Görünmeyen silahların yarışı küresel rekabeti mi tetikliyor?

ABD’nin “discombobulator” adını verdiği gizemli enerji silahları gerçekten yeni bir savaş çağı mı başlatıyor? Elektronik sistemleri felç eden ve radarları susturabilen bu teknoloji savaşın doğasını nasıl değiştirecek? Bu yarışta sonunda kim kazanacak yoksa herkes mi kaybedecek?

ABD Başkanı Donald Trump, açıklamalarıyla yeni jeopolitik gerginliklere yol açmaya devam ediyor. Trump son olarak ülkesinin, kendisinin deyişiyle “Discombobulator” silahlarına, yani tartışmalı yönlendirilmiş enerji silahlarına sahip olduğunu iddia etti. Bu tür silahların varlığı ve kullanımının gizemi sürerken, Washington Post’un kıdemli dış politika yazarı David Ignatius, bunun “ABD’nin kaybedebileceği” bir silahlanma yarışına yol açabileceğini ileri sürdü.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“ABD, İran ile olası bir askeri çatışmaya doğru ilerlerken, Beyaz Saray ile Pentagon, savaşta yeni ölümcül bir dönemi işaret eden gizemli yönlendirilmiş enerji silahları cephaneliği ile övünüyor.

Yönetimin yeni sistemlere ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar, 3 Ocak’ta ABD güçlerinin Venezuela hava savunmasını aşarak savunma unsurlarını devre dışı bıraktığı ve Başkan Nicolás Maduro ile eşini kaçırdığı iddia edilen operasyonun ardından geldi. Operasyonun ardından yetkililer, nadiren tartışılan silahlar hakkında imalarda bulunmaya başladı. Bu mesajların, İran veya Çin gibi potansiyel rakiplere yönelik bir caydırıcılık amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

ABD’nin yönlendirilmiş enerji kapasitesine ilişkin bu çıkışlar, Washington Post’un, Rusya ya da başka bir yabancı gücün son on yılda CIA ve Dışişleri Bakanlığı personeline karşı darbeli enerji silahları kullanmış olabileceğine dair yeni bulgular yayımlamasının hemen ardından geldi. Söz konusu vakalar, kamuoyunda “Havana sendromu”[1] olarak bilinen nörolojik semptomlarla ilişkilendiriliyor. ABD’nin Venezuela’da kullandığı iddia edilen yöntemler ile Havana sendromu vakalarında tarif edilen etkiler arasındaki benzerlik dikkat çekici.

Trump, 24 Ocak’ta New York Post’a verdiği röportajda, ABD güçlerinin Maduro’nun yerleşkesine baskın için “Discombobulator” adını verdiği bir sistem kullandığını söyledi. “Bu konuda konuşmam yasak. Konuşmayı çok isterdim. Roketlerini hiç ateşleyemediler. Rus ve Çin roketleri vardı ama hiçbiri ateşlenmedi. Biz geldik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı” dedi.

Venezuela hava savunması nasıl susturuldu?

Trump, 13 Şubat’ta Fort Bragg’da yaptığı konuşmada da benzer bir imada bulundu: “Herkes Venezuela hava savunmasının neden çalışmadığını anlamaya çalışıyor. Bir gün bunu öğreneceksiniz.” Yerel basına göre hava savunmasını devre dışı bırakan sistem, elektronik cihazları bozmak için yüksek güçlü mikrodalgalar kullanan Hava Kuvvetleri sistemlerine benziyor.

Pentagon’un teknoloji sorumlusu Emil Michael da X hesabından “Evet, ABD Savunma Bakanlığı yönlendirilmiş enerji silahlarına sahiptir. Evet, bunları ölçeklendiriyoruz” paylaşımını yaptı.

Finansal danışmanlık şirketi Astute Analytica’nın raporuna göre küresel yönlendirilmiş enerji silahları pazarı 2024’te 7,1 milyar dolardan 2033’te 32,5 milyar dolara çıkabilir.

Kamuya açık kaynaklar, Venezuela’da anlatılanlara benzer etkiler yaratabilecek sistemlere işaret ediyor. Hava Kuvvetleri 2017’de, CHAMP[2] adlı yüksek güçlü mikrodalga sistemi taşıyan bir füzenin simülasyon videosunu yayımlamıştı. Videoda bir şehirde geniş çaplı elektrik kesintisi canlandırılıyordu.

CHAMP ve HIJENKS ne yapabiliyor?

HIJENKS[3] olarak bilinen daha gelişmiş bir mikrodalga sistemi, 2023’te Hava Kuvvetleri ve Donanma açıklamalarında yer aldı. Sistem; bilgisayar ağlarını devre dışı bırakmak, hedeflenen elektronik cihazlara zarar vermek ve güvenlik ile endüstriyel kontrol sistemlerini bozmak için yüksek güçlü mikrodalgalar kullanıyor.

Pentagon ayrıca Long Range Acoustic Device[4] (LRAD – Uzun Menzilli Akustik Cihaz) olarak bilinen ses silahları da geliştirdi. İnsan hakları örgütlerine göre bu “ses toplarının” daha küçük versiyonları ABD’de ve başka ülkelerde kalabalık kontrolünde kullanılıyor.

Havana sendromu ile bağlantı var mı?

Venezuela operasyonundan bir hafta sonra Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, X’te dikkat çekici bir paylaşım yaptı. İddiaya göre bir Venezuela güvenlik görevlisi, radar sistemlerinin aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini, başlarının patlayacak gibi olduğunu, burun kanamaları ve kusma yaşadıklarını aktardı.

Bu anlatım, Havana sendromunun ilk vakalarıyla benzerlik taşıyor. 2020 tarihli Ulusal Bilim, Mühendislik ve Tıp Akademileri raporunda, Küba’daki ABD Büyükelçiliği’nde görevli bir kişinin 2016’da şiddetli baş ağrısı, basınç hissi, tiz ses ve denge kaybıyla uyandığı belirtiliyordu. 2021’de yapılan değerlendirme, yönlendirilmiş enerjinin “en makul mekanizma” olabileceğini ifade etti. Ancak CIA öncülüğündeki istihbarat topluluğu 2023’te “yeni bir silah” kullanımının çok olası olmadığı sonucuna vardı.

Biden yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi ise 2025 Ocak ayında, darbeli elektromanyetik ya da akustik enerjinin bazı vakalarda makul açıklama olmaya devam ettiğini bildirdi.

Rusya faktörü ve eski CIA görevlilerinin iddiaları

Washington Post’un haberine göre Norveçli bir bilim insanı, darbeli mikrodalga sistemi kurarak kendi üzerinde test yaptı ve Havana sendromuna benzer nörolojik semptomlar yaşadı. ABD’li yetkililer 2024’te Norveç’i ziyaret ederek bulguları inceledi. CIA’in de yabancı yapımı bir cihazı satın alıp test ettiği bildirildi.

Moskova’da görev yapmış eski CIA görevlileri, kurumun geçmişte Rusya’nın egzotik teknolojilerle yürüttüğü faaliyetleri yeterince ciddiye almadığını savunuyor. İki dönem Moskova’da görev yapan Rolf Mowatt-Larssen, KGB’nin Soğuk Savaş döneminde mikrodalgalar, lazerler ve diğer teknik yöntemlerle yürüttüğü faaliyetlerin kapsamının tam olarak araştırılmadığını öne sürüyor.

Yeni bir silahlanma yarışı mı başlıyor?

Sonuç olarak dünya, yönlendirilmiş enerji silahlarının yaygınlaşacağı bir döneme giriyor olabilir. Asıl mesele, bu teknolojiler için uluslararası “oyun kurallarının” belirlenip belirlenemeyeceği. Askeri hedeflere yönelik kullanım ile diplomatlar ve istihbarat görevlileri gibi sivillere yönelik saldırılar arasında net bir ayrım yapılmadıkça risk büyüyor.

Daha büyük soru ise şu: ABD, sonunda kendisine rakiplerinden daha fazla zarar verebilecek bir silahlanma yarışını mı tetikliyor? Yakında başka ülkeler de elektrik şebekelerini çökerten, bilgisayar devrelerini yakan ve ciddi nörolojik hasara yol açabilen sistemler geliştirebilir. Trump’ın “Discombobulator” adını verdiği silahın hayranlarına uyarı açık: Ne ekersen onu biçersin.”

Bu yazı ilk kez 27 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

David Ignatius’un Washington Post’ta yayınlanan “The ‘Discombobulator’ arms race has begun” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.washingtonpost.com/opinions/2026/02/19/directed-energy-havana-syndrome-weapons/

[1] Havana Sendromu: İlk kez 2016 yılında Havana’da görev yapan ABD ve Kanada diplomatik personelinde görüldüğü bildirilen; baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, kulak çınlaması ve bilişsel sorunlar gibi belirtilerle tanımlanan gizemli sağlık şikâyetlerine verilen isimdir. Olayların nedeni konusunda mikrodalga/radyo frekansı temelli “yönlendirilmiş enerji” iddiaları ortaya atılmış; ancak resmî soruşturmalar kesin bir dış saldırı kanıtına ulaşıldığını teyit etmemiştir.

[2] CHAMP (Counter-electronics High Power Microwave Advanced Missile Project): Yüksek güçlü mikrodalga (HPM) enerjisi kullanarak hedefteki elektronik sistemleri fiziksel yıkım yaratmadan devre dışı bırakmayı amaçlayan deneysel bir ABD savunma programıdır. Proje, Boeing ile United States Air Force iş birliğinde geliştirilmiş; 2012’de yapılan bir testte hedef binadaki bilgisayar ve elektronik sistemlerin uzaktan etkisiz hale getirildiği açıklanmıştır. Amaç, özellikle komuta-kontrol altyapısı ve kritik elektronik unsurları hassas biçimde işlevsiz bırakmaktır.

[3] HIJENKS (High-power Joint Electromagnetic Non-kinetic Strike): Yüksek güçlü elektromanyetik enerji kullanarak hedefteki elektronik sistemleri fiziksel hasar oluşturmadan devre dışı bırakmayı amaçlayan, “kinetik olmayan” (non-kinetic) silah konseptini ifade eder. ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (DARPA) yürüttüğü araştırmalar kapsamında, özellikle insansız hava araçları ve hassas elektronik altyapıya karşı etkili olabilecek sistemler geliştirilmesi hedeflenmiştir. Amaç, düşman radar, iletişim ve kontrol sistemlerini geçici ya da kalıcı biçimde işlevsiz kılmaktır.

[4] LARD (Long-Range Acoustic Device): Yüksek desibelli ve yönlendirilmiş ses dalgaları üreterek kalabalık kontrolü, uyarı ve alan hâkimiyeti amacıyla kullanılan akustik bir cihazdır. Özellikle güvenlik güçleri ve bazı donanmalar tarafından, gemi savunması ve toplumsal olaylarda “ölümcül olmayan” (non-lethal) bir araç olarak tercih edilir. Çok yüksek ses seviyelerine çıkabildiği için işitme üzerinde kalıcı hasar riski doğurabileceği yönünde tartışmalar bulunmaktadır.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

Görünmeyen silahların yarışı küresel rekabeti mi tetikliyor?

ABD’nin “discombobulator” adını verdiği gizemli enerji silahları gerçekten yeni bir savaş çağı mı başlatıyor? Elektronik sistemleri felç eden ve radarları susturabilen bu teknoloji savaşın doğasını nasıl değiştirecek? Bu yarışta sonunda kim kazanacak yoksa herkes mi kaybedecek?

ABD Başkanı Donald Trump, açıklamalarıyla yeni jeopolitik gerginliklere yol açmaya devam ediyor. Trump son olarak ülkesinin, kendisinin deyişiyle “Discombobulator” silahlarına, yani tartışmalı yönlendirilmiş enerji silahlarına sahip olduğunu iddia etti. Bu tür silahların varlığı ve kullanımının gizemi sürerken, Washington Post’un kıdemli dış politika yazarı David Ignatius, bunun “ABD’nin kaybedebileceği” bir silahlanma yarışına yol açabileceğini ileri sürdü.

Yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:

“ABD, İran ile olası bir askeri çatışmaya doğru ilerlerken, Beyaz Saray ile Pentagon, savaşta yeni ölümcül bir dönemi işaret eden gizemli yönlendirilmiş enerji silahları cephaneliği ile övünüyor.

Yönetimin yeni sistemlere ilişkin kamuoyuna yaptığı açıklamalar, 3 Ocak’ta ABD güçlerinin Venezuela hava savunmasını aşarak savunma unsurlarını devre dışı bıraktığı ve Başkan Nicolás Maduro ile eşini kaçırdığı iddia edilen operasyonun ardından geldi. Operasyonun ardından yetkililer, nadiren tartışılan silahlar hakkında imalarda bulunmaya başladı. Bu mesajların, İran veya Çin gibi potansiyel rakiplere yönelik bir caydırıcılık amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

ABD’nin yönlendirilmiş enerji kapasitesine ilişkin bu çıkışlar, Washington Post’un, Rusya ya da başka bir yabancı gücün son on yılda CIA ve Dışişleri Bakanlığı personeline karşı darbeli enerji silahları kullanmış olabileceğine dair yeni bulgular yayımlamasının hemen ardından geldi. Söz konusu vakalar, kamuoyunda “Havana sendromu”[1] olarak bilinen nörolojik semptomlarla ilişkilendiriliyor. ABD’nin Venezuela’da kullandığı iddia edilen yöntemler ile Havana sendromu vakalarında tarif edilen etkiler arasındaki benzerlik dikkat çekici.

Trump, 24 Ocak’ta New York Post’a verdiği röportajda, ABD güçlerinin Maduro’nun yerleşkesine baskın için “Discombobulator” adını verdiği bir sistem kullandığını söyledi. “Bu konuda konuşmam yasak. Konuşmayı çok isterdim. Roketlerini hiç ateşleyemediler. Rus ve Çin roketleri vardı ama hiçbiri ateşlenmedi. Biz geldik, düğmelere bastılar ama hiçbir şey çalışmadı” dedi.

Venezuela hava savunması nasıl susturuldu?

Trump, 13 Şubat’ta Fort Bragg’da yaptığı konuşmada da benzer bir imada bulundu: “Herkes Venezuela hava savunmasının neden çalışmadığını anlamaya çalışıyor. Bir gün bunu öğreneceksiniz.” Yerel basına göre hava savunmasını devre dışı bırakan sistem, elektronik cihazları bozmak için yüksek güçlü mikrodalgalar kullanan Hava Kuvvetleri sistemlerine benziyor.

Pentagon’un teknoloji sorumlusu Emil Michael da X hesabından “Evet, ABD Savunma Bakanlığı yönlendirilmiş enerji silahlarına sahiptir. Evet, bunları ölçeklendiriyoruz” paylaşımını yaptı.

Finansal danışmanlık şirketi Astute Analytica’nın raporuna göre küresel yönlendirilmiş enerji silahları pazarı 2024’te 7,1 milyar dolardan 2033’te 32,5 milyar dolara çıkabilir.

Kamuya açık kaynaklar, Venezuela’da anlatılanlara benzer etkiler yaratabilecek sistemlere işaret ediyor. Hava Kuvvetleri 2017’de, CHAMP[2] adlı yüksek güçlü mikrodalga sistemi taşıyan bir füzenin simülasyon videosunu yayımlamıştı. Videoda bir şehirde geniş çaplı elektrik kesintisi canlandırılıyordu.

CHAMP ve HIJENKS ne yapabiliyor?

HIJENKS[3] olarak bilinen daha gelişmiş bir mikrodalga sistemi, 2023’te Hava Kuvvetleri ve Donanma açıklamalarında yer aldı. Sistem; bilgisayar ağlarını devre dışı bırakmak, hedeflenen elektronik cihazlara zarar vermek ve güvenlik ile endüstriyel kontrol sistemlerini bozmak için yüksek güçlü mikrodalgalar kullanıyor.

Pentagon ayrıca Long Range Acoustic Device[4] (LRAD – Uzun Menzilli Akustik Cihaz) olarak bilinen ses silahları da geliştirdi. İnsan hakları örgütlerine göre bu “ses toplarının” daha küçük versiyonları ABD’de ve başka ülkelerde kalabalık kontrolünde kullanılıyor.

Havana sendromu ile bağlantı var mı?

Venezuela operasyonundan bir hafta sonra Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt, X’te dikkat çekici bir paylaşım yaptı. İddiaya göre bir Venezuela güvenlik görevlisi, radar sistemlerinin aniden kapandığını, ardından yoğun bir ses dalgası hissettiklerini, başlarının patlayacak gibi olduğunu, burun kanamaları ve kusma yaşadıklarını aktardı.

Bu anlatım, Havana sendromunun ilk vakalarıyla benzerlik taşıyor. 2020 tarihli Ulusal Bilim, Mühendislik ve Tıp Akademileri raporunda, Küba’daki ABD Büyükelçiliği’nde görevli bir kişinin 2016’da şiddetli baş ağrısı, basınç hissi, tiz ses ve denge kaybıyla uyandığı belirtiliyordu. 2021’de yapılan değerlendirme, yönlendirilmiş enerjinin “en makul mekanizma” olabileceğini ifade etti. Ancak CIA öncülüğündeki istihbarat topluluğu 2023’te “yeni bir silah” kullanımının çok olası olmadığı sonucuna vardı.

Biden yönetiminin Ulusal Güvenlik Konseyi ise 2025 Ocak ayında, darbeli elektromanyetik ya da akustik enerjinin bazı vakalarda makul açıklama olmaya devam ettiğini bildirdi.

Rusya faktörü ve eski CIA görevlilerinin iddiaları

Washington Post’un haberine göre Norveçli bir bilim insanı, darbeli mikrodalga sistemi kurarak kendi üzerinde test yaptı ve Havana sendromuna benzer nörolojik semptomlar yaşadı. ABD’li yetkililer 2024’te Norveç’i ziyaret ederek bulguları inceledi. CIA’in de yabancı yapımı bir cihazı satın alıp test ettiği bildirildi.

Moskova’da görev yapmış eski CIA görevlileri, kurumun geçmişte Rusya’nın egzotik teknolojilerle yürüttüğü faaliyetleri yeterince ciddiye almadığını savunuyor. İki dönem Moskova’da görev yapan Rolf Mowatt-Larssen, KGB’nin Soğuk Savaş döneminde mikrodalgalar, lazerler ve diğer teknik yöntemlerle yürüttüğü faaliyetlerin kapsamının tam olarak araştırılmadığını öne sürüyor.

Yeni bir silahlanma yarışı mı başlıyor?

Sonuç olarak dünya, yönlendirilmiş enerji silahlarının yaygınlaşacağı bir döneme giriyor olabilir. Asıl mesele, bu teknolojiler için uluslararası “oyun kurallarının” belirlenip belirlenemeyeceği. Askeri hedeflere yönelik kullanım ile diplomatlar ve istihbarat görevlileri gibi sivillere yönelik saldırılar arasında net bir ayrım yapılmadıkça risk büyüyor.

Daha büyük soru ise şu: ABD, sonunda kendisine rakiplerinden daha fazla zarar verebilecek bir silahlanma yarışını mı tetikliyor? Yakında başka ülkeler de elektrik şebekelerini çökerten, bilgisayar devrelerini yakan ve ciddi nörolojik hasara yol açabilen sistemler geliştirebilir. Trump’ın “Discombobulator” adını verdiği silahın hayranlarına uyarı açık: Ne ekersen onu biçersin.”

Bu yazı ilk kez 27 Şubat 2026’da yayımlanmıştır.

David Ignatius’un Washington Post’ta yayınlanan “The ‘Discombobulator’ arms race has begun” başlıklı yazısından bölümler Mustafa Alkan tarafından çevrilmiş ve editoryal katkısı ile yayına hazırlanmıştır. Yazının orijinaline aşağıdaki linkten erişebilirsiniz. https://www.washingtonpost.com/opinions/2026/02/19/directed-energy-havana-syndrome-weapons/

[1] Havana Sendromu: İlk kez 2016 yılında Havana’da görev yapan ABD ve Kanada diplomatik personelinde görüldüğü bildirilen; baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, kulak çınlaması ve bilişsel sorunlar gibi belirtilerle tanımlanan gizemli sağlık şikâyetlerine verilen isimdir. Olayların nedeni konusunda mikrodalga/radyo frekansı temelli “yönlendirilmiş enerji” iddiaları ortaya atılmış; ancak resmî soruşturmalar kesin bir dış saldırı kanıtına ulaşıldığını teyit etmemiştir.

[2] CHAMP (Counter-electronics High Power Microwave Advanced Missile Project): Yüksek güçlü mikrodalga (HPM) enerjisi kullanarak hedefteki elektronik sistemleri fiziksel yıkım yaratmadan devre dışı bırakmayı amaçlayan deneysel bir ABD savunma programıdır. Proje, Boeing ile United States Air Force iş birliğinde geliştirilmiş; 2012’de yapılan bir testte hedef binadaki bilgisayar ve elektronik sistemlerin uzaktan etkisiz hale getirildiği açıklanmıştır. Amaç, özellikle komuta-kontrol altyapısı ve kritik elektronik unsurları hassas biçimde işlevsiz bırakmaktır.

[3] HIJENKS (High-power Joint Electromagnetic Non-kinetic Strike): Yüksek güçlü elektromanyetik enerji kullanarak hedefteki elektronik sistemleri fiziksel hasar oluşturmadan devre dışı bırakmayı amaçlayan, “kinetik olmayan” (non-kinetic) silah konseptini ifade eder. ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı’nın (DARPA) yürüttüğü araştırmalar kapsamında, özellikle insansız hava araçları ve hassas elektronik altyapıya karşı etkili olabilecek sistemler geliştirilmesi hedeflenmiştir. Amaç, düşman radar, iletişim ve kontrol sistemlerini geçici ya da kalıcı biçimde işlevsiz kılmaktır.

[4] LARD (Long-Range Acoustic Device): Yüksek desibelli ve yönlendirilmiş ses dalgaları üreterek kalabalık kontrolü, uyarı ve alan hâkimiyeti amacıyla kullanılan akustik bir cihazdır. Özellikle güvenlik güçleri ve bazı donanmalar tarafından, gemi savunması ve toplumsal olaylarda “ölümcül olmayan” (non-lethal) bir araç olarak tercih edilir. Çok yüksek ses seviyelerine çıkabildiği için işitme üzerinde kalıcı hasar riski doğurabileceği yönünde tartışmalar bulunmaktadır.

Fikir Turu
Fikir Turuhttps://fikirturu.com/
Fikir Turu, yalnızca Türkiye’deki düşünce hayatını değil, dünyanın da ne düşündüğünü, tartıştığını okurlarına aktarmaya çalışıyor. Bu amaçla, İngilizce, Arapça, Rusça, Almanca ve Çince yazılmış önemli makalelerin belli başlı bölümlerini çevirerek, editoryal katkılarla okuruna sunmaya çalışıyor. Her makalenin orijinal metnine ve değerli çevirmen arkadaşlarımızın bilgilerine makalenin alt kısmındaki notlardan ulaşabilirsiniz.

YORUMLAR

Subscribe
Bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

Son Eklenenler

0
Would love your thoughts, please comment.x