını kendisinin belirlediğini açıkça ifade etmişti.

FAFO Beyaz Saray’da

Beyaz Saray, bu yeni yaklaşımı hızla sahiplendi. Cumartesi günü Mar-a-Lago’daki basın toplantısının ardından, Trump’ın kararlı bir ifadeyle merdivenleri çıktığı bir fotoğraf “FAFO” başlığıyla paylaşıldı. Yönetimin bir diğer mesajı ise Rubio’nun yabancı ülkelere yönelik uyarısıydı: “ABD’nin 47. başkanı oyun oynamaz. Bilmiyorsanız, artık biliyorsunuz.”

Trump’a yakın kaynaklara göre başkan, Batı Yarımküre’deki gelişmeleri dünyanın geri kalanından farklı değerlendiriyor. Bir danışman, “Bu olay başka bir bölgede yaşansaydı böyle bir müdahale olmazdı” dedi. Trump’a göre Latin Amerika, ABD’nin doğal etki alanı.

Şu ana kadar Trump, FAFO yaklaşımını Batı Yarımküre’de uygulamaya en istekli lider gibi görünüyor. Trump’a yakın bir kaynak, başkanın Amerika kıtasındaki “rahatsız edici” Maduro gibi aktörler için dünyanın başka bölgelerindekinden farklı kriterler benimsediğini söyledi. İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Bu olay dünyanın başka bir yerinde yaşansaydı, bunların hiçbiri olmazdı” dedi.

Bir başka deyişle Trump, bu yarımkürenin büyük bölümünü ABD’nin doğal ve meşru uzantısı olarak görüyor. Venezuela’nın petrolü, Panama Kanalı veya Grönland gibi stratejik bölgeler bu bakış açısının parçası. Trump son olarak, “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var. Savunma için buna ihtiyacımız var. Grönland Rus ve Çin gemileriyle çevrili,” dedi.

‘Burası bizim bölgemiz’

Eski ABD Kolombiya Büyükelçisi Kevin Whitaker’a göre Venezuela’ya yönelik “ya da” yaklaşımı, Trump’ın ikinci dönem küresel yönetim planının bir parçası. Whitaker, Trump’ın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin temel fikrini şöyle özetliyor: “Bu yarımkürede hegemon güç biziz ve istersek meşruiyeti tartışmalı adımlar da dahil olmak üzere istediğimizi yapabiliriz.”

Bu anlayış, 19. yüzyılın başlarında Avrupa’nın Amerika kıtasındaki sömürge faaliyetlerini engellemeyi amaçlayan Monroe Doktrini’ne Trump’a özgü bir “sonuç” ekliyor. Ancak ABD, yalnızca dış güçleri uzak tutmakla kalmıyor; aynı zamanda yarımkürenin stratejik bölgelerini ve kaynaklarını da sahipleniyor.

Maduro’nun devrilmesi, Trump ve üst düzey yetkililerinin güçlü devletlerin çevrelerindeki kıtalar ve okyanuslar üzerinde hâkimiyet kurma hakkına sahip olduğu inancının bir tezahürü. Bu düşünce, Çin’in Batı Pasifik’teki ve Rusya’nın Ukrayna ile eski Sovyet coğrafyasındaki yayılmacı iddialarına rahatsız edici ölçüde benziyor. ABD’nin mesajı ise net: Bu bölgelerden uzak durun.

Venezuela sonrası için bir plan var mı?

Trump, Mar-a-Lago’daki basın toplantısında, geçmiş başkanları Amerika’nın çevresindeki solcu rejimlerin çürümesine izin vermekle suçladı. Venezuela’yı, suçluları ABD’ye göndermek, uyuşturucu kaçakçılığı yapmak ve Amerikan petrolünü çalmakla itham etti. “Bunların hepsi, iki yüzyıldan uzun süredir Amerikan dış politikasının temel ilkelerinin ağır ihlalleriydi, ama artık değil,” dedi. “Monroe Doktrini önemliydi ama biz onu çoktan aştık.”

Maduro’nun devrilmesi birçok Venezuelalı tarafından memnuniyetle karşılansa da, Trump yönetiminin Venezuela’yı nasıl yöneteceğine dair net bir plan bulunmuyor. Rubio, NBC News’e yaptığı açıklamada ABD’nin “yönetmediğini, politika yürüttüğünü” savundu.

Trump, Air Force One’da sadece 37 dakika içinde Kolombiya, Küba, Grönland, İran, Meksika ve Venezuela’ya yönelik askerî tehditlerde bulundu ya da bu ihtimali ima etti. Ancak ABD’nin Latin Amerika’ya sert müdahalelerle dolu tarihi, çoğu zaman ters etki yarattı ve anti-emperyalist liderlerin yükselmesine yol açtı.

Maduro devrilmeden önce bile Trump yönetimi, Amerika kıtasında ABD gücünü alışılmadık ve çelişkili biçimlerde kullanıyordu. Meksika’nın itirazlarına rağmen kartellere saldırı tehdidinde bulunmuş, ABD’de uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş eski Honduras devlet başkanını affetmiş ve Arjantin’e 20 milyar dolarlık kredi limiti açmıştı.

ABD’nin Latin Amerika’ya müdahalelerle dolu tarihi ise çoğu zaman ters tepti; Nikaragua’dan Küba’ya, Şili’den Venezuela’ya uzanan süreçte Amerikan karşıtı milliyetçi liderlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

FAFO’nun sınırı var mı?

“Dalga geç ve sonucuna katlan” yaklaşımının da sınırları olabilir. Trump’a yakın bir kaynağa göre başkan, yabancı bir ülkeyi uzun süre işgal etme niyetinde değil. Ancak bu ihtimali güçlü bir baskı unsuru olarak kullanmaya fazlasıyla istekli. Venezuela’da bu baskının hedefinde, 3 Ocak’ta geçici başkan olarak yemin eden Maduro’nun ikinci adamı Delcy Rodríguez bulunuyor.

Trump, Rodríguez’in önüne açık bir “ya da” koydu: ABD’nin taleplerine uymazsa ikinci bir askerî harekât dalgası. Trump, Scherer’a verdiği röportajda, “Doğru olanı yapmazsa, muhtemelen Maduro’dan bile daha ağır bir bedel ödeyecek” dedi.

Trump’a yakın kaynağa göre bütün bunlar planın bir parçası. “Çoğu başkan ‘Asker göndermeye hazırım’ demez, çünkü destekçileri hemen itiraz eder,” diyor. “Trump ise istediğini elde etmek için kısa vadede yanlış anlaşılmayı göze alıyor.”

Bu yazı ilk kez 10 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Missy Ryan ile Ashley Parker’ın Atlantic’te yayınlanan “The Fuck-Around-and-Find-Out Presidency” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.theatlantic.com/national-security/2026/01/trump-monroe-doctrine-venezuela/685502/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

FAFO Doktrini: Trump dünyaya ne söylüyor?

Trump’ın Maduro hamlesi rastlantı mı, yoksa yeni bir doktrinin ilanı mı? ABD, Latin Amerika’yı kendi “doğal etki alanı” olarak mı görüyor? Trump’ın FAFO (Bulaş da belanı bul) yaklaşımı Washington’da kalıcı mı?

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından, sert ve alaycı ifadeler içeren açıklamalarda bulundu. Trump yönetiminin bu söylemini ve arkasındaki dış politika anlayışını sorgulayan The Atlantic yazarları Missy Ryan ile Ashley Parker’ın analizinden öne çıkan bölümleri aktarıyoruz.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya göre, 3 Ocak’ta Venezuela’da yaşanan sıra dışı gelişmeler, Donald Trump’ın başkanlığına dair belki de en temel gerçeği ortaya koydu: Küresel liderler, Trump’a karşı çıkmanın bedelini göze almak zorunda. Rubio, Nicolás Maduro’nun yakalanmasından saatler sonra Mar-a-Lago’da gazetecilere, “Bunu hâlâ nasıl anlamadıklarını gerçekten anlamıyorum” dedi.

Trump’ın doktrini var mı, yok mu?

Dünya liderlerinin Trump Doktrini’ni kavramakta zorlanması anlaşılabilir. Özellikle de ABD’nin hâlâ karmaşık, kurumsallaşmış dış politika çerçeveleriyle hareket ettiğini varsayanlar için. Truman Doktrini’nden Reagan Doktrini’ne, hatta Trump’ın sıkça atıf yaptığı Monroe Doktrini’ne kadar birçok örnek üreten ABD, bugün çok daha basit ve gösterişli bir yaklaşımı benimsiyor: FAFO ya da “Bulaş da belanı bul” (Çev. Notu. İngilizce ifadesiyle Fuck Around and Find Out – FAFO; kaba bir deyim olup, “bulaş da belanı bul” anlamında kullanılıyor. Bu, bir aktörü hafife almanın ağır sonuçlar doğurabileceğini ima ediyor.)

Trump’ın Savunma Bakanı Pete Hegseth, Maduro’nun “FAFO’yu tecrübe ettiğini” söylerken bu yaklaşımı açıkça dile getirdi.

Bazı uzmanlara göre ise bu kadar kaba bir yaklaşımı “doktrin” olarak adlandırmak bile hatalı. Trump’ın ilk döneminde ulusal güvenlik danışmanlığı yapan John Bolton, “Trump Doktrini diye bir şey yok. Yaptığı şeylerin arkasında tutarlı bir çerçeve bulunmuyor; o an ne işine geliyorsa onu yapıyor” diyor. American Enterprise Institute’ten Kori Schake ise Trump’ın politikasını “doktrin” diyerek yüceltmemek gerektiğini savunuyor.

“Önce Amerika” ne anlama geliyor?

Yirminci yüzyılın başlarında “Önce Amerika” sloganı, ABD’yi Avrupa’daki savaşlardan uzak tutmayı amaçlıyordu. Trump ise bu sloganı, 2016’da 11 Eylül sonrası uzun ve maliyetli savaşları sona erdirme vaadiyle yeniden gündeme taşıdı. Ancak 3 Ocak’ta Mar-a-Lago’da yaptığı açıklamada, “Venezuela’yı bir süreliğine fiilen yönetme” sözü verdi.

Trump’a göre bu, biraz “ulus inşası” anlamına geliyor ve Amerikan askerlerinin sahaya inmesini gerektiriyorsa kabul edilebilir bir bedel olarak görülüyordu. Başkan, dış müdahaleye karşı olduğunu söylese de, müdahalenin kontrolü kendi elindeyse farklı davrandığını bir kez daha ortaya koydu.

Irak yanlıştı, Venezuela neden farklı?

Trump, dış müdahalenin kontrolü kendisinde olduğu sürece sınırlı da olsa bu tür girişimleri sorun etmiyor gibi görünüyor. Bu yaklaşım, Trump’ın daha önce dış müdahaleleri kısa ve yoğun güç kullanımıyla sınırlama eğilimiyle kısmen çelişiyor. Bu eğilim, ilk döneminde İranlı askeri lider Kasım Süleymani’ye yönelik saldırıda ve daha yakın zamanda İran’ın iç bölgelerine ABD bombardıman uçakları gönderme kararında da görülmüştü.

Trump, Atlantic muhabiri Michael Scherer’a verdiği röportajda, “Venezuela’yı yeniden inşa etmek kötü bir şey değil; ülke cehenneme dönmüş durumda” dedi. Irak işgalinin neden yanlış olduğu sorulduğunda ise sorumluluğu George W. Bush’a yükledi: “Irak’a asla girmemeliydik. Orta Doğu felaketi orada başladı.” Daha önce Atlantic’e verdiği bir başka röportajda da “Önce Amerika”nın anlamını kendisinin belirlediğini açıkça ifade etmişti.

FAFO Beyaz Saray’da

Beyaz Saray, bu yeni yaklaşımı hızla sahiplendi. Cumartesi günü Mar-a-Lago’daki basın toplantısının ardından, Trump’ın kararlı bir ifadeyle merdivenleri çıktığı bir fotoğraf “FAFO” başlığıyla paylaşıldı. Yönetimin bir diğer mesajı ise Rubio’nun yabancı ülkelere yönelik uyarısıydı: “ABD’nin 47. başkanı oyun oynamaz. Bilmiyorsanız, artık biliyorsunuz.”

Trump’a yakın kaynaklara göre başkan, Batı Yarımküre’deki gelişmeleri dünyanın geri kalanından farklı değerlendiriyor. Bir danışman, “Bu olay başka bir bölgede yaşansaydı böyle bir müdahale olmazdı” dedi. Trump’a göre Latin Amerika, ABD’nin doğal etki alanı.

Şu ana kadar Trump, FAFO yaklaşımını Batı Yarımküre’de uygulamaya en istekli lider gibi görünüyor. Trump’a yakın bir kaynak, başkanın Amerika kıtasındaki “rahatsız edici” Maduro gibi aktörler için dünyanın başka bölgelerindekinden farklı kriterler benimsediğini söyledi. İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Bu olay dünyanın başka bir yerinde yaşansaydı, bunların hiçbiri olmazdı” dedi.

Bir başka deyişle Trump, bu yarımkürenin büyük bölümünü ABD’nin doğal ve meşru uzantısı olarak görüyor. Venezuela’nın petrolü, Panama Kanalı veya Grönland gibi stratejik bölgeler bu bakış açısının parçası. Trump son olarak, “Grönland’a kesinlikle ihtiyacımız var. Savunma için buna ihtiyacımız var. Grönland Rus ve Çin gemileriyle çevrili,” dedi.

‘Burası bizim bölgemiz’

Eski ABD Kolombiya Büyükelçisi Kevin Whitaker’a göre Venezuela’ya yönelik “ya da” yaklaşımı, Trump’ın ikinci dönem küresel yönetim planının bir parçası. Whitaker, Trump’ın yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin temel fikrini şöyle özetliyor: “Bu yarımkürede hegemon güç biziz ve istersek meşruiyeti tartışmalı adımlar da dahil olmak üzere istediğimizi yapabiliriz.”

Bu anlayış, 19. yüzyılın başlarında Avrupa’nın Amerika kıtasındaki sömürge faaliyetlerini engellemeyi amaçlayan Monroe Doktrini’ne Trump’a özgü bir “sonuç” ekliyor. Ancak ABD, yalnızca dış güçleri uzak tutmakla kalmıyor; aynı zamanda yarımkürenin stratejik bölgelerini ve kaynaklarını da sahipleniyor.

Maduro’nun devrilmesi, Trump ve üst düzey yetkililerinin güçlü devletlerin çevrelerindeki kıtalar ve okyanuslar üzerinde hâkimiyet kurma hakkına sahip olduğu inancının bir tezahürü. Bu düşünce, Çin’in Batı Pasifik’teki ve Rusya’nın Ukrayna ile eski Sovyet coğrafyasındaki yayılmacı iddialarına rahatsız edici ölçüde benziyor. ABD’nin mesajı ise net: Bu bölgelerden uzak durun.

Venezuela sonrası için bir plan var mı?

Trump, Mar-a-Lago’daki basın toplantısında, geçmiş başkanları Amerika’nın çevresindeki solcu rejimlerin çürümesine izin vermekle suçladı. Venezuela’yı, suçluları ABD’ye göndermek, uyuşturucu kaçakçılığı yapmak ve Amerikan petrolünü çalmakla itham etti. “Bunların hepsi, iki yüzyıldan uzun süredir Amerikan dış politikasının temel ilkelerinin ağır ihlalleriydi, ama artık değil,” dedi. “Monroe Doktrini önemliydi ama biz onu çoktan aştık.”

Maduro’nun devrilmesi birçok Venezuelalı tarafından memnuniyetle karşılansa da, Trump yönetiminin Venezuela’yı nasıl yöneteceğine dair net bir plan bulunmuyor. Rubio, NBC News’e yaptığı açıklamada ABD’nin “yönetmediğini, politika yürüttüğünü” savundu.

Trump, Air Force One’da sadece 37 dakika içinde Kolombiya, Küba, Grönland, İran, Meksika ve Venezuela’ya yönelik askerî tehditlerde bulundu ya da bu ihtimali ima etti. Ancak ABD’nin Latin Amerika’ya sert müdahalelerle dolu tarihi, çoğu zaman ters etki yarattı ve anti-emperyalist liderlerin yükselmesine yol açtı.

Maduro devrilmeden önce bile Trump yönetimi, Amerika kıtasında ABD gücünü alışılmadık ve çelişkili biçimlerde kullanıyordu. Meksika’nın itirazlarına rağmen kartellere saldırı tehdidinde bulunmuş, ABD’de uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş eski Honduras devlet başkanını affetmiş ve Arjantin’e 20 milyar dolarlık kredi limiti açmıştı.

ABD’nin Latin Amerika’ya müdahalelerle dolu tarihi ise çoğu zaman ters tepti; Nikaragua’dan Küba’ya, Şili’den Venezuela’ya uzanan süreçte Amerikan karşıtı milliyetçi liderlerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

FAFO’nun sınırı var mı?

“Dalga geç ve sonucuna katlan” yaklaşımının da sınırları olabilir. Trump’a yakın bir kaynağa göre başkan, yabancı bir ülkeyi uzun süre işgal etme niyetinde değil. Ancak bu ihtimali güçlü bir baskı unsuru olarak kullanmaya fazlasıyla istekli. Venezuela’da bu baskının hedefinde, 3 Ocak’ta geçici başkan olarak yemin eden Maduro’nun ikinci adamı Delcy Rodríguez bulunuyor.

Trump, Rodríguez’in önüne açık bir “ya da” koydu: ABD’nin taleplerine uymazsa ikinci bir askerî harekât dalgası. Trump, Scherer’a verdiği röportajda, “Doğru olanı yapmazsa, muhtemelen Maduro’dan bile daha ağır bir bedel ödeyecek” dedi.

Trump’a yakın kaynağa göre bütün bunlar planın bir parçası. “Çoğu başkan ‘Asker göndermeye hazırım’ demez, çünkü destekçileri hemen itiraz eder,” diyor. “Trump ise istediğini elde etmek için kısa vadede yanlış anlaşılmayı göze alıyor.”

Bu yazı ilk kez 10 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

Missy Ryan ile Ashley Parker’ın Atlantic’te yayınlanan “The Fuck-Around-and-Find-Out Presidency” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz: https://www.theatlantic.com/national-security/2026/01/trump-monroe-doctrine-venezuela/685502/

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x