20 Haziran 2020

Psikoloji

Yorum yap

Yazdır

2020’lerde baba olmak

Yıl 1983, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü’nde yüksek lisans tezini tamamlamak üzere olan çiçeği burnunda bir asistanım. Hocam Prof. Dr. Haluk Yavuzer’in başkanlığını yaptığı “Anababa Okulu” projesini hayata geçirmek üzere olduğumuzdan hepimizde bir heyecan. Ben ayrıca heyecanlıyım çünkü tezimin de odağında olan babalar ile ilgili bir paylaşımda bulunacağım. Konuşma günü gelip çattığında katılımın oldukça yüksek olduğunu görüyorum. Anneler, babalar ve hatta anne, baba adayları… Heyecanım biraz daha artıyor. Konuşmaya başlıyorum, herkes ilgiyle dinliyor, ben biraz rahatlıyorum. Konuşmanın bir yerinde diyorum ki “Babalar da çocuklarına bakabilir ve hatta altını değiştirebilir, biberonla besleyebilir” ve arka sıralardan cüsseli bir beyefendi ayağa fırlıyor, “Hocam, sen ne diyorsun erkek adam çocuğunun altını temizler mi?” Bir an donup kaldığımı anımsıyorum. Erkek adam çocuğun altını temizler mi? Biberonla besler mi? Erkek adam baba olunca ne yapar?

Benden 2020’li yıllarda baba olmak ile ilgili bir yazı istendiğinde o günlere geri gittim. Bu çıkışı yapan baba kötü bir baba mıydı? Çocuğuyla ilgilenmiyor muydu? O babayı tanımadığım, hakkında hiçbir şey bilmediğim için bunun yanıtını veremem ama bu çıkışı yapmasının temelindeki güdüyü kestirmek güç değil.

Doğduğumuz andan başlayarak cinsel, etnik, kariyer, politik, dini vb. pek çok kimlik ediniyoruz. Bütün bu kimlikler bireyin özellikleri, içinde yaşadığı aile, toplum hatta içinde bulunan dönemin birbirleriyle etkileşimi sonucunda kazanılıyor. Kadın ve erkeklik rolleri gibi anne ve babalık rolleri de benzer bir şekilde birey, aile, toplum ve dönem etkileşimi ile şekilleniyor. Buna bağlı olarak da iyi bir ana baba olmanın özellikleri zaman içinde değişikliğe uğruyor.

Dönemden döneme değişen babalık rolleri

Tarihsel perspektiften bakıldığında babalık rollerinde farklılaşmalar olmakla birlikte “çocuğuna bakabilmek ve iyi baba olmak” kaygısı değişmiyor. Zaman içinde değişen yalnızca iyi bir baba olmadan anladıklarımız. Bir dönem iyi babanın temel görevinin ahlak öğretmenliği yapmak olduğu düşünülürken, günümüzde iyi bir babanın temel görevleri arasında çocuğunun bakımında görev almak, sorunlarıyla ilgilenmek ve çocuğuyla etkili zaman geçirmek sayılıyor daha çok.

Dönemden döneme analık ve babalık rolleri de farklılaşıyor dedik. 1970’li yıllar yeni bir aile modelinin de habercisiydi belki. Bunun en önemli nedenlerinden birkaçı cinsiyet eşitliği söylemlerinin daha çoğalması, bunun paralelinde daha fazla sayıda kadının kariyer sahibi olmayı ve tam gün çalışmayı hedeflemesi, geniş aile yapılarının yerini çekirdek aileye bırakması, boşanmaların artması, giderek artan sayıda kadınının çalışmasının aile içi rollerde ve görev dağılımında birtakım değişimleri zorunlu kılmasıydı. Bu değişimlerin ipuçlarını yalnızca gündelik yaşamda değil, o dönemde babalar üzerine yapılan araştırmalardaki artışta, bazı yazılarda, filmlerde, reklamlarda da yakalıyorduk.

1970 öncesinde çocuk gelişimi ve babalarla ilgili araştırmalarda daha çok baba yoksunluğunun çocuğun gelişimi üzerine ne tip etkileri olduğu incelenirken, 70’li yıllar ve sonrasında babanın çocuğu ile etkileşiminin gelişimi nasıl etkilediği, bakım verme stilleri açısından anne ve babalar arasındaki farklılıkların neler olduğu araştırılıyordu. 1974 yılı yapımı olan “Kramer Kramer’e karşı” filminin bu değişimi anlatan en güzel film örneklerinden biri diye düşünüyorum.

Anımsayanlarınız vardır belki. Çocuk bakmanın ve günlük işlerin rutininde boğulan, biraz melankolik ve hatta depresif bir annenin varoluşunu sorgulaması ve ayrılık sonrasında çocuğunu babaya bırakarak gitmesini, çocuğun bakımı hakkında başlangıçta pek de fikri olmayan babanın süreç içinde işi ve evi arasındaki dengeyi sağlamasını, çocuğu ile farklı bir ilişki kurmasını, sonrasında ise yeniden çocuğun velayetini isteyen anne nedeniyle bir anlamda çocuğun kendisinde kalması için verdiği hukuk mücadelesini ne güzel anlatmıştır film, Dustin Hofmann ve Meryl Streep’in eşsiz oyunculuğuyla. Sonrasında giderek artan sayıda reklamlarda ev işini yapan erkekler, çocuklarıyla eşlerine yemek hazırlayan, bebeğini yıkayan babalar görmeye başladık. Kuşkusuz bunlar toplumda büyük bir değişimin yaşandığını söylemiyordu bize, o dönemde ve hatta şimdi de hemen hemen çoğu toplumda hâlâ özellikle bebeklerin bakımında aktif rol alması beklenen kişiler anneler. Ancak bu tür filmlerin, reklamların, yazıların vb. önemi bu tip bir erkek ve baba modelinin de olabileceğini göstermeye başlaması; değişime açık olmayan, geleneksel bireylerin kafasında bile bu tür tutumların olabileceği fikrinin yer etmesine yardımcı olmasıydı.

Bu konuyla ilgili yaptığım ilk konuşmanın üzerinden neredeyse 35 yıl geçmiş. Bugün ilk konuşmada bana yöneltilen o büyük tepkinin benzerleri ile karşılaşmıyorum, tersine zaman içinde odağında baba olan toplantılara katılan erkeklerin sayısında giderek bir artışın olduğunu fark ediyorum. Geçmişe oranla pek çok ülkede yasal bir hak olarak babalık izni verilmesi, boşanma sonrası paylaşımlı velayet hakkının olması gibi yasal düzenlemelerin yapılması, paylaşımlı ebeveynlik gibi kavramların dilimize girmesi, çok yaygın olmamakla birlikte babanın evde kalıp çocuğa bakması ve kadının çalışması, babalara yönelik eğitim programlarının hazırlanması gibi örnekler de artmaya başladı.

“İyi /ilgili bir baba olmak” ne demek?

Günümüzde iyi baba olmanın yolunun yalnızca evin geçimini sağlamaktan geçmediğini biliyoruz artık. “Benim görevim çalışmak, annelerinin görevi ise çocukların bütün bakım ve gereksinimlerini karşılamak” gibi bir anlayışı dayatan geleneksel kalıpların dışına çıkmanın zamanının geldiğini biliyoruz hem anneler hem de babalar olarak. Çünkü analık ve babalık rolü bir yandan sosyo -ekonomik, kültürel, dini ve politik yapılardan etkilenip değişirken bir yandan da birbirleriyle etkileşimde bulunarak birbirini değiştiriyor.

Babanın geleneksel kalıpların dışına çıkabilmesi aynı zamanda annenin de geleneksel kalıpların dışına çıkması anlamına geliyor. Bu geleneksel kalıpların dışına çıkabilmek için kadın ve erkeğin toplum içinde eşit haklara sahip olduğunu ve birinin diğerinden daha üstün değil ama farklı olduğunu ve bu farklılıkların birbirini tamamladığını da kabul etmek anlamına geliyor.

İlgili bir baba neler yapmalı?

İyi bir baba daha doğrusu ilgili bir baba neler yapmalı peki? Çocuğun gereksinim duyduğunda hem fiziksel hem de duygusal olarak babasına ulaşabiliyor olması ya da ulaşabileceği inancının olması çok önemli bir başlangıç.

Çocuk ile ilgili sorumlulukların yerine getirilmesinde etkin rol almak önemli olan diğer bir nokta. Özellikle çok küçük çocukların beslenmek, yıkanmak, tırnaklarını kesmek vb. bakımını yapmak, bunları kazanma aşamasında destekleyici olup yol gösterici olmak, doktora, spora vb. götürme görevini üstlenmek, okuldaki aile görüşmelerine katılmak, okul ile ilgili sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini izlemek, sanat, spor vb. alanlardaki performanslarına gitmek gibi şeyler, bu kapsamda yapması gerekenlere birkaç örnek olarak düşünülebilir.

Çocuğun, değerleri olan iyi bir insan olarak yetişebilmesi için gerektiğinde kuralların ve sınırların belirlenmesinde anne ile birlikte ortak karar alması ve uygulaması da yine ilgili bir babanın yapması gerekenler arasındaki olmazsa olmazlardan. Ve en önemli olan da etkileşim ve iletişimle ilgili olanlar. Birlikte oyun oynamak, eğlenceli şeyler yapmak, ortak ilgi alanları bulmak, çocuğun söylediklerini dinlemek, iç dünyasını, kızgınlıklarını, sevinçlerini, üzüntülerini, hayal kırıklıklarını anlamaya ve anladığını göstermeye çalışmak, sevgisini göstermek, sevdiğini ve sizin için ne kadar önemli olduğunu söylemekten çekinmemek. Bütün bunların baba ve çocuk arasındaki duygusal bağın kuvvetlenmesinde, çocuğun güven duygusunu ve önemli olduğunu hissetmesinde yaşamsal bir önemi var.

Özetle ilgili bir baba olmaya giden yol, çocuğu için erişilebilir olmak, sorumluluk almak, çocukla ilgili alınacak kararlara katılmak ve yakın bir ilişki kurmaktan geçiyor.

Babalar çocuklarıyla ne kadar zaman geçirmeli?

Çocuğa ayrılacak zaman ne kadar olmalı? Bütün gün işteyim çok yoğun bir tempom var, nasıl zaman bulurum? Bir tek hafta sonu var onda da dinlenmeyelim mi? Durmadan bir şeyler yapmak istiyor, nasıl yetişebilirim ki? Bu soruları çoğaltmak olası.

Doğal ki çocuğunuzla bir ilişki kurabilmek için ortak geçirilen bir zaman gerek. Ama yapılan pek çok araştırma çocukla birlikte geçirilen süreden çok bu sürenin ne kadar kaliteli geçirildiğinin önemli olduğunu vurguluyor ki doğru. Bütün gün boyunca aynı evin içinde olup, aynı odayı paylaşıp çocuğunuzla hiçbir etkileşimde bulunmayabilirsiniz ancak bazen birlikte geçirilen bir yarım saat bütün gün aynı ortamı paylaşmanızdan çok daha etkili olur. Çok uzun saatler çalışıyor olup geldiğinizde çocuğunuzun çoktan uyumuş olduğu bir rutinde bile gün içinde çocuğunuzla yapacağınız 5-10 dakikalık görüntülü konuşma çocuğunuzu önemsediğinizi, sevdiğinizi göstermek için bir yol olabilir. Yeter ki, bunun için günlük program akışımızda bir zaman, bir olanak yaratın. Hele COVID – 19 nedeniyle evde kalma olanağı bulan babalar için şu günler çocuklarla birlikte olmak, zaman geçirmek açısından çok kıymetli bir dönem.

İyi baba olmak için içgüdü yetmez, eğitim şart

Babaların çocuklarının bakım ve eğitiminde etkin bir biçimde rol almalarının yalnızca bireysel çabalarıyla olmasını beklemek doğru değil. Çünkü ne tür bir anne ya da baba olacağınızı yalnızca içgüdüleriniz belirlemiyor, bilgilenmek ve eğitim çok önemli. Araştırmaların söylediği şeylerden biri de şu: Gerek evlilik gerek çocuk yetiştirme konularında olsun bilgi almak, çeşitli interaktif toplantılara katılmak, bireylerin hem eş hem de ana baba olarak becerilerini geliştirmelerine olumlu etki ediyor, katkıda bulunuyor.

Çocuğuyla iyi bir ilişki kurması sadece çocuk için mi önemlidir?

Vurgulamak istediğim bir nokta da babanın ilgili, iyi bir baba olmasının yalnızca çocuğunun duygusal ve sosyal gelişimine katkıda bulunmakla kalmayıp babanın kendi bireysel gelişimine de katkıda bulunmasıdır. Bu ise eşler arasındaki etkileşimin olumlu yönde artmasını o da annenin çocuklarıyla olan etkileşiminin daha dengeli ve uyumlu olmasını kolaylaştırır.

Son söz olarak bu yazıyı okuyan babalar, lütfen gününüzün bir zaman dilimini çocuklarınıza ayırın, ertelemeyin. Çocuğunuzla konuşun, dinleyin, sevip, okşayın, zorlandığı bir şeyi aşmasında yardımcı olun, oynayın ve eğlenin. Çocuklarımız o kadar çabuk büyüyorlar ki, bitmez diye düşündüğümüz zamanlar fark etmeden geçip gidiyor. Onun mucizevi gelişimini izlemek ve bağlarımızı kuvvetlendirmek için tek bir şansımız var. Bu dönemi kaçırdığımızda yanımızda beliriveren, büyük olasılıkla da bize yabancı olacak bir yetişkin görmek istemiyorsak bugün, başlamak için en güzel zaman.

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fikir Turu’nun editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Bu yazı ilk kez 12 Haziran 2020’de yayımlanmıştır.

Oya Güngörmüş Özkardeş

Prof. Dr. Oya Güngörmüş Özkardeş - İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümünü bitirdi, İ.Ü. Çocuk Sağlığı Enstitüsü’nde Gelişim Nörolojisi dalında Yüksek Lisansını, İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünde Eğitim Bilimleri dalında doktorasını tamamladı. 1998 yılında doçent, 2013 yılında profesör olan Özkardeş, 2002 yılına kadar İ.Ü. Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesinde Okul Öncesi Ana Bilim Dalı Başkanlığı ve üniversitenin uygulama ana okulu olan “Çocuklar Evi”nin yöneticiliğini yaptı. Özkardeş, kurucularından olduğu “Pencere Psikolojik Danışma Merkezi”nde bireysel danışmanlık ve özel eğitim çalışmaları yapıyor, ailelere ve eğitimcilere çalışma grupları düzenliyor, meslektaşlarına süpervizyon veriyor. Ayrıca merkezin 2001’de kurduğu “pencere-sey” yayınlarında hem yöneticilik yapıyor hem de çocuklara yönelik çeşitli eğitim gereçleri hazırlıyor.

Yorumu Gör

avatar
Send this to a friend