Jeo-Strateji

15 Şubat 2022

Yazdır

Ekonomik güvenlik ve ekonomik istihbarat neden artık daha önemli? Neleri yeniden düşünmeliyiz?

Günümüzde askerî rekabetin yerini, ekonomik rekabete bıraktığı açık. Uluslararası ilişkileri ve dış politikayı artan bir şekilde ideolojik yaklaşımlar veya milliyetçi reflekslerden ziyade, devletlerin ekonomik çıkarları şekillendiriyor.

Ancak akıllı bir strateji çerçevesinde ekonomik sektörlerini geliştirebilen, teknolojiye dayalı katma değeri yüksek ürenler üretebilen, marka yaratabilen, borsa ve döviz manipülasyonlarından milli ekonomisini koruyabilen ve bunları yapmak suretiyle de ihracata dayalı bir strateji ile üretim kapasitesini geliştiren ülkelere bölgesel ve küresel bir güç olma şansına sahipler.

Öte yandan günümüz küresel ekonomik sistemi içinde özellikle teknoloji üreten veya bilişim alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketlerin sahip oldukları ekonomik büyüklükler artık trilyon dolarlar ile ifade ediliyor. Bu şirketlerin sahip oldukları ekonomik güç, uluslararası sistemdeki birçok devletin milli gelirden bile fazla. Bu itibarla dönem dönem veya ihtiyaç hâsıl oldukça, bir istihbarat servisinin söz konusu şirketlerin ekonomik etkinlik ve faaliyetleri hakkında bilgi temin etmesi gerekiyor.

Tüm bu nedenlerden ötürü de ekonomik güvenlik ve dolayısıyla ekonomik istihbarat kavramları artık çok daha önemli.

Ekonomik güç nedir?

Ekonomik istihbarat kavramını analiz etmeden önce, bir devletin ekonomik olarak güçlü olmasının ne anlama geldiğini ortaya koymakta fayda var. Bir devletin ekonomik olarak güçlü olması, genel bir yaklaşımla; “o devletin vatandaşlarının refahı, mutluluğu, huzuru ve güvenliği sağlamak amacıyla sahip olduğu tüm kaynakları maksimum seviyede kullanması ve bu kapsamda elde ettiği maddi hasılayı da dağılımda eşitliği sağlamak suretiyle tüm toplum kesimlerine aktarması” şeklinde tanımlanabilir.

Ülkelerin ekonomik gücünün sayısal verilerle de ortaya konulması da önemli. Bu ise bazı istatistiki verilerin objektif kriterlerle tespit edilmesini gerektirir. Bir ülkenin ekonomik gücünü anlamaya çalışırken bakılacak kriterler arasında da şunlar sayılabilir: genel durumu ile ilgili bilgiler, sahip olduğu ekonomik sektörlerin yapısı, tedavüldeki parasının değeri, ekonomisinin katma değer üretme ve marka geliştirme kapasitesi, iş gücü yapısının niteliği, tüm sektörlerdeki ekonomik büyüklük ve ihracat/ithalat oranları…

Ekonomik istihbarat nedir, nasıl elde edilir?

Ekonomik istihbarat kavramına gelince…

Literatürde klasik bir bakış açısıyla istihbarat konulara göre kategorize edilmiş sekiz başlıkta incelenir: siyasi, askerî, sosyal, coğrafi, biyografik, ulaşım- iletişim, bilişim-teknoloji ve son olarak da ekonomik istihbarat.

Bu itibarla da ekonomik istihbarat; “genel olarak ekonominin kapasitesini, zayıf ve güçlü yanlarını ve özel olarak da ekonominin çok uzun süreyle silahlı kuvvetleri destekleyebilme derecesinin tespitine yönelik yapılan istihbarat” şeklinde tanımlanabilir. Bu klasik yaklaşımla, bir ülkenin ekonomik aktiviteleriyle ilgili verilerin genellikle açık kaynaklardan temin edilerek tasnif ve kıymetlendirilip (analiz edilip) rapor halinde siyasi karar vericiye sunulması faaliyetleri ekonomik istihbarat faaliyetleri olarak tanımlanabilir.

Fakat bence bu yaklaşım, çeşitli argümanlarla ciddi şekilde eleştirilmeyi gerektiriyor. Mesela, bir devletin sahip olduğu ekonomik verileri manipüle etmesi veya ekonomi ile ilgili istatistiki verileri temin etme yöntemlerinin bilimsel olmaması halinde konu kapsamında sahip olunan istihbaratın güvenilirliği sorunu nasıl giderilecek? Bu noktada ekonomik verilerini gizlediği ve manipüle ettiği için Çin’e çeşitli uluslararası yaptırımların uygulandığını hatırlatmak isterim.

Ayrıca bu yaklaşıma göre, kapalı bir toplum olan Kuzey Kore’ye veya İran’a yönelik ekonomik istihbarat faaliyetleri nasıl planlanabilir? Görüldüğü üzere ekonomik istihbarat faaliyetlerinde de diğer istihbari faaliyetlerde olduğu gibi her zaman hedef ülke ile ilgili gerçek ve mahrem bilgiyi veren bir haber elemanı kaynağına ihtiyaç var. Yani ekonomik istihbarat faaliyetlerinin başarıyla sürdürülmesi noktasında da insana dayalı istihbarat (Human Intelligence/ Humint) faaliyetleri büyük önem arz ediyor.

Öte yandan günümüzde küresel ekonomik sistem içerisindeki, ekonomik büyüklükleri trilyon dolarlarla ifade edilen, teknoloji üreten veya bilişim alanında faaliyet gösteren uluslararası şirketler burada dikkat çekiyor. Bu şirketlere dair zaman zaman ekonomik istihbarat elde edilmesi için bilgi temin edilmesi gerekebiliyor. Bu açıdan da söz konusu klasik yaklaşımın artık sınırlı kalan bir bakış açısını yansıttığı açık.

Ortaya çıkarabileceği hasarın sonradan açığı çıkması nedeniyle, ilk bakışta zararsız gibi görünen bu faaliyetler, uluslararası rekabet içindeki şirketler için çok ağır sonuçlar yaratabiliyor. Örneğin, Alman iç istihbarat servisi Anayasayı Koruma Servisi’nin (BvF) son yıllarda yayınladığı bir raporda, özellikle Rusya ve Çin’den kaynaklı olduğu iddia edilen teknoloji ve endüstriyel casusluk faaliyetlerine dikkat çekilerek, bu tür faaliyetlerin temel amacının Almanya’nın geliştirmekte sofistike teknolojik bilgileri olduğu ileri belirtiliyor. Rapora göre, söz konusu casusluk faaliyetlerinin Alman ekonomisi için yarattığı zararın 20 milyar Euro civarında olduğu da ileri sürülüyor.

Askerî değil ekonomik rekabete dayalı yeni düzen

Bunlarla birlikte güncel olarak literatürde sıklıkla tartışılan ekonomik güvenlik kavramı da analiz edildiğinde söz konusu dar yaklaşımın yetersizliği net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Günümüzde askerî rekabetin yerini ekonomik rekabete bıraktığından söz etmiştik. Uluslararası ilişkileri ve dış politikayı daha ziyade devletlerin ekonomik çıkarları şekillendirmesi, ekonomik açıdan güçlü ülkelerin bu düzende kendine yer bulabilmesi, güvenlik kavramının derinleştirilmesi ve alanın geliştirilmesi ihtiyacını yaratıyor.

Bu bakımdan ekonomik güvenliğin sağlanması veya sağlanamaması olasılığın bir ülkenin milli güvenliğini ve siyasal bağımsızlığı koruyabilecek veya tehlikeye atabilecek bir unsur olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca sadece devletin güvenliği açısından değil, ekonomik güvenliğin sağlanması veya sağlanamaması olasılığının bireylerin özgürlüğü, refahı ve güvenliğini doğrudan etkilediği de tartışılamaz bir gerçek. Bu itibarla ekonomik güvenlik; “bir devletin ekonomik ve ticari aktivitelerinin istikrarlı bir çizgide, kesintiye uğramadan ve topyekûn bir stratejik bütünlük içinde dış etkilerden, manipülasyonlardan, tehditlerden ve tehlikelerden etkilenmeyecek şekilde, devletin ve bireylerin çıkarlarını birlikte gözetmek suretiyle sağlanması ve sürdürülmesi” şeklinde tanımlanabilir.

Görüldüğü üzere, ekonomik güvenlik kavramı mevcut ticari ve ekonomik işleyişin istikrarlı bir şekilde, dış etkilerden azade korunması ve geliştirilmesi hedeflerini işaret ediyor.

Ekonomik güvenlik nasıl sağlanır?

Bu bağlamda bir istihbarat servisinin güvenliğin sağlanması ile ilgili tüm konularda olduğu gibi, ekonomik güvenliğin temin edilmesi noktasında da önemli bir işlevi var. Dolayısıyla ekonomik istihbaratın sadece hedef ülke ile ilgili bilgilerin temin edilmesi, analiz edildikten sonrada da müşteriye sunulması hedeflerini ortaya koyan klasik bakış açısının ötesinde, daha geniş bir yaklaşımla tanımlanması gerekiyor.

Bu yeni bakış açısında ise (1) hedef ülke ve küresel şirket ile ilgili açık kaynaklarda yer alan bilgilerin yanı sıra, mahrem bilgilerin de temin edilmesi (2) sahip olunan gizli mahiyete sahip ekonomi stratejilerinin, sektörel planlamaların, teknoloji üretim süreçlerinin, gizli içerikli AR-GE projelere yönelik espiyonaj operasyonlarının engellenmesi (3) ülke ekonomisinin istikrarını bozan borsa hareketleri, uluslararası finans çevrelerinin sıcak para manipülasyonları, kripto para akışı, döviz manipülasyonları vb. hakkında zamanında istihbarat temin edilmesinin sağlanması ve siyasi karar vericilerin bilgilendirilmesi hedefleri ön plana çıkartılmalı.

Söz konusu hedefler dahilinde ise ekonomik istihbarat yeni ve genişletilmiş bir bakış açısıyla şöyle tanımlanabilir: “Bir istihbarat servisinin, siyasi karar vericinin otoritesi altında hedef ülkenin veya şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili ihtiyaç hasıl olan her türlü bilginin temin etmesi, mevcut ticari ve ekonomik işleyişin istikrarlı ve kesintiye uğramayacak şekilde gelişmesinin sürdürülmesini temin amacıyla her türlü dış etkiyi ve manipülasyonu engellenmesi, mevcut ekonomik gelişme için gerekli olan katma değere sahip ürünlerin geliştirilmesi noktasında hedef şirket veya ülkede bulunan gizli niteliğe sahip projeler ile ilgili bilgilerin temin edilmesi ve benzer şekilde de ülke içindeki kritik sektörlere yönelik espiyonoj faaliyetlerine karşı konulması.”

İstihbarat servisleri ve ekonomik istihbarat çalışmaları

Söz konusu alandaki casusluk faaliyetlerine önem veren ülkelerin başında ise Çin geliyor. Örneğin Şubat 2022 ayı içinde ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Chris Wray yaptığı bir açıklamada; “Çin’in küresel süper güç olma yolunda ilerlediğini, bu süreçte de iş birlikçi ve yapıcı olmaktan ziyade, çalan ve tehdit eden bir tavır takındığını, Çinli bilgisayar korsanlarının, diğer tüm ülkelerin toplamından daha çok kişisel ve şirket verilerini çaldığı, bu kapsamda FBI’ın her 12 saatte bir Çin’e yönelik kontr/espiyonaj soruşturması başlattığı” ifade etti.

Son dönemlerde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) faaliyetleri ile ilgili olarak açık kaynaklara yansıyan bazı haberlerden de bahsetmekte fayda var. Bu çerçevede ilgili haberlerde, MİT’in de son yıllarda istihbarat alanındaki yeni nesil tehditler ile ilgili olarak yeni bir yapılanma içinde olduğu bilgisi yer alıyor.

“Ekonomik Yıkıcılık Faaliyetlerinin Engellenmesi” başlığı altında geliştirilen bu yeni stratejide, ekonomik gelişmelerin takip edilmesi, ekonomiye yönelik tehditlerin tespit ve bertaraf edilmesi, sanayi casusluğuna ve yurtiçindeki manipülatif faaliyetlere karşı konulması, terörizmin finansmanıyla mücadele gibi konularda daha etkin mücadele edecek şekilde planlamalar yapılması sağlanmaya çalışılıyor.

Bu itibarla da yine açık kaynaklarda konu kapsamında uygun personel yapılanmasına gidildiği ve ekonomik istihbarat ile ilgili kapalı ve açık faaliyetlere ağırlık verildiği, ihracat pazarlarının mercek altına alındığı, yurtdışındaki yasal temsilcilerinden bulundukları ülkenin siyasi ve politik durumuna ilaveten ekonomik durumu hakkında da kapsamlı bilgiler istenmeye başlandığı, başta savunma sanayi olmak üzere kritik sektörlerdeki personel ve mühendislere espiyonaj faaliyetlerine karşı koyma eğitimleri verildiği de yer alıyor.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 15 Şubat 2022’de yayımlanmıştır.

Ali Burak Darıcılı

Doç. Dr. Ali Burak Darıcılı - Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde lisans eğitimini 1998 yılında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde “The Role of International Community in the Bosnian Conflict; Its activities, successes and failures” konulu yüksek lisans eğitimini 2010 yılında, Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı’nda “Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya Federasyonu’nun Siber Güvenlik Stratejilerinin Karşılaştırmalı Analizi” konulu doktora eğitimini ise 2017 yılında tamamladı. 2000-2014 yılları arasında Başbakanlık’ta İstihbarat ve Güvenlik konularında “Meslek Memuru” olarak yurtiçi ve yurtdışında görev yaptı. Daha sonra akademik çalışmalarına yoğunlaşarak, özellikle “Siber Güvenlik, İstihbarat, Güncel Türk Dış Politika Meseleleri ve Terör” konularında akademik çalışmalar gerçekleştirdi. Halen Bursa Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Doçent Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapıyor.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

En Güncel Makaleler

0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
Send this to a friend